
|•°•|
Bir hafta sonra
İki haftadır neredeyse her gün Diego ile konuşuyordum. Sürekli mesajlaşırken bile beni güldürüyor ve küçük jestler yapıyordu. Kendisi İtalya'da olmasına rağmen birkaç sefer evime çiçek yolluyordu. Bu bana yaptığı her ne ise ondan etkilenmeye başlamıştım bile.
Şunun şurasında sadece iki haftada hayatım olan birine göre oldukça onu seviyordum. Başta sadece arkadaşça düşünmüştüm ama o bunu istemiyordu. Kendisi zaten bunu sürekli dile getirmişti ve bende artık ikna olmuştum.
Aşk ilişkilerine karşı pek iyi yaklaşmıyordum. Şu zamana kadar hiç sevgilim olmamıştı ve ilk hoşlandığım kişi ile böyle tanışmayı hiç hayal etmemiştim.
Gerçi erkeklerden biraz korkardım ve bu yüzden de aşk için ilk adımı kesinlikle ben atamazdım. Ama Diego'nun da bundan vazgeçmeyeceğini de biliyordum.
Diego'ya bir şans verebilir miydim? O beni üzer miydi? Yoksa mutlu mu ederdi?
°°°
Diego: Kedim, nasılsın?
Siz: Diego yine bir çevirmen mi tuttun?
Diego: Hayır. Ben yazıyorum.
Siz: Sen. Türkçe. Yazıyorsun.
Diego: Evet.
Siz: Nereden biliyorsun lan? Daha dün konuşamıyordun.
Diego: Ders çalışıyorum.
Siz: Bir dakika, bir dakika
Siz: Yoksa sen benim için mi Türkçe öğreniyorsun??
Diego: Evet. Ama çok zor.
Siz: GÜLMEMEM LAZIM!
Siz: Seni yerim ben.
Siz: Şaka mısın?
Diego: Şaka mıyım?
Siz: Yüz ifadeni merak ettim.
Siz: Gerçekten yüzünü hiç görmedim.
Diego: Se vuoi posso inviartelo subito. (Sen istiyorsan hemen atabilirim.)
Diego:

İlk defa yüzünü görüyordum. Bundan önce istemek aklıma bile gelmemişti ama gördüğüm zaman buna ne kadar ihtiyacım olduğunu anladım. Hoşlandığım adamın yüzünü görmek benim yanaklarımın ısınmasına sebep olmuştu.
Yüzü de çok çekiciydi. Hafif uzun saçları ve yeşil yeşil gözleri ile fazlasıyla yakışıklıydı. Gençte gözüküyordu daha ne isteyeyim.
Diego: Il mio gatto, ci sei?" (Kedim, orada mısın?)
Diego: Alara?
Siz: Buradayım.
Siz: Taş gibisin.
Diego: Calcolo? (Taş?)
Siz: Fıstık gibisin.
Diego: Arachidi? Cosa dici ad Alara? (Fıstık? Alara ne diyorsun?)
Siz: Yakışıklılığından dilim tutuldu, Diego.
Siz: Söyledim işte, oh.
Siz: Maviş maviş gözlerin var.
Siz: Bir erkeğe bu kadar mı yakışır bi' göz.
Siz: Maşallah!
Siz: Model gibisin yemin ederim.
Siz: Bir sürü kadın bakıyordur şimdi sana.
Siz: Ya Diego beni sinir ettin.
Siz: Git.
Diego: Il mio gatto, sei così dolce. (Kedim, çok tatlısın.)
Diego: Faccio fatica a non venire da te in questo momento. (Şu an yanına gelmemek için zor duruyorum.)
Diego: Inoltre, pensi che guarderei qualcun altro oltre a te? (Ayrıca, sence ben senden başkasına bakar mıyım?)
Siz:

Siz: Ya şapşikk.
Siz: İtalyan erkekleri romantik olur derlerdi de inanmazdım.
Siz: Ayrıca sen elinde bavullarla nereye gidiyorsun?
Diego: Alla Serbia. (Sırbistan'a.)
Diego: Ho un colloquio di lavoro. Torno subito. (Bir iş görüşmem var. Hemen geri döneceğim.)
Diego: Dopo il mio ritorno, andrò in Turchia. (Geri döndükten sonra Türkiye'ye gideceğim.)
Diego: Sono un uomo impaziente. (Ben sabırsız bir adamım.)
Diego: Penso di aver aspettato troppo a lungo per vederti. (Bence seni görmek için oldukça bekledim.)
Siz: Sen ciddi misin?!
Siz: Hemen gel.
Siz: Seni bekleyeceğim.
Diego: Va bene se non vado in Serbia. (Sırbistan'a gitmesem de olur.)
Diego: Devo andare in Turchia. (Yolumu Türkiye'ye çevirmeliyim.)
Siz: Saçmalama, Diego. İşini yapman lazım.
Diego: Non vedo l'ora di venire da te, mia bella. (Yanına gelmek için sabırsızlanıyorum, güzelim.)
Siz:

Diego:

Siz: Ulan Diego, hemen de ayak uyduruyorsun.
Diego: Se riguarda te, ovviamente. (Konu sen isen, elbette.)
Bu mesajı beğendiniz.
°°°
Gabriel oldukça rahatsız bir şekilde oturduğu yerden kıpırdandı. Alara ile konuşmasını daha yeni bitirmiş olan Diego ise gülerek kafasını telefonundan kaldırmıştı.
Gabriel hiç zaman kaybetmeden sordu, "Kiminle konuşuyordunuz, efendim?" Diego ise anında ciddi olmuş ve Gabriel'e bakmıştı. "Kız arkadaşımla."
Gabriel bu duruma pekte şaşırmamıştı. "Kız arkadaşınız kim, efendim?" Diego'nun kaşları saniyesinde çatılmıştı. Konu kıskançlık değildi. Dostuna güveni tamdı ve bu ona çok saçma gelirdi. Ama Gabriel'in şüpheli bakışları sanki başka bir şey anlatmak ister gibiydi.
"Alara Yakut. Kız arkadaşınızın adı bu." Diego yaslandığı koltuktan dikeldi. "Onun ismini nereden biliyorsun?"
"Bana Caner'in kardeşi Cengiz'i araştırmamı istemiştiniz. Cengiz'in bir kadına saldırdığı ve uyuşturucu kullandığı için içeriye girdiğini öğrendiğimde kadının kim olduğunu araştırdım. Alara Yakut." Gabriel parmaklarını sıktı. "Bu ismi bir yerde daha gördüğüme emindim ve hatırladım. Şu Caner'in dolandırdıkları kişilerden biri."
"Sürekli onun için Türkçe öğreniyorsunuz ya da çevirmenlerle konuşuyorsunuz. Sizin gibi biri için Alara Hanım uygun mu, sizce?" Diego ellerini kenetledi. Şu an tam olarak Gabriel'in ne anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordu.
"Ne demek bu, Gabriel?"
"Demem o ki sizin dünyanız ile onun dünyası aynı mı? Sizin yarınınız yok, efendim. Her an bir saldırı olabilir ve bunu en iyi siz biliyorsunuz. Normal bir insan için fazla aksiyona karışıyorsunuz. Alara Hanım ise daha yirmi iki yaşında bir üniversite öğrencisi." Gabriel derin bir nefes aldı. "Yani onun hayatını karartmaya değer mi?"
Diego her ne kadar Gabriel'i kardeşi gibi görse de dedikleri kalbini çok acıtmıştı. Başta sinirli tarafını gösterdi. "Sen onu tanımıyorsun bile, Gabriel. O benim hayatımı biliyor. Bende onunkini. Ona güveniyorum, anladın mı?"
"Emin misiniz?"
"Anlamadım?" Diego'nun kafası karıştı.
"O hayatını size anlattı mı?"
"Evet, anlattı. Ne bu sorgu? Hemen çeneni kapat çünkü bu konu benim canımı sıkmaya başladı." Diego sinirle elini başına koydu. Alara ona ailesi ile küçüklüğünden beri kavgalı olduğunu ve reşit olduktan sonra onların yanından taşındığını anlatmıştı.
Gabriel kravatını çekiştirdi. "Efendim, ben biraz Alara Hanım'ı araştırdım." Diego hızla kafasını ona çevirdi. "Ne yaptım dedin?"
"Üzgünüm, efendim ama tanımadığınız birine bu denli her şeyi anlattığınız da bir şeyler yapma hissiyatı duydum ve Alara Hanım'ı araştırdım." Diego sertçe yutkundu. "Sen benim iznim olmadan kız arkadaşımı mı araştırdın?"
Ortamı ölüm sessizliği sarmıştı. Gabriel başta rahat konuşsa da Diego'nun bu garip, sakin tavırları oldukça korkunçtu. "Evet, efendim. Ve emin olun bu konuda doğru yaptığımı bilmiyordum."
Diego aniden ayağa kalktı ve Gabriel'in yakasını tuttu. Özel jette oldukları için kimse yanlarına gelmeyecekti. Diego bütün bu saçmalıklara bir son vermek için Gabriel'e bağırdı, "Sana bunu yapmanı kim söyledi?!"
Gabriel'i duvara yasladı. "Konuyu nereye çekmeye çalışıyorsun bilmiyorum ama Gabriel bundan vazgeçsen iyi olur, anladın mı? Alara'ya güveniyorum ama sen burada bildiğin ondan ayrılmamı söylüyorsun. Derdin ne? Açık açık konuşsana!"
"Sana yalan söylemiş, Diego! Hayatı yalan onun! Her şeyi yalan!" Diego'nun işte o zaman gözü dönmüştü. Uzun zaman sonra ilk defa bir sevgiyi hissetmişti ve kaybetmek istemiyordu. Bu yüzden ona tutunmuştu. Gerçekleri görmeyecek kadar.
"Asıl sen yalan söyleme, Gabriel! Bunca zaman her şeyime karıştın. Sürekli senin dediğini yaptım bunca yıl. İkimiz beraber her şeyi yaptık. Şimdi sen sırf onları kaybetmeyelim diye elimde olan her şeyi almaya hazırsın!" Yakasını daha sıkı tuttu, Diego. "Ona aşık oldum duydun mu beni?! Ve bundan sonra da hep hayatımın bir parçası olacak."
Diego onu bıraktı ve arkasını dönüp gidecek iken Gabriel bağırdı.
"Bundan beş yıl önce nişanlı olduğunu sana söyledi mi?"
°°°
Heluu
Düşünceleriniz?
Öptüm!










