Alarmın çalmasıyla gözlerimi açtım, bu sesten nefret ediyordum. "Hadi ama saat daha altı. Bu bir işkence gibi.tam da rüyamda zengin olmuştum" diye konuştum kendi kendime.
Bir kaç dakika yatakta oyalandıktan sonra, Saydırarak yataktan indim ve elimi yüzümü yıkamaya gittim.
Elimi yüzümü yıkıyıp dişimi fırçaladıktan sonra hemen üzerimi değiştirmek için odama girdim. Madi durumumuz kötü olduğu için odam çok küçüktü makyajım olmamasına rağmen küçük bir makyaj masası bir yatak ve küçücük bir dolaptan başka birşey yoktu.
Üzerime siyah bir kot pantolon ve siyah beyez kareli gömlek altına gene siyah bir crop giyinip odadan çıktım. Kahvaltı yapmak istemiyordum ama kardeşim için birşeyler hazırlamam gerekiyordu. Hemen birşeyler hazırlıyıp yatağının yanındaki masasına bırakıtım.
Not ta yazmam gerekiyordu.
Günaydın n canımın içi bu kahvaltının hepsi biticek ilaçlarını almayı unutma ben işe gidiyorum.
Yazdığım notu masaya bırakıp çıktım.
Metrobüs gecekondumuza yakın olduğu için hemen binmiştim.
Metrobüste elime geçen gazete gündeminde gene Korhan Atasoy vardı.
Bu adam tek derdi para olan babasının parasıyla geçinen zengin zübesi herifin teki. Hergün farklı bir kızla fotoğraflarının gelmesi onda nefret etmemin nedenlerinden biriydi.
Neden her zengin böyle mi oluyor. Acaba bende zengin olsam böyle mi olurdum.
Hayır ya bence olmazdım. Hem o adam gibi olmak için ekstra caba vermek gerekir. Bence hergün işe gider gelir gene bu şekilde davranırdım. Her neyse kimi kandırıyorum ki zengin olursam neden işe gidiyim ki zaten zenginsen paraya da ihtiyacım olmazdı.
Aslında iki yıl öncesine kadar zengindim. Taki annem ölene kadar. Melihi de çok özlemiştim.
Yolun tamamında kendi içimde Korhan Atasoy un dedikodusunu yapmıştım. Metrobüste durduğunda inip koşmaya başladım gene geç kalmıştım. Zaten bu sıralar patronun gözüne çok batıyordum.
Beş dakikalık koşumun ardından iş yerine ulaşmıştım. tam yirmi dakika geç kalmıştım gene. Masama yaklaştığımda sevgiyi gördüm. İşine çok bağlı sıcak kanlı biriydi. Onura da ilgisi vardı. Onur benim kardeşim canlarım.
iş yerindeki tek arkadaşımdı yanına yaklaşınca "günaydın" dedim arkasından bazı harfleri uzatarak.
"günaydın aslı gene geç kaldın" dedi gülümserken sarı saçları, küçücük kalkık burnu ve mavi gözleri ile aşırı güzel görünüyordu.
"Evet" dedim sırıtarak.
"Onur nasıl oldu ilaçları nasıl alacaksınız" dedi üzgün bir ifade ile.
Onur kanser hastası ve ilaçları çok pahlı aslında o bu işte çalışmamın tek nedeni. Tam tıp üniversitesini kazanmıştım ki kardeşim kansere yakalanmıştı. Annem de babam onu terk etiği için intahar etmişti. Bizi yapayalnız kimsesiz bırakmıştı. Annemi ölümüyle okulu bırakıp kardeşime bakmak zorunda kalmıştım.
"Elimden geleni yapıyorum ama o ilaçları almak imkansız geçen biriktirdiğim bütün parayla en azından direnebilmesi için ilaç aldım ama o ilaçları bu yıl alamazsam..." iki yıl önceden sakladığım paraydı. devam edemedim burnum sızladı.
Sevgi gözlerimin dolduğunu görünce elini omzuma koydu "ben her zaman yanındayım unutma" dedi en sıcak gülümsemesiyle elini tutum ve dolu gözlerimle gülümseyerek karşılık verdim.
Tam sandalyeme oturacaktım ki sedanın "Aslı gene geç kaldın mahir bey seni çağırıyor" dedi samimiyetsiz bir yüzle. Ve gitti mahir bey yani patronun sağ kolu evet bu kızdan da nefret ediyordum.
"Offfff gelde bir ton azar işit şimdi" dedim kendi kendime. "hadi git aslı gene geç kalırsan daha çok kızar" dedi sevgi en sıcak gülümsemesiyle.
Söylene söylene patronun kapısına geldim. Çaldıktan sonra gel demesiyle içeri dadım "mahir bey ben aslında erken çıkmıştım ama yolda..."
"Aslı ne diyorsun sen" dedi lafımı keserek aniden "otur şuraya konuşacaklarımız var." aman allahım bu adama ne olmuş böyle şu anda beni işten kovması gerekiyordu. Acaba ateşimi var.
Kendi içimde verdiğim kararla gidip Elimi mahir beyin anlına yaslayarak ateşini ölçmeye çalıştım hayır ateşi yoktu neden ozaman böyle davranıyordu bu adam "aslı ne yapıyorsun otur şuraya konuşacaklarımız var" dedi kızgın bir yüz ifadesi ile hala geç kaldığım için kızmamıştı.
Dayanamayıp "Halla hala ateşinize de baktım normalde sizin şu anda bani geç kaldığım için azarlamanız gerekiyordu." dedim neden diyorsam azarlayası yoksada azarlicak şimdi.
"Aslı hemen oturmasan ozaman görürsün azarlar mıyım azarlamaz mıyım." dedi kızgın birsesle dediğini yapıp karşısına oturdum. "şimdi beni dinle senin kardeşin kanser hastası dimi."
"Evet mahir bey bunu neden sordunuz ki?" dedim merakla bunu neden sormuştu hayır yani bana yardım edecek desem asla yapmaz aşırı paragöz bir insandı. hata geçen biraz avans istemiştim vermemişti pislik adam.
"Çok güzel bir iş buldum sana." al işte kovacaktı kesin beni. Peki bunu yapmadan önce neden kardeşimin kanser olduğunu hatırlattı alçak adam daha çok üzülmem için yapıyor kesin pislik.
"Niye beni işten mi kovacaksınız ne olur yapmayın dediğiniz gibi kardeşim hasta ve paraya çok ihtiyacım var lütfen." dedim yalvararak bu ne kadar onur kırıcı olsada mecburdum kardeşim için buna mecburdum.
İki yıl önceki Aslı olsa sen komadan çıkardı buradan.
"Lafımı kesmeden bir dinle seni işten falan kovmicam aksine çok para kazanacaksın" dediğinde gözlerimi kocaman açtım. Hayır kesinlikle paragöz değildim, sadece kardeşim için sevindim.
"Ne nasıl olacak bu"
"Korhan Atasoy'u ayartarak gazete içim malzemeler bulacaksın Atasoy malikanesine sızıcasın" dediğinde bütün sevincim kursağımda kalmıştı bunu yapamazdım.
Her ne kadar Korhan Atasoy dan nefret etsem de bir adamın duyguları ile oynayamazdım ama paraya da ihtiyacım vardı. Ve eğer güzel bilgiler öğrenirsem yaynlamamam için baya para kazanırdım. Bu para ile kardeşimin ilacını bile alabilirdim. Kabul etmemek gibi bir lüksümüz varmı bilmiyorum ama ben bunu kabul ediyordum. Etmak zorundaydım.
"Peki bunu nasıl yapacam yani öyle zengin biri benim gibi bir kıza bakar mı?" dedim üzgün bir suratla aslında çirkin değildim beyaz tenli sarışın mavi gözlerim ve güzel bir burnum biçimli dudaklarım ile baya güzel bir kızdım bence hayır kesinlikle egolo değilim. Peşimde koşan onca erkeğin söylediği şeylerdi bunlar o adam beni beğenmesine begenirdi de madi durumdan dolayı sevgili olması biraz zordu.
Mahir bey de söylediğimi anlamış olacak ki "zengin gibi görünüceksin onlar gibi giyinicek onlar gibi olacaksın kıyafetlerin konusunda seda sana yardım edecek anladın mı beni?"
"Anladım mahir bey" offfff o seda ile ne kadar muhatap olmak istemesem de sürekli birşey çıkıyordu.
"Seda" mahir beyi dışarıya seslendiğinde hemen kapı açıldı ve dünyanın belkide en gıcık insanı geldi. Zaten nerede sakat insan varsa beni buluyordu. Tek sağlam sevgiyi işte.
"Buyrun mahir bey" dedi ona göz devirdikten sonra önüme döndüm.
Mahir bey ona herşeyi anlatıktan sonra tabiki de itiraz etmeye başladı.
"Bunların hepsini bu kız mı yapacak ben varken mahir bey?"dedi seda kıskanmıştır gene ne iğrenç bir kızdı ya bu. Bu kızdan da nefret ettiğimi söylememe gerek yoktu galiba ben genel olarak herkez den nefret ediyordum.
"Evet o yapacak sen sana dediğimi yap yeter gerisine karışma şimdi dışarı çıkıp hazırlıklara başla."dedi mahir bey kızgın bir sesle.
"Emredersiniz mahir bey hemen"dedi seda bana nefret dolu gözlerle bakarken ve dışarı çıktı.
Mahir bey bana Korhan Atasoy ile bana sahte kimliğimle bir yemek ayarladığın ve gerekli bütün ayrıntıları sonra "sakın bir hata yapıp kimliğini ifşa etme" diye uyardıktan sonra gözüyle kapıyı işaret eti ama ben yerimden kıpırdamadığımı görünce "neyi bekliyorsun çıksana dışarı "dedi kaba bir sesle dediğini yapıp kalktım bu adamın bana bu işivermesi kesinlikle benim iyiliğim için değildi.
Neden bu iş için beni seçtiğini anlamadım. Benim paraya acil ihtiyacım olduğu için beni kullanmak istediğine emini aslında Korhan Atasoy çok yakışıklıydı. Herkez onunla bir sevgicilik oynamak isterdi ama onlarda olan pis işleri herkez biliyordu ve korkuyordu bu işleri kanıtlamak gerekiyordu. Odadan çıktıktan sonra sevginin yanına gitim.
"baya uzun kaldın çık mu kızdı" dedi sevgi sevecen bir sesle.
"hayır bana bir iş verdi" dedim kerşılık olarak ve ona herşeyi anlatmaya başladım.ama bunu kısa tutarak hemen sedanın yanına geçtim Bana elbise vermesi gerekiyordu ve akşamki yemeğe hazırlaması gerekiyordu. Elime kırmızı staplez mini bir elbise verip makyaj ürünleri ile dolu bir odaya soktuktan sonra gitti.
Elbiseyi giyip makyaj masasına geçtim. Sade makyajımı kırmızı ruj sürmekle tamamladıktan sonra aynada kendime uzunca bir baktım. Aman allahım bu elbise neden bu kadar kısaydı. Uzun zamandır bu kadar açık bir kıyafet giymiyordum .
Saatin yedi olduğunu göfünce hemen sedanın benim için bıraktığı kırmızı marka çantayı koluma takarak odadan dışarı çıktım.
Neden bilmiyorum ama önce Mahir beyin odasına gitmek istedim.
Kapının önüne vardığımda içeriden duyduğun sesler ile duraksadım.
İş yerinde kimse kalmamıştı.
"Evet Mustafa bey halletim" diyordu mehir bey. "Hayır hayır merak etmeyin anlamadı hiçbirşey" dedi tekrar Mahir bey büyük ihtimal ile telefon ile konuşuyordu. "İyi günler Mustafa bey şey benim param ne zaman gelecek" dedi paragöz işte.
Kapıda uzaklaştım. Burada birşeyler dönüyordu.
Bol vererek dışarı çıktım.
Bu elbiseyle nasıl Metrobüse nasıl binecektim şimdi diye düşünürken karşımda ki mersedes araba ve şöförüne şok içinde baktım. Şöför bana kapıyı açıp sürücü koltuğuna geçtiğinde hala şok içindeydim. Mahir bey şu bildiğimiz mahir susuzluktan ölse dışarıdan Bir bardak su almayan mahir paraya kıymış araba ve Şöför tutmuştu inanmıyorum eğer bu işi beceremezsem bu sefer kesin kovulurdum.
Arabaya binidiğimde araba hareket eti o sırada çantamdaki sedanın verdiği sahte kimliği çıkarıp göz gezdirdim. Adım aynı şekilde duruyordu ama soy adımı değişmişti. Küçücük Aslı Erçin olmuştu Aslı ergin anne adı Ayşe Ergin baba adı da Mustafa Ergin di herşey değişmişti.
Bir dakika bu Mustafa ergin Mahir beyin konuştuğu adam olmasın.
Olabilirdi. Orada herşeyi öğrenecektim.
Araba durduğunda geldiğimizi anladım tam kapıyı açıp çıktım ve karşımdaki lüks restoranta baktım. Hayatımda ilkdefa böyle lüks bir restoranta yemek yiyecektim hata ilk defa restoranta yemek yiyecektim madi durumdan dolayı hep evde yerdik hata bazen aç kalırdık.
Düşüncelerden kurtulup içeri girdim. Kapıdaki kadına adımı söyledikten sonra bir garson bana masayı göstermek üzere beni çağırdı. Geraonon beni götürdüğü masada onu gördüm. Oda beni görünce tanımış olacak ki ayağa kalktı.
Korhan Atasoy hep gazetelerde TV görüyordum ama ilk defa canlı görüyordum ve yakından dahada yakışıklıydı. Esmer anlına dökülen kahverengi saçları koyu siyah gözleri uzun kirpikleri ile aşırı yakışıklı duruyordu üzerine giydiği tamamen siyah takımı da ona çok yakışmıştı.
Ben onu inceler Ken onunda aynı şekilde beni incelediğim gördüm. Elini uaztı ve "Korhan Atasoy" dedi gülümseyerek.
Elini sıkarak "Aslı Ergin" dedim hayattaki Korhan Atasoy a ilk yalanımı söyleyerek.
Bu benim Korhan Atasoy a ilk yalanımıdı.
Bu gelecekte söyleyeceğim bütün yanların başlangıcıydı.
Hiç bir insan biriyle tanıştırmak için söylediği ilk cümlede yalan söylermiydi.
Ben söylemiştim bu küçük yalan belkide başıma çok dertler açacak gibiydi ve her ne kadar memnun olmasam da söylemek zorundaydım.
Herşey kardeşim içindi. herşey yaşaması içindi.
Kardeşim için başıma gelebilecek herşeye katlanırdım.
Sadece ölüme katlanamadım çünkü biliyordum ben ölürsem onun ölmeyi dinleyeceğini biliyordum.
Karşımda belkide hayatımı değiştirecek adam oturuyordu.
Karşımda hayatım dönüm noktası oturuyordu.
Karşımda hayatımın baş rolü oturuyordu.
Karşımda Korhan Atasoy oturuyordu.
Çok yakışıklı bir adamdı. Gören tekrar bakmak istiyecek kadar hemde.
Yaklaşık bir on dakika boyunca birbirimizin gözlerinin içine bektık sadece baktık hiç hiç konuşmadık.
"hiç uzatmadan seninle bir anlaşma yapacağız küçük kız" dedi sessizliği bozarak.
"küçük kız? " diğer söylediği her şeyi atlayarak bu kısmı tekrar etim.
"Adın her neyse ailelerimiz bizi zorla evlendirmek istiyor. Bu konuda benimle anlaşma yapacaksın."dedi ne evlenmesi neyden bahsediyordu bu.
" ne evlenmesi ne diyorsun sen "
"tabi ki baban sana bundan bahsetmemiş. Babalarımız iki şirketi birleştirmek istiyor bu sebepten bizi evlendirmek istiyorlar"
Neee mahir bey bana öyle bişey söylemedi sadece bir şirketin sahibi Mustafa beyin gizlediği kızı olduğumu söylemişti.
"babam bana öyle birşey söylemedi"
"Her neyse zaten evlenmek zorundayız evlenicez de bu akşam çok eğlendiğimizi anlaştıştığımızı ve evliliği kabul edeceğimizi söylicez ama bu formaliteden olacak yani tek değişiklik her yerde benim karım olduğun yazılacak başka birşey olmicak ben gene hayatıma devam edecem sen de bana karışmayacak ve aylemize hiçbirşey söylemiceksin anlaşıldı mı"
" Pardon sen kimsin ki bana emir veriyorsun. Seninle evleneceğim evde kalırım daha iyi. Ayrıca evlenmek zorunda değilim evlenmicem"dedim sinirle.
"Bende evlenmeye meraklı değilim ama evlenmek zorundayız" dedi sakin bir sesle. Ne yapıyordun ben, zaten onun evine girip sırlarını öğrenmem gerekiyordu.
"tamam" dedim kabul ederek.
"az önce evde kalmak istiyordun" dedi sırıtırken ona kötü kötü baktığımı görünce "tamam tamam sustum" dedi sinir bir sesle. Bu adamdan nefret ettiğimi söylemiş miydim. çok gıcık bir adam yaaa çıldıracak ben bununla nasıl evlenirdim. Alahtan anlaşmalı olacaktı.
O mahir beyi de bir elime geçirsem varya hiçbirşey yapamazdım. Direk beni işten kovardı alçak adam. Hayır yani neden beni bir yere gönderiyorsun bari herşeyi anlat dimi aslında o da haklı zaten ucunda kardeşimin yaşaması olmasa asla kabul etmezdim birde evleneceğimiz söyleseydi hemen çıkardım odadan tabi işten kovulmayı göze aldıysam.
İstediğimiz yemekler gelince yedik garson tatlı istermisiniz diye sorunca reddettim bu süre zarfı boyunca ikimiz de konuşmadık.
"düz bir nikah olucak yarın sadece senin ailen bir de benim ailem olur." demesiyle sessizlik bozulmuştu.
Söylediğine karşılık sadece başını olumlu şekilde salladım. Hesabı istedikten sonra masadan kalktık.
Yanıma gelip elimi tuttuğunda ona anlamayan gözlerle baktım" magazinciler kapıdadır büyük ihtimalle onlara evleneceğimizi duyurmamız gerekiyor sen sadece gülümse her kızın hayalini yaşıyorsun "dedi kulağıma doğru.
" sen kendini çok mu birşey sanıyorsun acaba"dedim bize bakanlara gülümseyerek.
"sanmıyorum ki zaten öyleyim" dedi kendini beğenmiş pislik!
Kapıdan çıktığımızda dediği gibi bir sürü magazinci vardı.
"nezaman dır berabersiniz Korhan bey" "evleneceğiniz konuşuluyor doğru mu" "uzun zamandır babanızın yüzünüzü saklaması hakında ne düşünüyorsunuz" dibi bir sürü magazinci hepbir ağızda konuşuyordu. Hiç konuşmadan işi Korhan bıraktım.
"Merhaba arkadaşlar beraberliğimiz fazla uzun değil ama ilk görüşte aşk işte ne yapalım evet dediğiniz gibi yarın evleniyoruz şimdi gitmaiz gerekiyor iyi akşamlar" dedi Korhan
Patlayan flaşla gelen yüksek ses başımı döndürmeye başlamıştı. Hemen araya binmek istiyordum.
Ama araba yoktu nasıl gidecektim şimdi gelde Metrobüste bin şimdi.
"Nereye bakıyorsun gelsene ben bırakacak seni eve" dedi ben kendi arabasına doğru çekerken. İyi olurdu aslında benimustafa beylerin evine bırakacaktı hem onlarla da tanışmış olurdum bu konuları konuşurdum. zaten bugün sevgi bizim evde kalacağı için aklımda onurda kalmaz.
Dediğini yapıp arabasına bindim. Bindiğim gibi başım dönmeye başladı. Bunun olucağını biliyordum.
"İyimisin" korhanın iyimisin demesiyle ona baktım "iyiyim gürültüden dolayı" dedim gülümseyerek arabada şöför olduğu için konuşamadık zaten araba durduğunda camdan dışarı baktım. Büyük bir malikane in önünde durmuştuk şöför kapımı açtığında indim. Korhan ile beraber eve doğru yürümeye başladım.
Kapıda çok gen güzel bir kadın vardı. Büyük ihtimal le annemdi
"hoşgrldin kızım oğlum girsene içeri" dedi kadın.
"Eve gitsem iyi olur yarın için hazırlık yapmamız gerekiyor "diyip arkasını dönüp giti. Yalancı kesin gene kızların yanına gidiyordu.
"aslıyıdı dimi içeri geç konuşucaz" dedi küçimseyici bir tavırla dediğini yapıp içeri geçtim. Ev çok büyüktü.
Salona geçtiğimde oturan bir adam gördüm. Beni görünce önce inceledi. Sonra daha oturmadan Mustafa bey konuşmaya başladı. "evleneceğini öğrenmişsindir. Yarın nikah var hazırlan aileye tam olarak girdiğinde öğrendiğin her bilgiyi Bana rapor edeceksin adımızı söylememize gerek yok kimliğinde yazıyordur zaten. Bundan sonra burda kalacaksın. Ve tek bir kişi bile senin benim gerçek kızım olmadığını öğrenmeyecek anlaşıldım?"dedi hızlı hızlı konuşurken
" tamam herşeyi anladım ama ben sürekli olarak burda kalamam kardeşim hasta ona bakmam gerekiyor" dedim
"haa o mesele kardeşinin ilaçlarını yarın alacam ve kardeşin için bir bakıcı gelecek ve sen burda kalacaksın kimsenin birşey anlamaması gerekiyor"
"anladım ama istediğim zaman kardeşimi görmeye giderim ve bu konuda bana karışmicaksınız ayrıca benimele böyle konuşamazsınız ben sizin kölenizde çalışanınız da değilim bu iş için tutulmuş olabilirim ama bana böyle davranamazsınız" dedim sert bir sesle. Bu cesaretin nerden geldiğini sormayın bende bilmiyorum bir an gaza geldim işte.
"tamam öyle olsun ama eğer tek bir kişi bile öğrenirse ozaman sen bitersin anladın mı beni?"dedi kabul ederek.
" peki beni tanıyan kişiler kim olduğumu biliyorlar onlar ne olacak?"
" onlara para teklifi ederek susturmaya adam gönderdim şimdi odana git her şeyin orda hazır" diyip önüne döndü.
Tam odamagitmak için arkamı dönmüştüm ki "burada bana baba de alışman için" diyen sesini duydum ve beni odama götürmek için gelen yardımcınız peşine takıldım.
beni odama götürdüğünde telefonuma bildirim gelmişti.
Yazan sevgiyi di
Mustafa erginin kızı aslı ne yaptın nasıldı yemek bide evleniyorsun nikah şahidin benim kesinlikle
Öğrenmişsin ayrıca evleneceğim
Hiç te mutlu değilim.
Ama evlenirsem kesinlikle nikah şahidisin
O
nur ne yapıyor yarın bakıcı gelecek
Biliyorum merak etme sen in adına çok sevindim.
İnan benim yerimde olmak istemezsin
Berbat bir durum gerçekten.
O kendini beğenmiş adamla evlenmek
Hayatımı karartıcak yaaağğğğ!
Diyip telefonu yatağa bıraktım ve odaya incelemeye başladım. Çok büyük bir odaydı. giyinme odası kocaman banyosu ve aynı zaman da kocaman bir yatak vardı.
Önce yatağa oturdum. Aman allahım nede yumuşak benim yatağım hep sert eski Bir yatak tı. Kalkıp giyinme odasına girdim birsürü elbise birsürü çanta vardı. Saatin çok geç olduğunu görünce üzerime giyinmek için dolaptan rahat bir gecelik çıkardım ve giyinip hemen yatağa girdim yarın çok uzun bir gün olacaktı. Düşünceler arasında gözlerimi yumdum.
***
Gözlerimi açtığımda etrafıma baktım neredeydim ben. Dün olanlar aklıma gelince herşeyi anladım. Bu gün onurun yanına gidecektim. Gönderdikleri bakıcı nasıl bakmam gerekiyordu.
Kapı çaldı ve içeriye Dün bana odamı gösteren yardımcı kadın girdi. "günaydın aslı hanım Mustafa beyler sizi kahvaltıya bekliyorlar" dedi ve odadan çıktı.
Yatağımda kalkıp banyoya gidip elimi yüzümü yıkayıp benim için bıraktıkları dil fırçası ile dişimi fırçaladıktan sonra tam aşağı inicaktim ki aynadan kendimi görmemle duraksadım. Bu gecelik ile inemedim küçükken annemin izlediği dizilerden görmüştüm. Zenginler sürekli bir elbiseyi en fazla bir gün giyerlerdi. Bende artık zengin olduğuma göre giyebilirim. "zenginlik ne güzel şey yaaağ" dedim sırıtarak hayır görgüsüz değildim. Evet öyleyim çünkü görmedim yani ne yapabilirim.
Giyinme odasına girdim ve dekoltesi en az elbiseyi giyindim elbise su yeşili mini straplez bir elbise idi.
Saçımıda raskele at kuyruğu yaptıktan sonra aşağı salona indim.
Salonda yemek masasında oturan Ayşe hanım ile Mustafa beyi görünce yanlarına gitim.
Ayşe hanımın yani bundan sonra annem olan kadının "günaydın kızım" demesiyle ona baktım.
"Günaydın" dedim gülümseyerek. Ve masaya oturdum. Kahvaltıda onlarca çeşit vardı. Hiç bu kadar çeşidi bir arada görmemiştim. Avokado bile vardı. Zenginlik böyle bişeydi demek.
"kahvaltını yaptıktan sonra senin için hazırlatığım elbisen gelecek." dedi Mustafa bey.
"teşekür ederim ama birşey sorucam. Biz herşeyi öğrendikten sonra ondan nasıl ayrılınca yani bu basına geçmemi ayrıca size kızınız nerede diye sorduklarında ne yapacaksınız" korkuyordum tamam zengin hayatı çok güzeldi. Ama genede benim bir hayatım vardı. Hem kardeşim onu da sonsuza kadar sadece bazen görebilecekrim ve bunun olmasını asla istemiyordum gerekirse herkese herşeyi anlatırdım.
"onu o zaman düşünürüz şimdi birazdan Korhan gelecek sakın bana onun yanında ismim ile hitap etme gerekirse içinde defalarcatekrar et Ayşe de annen evin içinde de bize anne ve baba diceksin anlaşıldı mı?"
"tamam" dedim oflayarak ve yemeği yemeye başladım. Allah tan zenginlerin nasıl yemek yediğini biliyordum yoksa rezil olurdum. Bu zenginlik çok zor ya her şeyine bakıyorlar. Gel fakir ol hayatı yaşa yani.
Yemeğimi bitirdikten sonra tam kalkıcaktım ki Ayşe hanımın "kalkmadan önce izin istemen lazım bu saygıdan dolayıdır. Şu anda kimse yok ama kendini alıştır" dediğini duydum
Kafamı olumlu anlamda sallayarak "izninizle" dedim başımı eğip olmayan eteğimi kaldırırken.
Bu hareketim le Ayşe hanım kıkırdarkan Mustafa bey onun sadece gülüşüne bakıyordu. Bu adamda harbi aşıktı haa.
Tam o sırada yardımcının elindeki büyük kutu ile yanıma geldi büyük ihtimale Mustafa beyin bana ayarladığı elbisedi.
"elbiseniz gelmiş aslı hanım" demesi ile doğru tahmin ettiğimi aladım kutuyu alıp yukarı çıkıcaktım ki Mustafa beyin "hazırlan Korhan seni almaya gelecek." dediğini duydum ve üst kata doğru çıktım.
Odama girer girmez kutuyu açtım. Ve elbiseyi elime aldım. Elbise dümdüz bir elbise idi derin bir yırtmacı olan derin göğüs dekolteli bir elbiseydi. Açık olması dışında tam bana göre bir elbiseydi. Çok begenmiştim.
Bunun için duşa girdim kısa bir duşun ardından saçlarımı kurutup bukle yaptıktan sonra gelinliği giydim. Mustafa beyin ayarladığı makgöz geldiğinde kendim haledebileceğimi söyleyip redetim.
Çok sade bir makyaj yaptıktan sonra artık hazırdım.

Aynanın karşına geçip uzun uzun kendime baktım. Ah ah aslı iki yıl önce biri gelip böyle böyle birşey olacak deseydi sadece gülerdim. Ve şu anda yaşıyordum.
Zil sesini duyduğumda aşağı indim Ayşe hanım üzerine uzun kolu mini bir elbise giyinmiş belinden de siyah bir kemerle bağlamıştı zaten güzel olan yüzüne sadece günlük makyaj yapmıştı.

Mustafa bey de düz siyah bir takım giymişti. Onları incelemeyi bırakıp kapıya bakınca onu gördüm.
Bembeyza düz bir takım elbisenin içinde aşırı yakışıklı görünüyordu. Aynı zamanda yaptığı damat tıraşı da ona çok yakışmıştı. Bu adama herşey yakışıyordu. Onu incelemem bittiğinde onunda beni incelediğim gördüm ve ona doğru yürüdüm.
"bunu söylediğime inanamıyorum ama çok güzel görünüyorsun."dedi beni incelemeye devam ederken.
" sende"dedim gülümseyerek bu adam neden bu kadar uzun Du ya ona bakmak için başımı kaldırmak istemiyordum hem dün bu kadar uzun değildi. Bir gecede nasıl bu kadar uzatabilirdi. Dayanamadım ve"sen bir gecede nasıl olurda bu kadar uzarsın" dedim.
Sesim biraz yüksek çıkmış olacak ki Ayşe hanımın Düz beyaz topuklu bir ayakkabı getirdiğin gördüm tabi ya topuklu ayakkabı giymeyi unutmuştum.
Topuklu ayakkabıyı giydiğimde hala onun yüzünü görmek için başımı kaldırmam gerekiyordu ama genede az önceki kadar değildi.
Uzatığı koluna girerek arabaya bindim.
Mustafa bey ve Ayşe hanım da başka arabaya bindi.
Arabadayken hiç konuşmadık. Daha doğrusu konuşamadık. Arabada şöför olduğu için.
Onur u unutum onun yanına bugün kesinlikle gitmem gerekiyordu. Nasıl olurdu da kardeşimi unuturdum Ne biçim bir ablaydım ben böyle.
Arabanın durmasıyla geldiğimizi anladım. Korhan hiç konuşmadanarabadan imdi ve benim kapımı açarak koluna girmem için kolunu uzatı.
Koluna girip indiğimde karşımda iki kadın ve bir adam vardı adam yaklaşık 50 yaşları civarındaydı.
Büyük ihtimale korhanın babasıydı.
Yanındaki koluna girdiği kadın çok genç görünüyordu. 28 yaşları gibiydi. Asla yaş konusunda yanılmazdım. Ve çok güzel az çili olan ateş kırmızısı saçlarıyla korhanın ablası oradaydı. 26 yaşındaydı. Yazarken öğrenmiştim. Korhan dan dört yaş büyüktü. Ve çok güzeldi onu kıskanmıyorum da değildi yani.
Korhanın babası yani Umut Atasoy düz siyeh bir takım giyinmişti oda.
Korhanın annesi yani İnci atasoy da siyah mini bir elbise giyinmiş saçlarınıda dalgalı birşekilde açık bırakmıştı.

Korhanın ablası yani ferda atasoy da asker yeşili mini bir elbise giyinmiş saçlarında serbest bırakmıştı.

Mustafa beyler de gelince içeri girdik.
Nikah salonuna geldiğimizde salon bomboştu. Direk masaya geçtik ve nikah memuru geldi.
Masaya oturduk ve yanıma gelen korhanın çekerek "bana bak bu nikah memuru sahte dimi yani sana güvenilmez sırf benimle evlenmek için gerçek nikah memuru tutabilirsin" dediğimde yüzünü buruşturdu.
"inan bana dünyada son kız sen kalsan gene seninle evlenmem buna emin olabilirsin" bende bu lafı sana yedirmezmiyim. Sadece bekle
Sözlerinden sonra önüme döndüm.
"evet belediyemiz evlenmek üzere başvurunuz yaptığımız araştırmalara göre evlenmenizde hiçbir sakınca bulunmamaktadır. Şimdi hiçkimse in beskısı ve etkisi altında kalmadan siz Korhan Atasoy aslı ergin ile evlenmeyi kabul ediyormusunuz." dedi nikah memuru Korhan doğru.
İşte başlıyordu. korhanın" evet " demesiyle alkış sesleri geldi.
Nikah memuru aynı soruyu bana sorunca direk Mustafa beye baktım. Bana sakin ol dercesine göz kırptı.
Ona güvendim dün tanıştığım adama güvendim ve mikrofona doğru" evet" dedim tekrar alkış sesleri geldi. Önüme gelen kağıdı imzaladım.
Bitmişti olmuştu. Bu işten artık geri dönüş yoktu.
Bu bir sahte evlilikte.
Kırhan atasoy artık benim kocamıdı.
Ben artık bir Atasoydum.
Aslı Atasoydum.
Sahte de olsa ben artık atasoydum.
***
Herkese merhaba kitabın ilk bölümünü nasıl Buldunuz umarım beğenmişsindir. aslında Herşey yeni başlıyor bu bölüm biraz kısa oldu ama diğer bölümlerin uzun olacağını düşünüyorum. Bu bölüm aslında tanıtım gibiydi herşeyi Anlamanız için di eğer okunma ve oy gelirse ikinci bölümü de yayınlıcam kafamda çok güzel şeyler var. Ve bunları yazmak için sabırsızlanıyorum. Kendinize iyi bakın ve ön yargılı davranmayın:)