İçeriğe geç

İki Yalancı

Bölüm 4 · 7 dk okuma

İki Yalancı

Bölüm 4

4. Bölüm

Heyecanla Aslı’nın bir cevap vermesini beklerken suratıma delirmişim gibi bakan arkadaşlarımı umursamamaya çalışıyordum. Pek mantıklı bir istek olmadığının farkındaydım ama bundan başka da bir çare gelmiyordu aklıma.

“Senin yerine buluşmaya gitmemi mi istiyorsun yani?” Aslı söyledikleri dünyanın en mantıksız şeyiymiş gibi suratını buruştururken Melis’in meraklı bakışları da üzerime devrilmişti. Başımı sallamakla yetindim.

“Bu çok saçma değil mi Açelya?”

“Saçma evet ama daha iyi bir çözüm gelmiyor aklıma.”

“Buluşmak istemediğini söylesen olmaz mı? Böyle bir oyuna gerek var mı gerçekten?”

Gözlerimin içine bakan Melis’e beli belirsiz gülümsedim. “Denedim ama işe yaramıyor.”

Aslı “Şu olayı baştan bir anlatır mısın, nereden çıktı bu buluşma işi birdenbire?” diye sorduğunda sıkkın bir nefes koyuverdim.

“Birdenbire olmadı. Yani bu birden oldu ama daha önce de bu tarz girişimlerde bulunmuştu annem. Bilirsiniz işte yaş ilerledikçe evlilik baskısı da artıyor. Ama bu sefer hazırlıksız yakalandığım için en ufak bir bahane sunamadım. Kadın resmen beni gafil avladı.”

“Neden buluşmak istemiyorsun peki?”

“Evlenmek istemiyorum çünkü.”

Aslı gözlerini devirdi. “Bunu buluşmaya beni göndererek belli edemezsin yalnız.”

“Biliyorum.” dedim çığlık atar gibi bir sesle. Melis kocaman olmuş gözleriyle bana bakarken Aslı’da arkamda hareketlenen stajyerlere bir sorun olmadığını söylüyordu.

“Aslıcığım, canım arkadaşım.” dedim biraz öncekinden daha naif ama sinirlendiğimi belli eden bir sesle. “Özür dileyerek söylüyorum ama biraz önce burada Yiğit’i nasıl çileden çıkardığını hepimiz gördük. Yani diyorum ki o buluşmaya ben değil de sen gidersen çocuğun benden soğuması çok daha kolay olur gibi. Annesine de bu şekilde anlatırsa benim anneme bir şey söylememe gerek kalmadan bu meseleden kurtulurum gibi geliyor bana.”

Melis ortamızda söylediklerime kıkır kıkır gülerken Aslı ayıplar bir ifadeyle suratıma bakıyordu. “Suyuma gidip beni ikna etmen gerekirken söylediklerine bak. Resmen sana yardım etmeyeyim diye yalvarıyorsun.”

Düşündüm. Haklıydı. Bu şekilde onu ikna etmek yerine daha çok kızdırıyordum. Bu yüzden ortaya onu ikna edebilecek bir teklif sürmeye karar verdim ve bunu yaparken içimden öyle büyük bir parça koptu ki o adama biraz daha öfkelenmekten alamadım kendimi.

“Eğer benim yerime o buluşmaya gidersen bir hafta boyunca nöbetlerini ben devralırım.” dedim acı dolu bir sesle.

Gözümde şimdiden uykusuz geceler, şişmiş göz altları, boş kahve bardakları ve dahası etrafa aptal saptal bakışlar atan bir Açelya canlanmaya başlamıştı bile. Bu adam bunca fedakarlığa değer miydi, emin değildim.

Aslı beni bir güzel süzdükten sonra başka zaman olsa pek de hoş karşılamayacağım ama şu an umurumda bile olmayan bir ifadeyle burnunu kırıştırdığında merakla suratına bakmaya devam ettim.

Ah anne, bana neler yaptırıyorsun sen?

“Onu yapabilmek için önce uyuman lazım Açelya. Şu haline bir bak. Gözlerin kan çanağına dönmüş, suratın desen bembeyaz...” diye söylendi.

“Neden bu haldeyim sanıyorsun,” dedim sitem eden bir sesle. İpin ucunu çoktan kaçırdığım için duygu sömürüsü yapmaktan da geri kalmayacaktım elbette. “Bütün gece rüyamda- rüya değildi, kabustu kabus. Tam bir kabustu. Bütün gece düğün günü müstakbel kocam tarafından terk edildiğimi gördüm durdum. Her seferinde sar baştan aynı kabusu görmenin ne demek olduğunu biliyor musunuz? Ben size söyleyeyim: berbat bir şey. Bir yerden sonra korkudan uyuyamaz oldum tabii. Sabah anneme yakalanmayayım diye gizlice evden kaçtım ben. Birazdan da kürkçü dükkanıma geri döneceğim. Ve eğer sen bana yardım etmeyi kabul etmezsen bu gece de uyuyamayacağım, yarın gece de... Yarın öbür gün hastanenin bir köşesinde baygın halde bulacaksınız beni. Sonra da bir daha uyandırabilir misiniz bilmem. Ayrıca-”

“Aman iyi be tamam.” Aslı yaka silker bir ifadeyle suratıma baktığında sevincimi belli etmemek için konuşmaya hazır bir şekilde beklemeye başladım. Ama o işaret parmağını suratıma doğru sallayarak “Kes sesini!” diye ünledi.

“Ne çene varmış bacım sende. Bir de bana laf ediyor. İki dakikada ne senaryolar yazdın kendi kendine. Yok rüyasında görmüş de bilmem ne.”

“Yalnız o gerçekti.”

Kızların ikisinden de aynı anda susmamı belirten bir işaret aldığımda ağzıma fermuar çekiyor gibi yapıp baş parmağımla onları onayladım. Şu an ne kadar sinir bozucu bir tip olduğumu bilsem de bu noktaya kadar gelmişken pes edemezdim. Gerekirse biraz daha çirkinleşebilirdim ama buna gerek kalmayacak gibi görünüyordu.

Aslı bir süre sessizce düşündü, ara sıra aldığı önemli kararları(!) Melis’e onaylatmak ister gibi kulağına eğilip fısır fısır bir şeyler söyledi. Ben merakla kuruldan çıkacak kararı beklerken nihayet bana döndüler.

“Hala bunun çok saçma bir plan olduğunu savunuyorum.” dedi Aslı.

Bunun ben de farkındayım.

“Yine de sana yardım edeceğim.”

Duyduklarımdan sonra neşeyle gülümseyip coşkulu bir sesle konuşmaya başladım. “Canım Aslı’m be-”

“Ama-”

“Ne aması Aslı ya? Yardım edeceğim dedin işte. Niye mızıkçılık yapıyorsun şimdi?”

Aslı gözlerini devirdi. “Ama bunun sorumluluğunu almam Açelya. Anlıyor musun beni? Yarın öbür gün aklın başına geldiğinde ‘bana neden tamam dedin, keşke beni durdursaydın da böyle bir oyuna hiç girişmeseydim’ dersen işte o zaman benden çekeceğin var. Ve olur da bu oyun ortaya çıkarsa beni Gülseren Teyze’yle yüz göz etmeyeceksin. Benim seni ne kadar vazgeçirmeye çalıştığıma Melis şahit burada.”

“Tamam.” diye atladım bir çırpıda. “Bütün sorumluluk bende. Pişman olursam gelip sana ağlamayacağım. Anneme de bu konuda tek kelime etmek yok, tamam.”

“Tekrar soruyorum, emin misin?”

Hiç düşünmeden cevapladım. “Evet!”

…

Mete

Mert suratıma kitlenmiş gözlerle bakarken “Ne?” dedim sinir bozukluğuyla.

“Ne yani, senin yerine o kızla buluşmamı mı istiyorsun?”

8’inci kez sorduğu soruya 8’inci kez başımı sallayarak karşılık verdim. Konuşmaktan anlamıyordu çünkü. Hoş tekrar etme sayımıza bakacak olursak bundan da pek anladığı söylenemezdi.

“Senin algılarında bir problem mi var?” dedim en sonunda. Gerçekten bu kadar basit bir şeyi anlamıyor olamazdı herhalde.

“Bunu sen mi söylüyorsun?” dedi dalga geçen bir ses tonuyla. “Bir kızla onun adına buluşmamı isteyen birinin algıları çok normaldir eminim.”

“Söyledim ya sana biraz önce. Onunla konuşup benden soğumasını sağlarsan annesine gidip benim ne kadar çekilmez bir tip olduğumdan bahseder, bu mesele de kendiliğinden çözülür diye.”

“Bunu kendi başına da halledebilirsin bence.”

Arkadaşım suratıma benden tiksinir gibi bir ifadeyle bakarken onu umursamadım. Şu an tek derdim bu dahiyane(!) fikri ona kabul ettirebilmekti çünkü. Bunu yapmak sandığımdan daha zor olacak gibi görünüyordu.

“Yardım etmeyecek misin yani şimdi?” dedim vereceği cevaptan korkarak. Bu fikre baya umut bağlamıştım çünkü. Gerçekleşmemesi halinde ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu.

“Mete, sen benden ne istediğinin farkında değil misin kardeşim? Bir kadını bu şekilde kandırmanın ne kadar ahlaksızca bir şey olduğunu sana burada uzun uzun açıklayayım mı gerçekten?”

“Kötü bir niyetim yok ki Mert.” diye söylendim sitem eder gibi bir sesle. “Onu kandırıp kötü emellerime alet etmeyeceğim sonuçta. Kimseyle tanışmak istemiyorum. Konuşsak da konuşmasak da bir şey değişmeyecek zaten. Bunu senden istemek yerine kendimde yapabilirim ama o kızın suratını bile görmek istemiyorum ben.”

“Mete-”

“Mert... Senden ilk defa böyle bir şey istiyorum. Lütfen bana yardım eder misin?”

Üstü kapalı bir şekilde daha önce ona ettiğim yardımları hatırlattığım için bana inanamaz gözlerle bakıyordu. Üzgünüm dostum, ama bana başka bir çare bırakmadığın için bu kozumu oynamadan pes edemezdim.

“Çok pişman olacaksın.” dedi tüm samimiyetiyle.

“Hiç sanmıyorum.” diye mırıldandım onunkine benzer bir tonda.

“Pişman olacaksın ve gelip yine bana ağlayacaksın Mete.” diye diretti.

“Asla aşık olmayacağım bir kadınla buluşmadığım için gelip sana ağlayacak olursam suratıma tükürebilirsin Mert, izin veriyorum.”

“Hıh! O yasak kelimeyi de söyledin, tam oldu işte. Artık geri dönüşün yok Mete. Kesinlikle pişman olacaksın.”

“Ne diyorsun? Ne yasak kelimesi?”

Mert eline aldığı bir dolma kalemi suratıma doğru sallarken yüzünde halinden oldukça memnun bir ifade vardı.

“Asla dedin.” diye mırıldandı. “Şu noktadan sonra evren ikinizi bir araya getirmek için elinden geleni yapacak ve hikâyenin sonunda sen deli divane bir aşık olacaksın. Şimdiden geçmiş olsun kardeşim.”

Bu saçma tespitine gözlerimi devirmekten başka bir cevap verme zahmetine girmedim.

Yok evren bizi bir araya getirecekmiş de yok aşık olacakmışım da bilmem ne.

“Sen inanmamaya devam et. O gün geldiğinde bunların hepsini sana tek tek hatırlatıp biricik yengemin intikamını alacağım nasıl olsa.”

“Sen de bu saçma kehanetlerine inanmaya devam et Mert. Daha fazla uğraşmak istemiyorum seninle. Yalnız önce bana bir şeyin cevabını ver lütfen.” dedim sinirlenmeye başladığımı belli eden bir tavırla. “Bana yardım edecek misin, etmeyecek misin?”

“Pişman oluşuna gözlerimle tanık olmak için edeceğim.” derken gülüyordu. Bunun gerçekten olacağına o kadar emindi ki...

“35 kere falan daha tekrar edersen olurum belki.” dedim onun önündeki sandalyeden kalkıp kendi yerime geçerken.

En zor kısmı hallettiğime göre şimdi gönül rahatlığıyla işimin başına dönebilirim.

Üzgünüm anne, bu sefer de başarılı olamayacaksın.

05.05.21

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.