"Uyuyup istirahat etmeniz için geceyi yaratan, işlerinizi yapabilmeniz için gündüzü aydınlatan O’dur. Şüphesiz dinleyip anlayacak bir toplum için bunda nice deliller vardır."
İnsanlar dinlemedi. Tanrı yıllar öncesinden bunu söylemişti. Anlayabilecek kadar kendini geliştirmiş insanlar gecelerini dinlenmek ve uyumak için kullandı. Ancak bir şeyler değiştirmek isteyen kişiler Geceleri çalışmak için kullandı.
İnsan varoluşunun ilk gününden beri güce ve bilgeliğe tapmaktadır. İnsanlar tarafından hangisinin doğru olduğunu bilmediğimiz, sayısız Tanrı yaratıldı. Ve bunlardan sadece birisi İnsanları yaratan Tanrı'nın kendisi. Bu bir kenara burada dikkat edilmesi gereken şey insanın Tanrı'ya değil, güce tapması. Yıllar boyunca oluşturulan Tanrıların hepsi yüksek güce ve kudrete sahipti. Zavallı Tanrı bulamazsınız ya da oluşturamazsınız. Çünkü tapılmaya değer olabilmesi için, insanlardan üstün olmalı ve insanlardan üstün şey kudretli olandır.
Yılların eskitemediği bir şey daha var ki, var olan bütün Tanrılar sizden iyilik yapmanızı ister. -Kendi başına Kötülük Tanrısı olanlar hariç- Hepsi sizden insanlar uğruna iyilik yapmanızı, kendisi için ibadet etmesini ister. Koskoca evreni yaratan Tanrı sizden bunları istiyorsa yapmak zorundasınız değil mi? İnsanlar yüzlerce yıl boyunca bu uğra hizmet ettiler. Tek Tanrılı dinler var oldu. Bütün sorumluluğu Tek bir Varlığın üstüne yüklediler. Bunun yanında Çok Tanrılı Dinler Her Tanrı'yı bir özellikle bağdaştırdılar.
Ve yine tekrarlıyorum Bu Tanrıların hepsi insandan kendi ve insanlık için iyi olmasını, Kendisine ibadet etmesini istedi. Anlayanlar için bu çok kolaydı. Emirlere uymalı ve yaşamını bu yönde devam ettirmeliydi. Geceleri uyuyup, şükretmeli; Gündüzleri var gücüyle çalışıp ibadet etmeliydi. Önünde düşen birisi varsa kaldırmalı, düşmekte olan birisi varsa buna engel olmalıydı. Parası varsa olmayanlara yardım etmeliydi, parası yoksa doğru yollardan çalışmalı ve parasını elde etmeliydi. Tek kural İyi bir insan olmaktı. Tabii ki bu ilk başlarda işe yaradı. Tanrı uğruna insanlar geceleri uyudu, gündüzleri çalıştı. Parası olan olmayana yardım da bulundu. Güçlü olan zayıf olanın yükünü taşıdı. Bu yalnızca ilk bir kaç yıl için geçerliydi.
Başta söylediğim gibi İnsanın Tanrıya tapmasının sebebi, Tanrı olması değildir; güçlü olmasıdır. Zaman içinde Tanrı yolunda çalışıp kendilerini geliştiren insanlar güçlü oldular. Küçük bir azınlık Tanrıyı unutmadı, hala ibadet ediyor, mal varlığını paylaşıyor ve zayıfa yardım ediyordu. Ancak büyük bir insan topluluğu Tanrıyı ve onun isteklerini unuttu ya da çarptırdı. Güç sahibi olan insanlar Tanrıya denk olduklarını düşündüler. Tanrı insanı yaratacak güce sahipti, Güçlü insanlar ise Tanrının yarattığı daha güçsüz insanları kontrol edecek paraya -güce- sahiplerdi.
Doğru yolla kazanılan para yanlış yolda kullanılıyordu. Ve bir yanlış devamında ikincisini getirir. Zamanla bu durum normalleşti, Tanrı dünya üzerinde yalnızca bir isim ve ibadet edilecek bir "şeye" dönüştü. Onun dediği şeyler unutuldu. İşinizde kıskançlık olmasın dedi, İnsanlar işi iyi olan insanlardan nefret ettiler. Yaptıklarınızın karşılığı size dönecek dedi, İnsan sabretmeyi bilmedi. Senin olmaya dokunma dedi, İnsanlar almaktan çekinmedi. Buna nice örnekler verilebilir. Ancak bunlardan en kötüsü tabii ki budur; Tanrı, İnsana zarar verme dedi, İnsan bunu yapmaktan hiç çekinmedi.
Güce ulaşan insan yolundan döndü. Eskiden satmaya çekindiği malları satmaya başladı. Güç, iradesi düşük insan için çok zehirli bir şeydir. Sattığı ya da satmaya niyetlendiği şeyler güzelliğe tabii sığmadı. Eskiden insanlığın işine yarayacak şeyleri pazarlayan İnsanlar artık İnsana ve Zevkine hizmet edecek şeyler satmaya, pazarlamaya başladı.
Tanrı olduğunu iddia eden İnsanlar, Köle ismini verdikleri İnsanları, kendileri gibi Tanrılara sattılar. Erkek kölelere Kul, kadınlarına Cariye dendi. Kiraladıkları da oldu tabii ki. Kadınlara Orospu, Erkeklere "Oğlan" dediler.
Uyuşturucu bitkiler sattılar, Ot oldu bu bitkilerin ismi. Çok zararlı olan bu bitkiler hiç çekinmeden kullanıldı. Satanlar Kendilerini Tanrı olarak tanıtan kimselerdi. Müşterilerine 'Bundan kullanırsan Tanrı olursun, benim gibi olursun.' dediler. Tanrıyı kaybetmiş kimseler bu fikre sıcak baktı. Tanrı'ya muhtaç olan kişiler bu fikre sıcak baktı. Gücün peşinde olan inançsızlar bu fikre sıcak baktı; Ancak kimse Tanrı ne söylemiş diye bakmadı.
Güç insanı Gerçek dünyada saygın bir kimse yapıyordu, Ot ise İnsana kendi dünyasını yaratmasını sağlıyordu. 'Bu dünya tamamen sana ait, Uçabilirsin, Yüzebilirsin, Konuşabilirsin ya da Susabilirsin. Burası senin dünyan ve Kimse karışamaz, yalnızca bir şeyden vazgeçmelisin. Gerçek dünyadan vazgeçmelisin. Eğer sen Başka kimseler tarafından yönetilen yerlerden vazgeçemezsen, kendininkine sahip olamazsın.' Bir çok zavallı bu sözlerden etkilendi. Bu berbat maddeyi kullanmaya başladılar. Zamanla kendi dünyalarına sahip oldular ancak vazgeçtikleri Gerçek Dünya her şeyi kapsıyordu. Sevdiklerini, onları sevenleri, gündüzlerini, zamanlarını, bedenlerini, ömürlerini ve sonucunda hayatlarını.
Bunun dışında Kölelik daha berbat. İradesinin hiç bir önemi olmayan insanlardan özgürlükleri çalındı. Hiçbir şeyden haberi olmayan insanların, konuşmamalarını için dilleri kesildi. Tabii ki daha ağırları vardı ve tabii ki bunların hepsi hem resmileştirildi hem de çok pahalıydı. Yalnızca Tanrıların sahip olabileceği kadar pahalı.
Yıllar, yıllar üstüne bindi. Geçen senelerde Tanrıyı hatırlayan insanlar ibadete ve şükre devam ettiler. Diğerleri ise yanlışlarına sonuna kadar devam ettiler. Ancak Tanrı yolunda olanlar bunların hepsini Gündüz yaparken, Yanlış yapanlar Gecelerin hükümdarlarıydı. Ot, Köle ve diğer pislikler geceleri satılırdı.
Ne yazık ki bu maddelerin ve bu işlerin parası bir şehri döndürecek kadar yüksektir. İnsanların kurdukları yenilmez şehirler Bu paralarla kuruldu. Yıkılmaz duvarlar bu paralarla dikildi. Nicelerinin var olması tamamen bu paralar ve bu işler sayesinde mümkün oldu. Yani İnsanlar mutlu olabilmek için Tanrının dediğinin aksine Gündüz değil Gece çalıştı.
Tarihte ne olduysa Gece oldu. Hikayemiz De Bir Gecede Başlıyor.



