Başını kaldırdı ve gökyüzüne baktı ne vardı ki yukarıda bu kadar ? Yalnızca ayaklarını koyduğu havuza baktı bir anda ,sanki gökyüzüne baktığında ne kadar kendini huzurda ne kadar güvende hissediyorsa o derin havuza baktığında o kadar içinde tarifi olmayacak bir korku kaplıyordu. Gözlerindeki korkuyu anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır. Ardından istemsizce gerçektende istemsizce o havuza attı kendini neden yaptigini bilmiyordu bedeni ama attı öylece kendini. Yüzme elbette biliyordu yüzme bilmediğinden yada geçmişte bir boğulma travması yaşadığından değildi onun bu korkusu, başka şeyler vardı onun bile bilmediği hatta doğrusunu söylemek gerekirse aklının ucuna bile getirmediği. Günlük yaşamında hep güler öyle depresif bir ruh halinde olan biri değildi o gerçekten çok akıllı hatta tabiri caizse gayette sevilen ve etraflarda tanınan biriydi o.
Şimdi siz diceksiniz kim o diye adı Firuze. Bu adı aklınızda tutun çünkü daha çok fazla duyucaksınız
O zaman şimdi size biraz Firuzeyi anlatıyım. Firuze 16 yaşında lise 2 ye gidiyor, babası mühendis okumuş görmüş bir adam ve sosyeteden sayılır. Fakat böyle genel anlamda soğuk kanlı sessiz saygılı ve oldukça kibar bir adam aynı zamanda da çok zeki. Annesi Boğaziçi sosyoloji bölümünü bitirmiş fakat Firuze doğduktan sonra çalışmayi bırakmış bir kadın. Kendisini tam anlamıyla firuzeye çocuğuna bağlamış ama öyle diyince de böyle hep evde oturup temizlik yapan yemek yapan bitti gibi düşünmeyin sakın. Babasıyla da zaten üniversitede tanişmislar. Babası makina mühendisliğinin son sınıfında imiş anneside yeni hazırlığı bitirmiş arkadaş ortamında tanişmislar, 3 aylık bir sevgililik döneminden sonra evlenme kararı verip 4 ay sonrada tam anlamıyla karı koca olmuşlar.
Şimdi siz diceksiniz bu hikaye nereye gidiyor diye bir sonraki bölümde daha da derine inicem ve aslında toz pembe görünen bu hayatın aslında içinde büyük sırların ve trajik bir hikayeyi barındırdığını göreceksiniz...
