1. Bölüm: Sessizliğin İkinci Yüzü
Melihov ailesinin arabası, etrafı sararmış kum tepeleri ve seyrek çalılarla çevrili kıyı yolundan geçip kasabaya girdiğinde, Aysel şakaklarında günlerdir dinmeyen o hafif sızının biraz azaldığını hissetti. Annesi ön koltukta, kucağına yaydığı kasaba haritasına heyecanla bakıyor, yoldan geçen her insana abartılı bir neşeyle el sallıyordu. Yoldakiler de tıpkı bir tiyatro oyunundaymış gibi aynı anda durup, aynı geniş gülümsemeyle karşılık veriyorlardı.
"Burada herkes birbirini tanıyor Aysel," dedi annesi, sesindeki o yapay rahatlıkla. "Baksana, ne kadar huzurlu ve sıcak bir yer! Şehrin o gürültüsünden sonra burası bize çok iyi gelecek."
Atası da dikiz aynasından gülümsedi. "Evet, nihayet kafamızı dinleyeceğimiz sakin bir evimiz var."
Aysel pencereden dışarı baktı. Evler rengârenk, bahçeler kusursuzca düzenlenmişti. Sokakta koşturan çocuklar bile kavga etmiyor, herkes adeta belli bir kurala göre hareket ediyordu. Fakat bu kusursuzluk Aysel’e içgüdüsel olarak yanlış gedi. İnsanların yüzündeki o neşe, doğal bir mutluluktan ziyade önceden ezberlenmiş bir maskeyi andırıyordu.
Yeni evleri, kasabanın biraz dışında, kayalık bir tepenin üzerindeydi. Evin arka penceresinden bakıldığında, denizin ortasında tek başına duran, paslanmış metal kapılı ve terk edilmiş olduğu söylenen eski bir deniz feneri görünüyordu.
Gecenin karanlığı çöküp kasaba tamamen sessizliğe büründüğünde Aysel odasındaydı. Şehirdeki araba seslerine alışkın olduğu için bu çıt çıkarmayan sükut ona huzur değil, tekinsiz bir ürperti veriyordu.
Saat tam gece yarısını çeyrek geçe, odasının tavanında aniden sarı bir ışık hüzmesi belirdi. Aysel irkilerek yataktan kalktı ve pencereye yaklaştı.
Kullanılmadığı, yıllar önce terk edildiği iddia edilen o eski deniz fenerinin tepesinden karanlığa doğru ritmik ışık sinyalleri yayılıyordu. İşık bir uzun, iki kısa şekilde sönüp yanıyordu.
Aysel şaşkınlıkla feneri izlerken, karşı sokaktaki iki katlı evin penceresinde başka bir hareketlilik fark etti. Orada duran koyu saçlı çocuk — Rəşad — elindeki küçük fenerle deniz fenerine doğru aynı ritimle cevap veriyordu.
Aysel o an anladı: Bu "mükemmel" kasabanın gerçek yüzü, sadece geceleri ortaya çıkıyordu.