İçeriğe geç

İKİZ KRALLIKLAR

Bölüm 1 · 6 dk okuma

İKİZ KRALLIKLAR

Bölüm 1

İKİZ KRALLIKLAR

İKİZ KRALLIKLAR

1. BÖLÜM

Aura ve Encela krallıkları eskiden çok yakımış, fakat Encela krallığı her zaman bir adım geriden gelirmiş.Yani Aura krallığı suyu yönetirken Encela krallığı daha ateşi düzgün yakamıyomuş.Bu yüzden Encela krallığı Aura krallığının prensesine göz dikmiş ve prensesi Encela prensiyle evlendirmiş. Ben prenses Vera ve 100 yıl önce yaşanan bu savşta aslında 2. benliğimle yaşadığım bilinir. Ben aslında hem su ve ateşi yönetirim. Encela krallığının prensesi Layla ise hem havayı hemde toprağı yönetir. Aslında ben 100 yıl önce Encela kralığından sürülmüş ve Aura krallığına satılmışım ki bu olay olduktan tam 1 gün sonra Aura krallığının kralı durmu öğrenince ortalık kızışmıştı. Bu olayda ben Enceladayken ateşi yakabilirmişim fakat eğitim almadığım için bir orman yakmışım bu yüzden sürülmüşüm doğraken gözlerim 1. benliğimdeki Bellanınkiyle aynıymıış ve sonra tekrar maviye dönmüş. Kolumda bir işaret var ve bunun aynsı Belladada varmış aslında bu olay burdan anlaşılıyor. Şimdiki zamanda ise bir dövüş düzenlenicek ben ve Laylanın dövüşü kazanan taraf karşısındaki tarafın güçleriyle onun krallığını yok edebilecek ve sonunda orayı yıkıp kendi kallığını kuracakmış. Aslında Encela krallığının bir prensi var işte sorun burda Encale krallığının kralı Marcus istediği kişiyi seçip o maçı onla yaptırabilir fakat prens blakeinde 2. kişiliği var ve 1. kişiliği white benimle evliydi ta ki ölenedek...

O ölünce bende bir kalp krizinde ölmüşüm ve bir batıl inanç olarak 'Biz birbirimize bağlıyız birimiz ölürse ikimiz ölürüz.' büyüsünü yapmış bir cadı yüzünden tüm yaşamlarımız boyunca birimiz ölürse ikimiz ölücez sözünü almış.Eğer ben onla dövüşüp ölürsem oda ölür veya o ölürse bende ölürüm ve babalarımız bu duruma karşılık ikisi birlikte maç yapar ve garanti olarak Kral Marcus maçı alır. Çünkü o 10 yıldır bir dövüş ustası ve o babamdan daha genç.Biz Layla ile 5 yaşımızda tanıştık o kahve rengi gözlüydü, ben mavi.O kısa saçlıydı, bense uzun, O büyük burunluydu bense küçük.O Süslüydü, bense zariftim. Bu savaş her zaman devam edicekti ama kral Marcus eğer Blake'e seçerse o zaman bizim krallığımız yıkılacak ve yerine onların kırallığı kurulacaktı.

Aslında Marcus aptal değildi ama gözü dönmüş bir deliydi.O herşeyin farkındaydı ama oğlunun canına kıyabileceğini düşündürüyordu.onun kazanmak için herşeyi yapacağıda belliydi zaten bu hep böyleydi. Hep Onlar bizi kıskandılar ve prensesimizi çaldılar.Dövüş 4 gün sonra yapılacaktı ve o zamana kadar babam Kral Diarda sorunu biliyor ama oda Marcus kadar gözü dönmüş ve ben tek kızı olduğum için o maç tek benle yapılabilir.

2. BÖLÜM

KADERİN BAĞI

O gün geldi,savaşın olduğu gün. Hizmetcimiz Alorayla savaş elbisemi seçtik zırhımı giydiğimde bir anda kafamda bi sessizlik oluştu sanki bayılıyordum ama ayaktaydım bir hayal gördüm eski hayatımdan.O an korkuyodum sanki bir uçurumdaydım ve düşüyordum. Ama biri beni koruyordu sanki bir koruyucu melek gibi yüzü birini ve o an anladım o kişi Blakeydi.

Uyandığımda babam kafamın ucunda direkt şu soruyu sordu:

-Maçı yapabilecekmisin?

bu soru sanki benim kalbimi yıktı sanki şu soruyu beliyordum:

-İyi misin kızım?

Bu sözleri duymak benim sanki bir köle gibi kullanıyo demek gibiydi ama ne olursa olsun ben gelceğin kraliçesiyim bu yüzden babama:

- Sorun yok maça çıkıcağım dedim

Maçın başlamasına 1 saat vardı ama seyirciler çoktan yerini almıştı bense hiç hazır değildim karşı kulede isi blakenin altın sarısına yakın olan yeşil gözleri ve kahverengi dağınık saçlarını gördüm sanki büyülendim ama bu büyüden kurtarılmak istemiyordum.Arkamdan gelen babamın sesiyle babama döndüm:

-Hazırlandın mı?

-Evet hazırım.

dedim ama hiç demek istemiyodum o sırada biraz üşüdüğümü hissedim sıcak odaya geçip biraz dinlendim.

Aklımda çok soru vardı 'Neden ben?','Ne yaptım?' ve 'Ne için güçlerim var?' diye sorular ardı ardına aklımda dolaşıyordu.Hem korkuyordum hemde heyecanlanıyordum.Sonra hizmetçi alora içeri geldi ve telaşla:

-Planda bir değişiklik oldu...

O an korktuğum başıma gelmişti,o an ben bitmiştim, o an herşeyi kaybetmiş bir kız oldum ama hala bir umutla ışıldadı gözlerim.

3. BÖLÜM

SONU BELLİ BİR MAÇ

Prens ortaya çıktı ve milleti selamladı bense onun ardından çıkacaktım . Alkışlar ve çığlıklar yükselirken bense korkuyordum...

Kelimenin tam anlamı ile ben

KORKUYORDUM

Halkımı korumam gerkiyordu ama eğer bunu yapmam gerekirse babalarımız savaşa katılırdı bu yüzden ben bu maçta tek yapacağım şey direnmek olacaktı ne olursa olsun ona saldırmayacaktım kılıca kanıma karışsa bile direnecek ve o kılıcı onun kalbine saplamayacaktım çünkü çok iyi biliyordum o kalp eskiden bana aitti.Sıra bana geldiğinde ismim anos edildi ve sahaya çıktım. O an kalbim yerinde zonklayacaktı çünkü seslerde şu nu duyuyordum

-Prenses Veraa çok yaşa

-Yap şunu Veraa

bu sesler sanki beni daha çok korkuttu. Halkım benden nefret edecek belki babam bile beni aşağılayacaktı ama ben buna hazırım ben halkımı korumak içi yaptığım bu şeyi kimse belkide hiçkimse yapmazdı.Bu yüzden sesleri aldırış etmedim ve geri sayım başladığında sessizce hakemi dinledim

-3 -2 -1 -Başlaa

O an ikimizde yere çöktük,birbirimze mavi ve yeşil şaşkın gözlerimizle baktık.İkimizde aynı anda ayağa kalktık. Kılıçlarımızı yere bırakıp tekrar çömeldik ve sustuk. Birden ayağa kalktı bense gözlerimi kapatıp onun silahının sesini duydum bana doğru yürüdü ve o an inanılmaz birşey oldu... Ben hafifçe gözlerimi araladım ve kılıcını almış benim önümde diz çöküp bana yalvarıyordu.

-Lütfen beni bağışla.

Bu ses bilmem kaç bin sesden ayrı olarak bağırıyordu kulağımda ve içgüdüsel olarak ayağa kalkıp onuda ayağa kaldırdım bir anda beklenmedik birşey yaptım...

4. BÖLÜM

SÖZLER...

O an kalbimi hisedemiyor ama kalbimle hareket ediyorudum. O an ona sıkıca sarıldım ve kulağına fısıldadım

-Akşam benimle Kardelende buluş.

Bunu dedikten sonra hızla kılıcımı aldım ver oradan çıktım ama merak ettiğim birşey vardı;Neden benden özür diledi bunu düşünürken farketmeden babamın 1 metre gerisinde olduğumu farkettim ve koştum ama sanki boşluğa koşuyordum babam bana gülmüyordu aksine beni sürücek gibi bakıyordu ve ona ağlayarak koşuğumda emretti

-Onu zindana atın!

-Ne!

-Baba bana bunu yapma lütfen yalvarırım yapma!!

Babam duygusuz yüzüyle:

-Durun!

diye emretti.Bende ona:

-Baba beni biraz seviyosan nolur yapma bunu,halkımız için yapma ben değil halkımız için!

Babam:

-BEN ZATEN SENİ SAVAŞA SOKMAKLA HATA YAPTIM SENİN BU KADAR AŞALIK BİR KIZ OLACAĞINI NASIL DÜŞÜNEMEDİM AYNI ANNEN GİBİSİN...!

O an o sözler bana çok ağır geldi ve beklenmedik birşey yaptım...

5. BÖLÜM

DUYGULARIN SONU

Korku duygularımı bastırıyordu ve ağlayamıyordum. Sadece o an babamın kanına bakıyordum ...

BEN BABAMI BIÇAKLADIM!!!

Korkunç birşey yapmıştım.Acil müdaleye geldiklerinde babamın önünde duran doktara baktığımda bana küçümser bir ifadeyle bakıyordu ve o an bi karar verdim. Artık yaptığım hiçbirşeyden pişman olmayacaktım ama içimden bir ses bunun sadece bana zarar olduğunu söylüyordu.Aldırış etmedim ve sakince doktora:

-Durumları haber verin.

dedim ve kadına numaramı verdim. Kadın nefret dolu bir yüzle bana baktı ve soğukça.

-Peki Prenses

BABAM ÖLMÜŞTÜ

Aslında kararıma sağdık kalmaya devam ettim ve telefondaki doktora sarayı arka girişine gömülmesini ve üstünde sahte bir altında yapılmış heykel istedim.O sırada hizmetcimize birlikte alışveriş yapmak istediğimi söyleyince bana:

-Kraliçem babanız daha yeni öldü bu biraz hızlı olmadımı, dedi. Bende

-Bu soru senin haddini fazlasıyla aşıyor, dedim ve alışveriş için kırmızı yani ateşi temsil eden kıyafetimi giydim saçlarım zaten çok uzundu bu yüzden 2 kuaför çağırdım ve saçlarımı düzleştirmesini istedim.Saçlarım bitince dışarıya çıktım ve biraz yürüdüm.En sonunda alışveriş merkezine ulaşmıştım.Aslında yürümek zorunda değildim ama ben yinede yürümeyi tercih ettim. Yarın taç giyme töreni düzenlenecekti ve bende buna uygun bir kıyafet seçecektim. Taç gitme törenine o kadar kendimi kaptırmıştım ki prens blacke verdiğim sözü az daha unutacaktım. Kardelen yolunu seçmemin sebebi ilk krallığın orda kurulmasıydı, buluşma için beyaz bir gömlek alıp siyah bir crop aldım altına ise gök mavisi şortumu giydim. Bir kraliçe görünmemem gerekiyordu çünkü insanların beni tanımaması gerekiyordu alışverişten sonra sarayın yolunu tuttum . Buluşmaya 2 saat kalmıştı kalbim küt küt atıyodu ama sanki birşey eksikti. Biraz hava almak için odamdaki balkona çıktım. Hava anki nemli gibiydi havaya baktığımda bulutların içinde bir surak gördüm ve GÖZLERİM PÖRTLEDİ GÖRDÜĞÜM YÜZ...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.