Ölüm... çogu insanın kaçtığı ama zamanı geldiğinde acımadan ruhunu bedeninden ayırdığı bir sondur. Kazaya kurban gideli 2 hafta olmuştu. İçine düştüğüm bu romanda kötü yan karakter olarak gözlerimi açmıştım. Sonunu bildiğim karakterin ölümüne engel olmak için bir çok şey yaptım. Bedelini ise şimdi ödüyorum. Ben Misty Rosalyn. Kendi yazdığım romanımın içine hapsoldum...
Önceki hayatımda normal bir hayatı olan bir çocuk gelişim doktoruydum. Arada canım sıkıldıkca vintage temalı eski çağdan esinlenip bir romana başladım. Yarısına getirip sıkılmıştım. Bu yüzden rafa kaldırmayı tercih ettim.
Hastaneye gelen bir kız vardı. Ailesinden şiddet gördüğünü ve ona yardım etmemi istedi. Buna karşı sessiz duramazdım. Hala küçüktü ve bu ona yapılan en büyük kötülüktü. Polislere haber verdim lakin kız babasının korkusundan yalan olduğunu söyleyip aradan çekildi.
Psikopat manyak baba ise peşime bir sapık gibi takıldı. Hastanenin açılış yıldönümünü kutlamak için yapılan partide bir not ile terasa çıktım. O manyak herif aklımdan çıkmıştı ve terasta onunla kavga ettim. Beni aşağıya itmişti. Yere çarpan sırtım ağzımdan çıkan kanlar ve vücuduma yayılan sıvı hissi ile acıya gömüldüm. Çok geçmeden ruhum bedenimden ayrıldı son kez insan çığlıklarını duydum.
Gözlerimi açtığımda ise kendimi bu yerde buldum. Daha adını bile veremediğim yarım yamalak kitabımın içine düştüm. Ama bilin bakalım kim olarak. Kendi adımı verdiğim ve birnevi hayatı benimkine bağlanan yan karaktere. Oda aynı gerçek misty gibi ölüyordu. Sanırım kurguyu değiştirip hayatta kalmaliyim diye dusundum ve cabalamaya basladim. Annemin hain planları ile annesi yeni vefat eden kucuk kuzenim celestenin evine gidicektim.
Size biraz kotu kralice olan annemin planlarindan bahsedeyim. Misty celestelerin sarayina gidicek ve celesteye kotu davranicak. Ona siddet uygulayip tehdit edicek ve zamani geldiginde zehirleyerek saraydan gidicek. Bide gelin isin diger kotu tarafina bakin. Celestenin abisi ve kuzeni de o sarayda yasiyor. Abisi uvey oldugu icin celestenin ustune duskun biri. Onu isiran bir sinegi bile canice katledebilir. Bu yuzden celesteye yaptigim iskenceleri ogrenip beni kaçırıyor. Haftalarca suren iskencelerden sonra kendim ruhumu teslim ediyorum. Iste ben bunu engellemeliyim.
Valizimi toparliyordum. Iceriye giren hizmetli aşağıda arabanın hazır olduğunu söyleyince işimi hızlandırdım. Üzerime beyaz dekoltesi olan bir elbise giymiştim. Kızıl saçlarımı doğal dalgaları ile serbest bıraktım.
**
Uzun süren yolculuğun ardından sapasağlam güneye gelmiştik. Buranın soğuk olduğunu düşünemediğim için donuyordum. Ve gelin en komiğini söyliyeyim. Yanima hiç kalın birşeyler almadım. Büyükannem gelmeden hasta olmazsam benden sağlıklısı yoktur dimi.
Celestelerin sarayı burdan görünüyordu. Bizimkine kıyasla uzaktan biraz daha küçük duruyordu. Sonuç olarak oraya gidicektim. Büyük yada küçük olması kimin umrunda.
At arabası çukurlara girip çıkıyordu. 8 saatlik yolculuk saray kapısından içeri girmemiz ile sona erdi. Kendimi direkt bahçeye atıp boş bir alana saldım. Midemdeki tüm birikmişliği saldığımda ufak bir baş dönmesi ile rahatladım. Sarayın kapısı açılmıştı. Kafamı oraya doğru çevirdiğimde sarı saçları ile sanki bir peri masalından fırlayan başröl celesteyi gördüm. Arkasında tamamı beyaz bir kar gibi görünen asık surat abisi Leroy'u görünce göz devirdim. Ash şimdi başlıyorduk. Kapının ucunda başka biri daha vardı. Koyu kahve saçları ile bir subaya benziyordu. Ama o kişi celestenin çapkın, yaramaz ve ukala kuzeni sam dı.
Celeste hızla yanıma koşup iyi olup olmadığımı sordu. Onu endişelendirmemek için hafifçe gülümsedim ve ona iyi olduğumu söyledim. Bana garip garip bakıyordu. Sonrada konuşmaya başladı.
"Iyi olduğuna eminmisin Leydi rosalyn. Tenin sararmış ve buz gibisin."
"Ah ciddenmi. Yolculuk uzun sürdü ve çok çıkıntı vardı. Dolayısıyla midem bulandı. Ondan olsa gerek."
"Hey siz ikiniz daha ne kadar orada bekliceksiniz?"
Sesin geldiği yere doğru kafamı çevirdim. Ses tonunda bile gıcıklık akan sam bizi yadırgarcasına bakıyordu. Leroy gelip kalkmama yardım etti.
"Iceri gecelim celeste. Dışarısı soğuk oluyor"
Koruyucu üvey abi ve dışlanan kuzen. Celeste koluma girdi. O an biraz şasirsamda pek umursamadan onunla birlikte saraya girdim. Büyük salondan yukarı çikan 2 merdiven, duvarları süsleyen büyük altın çerceveli tablolar ve önlerinde duran birkac vazo ile heykeller karşısındaki kişide mükemmellik hissiyatı uyandırıyordu. Salondan devam edip misafir odasına geldik.
İçerisi sıcacıktı. Celeste ile karşılıklı kanepelerden birine oturduk. Şömine oldukca kocamandı. Karşımızdaki koltuklara leroy ve sam oturdu. Birbirlerine bakıp sonrada bize dönüyorlardı. Celeste meraklı bir ses tonu ile bir soru sordu.
"Sizin neyiniz var. Neden böyle davranıyorsunuz. Sanki bir akrabanız değilde bir yabancı gelmiş gibi bakıyorsunuz."
"Sencede öyle deilmi elle"
"Yapma sam. Belkide ilk görüşmemiz olabilir ama aynı soydan geliyoruz. "
Kendimi misafir çocuğu gibi hissediyordum. Basimi eğmiş utançtan sesimi dahi çıkaramıyordum. Sözde misty hikayede hırçın asi ve yaramaz bir kızdı. Onu asla temsil edemeyeceğim.
"Hadi yemek masasına gidelim. Misafirimiz uzun yolculuk ardından acıkmış olmalı."
***