İçeriğe geç

İleriden Sıradan Bir Gün

Bölüm 1 · 4 dk okuma

İleriden Sıradan Bir Gün

Bölüm 1

Gelecekten kısa bir öykü

Iııhhmm alarm sesi. Bu ses öğrencilik hayatım boyunca pek hoşuma gitmezdi. Seni o yumuşacık, sıcacık yatağından alır buz gibi sokağa bırakırdı. Yorgunmuş, uykusuzmuş hiç dinlemezdi. Tabi nereden bilsin seni gece 1 e kadar uyku tutmadığını. Şimdi de durum pek farklı değil. Beni o güzel yatağımdan alıkoyduğun da yine ona kızıyorum ama uyanma sebebimi hatırlayınca ona karşı kızgınlığım geçiveriyor.

Çalan alarmı kapatıp yatağımda oturdum. Ayaklarımı sıcak yatağımdan çıkarıp soğuk zemine koydum. Ellerimle yüzümü ovuştururken terliklerini arayan ayaklarıma yardım etmek için gözlerimi açtım. Terliklerini bulan ayaklarım beni banyoya götürdü ellerim yüzümü yıkadıktan sonra bilgisayarımın başına oturdum. Üzerinde uzun süredir uğraştığım programın yazılımını sonunda bitirdim. Bitirmenin sevinciyle mutfağa gittim. Skati bacaklarımın arasında dolaşırken Çilibik hâlâ uyuyordu. Seni uykucu kedi. Aynı ben. Güzel bir kahvaltıdan sonra odama geçip üniversiteye gitmek için hazırlandım. Kedilerim Çilibikle Skatiyi ve balığım p

Portakalı besledikten sonra Çilbiği ve Skatiyi uslu durmaları konusunda tembihledim.

- Bakın yaramazlık yok. Portakala dokunmak yok. Skati sana diyorum. Balıklara dokunmak yok.

Kedilerimi tembihlerken içlerinden geçenler:

- Tamam ya sen merak etme biz balıklara bırak dokunmayı onlara güvenlik oluruz canım.

- Tabi Skati kesin güvenlik olursun.

- Olurum tabi

- O yüzden mi Portakal akvaryumun dışındaydı en son sen onun yanındayken

- Orda benim suçum yok. Sahip akvaryumun kapağını açık unutmuş. Portakal da dışarı atlamış. Ben onu geri akvaryuma koymaya çalışıyordum bir kere.

- Tabi canım tabi

- Gerçekten. Sanki sen çok uslusun da Çilibik.

- Kavga etmeyi bırakın!

Dedim birbirleriyle miyavlaşıp duran kedilerime.

- Uslu durun tamam mı?

Bana boncuk boncuk bakan gözleri tamam sayarak evden çıktım. Otobüs durağına vardığımda otobüs daha gelmemişti. Bir sürelik bekleyişten sonra otobüs geldi. Otobüste yer olmadığı için ayakta durmak zorunda kaldım. Omzumdaki çanta canımı çok acıtsada buna dayanmalıydım. Bunu yapmayı ben istemiştim. Yazılım mühendisi okuduktan sonra dayanamayıp tekrar sınava giren ve mimarlık isteyen bendim. Olsun bunu çekmeye değerdi. Mezun olunca anladım, okumanın değerini. Özlediğimi fark ettim öğrenmeyi. Ama her şeye rağmen şu omzumun ağrısı çok fena. Bilgisayar taşımam gerekmese iyi olurdu. Otobüsün üniversitenin önünde durmasıyla otobüsten indim. Fakülteme gidip derslerime girdim. Öğlede ki arada bilgisayarımdan yeni gelen yazılım teklifine göre yazılım yazmaya uğraştım. Eskiden yani mimarlık kazanmadan önce liseden mezun olduğumda YKS de iyi bir sıralamaya girdiğimde yazılım mühendisliği ve mimarlık arasında kalmıştım. En son yazılım mühendisliği okumaya karar vermiştim. Mezun olduktan sonra bir iki şirkette çalıştım. Güzel paralar kazandım ama işi yapmam için çok kısa süre veriyorlardı. Yetiştirmek için gece gündüz çalışıyor kendime zaman ayıramıyordum. Ve çok yoruluyordum. O yüzden yeterince para kazandıktan ve kendimi biraz daha geliştirdikten sonra bir kaç oyun ve program yazdım. Onlar sayesinde hâlâ para kazanıyorum. Şuan da ise gelen teklifler ile işimi yapıyorum. Arta kalan zamanlarda kendim program yazıyorum. Artık kendime zaman ayırabiliyorum. Küçükken yazdığım kitapları yayınladım. Şuan da da kitap yazmaya ve okumaya devam ediyorum. Bazen resim de yapıyorum. Tekrardan okumaya da fırsatım oldu bu sayede.

- Buraya oturabilir miyim acaba?

Kafamı kaldırdığım da gözlükleriyle çok tatlı duran kızla göz göze geldik. Kucağında bir sürü kitap vardı.

- Tabi ki. Oturabilirsin.

- Teşekkür ederim.

Kitaplarını masaya koyduktan sonra karşımdaki sandalyeye oturdu.

- Ne okuyorsun?

- Öğretmenlik. Sen?

- Mimarlık.

- Ya abim de mimarlık okuyor.

- Aa burada mı okuyor?

- Evet

- Belki tanıyorumdur.

Burada bir sürü arkadaşım vardı. Hatta en yakın arkadaşımın hala nasıl yanıma gelmediğine şaşırıyorum.

- Yazılımcı naber?

İyi insan lafın üstüne gelirmiş.

- İyi, sen?

- İyi yaşıyoruz işte

- Yazılımcı derken?

Diye sordu kız meraklı gözlerle.

- Arkadaş aslında yazılım mühendisi. Ama evde canı sıkılmış şimdi mimarlık okuyor.

- Engiiin!

- Ne öyle ama. Sahi bu arkadaş kim?

- Ben İrem biyoloji öğretmenliği okuyorum.

- Makinacı bana laf söylüyorsun ama kaç yıl bölüm beğenmeyip anca makina mühendisliğinde karar alan sensin. Hem belki de mimarlıktan sonra tıp okurum.

- Sen onu da yaparsın.

- Benim gitmem gerek tanıştığıma memnun oldum.

Dedi İrem.

- Bizde memnun olduk.

- Bizde artık gidelim istersen yazılımcı.

- Olur.

Diyip toplanmaya başladım.

- Çıkışta otobüsle mi gideceksin?

- Evet.

- Seni ben bırakabilirim. İstersen.

- Çok iyi olur. Omzum çok acıyor zaten.

- Tamam o zaman çıkışta benim arabaya gelirsin. Görüşürüz.

- Tamam. Görüşürüz.

Kalan derslerime de girdim. Çıkınca Engin beni bıraktığı için omzum daha az ağrıyordu. Eve vardığımda akşam olmuştu. Hayvanlarıma yemeklerini verdikten sonra kendime de bir şeyler yaptım. Ardından kedilerimle televizyon izledim. Belgesel bittikten sonra yazılımcılığa devam ettim. Skati masanın üstünde, Çilibikse ayaklarımın üstünde uyudu. Ben de kitabımı okuduktan sonra kafamı yumuşacık yastığıma koydum. Kendimi uykunun tatlı kollarına bıraktım.

Bölüm sonu

3 yorum