Öndeki koltuğun arkasından noluyor dedim.Ama silah seslerinden sesim bile duyulmuyordu.
Kendi tarafındaki kapısını açıp oraya saklanarak adamlara ateş eden Yavuz bey gözünün ucuyla bana bakıp konuşmaya başladı. Demek ki duymuştu.
Y= Hilal oradan sakın çıkma . Zaten en basit adamları göndermişler hemen hallederiz.
H= Adam mı öldüreceksiniz. Şehir de ki insanlar duyarsa sorun olmaz mı?
Y= Bu yol o yüzden var zaten. Duymazlar.
Anladım diye fısıldadım ama o kadar bağırarak konuşurken bu hiç duyulmamıştı. Annem ona iyi davranmamı söylediği için konuşmayı devam edip dikkatini dağıtmak istemedim. Çünkü öldüredebilirlerdi. Ve beni de öldürebilirlerdi.
Annem aklıma geldi bi an. Ya ona da saldırdılarsa ...
O sırada şarjör değiştirmek için kapıya yaslanmış Yavuz içimi okumuş gibi ben bana dönerek söyle dedi:
Y= Annene gitmiş olamazlar sadece bu yoldan geçmeleri gerekir. Büyük ihtimalle ona giderken bizle karşılaştılar.
Teşekkür ederim diye bağırdım. Diğer arabalar çok büyüktü ve onların kapıları yana doğru açılıyordu. Bizim ki normal BMW siyah bir arabaydı. O yüzden kapısı normal açılıyor ve Yavuz bey ona saklanabiliyordu. Diğer adamlar arabaların yanlarına saklanıyordu.
En öndeki arabadaydık . Normalde bir mafya babası olduğu için arkadan geleceğini ateş etmeyeceğini diğer korumaların da onu koruyacağını düşünmüştüm. Ama delikanlı adamdı o da savaşıyordu.
Bu konuşmalardan 5 - 10 dk sonra silah sesleri kesilmişti. Hemen çıkmadım dışarı benim tarafımdaki cam üstüme patlamış ve ben hareket edememiştim. Ve sadece bu da değil 10 dakikadır hareketsiz iki büklüm kalınca her yerim tutulmuştu.
Yavuz bey yavaş yavaş arabaya binip nefeslenmeye çalışırken kafamı hafiften kaldırıp baktım.
H= Bitti mi çıkayım mı?
Y= Çıkabilirsin hepsini temizledik.
Hepsini temizledik dedi yüzüme yüzüme. Önümde onlarca adam öldürüp bunları dedi gerçekten. Ben onlar gibi hep mafyaların içinde doğmadım ki silah sesine alışık mışım gibi temizledik diyip geçiştirdi beni.
Gözlerimi cin görmüş gibi belerterek baktım. Yavaşça yutkundum.
Y= eee şimdi şöyle sen alışkın değilsin tabi direk temizledik falan dememeliydim. Merak etme yani hepsi de ölü değildir hem onlar bize saldırdı. Bunu yapmamız lazımdı.
H= Doğru bir şey diyemiyorum. Peki yaralılar burada kalacak mı? Ambulans-
Y= Ambulans çağırırsak bizim de hapise gireceğimizi akıl edebilecek kadar zeki olduğunu düşünüyorum gazeteci.
Bunu diyince diyecek cevabım olmadığı için sustum. Cam üzerime kırıldığı için bir kaç yerimde kesik olduğunu biliyordum. Cam dan dolayı yerime oturmayınca Yavuz beyin yanına kaydım. Camlar kırıktı ama ön camı kırık değildi. Büyük ihtimalle sadece onu kurşun geçirmez yapmıştı.
Araba durunca şöyle bir baktım kırık camdan maşallah gerçekten de malikaneydi. Ve çok büyüktü hem ev hem de bahçesi . Burada sadece oğulları Mert ve Bora ile yaşıyor olması daha da garibime gitmişti. Ama galiba Bora evliydi ve onun yeni doğmuş bir bebeği vardı. Erkekti sanırım bebek.
Gidince kapıyı hizmetli bir abla açtı onun arkasında da Bora ' nın karısı olduğunu düşündüğüm kadın çıktı.
R = Merhaba. Ben Reyhan Karahan Bora Karahan' ın karısıyım.
H= Merhaba ne güzel Tanıştığıma memnun oldum kucağınızdaki de oğlunuz mu çok tatlıymış
R = Evet oğlum Sinan 1,5 yaşında daha. Bak oğlum Hala ya merhaba de.
Çocuk gerçekten de el sallayıp merhaba demisti. Çocukları çok severdim ama şuan takıldığım şey bu değildi. Benden "Hala" diye bahsetmişti . Kız benim sessizliğimi fark edince konuştu.
R= yanlış bir şey mi dedim . Özür dilerim.
H= Hayır sorun yo-
Yine Sözümü söyleyemeden arkadan Bora geldi. Galiba genetikdi bunlarda söz kesmek. İkı kelime konuşturmuyorlardı.B = Daha kız bizi bile tanımıyorken çocuğa halası demen yanlış bir şey değil mi Reyhan. Bi de yanlış bir şey mi dedim diye soruyorsun.
R = a ben onu unutmuşum çok pardon ben odama gideyim.
Dedi ve ben dur bile demeden gitti.
Ben 26 yaşındaydım. Mert galiba 28di. Bora da 32 yaşındaydı. Mert'i görmemiştim.
Salona geçtik.
Y = Şimdi kızım bugün akşam bir parti var . En yakın arkadaşım o mafya değil o yeni bir şirket açacak ve onun kutlama partisi olacak. Bu olaylar çıkmışken seninle aramı medya ya iyi göstermem lazım. Zaten senin oraya gelmeni istiyorum kıyafetini falan ben ayarlatırım. Sen den tek isteğim o partiye gelmen ve orada bizim zaten bunu yıllarca bildiğimizi ve yıllardır görüştüğümüzü ama medyadan sakladığımızı söyleyip bana sinirlendiğinde için bu haberi yaptığını söylemen .
H = Neden yalan söyleyeyim ki . Bir de o partiye gelmeyeceğim siz benim hiç bir şeyimsiniz.
Y = Hilal gerçekten benim hiç kızım yoktu ve hep olmasını istemiştim şimdi yıllar sonra kızımı buldum aramı iyi tutmak isterim o yüzden seninle . Ama sen benim teklifimi reddederek beni zorluyorsun sadece bir tane parti de bulunup söylemen gerekenleri söyleyeceksin başka bir şey yok.
H = Gelmezsem ne yaparsınız? O adamları öldürdüğünüz gibi beni de mi öldürürsünüz ?
Y = Hayır seni öldürmek istemem zaten seni öldürmem de çok dikkat çeker ama seni başkalarının hayatı ile tehdit edebilirim. Çünkü biliyorsun ben bir mafyayım ve emin ol bunlar bana zor gelmez.
Büyül bir hışımla ayağa kalktım.
H = Beni annemle mi tehdit ediyorsunuz?
Diye bağırdım.
Y= Daha etmiyorum ama sen beni buna zorluyorsun .
H = Tamam Tamam sakin olacağım. Sedece bir parti değil mi kabul ediyorum ama eğer anneme bir zarar gelsin o zaman olacaklardan ben sorumlu değilim.
Dedim ve hemen çıktım evden. O kadar koruması var beni de eve bırakabilirlerdi. Bence . Korumalardan birine rica ettim o da beni kırmadı ve eve bıraktı.
Gidince Anneme anlattım. Annem doğru yapmışsın dedi. Onunla tehdit ettiklerini söyleyemedim ama ona.
Sonra aklıma Esila gelince onu da arayıp anlattım. O benim sırdaşım di. Sessizce annemle tehdit ettiklerini anlatınca bir saat ben demiştim demeye başlayınca başım ağrıyor diyip bir şekilde kapattım telefonu ve yatağa uzandım. Uyuyamazdım ama biraz durup düşünebilirdim. Saat öğlen 3 olmuştu. Böylece yatacağıma yemek yiyeyim diye düşünüp yemek yedim. Annem bana makarna yapmış ben yokken.
Parti yaklaştıkça daha da stresleniyordum. Basit bir partiy di. Ama yine de onlar gibi çok zenginmiş gibi bir gün geçirecektim.
Bir kaç saat sonra bana elbise gönderdiler ve 1 saat sonra hazır olmam gerektiğini ve beni alacaklarını söylediler.
Yavuz Karahan en yakın dostunun partisi diye önden gitmişti. Bora ailesi ile gidecekti. Ben de Mertle gidecektim. Kırmızı bir elbiseydi. Kan kırmızı değildi. Biraz daha koyusuydu. İddialı bir elbiseydi. Straplez di yani kolları yoktu ama buna rağmen biraz dekolteliydi düz değildi yani göğüs kısmı yan c gibiydi yani o kısmı. Bi de boğazıma aynı renk kırmızı bir fular takacaktım .
Makyajımı çok fazla olmadan elbiseye uygun bir şekilde yaptım. 1 saat olmuştu dışarı çıktım. Çantam da elimdeydi.
Mert gelmişti. Arabadan inmiş arabaya yaşlanmış beni bekliyor ve telefona bakıyordu. Beni görünce durdu ben mert diyerek elini uzattı biliyorum dedim.
M = Güzel olmuşsun. Üvey kardeşimin bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum.
H = Teşekkür ederim sen de yakışıklı olmuşsun. Üvey abicim . Üvey abicim mi diyeyim nasıl hitap etmemi istersin.
M = bana fark etmiyor ya Mert demeni de isterdim ama üvey abicim daha tatlı geldi.
Diyerek güldü. Partiye giderken konuşa konuşa gittik. Gerçekten çok kafa bir insandı. Borayla çok konuşmamıştım ama Mert le konuştuklarıma bakılırsa ilk tahminim tutmuştu Bora gerçekten gıcık birine benziyordu. Ama Merti gerçekten sevmiştim babama baba bile demezken Mert ' e rahatlıkla abi diyebilecek gibiydim.
İçeride insanlar o kadar şık dı ki zengin oldukları duruşlarından bile belliydi. Kendimi garip hissettim. Yavuz bey beni herkesle tanıştırıyor du.
Habercilere Yavuz beyin dediklerini söylemiştim. Fazla da gerilmemiştim bunları söylerken. Zaten hep yazı yazan bir insandım. Utangaç biri değildim.
Yine biri ile tanışıyordum ama bu sefer garip hissettim çünkü Yavuz bey ile bu adam arasında uçurumlar vardı. Öyle soğuklardı ki . Şifreli konuşmalarına bakılırsa bize saldırıyı yapanlar da onlardı.
Y = Tanıştırayım kızım. Medya da olanları duymuşsundur. Ki duydun zaten çok güzel bir hoşgeldin dedin.
F= Evet ama tanışmadık yüz yüze . Merhabalar ben Fikret Demirinci.
H = Merhabalar Hilal bende .
F = Seni oğlumla da tanıştırayım. Yaşlarınız yakın Mert abinle yaşıt kendisi.Melih gel de Yavuz amcanın kızı ile tanış.
M= Bir de oğlum diye çağırıyorsun ya utanmadan çok hoşuma gidiyor bir daha olmasın.
F = Siz Melih' in kusuruna bakmayın biraz sinirli de bana .
M= Merhaba ben Melih Demirinci bunun oğluyum.
H= Merhaba Hilal bende.
Dedim ve elini sıktım. Benden 2 yaş büyüktü sadece çok da yakışıklı bir adamdı Melih Demirinci. Tüm kızların gözü onun üstündeydi zaten. Koyu kumral saçları vardı ışıklardan gözünün rengini pek seçemiyordum ama ela da kahverengi de olabilir gibiydi.
Ve galiba babası ile arası pek iyi değil gibiydi. Benim gibi. Benim aram iyiydi ama kendilerini sevmiyordum çünkü.
Biz ellerimizi çekmeden önce bir ses geldi . Galiba Yavuz beyin yakın arkadaşı olan adam açılışı yapacakti.