sinem de hareketliydi, enerjikti. Bir yere gidilmesi gerektiğinde ya da yerinde duramayan birini gördüğünde eşlik eden kişi bu oluyordu. Genelde yağmur kantine veya tuvalete gitmek istediğinde her seferinde onunla gelmeyi itiraz etmeyen kişi yordu. Gülmeyi çok seviyor, güldüğü kadar da çevresindeki insanları güldürüyordu. Eşyalarını ve getirdiği yemekleri de paylaşmayı çok seviyordu. Bir kere mısır gevreğii ve süt getirmişti, ayrıca tüm kızlar içinde kaşık getirmişti bu sayede hep beraber beraber yemişlerdi. Kamerası en güzel telefonda onundu ve kızlar onun telefonundan istedikleri gibi fotoğraf veya video çekebiliyorlardı. Yakın oldukları için telefonun şifresini biliyorlardı. kendine ait olan çoğu şeyi kızlara da ait olarak düşünüyordu ve kendini onlardan üstün görmüyordu, kimseye yukarıdan bakmıyordu. Gerçekten düşünceli ve anlayışlı bir arkadaştı belki de aralarında mantıklı karar verebilen tek kişi o olabilirdi. Daha ağırbaşlı durabiliyordu ve utanma duygusuna sahipti. Diğer kızlar ne kadar utanmayıp kendini ezil etse de o sadece gülmek ve onlrın videolarını çekmek ile yetiniyordu. Kendi ile alakalı konularda ise cesaretli davranmayı da biliyordu ve ne istediğini de gayet iyi biliyordu.
Arzu bazen çok iyi fakat bazen de çok soğuk olabiliyordu. Bazen bazı bakışları bile insanı korkutuyordu. Çok fazla konuşmasa da çok fazla dinleyip analiz yapmayı seviyordu. Geçen seneden sohbetler olsa bile bir süre daha mesafeli olmaya devam etmişti. Zaman içinde yakınlaştıkça hareketleri daha samimileşmişti. Çoğu konuda destek olacak kadar cana yakın bir kızdı. Konuşması kibardı ve sesi çok şirindi. Annesinin onlar için hazırladığı yemekler getirdiğini söylediğinde ise sesi her zamankinden daha da şirin oluyordu. Annesi tabiki de kızlar için de ayrı çatal ve kaşık koyuyordu, onları da kendi kızı gibi görüyordu. Arzu da annesinin hazırladığı yemekleri memnuniyetle arkadaşları ile paylaşıyordu, bu durum onu da çok mutlu ediyordu. Belki o arkadaş grubundaki en düşünceli kişi Arzu idi. Yaptıklarını ve söylediklerini her zaman sevdiği insanları düşünerek yapıyordu, onlara göre hareket ediyordu. Çevresindeki insanların mutluluğu onun için gerçekten önemliydi. Sevdiği herhangi birini üzmek ve ya kırmak onun yapmaktan en korkuttuğu şeylerden biriydi. Çok duygusal olarak düşünüyordu ve kararlarının bir kısmını da bı durumlara göre veriyordu. Bu şekilde kızları gittikçe daha çok tanıyordu ve kimin nasıl biri olduğunu öğreniyordu.
O ilk oturdukları günden sonra ise sürekli beraber olmuşlardı. Bu durumdan rahatsız olan kimse yoktu aksine hepsi beraber vakit geçirmekten çok memnundu. Birlikte aşırı eğleniyorlardı ve hayatlarında olan şeyleri birbirlerinden gizlemiyorlardı. Bildikleri herşeyi de birbirleri ile paylaşarak birbirlerine destek oluyorlardı. Bunlar yağmura kendini iyi hissettiriyordu. Bazı zamanlara arzu, Sinem ve ebru daha yakın olsalar bile yağmur bunu çok umursamaya çalışıyordu çünkü zaten önceden beri yakın oldukları için kendisine karşı aynı samimiyeti kurmalarını bekleyemezdi. Garipsediği bir nokta vardı, o da Esra her zaman onlarla beraber olsa bile onların arasındaki samimiyet kadar onlar ile samimi olamıyordu. Bu durum Esra’nın da çok unrunda olmadığı için aralarında herhangi bir problem yaratmıyordu. Garip bir durumdu fakat bu duruma karışmak yağmurun görevi değildi.
Yağmur arkadaşlarına karşı her zaman anlayışlı olmaya çalışıyordu ve onların ona davrandığı şekilde onlara karşılık vermeye çalışıyordu. Onlar ona her duyduklarını anlattıkları için o da her duyduğu şeyi onlar gibi anlatmaya çalışıyordu. Onlar kendisi için birsey yaptıkça da o da kızlar için başka şeyler yapmak için çabalıyordu. Beraber daha samimi olabilmek için elinden geleni yapıyordu. Arkadaş grubundaki her kıza ayrı ayrı çok değer veriyordu çünkü hepsi çok iyi kızlardı ve çok samimilerdi. Kendisine karşı bir yanlışları olmadıkça herhangi bir sorun çıkarmak istemiyordu.
Eski arkadaş grubunun dağılması da kötü bir sebep ile olduğu için yeni arkadaşlara ve yeni arkadaş gruplarına dahil olmaya korktuğu için kendini bir anda bu arkadaş grubunun ortasında bulmak onun hoşuna gitmişti. Yalnız kalmaktan oldum olası hep korkuyordu çünkü yalnız kaldığında kafasındaki sesleri bastırmak da zorlanıyordu. Ama artık yalnız değildi, yeni bir arkadaş grubu vardı. Bu kızlar artık onun okuldaki en sevdiği arkadaşlarıydı. Bu sefer arkadaşlıkların bitmeyeceğini inanıyordu çünkü hem evleri yakın hem de sürekli beraberlerdi. En fazla ne kadar ayrı kalabilirlerdi ki? Yağmur bunları düşünüyordu ve arkadaşlarının da böyle düşündüğüne emindi. Onlara inanmak ve güvenmek istiyordu.
Habersiz oldukları bir gün o soruyu yağmurun önceden de yakın olduğu göktuğ sordu. Göktuğ okuldaki herkesin arkadaşı gibidir ama çoğu kişinin de yakın olarak görmeyeceği biriydi. Hatta çoğu yakın arkadaşım dediği insan da onun arkasından kötü konuşuyordu. Kız işine geldiği gibi kullanmasıyla da okulda birkaç kez ada duyurulmuştu. Yağmur ile yakın olmalarının sebebi göktuğ idi. Biraz ısrarla ve biraz onun üstüne düşmesi ile samimi olmayı ve bu samimiyet ilerletmeyi başarmıştı. Farklı birine dönüştüğü hakkında sürekli yalan söylüyordu ve yağmur ne kadar inanmasa da öyle olduğunu düşünüyor muş gibi yapıp göktuğ’u kırmıyordu. Bir okul gezisinde en arka koltukta göktuğnun eski sevgilisi hakkında konuşmalarının ardından tüm gezi konuşmaya devam etmişlerdi. Geziden sonra da kaç defa yan yana gelmişlerdi ve aralarındaki samimiyet her zaman normal düzeydeydi. O gün de göktuğ yağmurun yanına geldi.
“Şimdi sana bir şey soracağım ama çaktırma, senin arkadaşın var ya ya şurdaki saçlarına mavi boya olan arkadaşın.”
“Evet, ne olmuş ona?”
“Onun ismi ne?”
“Neden merak ettin bakalım bir anda?”
“Kendim için sormuyorum bir arkadaşım onu beğenmiş bu yüzden ismini ve de sosyal medya hesabını verirsen çok sevinirim. Belki konuşur anlaşırlar.”
“Kim o arkadaşın?”
“Aslında söyleme dedi ama çaktırmadan bak şurda oturuyor. Üzerinde yeşil bir şey var, koyu yeşil.”
“Gördüm tamam. İsmi Esra, iyi kızdır. Çok yakın arkadaşım zaten. Ona da sorarım eğer isterse atarım sana hesabını sen iletirsin arkadaşına.”
“Tamamdır atarsın sen.”
Yağmur baktığında gördüğü kişiye şaşırmadı çünkü zaten gördüğü, gözünün alışık olduğu biriydi karşısındaki kişi. Göktuğ’nun yanında sıklıkla beraber gezdikleri arkadaş grubundan bir çocuktu. Diğer arkadaşlarını geçen seneden tanıyordu fakat geçen sene ortalıklarda bu çocuğu hiç görmemişti. Diğer tüm arkadaşları hakkında bir fikri vardı ve onlar hakkında birkaç bir şey duymuştu.. Bu çocuk arkadaşlarona göre daha gizemliydi ve ortalıklarda daha yeni görünmeye başlamıştı. Nereden nasıl geldiğini de bilmiyordu. Hatta aklına ismini bile bilmediği geldi. Aniden Göktuğ’yu durdurdu.
“Dur dur gitmeden sen de arkadaşının ismini söyle.”
“Onun ismi Yağız.”
Kafasıyla Göktuğ’u onayladı ve hemen olanları kızlara anlatmak için oradan uzaklaştı. Kızların yanına giderken neler olduğunu düşünüyordu. Daha önce de arkadaşlarını beğenen başka kişiler olmuştu ve o da bu durumlarda onlara yardımcı olmuştu. Bu sefer garipti. Son sınıfların onları sormaları pek iyi yorumlanmıyordu. Erkeklerin genel olarak kendinden küçük kızları ne amaçla kullandıklarını onlar da çok iyi biliyordu. Okulda da bu şekilde davranan birkaç tane son sınıf öğrencisi vardı. Bu Yağız denem çocuğu da tanımadıkları için gerçek niyetinin ne olabileceğini bilmiyordu. Şaşkın bir şekilde heyecanlı heyecanlı olanları kızlara anlattı. Olanlara Esra da şaşırdı. Böyle bir şeyi o da beklemiyordu. Zaten güzel görünen ve zaman zaman ilgi çeken bir kızdı. Bu duruma şaşırmamıştı fakat şimdi olmasına şaşırmıştı.
“Konuşmama gerek yok bence. Yani zaten dikkatimi çeken biri değildi konuşursam bile boşuna olabilir. Başka biri ile konuşmak istediğimi biliyorsunuz.”
Yani son sınıflar ile konuşmak istemiyordu ayrıca çocuğu da beğenmemişti. Aklında olan başkaları olduğunu da kızlar biliyordu. Ama zaten ciddi birşey için değil de biraz eğlence için konuşmalarını istiyorlardı. Sinem’in beğendiği çocuk da o çocuğun arkadaşlarından biriydi. Belki o konuşursa eğer Sinem de bu şocuk ile aynı yerlerde denk gelerek konuşmaya başlayabilirdi. Bunu düşününce Sinem de Esra’yı ikna etmek için çabaşamaya başladı. Biraz ısrarla kızlar sonunda Esra’yı ikna ettiler ve Yağmur Göktuğ’a Esra’nın sosyal medya hesabını gönderdi.
