Annemin mezarının başında beklerken kraldan daha doğrusu üvey babamdan gelecek emri bekliyordum.
Peşimi bırakmayan iki muhafız yüzünden anneme içimi dökemiyordum. "Gidin artık!" diye bağırdım sinirle. Onlarsa hiçbirşey yokmuş gibi gözlerini diktikleri yerden ayırmadılar.
Sinirle derin soludum. İşte prenses olmanın en zor yanları buydu. Peşinden ayrılmayan muhafızlar...
Sara yanıma geldi. "Majesteleri kralımız sizi çağırıyor. Sizinle önemli bir şey konuşacakmış. " dedi. Muhafızlar olmasaydı daha rahat olabilirdi Ama gergin duruyordu.
Kalkıp üzerimdeki elbisenin eteklerinden çekiştirerek saraya ilerledim. Kendimi sarayın içine atınca derin bir nefes aldım. En azından muhafızlar burada fazla değildi.
Babamın odasına girecekken kapıdaki muhafızlar beni engelledi. "Çekilin şurdan! " diye bağırdım. "Majesteleri kralımız sizin akşama doğru gelmenizi istediğini söyledi. " diyerek durumu açıkladı solundaki muhafız.
"Çekilin yolumdan. Ben kralla değil babamla görüşeceğim. " dediğimde çekildiler. Bende içeri girdim kapıyı tıklatarak.
Babam sandalyesi nin üzerine oturmuş önündeki kağıtlarla uğraşıyordu. Kafasını kaldırıp bana baktı hemen sonra da önüne döndü.
"Sen miydin Lily? Neden geldin kızım? " dediğinde şaşkınlıkla yüzüne baktım. Normalde bana kızım demezdi.
"Benimle konuşacağın önemli şeyi merak ettim baba. Benimle ne konuşacaktın? " dedim.
"Sabırsızsın kızım. " dedi. Umrumda değildi. "Ama önemli bir konu olduğu için konuşacağım. Masaya geç. " dedi kafasını kaldırmadan.
Çoğu zaman toplantılarını yaptığı masaya geçtim. O da bir süre sonra yanıma geldi.
"Kızım uzatmadan konuya geleceğim lütfen beni iyi dinle çünkü hayatın bu saatten sonra değişebilir kararına göre. " dedi. Tüm dikkatimi ona verdim.
"Kızım krallığımızın bulunduğu durumun sende farkındasındır. Senden bunu istemek zor da olsa senden Victor ile evlenmeni istiyorum. Victor Dorian'la. " dediğinde kendimi sakın kalmaya zorluyordum.
Bunca yaşananı nasıl unutmuştu birden? Hem öz annemi hem de üvey annemi onlarla olan savaşımızda kaybetmiştim.
Bunca şeyi nasıl unuturdu?
"Baba bilmem farkındamısın ama onlar benden iki annemi de çaldılar. Onunla evlenmeni nasıl istersin? " dedim hayal kırıklığıyla. Üvey babamdı ama ondan bunu beklemiyordum.
"Lily sen de farkındamısın bilmem ama koskaca bir karallık söz konusu. Hem sadece evlenmeni istemiyordum senden. Orada olan biteni de anlatmanın istiyordum senden. Onlar hakkında ne kadar bilgi edinirsek onlara olan savaşımızda bir adım önde olacağız kızım. " dedikleri biraz da olsa aklıma yatsa da onlardan ölesiye nefret ediyordum.
"Kızım hemen karar verme. Yarın sabah kahvaltıda konuşalım bunları. " dediğinde başınla onayladım ve odasından ayrıldım.
Kendi odama geçtim ve üzerimdeki elbiseden kurtuldum ve antrenman kıyafetlerimi giydim. Drayn'ın babasının yanına gidecektim. Odamdan çıkıp sarayın içinde göz gezdirdim. Görünürde kimse yoktu.
Kimlerin yanındaki odanın camından çıktım. Bu oda Sara'nındı. O benim hem yardımcım hem de sırdaşımdı.
Camdan çıkar çıkmaz hızlı adımlarla sarayın arkasındaki araziye koştum. Küçük kulübenin ışıkları yandığı için mutluydum. Drayn'ın babası sarayın bahçivanlarındandı. Eskiden o da babasından öğrenmiş silah kullanmayı.
"Lorcan amca? " diyerek yanına gittim bahçede diktiği sebzelerle uğraşıyordu.
"O majesteleri hoşgeldiniz. " dedi neşeyle. Bense aksine yüzümü buruşturdum. Majesteleri kelimesinden hoşlanmıyordum.
"Ama Lorcan amca! " dedim. Hafif üzülmüş gibi yaparak. "Hedi gel buraya çabuk kulübeden silahları al Drayn' da gelir birazdan beraber çalışırsınız. "
Başımı onaylarcasına salladım ve kulübeye girdim. Çok büyük değildi silahları gördüğüm gibi alıp dışarı attım kendimi. Drayn'ı gördüm uzaktan atıyla geliyordu. Yüzünde yer eden gülümsemeyi engelleyemedim.
Gün batımına çok yoktu. Sarayda akşam yemeği için son hazırlıklar yapılıyor olmalıydı. 'Keşke yemekten sonra gelseydim.'dedim içimden.
Saraya gitmezsem babam hemen muhafızlara emir verirdi beni bulmaları için ve ilk buraya bakarlardı. Lorcan amca ve Drayn'ın başını tehlikeye atmak istemiyordum ama saraya da gitmeyi hiç istemiyordum.
Babamın fikrimi soracağına emindim. Ben karar veremiyordum bir türlü bir yanda krallığımız vardı bir yandaysa hayatım. Öz annem Lalina'yı ve üvey annem -kraliçe- Kierra' yı kaybettiğimiz zamanlar aklımdan çıkmıyordu.
Öz annemi sınırdaki bir köyde yaşarken 5 yaşımda kaybetmiştim. Benim yaşamam için kendini feda etmişti. Savaş sonrası kral ve kraliçe gelmiş savaş alanını gezerken bir anda karşılarına çıkmkştım.
Öz babamın varlığından bile emin değildim çünkü ordudaydı. Hiç görmemiştim onu.
"Lorcan amca ben daha sonra tekrar geleceğim. Siz başlayın antrenmana. " dedim başıyla onayladı beni ben de hızla saraya doğru yola çıktım.
Sarayın uzun duvarından tırmanıp bahçesine girdim ve hızlı adımlarla odamın olduğu kısımdaki duvara yöneldim. Duvarı tırmandıktan sonra camdan kendimi içeri attım.
Üzerimdeki kıryafetleri çıkarıp kendimi diğer odadaki küvete bıraktım. Sıcak suyla vücudum mayışmış uykumun gelmesine sebep olmuştu.
Aklımda babamın söyledikleri dönüyordu. Krallık için demişti. Ne demeliydim bilmiyordum.
Durulanıp odama döndüm. Kararımı vermiştim. Hatta yemekte söyleyecektim.
Siyah renk uzun elbisemi giydim ve yemek salonuna doğru ilerledim. Gelen birkaç tanımadığım ses vardı.
Odaya girdiğimde yüzümdeki gülümseme solmuştu. Şaşkınlıkla olduğum yerde kalmıştım.
"İşte kızım de geldi. Gel Lily otur. " demişti babam ama olduğum yere çivilenmiştim adeta. Ayaklarımı kımıldatamıyordum.
Mavi gözleri gözlerimi bulmuştu. Sandalye sinden kalkıp yanıma geldi. Tam karşımda dururken ne yapmam gerektiğini şaşırdım.
"Merhaba Leydi Lily. " dedi ve reverans yaptı. "Ben Victor. Dorian krallığının veliaht prensi Victor. "