İçeriğe geç

İkiyüzlü Sırlar

Bölüm 1 · 4 dk okuma

İkiyüzlü Sırlar

Bölüm 1

1. Bölüm

Tablolar vardır,insanın içini ısıtan. O tablolara öyle duygular aktarmıştır ki sanatçı,insan mutluluğuna imrenir.

İnsanlar vardır,insanın içini ısıtan. Öyle güzel gülerler ki herkes onların yerinde olabilmek ister.

Birisi vardır,insana huzur verir.Onu mutlu eder.

Birisi vardır,insana acı çektirir,bunu açık açık yapar.

Birisi vardır,insana zulüm eder,bunu gizliden gizliye sevgi ile maskeleyerek yapar. Bunu öyle bir maske ile yapar ki kimisi bunu farkında bile olmaz.

Kimisi de bunun farkında olmasına rağmen ondan kopamaz. Artık o olmadan kendisini eksik hisseder.

Fakat onu tüketen şey o kişinin ta kendisidir.

En sonunda kişi yorulmaya başlar. Sorgular "Neden buna katlanıyorum? Neden bunu yapmalıyım? " der. Nedenler ve niçinler zihninde bir yığın oluşturmuştur artık.

Sorular biriktikçe, zihin kararır. Her bir soru bembeyaz bir kağıda koyulan minik, siyah bir noktadır. Noktalar çoğaldıkça kişinin zihni karanlığa bürünür. Bu öyle bir karanlıktır ki, kişinin ruhunu tüketir.

Değersizlik hissi bir girdap gibi sarar ve kişiyi içine çeker. Bundan kurtulmak ise çok zordur. Aylar, yıllar sürer ve bu süreçte yapılan hatalar en kötü hatalardır.

Bundan kurtulabilmek için önce kendini tanımalıdır kişi. Kendi değerinin farkına varmalı, sevip sevmediği şeyleri, zevklerini öğrenmelidir.Kişi önce hayattan zevk almayı bilmelidir.

Ben bunu yapamıyordum. Zaten tüm bunlar da bu yüzden başıma gelmemiş miydi.

Yorgundum artık, beni seven,en azından benim öyle düşündüğüm, herkesi kaybetmiştim.

Bedenim,yorgunluktan bayılacak raddeye gelmişti.

Burada ne kadar zaman geçirdiğimi bende bilmiyordum.

Üzerimde ve çevremde biriken kızıl kanlar,artık bana hiçbirşey hissettirmiyordu.

Tek başıma karanlıkta kalmak, artık beni eskisi kadar korkutmuyordu.

Bu iyi birşey gibi gözükse de korkularımın yok olması ruhumun ölümü demekti.

Acımıyor, ne ruhum, ne de bedenim. Kahkaha atıyorum, bir yandan da usul usul akan gözyaşlarım yüzümdeki kızıl kanları da beraberinde götürüyor.

Gözlerim önümde bulunun dört cansız bedene dönüyor. Kahkaha ve

gözyaşlarım daha da şiddetlenirken omuzlarım sarsılıyordu.

Her şey benim suçumdu, onları kaybetmistim.Hemde aptal bir oyun uğruna.

Onları öldüren oydu fakat katilleri bendim. Sadece kendi yaşamım için dördünün de ölümüne sebep olmuştum.

Bir anda başım dönmeye başlayınca bulunduğum yerde ileri geri sallanmaya başladım ve dengemi kaybederek yüzüstü yere düştüm.

Bilincim kapanırken görebildiğim tek şey Umay'ın dehşet dolu kanlı yüzüydü.

♥︎

BİR SÜRE ÖNCE

"Umay hadi biraz daha hızlı koş! Geç kaldık ya. "

Yaklaşık 5 metre arkamda koşan Umay'a bağırdım ve daha da hızlı koşmaya başladım.

Şuan okula yetişmeye çalışıyorduk fakat Umay o kadar sakardı ki her 3 adımda bir tökezliyor ve daha da yavaşlıyordu. Böyle olacağını bildiğim için normalden daha erken yola çıkmıştık ama yinede geç kalmıştık.

En sonunda güç bela okulun kapısına vardığımızda 2. dersin başlamasına 1 dakika vardı ve son anda sınıfa girebilmiştik.

Neyse en azından 2. derse yetişmiştik,buda birşeydi sonuçta.

Ders edebiyattı ve dersi seviyordum fakat konu en nefret ettiğim konuydu, fiiller.Derince ofladım ve dersi dinlemeye çalıştım fakat hiçbirşey anlayamayınca sıraya kafamı koydum ve ağırlaşan göz kapaklarıma direnmeyerek gözlerimi kapattım ve bilincim kapandı.

♥︎

Koşuyordum,her yer karanlıktı fakat asla durmuyor ve koşuyordum.

Neden koştuğumu bilmiyorum fakat dehşet doluyum. Zihnim sürekli aynı şeyi tekrar ediyor.

Koş! Daha hızlı koş! Geliyor, peşinde! Seni de alacak!

Dahada hızlanıyorum. Ayaklarım acıyor, fakat asla yavaşlamıyorum. Arkamdan sesler geliyor, ayaklarıma batan taşlar ile çıplak ayakla koştuğumun farkına varıyorum.

Sol yanağımdan damla damla üzerime bulaşan sıcak kan midemi bulandırıyor. Ama yinede durmuyorum.

Korku ve dehşet damarlarımda bir zehir gibi kanıma karışırken iliklerime kadar hissettiğim duygularla sanki mümkünmüş gibi daha da hızlı koşuyorum.

En sonunda karşıma çıkan duvar ile duruyorum. Artık kaçacak yerim yok. Gözüme yandaki çalılıklar çarpıyor ve oraya koşarak yaprakların arasına gizleniyorum.

Dikenler vücuduma batıyor ve kanlar yavaş yavaş toprağa doğru süzülürken kulağıma gelen hışırtılar ile yaprakların arasından az önce durduğum yere bakıyorum.

Orda, arkası dönük, geniş omuzları

onu daha da korkunç gösteriyor. Bir anda arkasını dönünce tırsıyorum. Ağzını açıyor ve tebessüm ederek bir şarkı söylüyor.

Minik yaralı kuş

Kafesinden kaçmış

Tir tir titrerken

Bir yol aramış

Karanlık orman

Peşinde düşman

Minik yaralı kuş

Kafesinden kaçmış

Gözlerimi kapatıyorum ve yaşlar yanaklarımdan süzülmeye başlıyor.

Minik yaralı kuş

Kafesinden kaçmış

Bembeyaz kanatları

Kızıla boyanmış

Yaramaz kuş

Kötü kuş

Katil kuş

Ensemde hissettiğim nefes ile birlikte adeta donuyorum.Sakince kulağıma fısıldıyor. "Öldün minik kuş. Kedi seni buldu.

♥︎

Uyandığımda yanaklarımda hissettiğim ıslaklık ile birlikte ağladığımı anlıyorum. Umay'a bakıyorum, yanımda uyuyor. Dehşet vücudumda kol gezerken hızlı nefeslerimi düzene sokmaya çalışıyorum.

Kokuyorum, rüyamdaki kişinin yüzünü hatırlamıyorum fakat sesi oldukça net.

Bir rüyadan neden bu kadar korktum bilmiyorum. Yorgunum. Sanki saatlerce koşmuşum gibi.

Zilin çalması ile irkilerek etrafıma bakıyorum ve eş zamanlı olarak Umay kafasını sıradan kaldırarak bana bakıyor.

Uykulu mavileri kıpkırmızı olmuş gözlerimi görünce telaşlı bir şekilde ne olduğunu soruyor.

Kabus gördüğümü ve iyi olduğumu söylüyorum. Transa girmiş gibiyim. Ne yaptığımın farkında değilim. Sanki kendimi dışarıdan izliyorum, yaptığım eylemler bana ait değil gibi.

En sonunda öğle teneffüsü oluyor, dışarı çıkıyorum ve koridordaki pano dikkatimi çekiyor.

Yeni bir duyuru asılmış. Bir okul gezisi. Bu hoşuma gidiyor, gezileri seviyorum. Umay'a haber veriyorum ve gitmeye karar veriyoruz.

Okul bitiyor ve eve gidiyoruz. Gezi 1 hafta sonra. Zaman çok hızlı geçiyor. Bu süreçte gördüğüm rüyanın etkilerinden kurtuluyorum ve son gece valizimi hazırlıyorum.

Sabah 9 da otobüste oluyoruz.Yol 4 saat sürüyor ve bu süre içerisinde bile oldukça eğleniyoruz.

Sınıfımızdan sadece 5 kişi geziye gittiği için hepberaber takılıyoruz.

Umay Gökaslan

Iraz Kutlu

Erkin Gökçedağ

Aybar Kurtuluş

Ve ben Laçin Gök

Biz beş kişi, bizi bekleyen korkunç kadere kendi isteğimizle giderken mutluyduk.

Sonumuzun kanlı ölüm olacağını bilmeden.

O gün ailemizle son kez konuştuk.

O gün sevdiklerimize son kez sarıldık.

Ve biz o gün son kez mutluyduk.

BÖLÜM SONU

Sizce bölüm nasıldı?

En sevdiğiniz yer?

Gelecekte hikayenin nasıl ilerleyeceğini düşünüyorsunuz?

Bölüm sonu

1 yorum

  • Merhaba, biz Çizgi Yazarlarıyız! Sizi Çizgi'de "kitabını duyurmaya çalışan ve destek arayan yazarlara" yardımcı olmak için kurulan yepyeni discord sunucumuza davet ediyoruz. Sunucumuzda siz yazarlara, yorum, oy ve eleştiri gibi desteklerin yanı sıra diğer yazarlarla arkadaşça sohbetler edebileceğiniz, gerekirse kitap yazarken yardım istediğiniz konularda size el uzatacak olan kişiler bulabileceğiniz bir ortam, okurlara da sevdikleri yazarlarla bir yerde muhabbet imkanı ve etkinlikler, oyunlarla dolu saygılı, eğlenceli bir ortam vadediyoruz! Siz de aramıza katılmak isterseniz lütfen bize dönüş yapın...