Gelen kadın sarışın gördüğüm kadarıyla yeşil gözlü bir kadındı oldukça mini kırmızı bir elbise vardı üzerinde kadının garip bakışlarla gelen kadını süzdüm ardından onunda gözleride beni buldu beni baştan aşağı süzdü ve resmen burun kıvırdı yelloza bak sen kimsinde bana Burun kıvırıyorsun.
İstesem o burnunu yer değiştitririm aptal. Kollarını barut'a doğru uzattı ve ona sarılmaya çalıştı kimdi bu kadında barut'a sarılıyordu asıl bana noluyor ben niye kıskanıyorum barut'u. Ardından kapı bir kere daha çaldı acaba bu sefer nasıl bir kadın bizi bekliyordu.
Bu sefer kapıyı açmaya ben yöneldim ama barut'un yanından geçerken
"bu sefer hangi hayranın bekliyor bizi baran"
diye laf soktum ve kapıyı açtım
bu sefer gelen kişide benim belime hızla kendi kollarını sardı bu sefer ellemicektim mağdem oyun mağdem kışkırtma boş durmam, duramam karanın bana sarılması bitince kapıyı kapatıp barut'la o kadının olduğu yere doğru ilerledik kara birden dondu kaldı ve
"sen" dedi yavaşça
noluyordu karadamı tanıyordu o kadını
kim ya bu kadın kim kapı bir daha çaldı
"hay kapınızın ezebinide sikeyim" diye küfür ettim ve kara dönüp "git aç şunu ya" dedim kara
"ayıp be güzelik" diyip kapıyı açmaya gitti
Eşek çocuk sevmiştim karayı kafa bir çocuktu helle ki zehirle bir araya gelince ayrı bir mal oluyordu iyi insanda düşüncenin üzerine gelirmiş kara "hoşgeldin kardeşim" dedi ve zehirde "hoşbulduk devrem" diyip birlikte yanımıza geldiler
zehirde kadına garip garip gözlerle baktı kadın halla barut'a yapışık bir şekilde duruyordu ancak zehir kara kadar önemsemedi sadece garipseyen gözlerle baktı zehir ve kara benim çaprazımda duruyordu
tam karşımda ise kadınla barut vardı kadın yine bana küçümseyen gözlerle bakıp kafasını dikleştirerek barut'tan ayrılıp benim tam karşıma
geçti
"nesin sen şirine mi hahaha" dedi
küçümseyen bir sesle ben göstericem sana şirineyi
Kahkaha ayıp
"kim şirine görmek istermisin diyip kadının karına ufak bir tekme geçirdim
Lafın gelişi söylemiyorum sert vurmadım sert vursam karşımdaki kadını yere sererdim karadan
"oww cezalı doktorumuz acımıyor sayın seyirciler" diyip güldü
zehirde ona eşlik etti kadın arkasını dönüp barut'a baktı ve
"barut"
diye seslendi u harfini uzatıp sesini ağlamaklı yaparak
barut ise kısa bir göz teması kurup
"ne kim olduğunu bilmediğin kimseye sataşma" dedi
ve kadını kaldırıp koltuğa otuturdu barut zehire dönüp
"sungur nerde gelmiyor mu daha" dedi zehir
"yoldaymış komutanım yeni birisiyle geliyormuş oda" diyip güldü
kara zehire vurup
"noldu lan ne gülüyon" diye sordu zehirde
"yeni atanan bir astsubayla geliyormuş" dedi
bu seferde söze ben dahil olup
"e nesi var bunun" dedim
zehir bir defa daha gülüp
"kadınmış iyi bir astsubay diyorlar ama sungur'u çileden çıkarmış" dedi bir daha gülerek
biraz daha durduktan sonra kapı çaldı kapıya en yakın ben olduğum için ben açmaya gittim ve kapıyı açmamla bağran iki kişiyle karşılaştım
"dediğim yerde dursaydın noluyordu" diye bağırdı bahzettikleri astsubay
sungur'a sungur ona dönüp
"bir sus bir sus artık" diye bağırdı
ve karşında beni görünce "Allah rızası için şu hemcinsini al başımdan "dedi sungur
ve resmen kaçarcasına içeri gitti
"bak görüyorsun dimi" dedi kumral adını bilmediğim astsubay kadın
birşey demedim ve içeri gittik içeri gittiğimiz zaman zehir şaşkınlıkla yanımdaki kumral kadına bakıyordu kadında ona aynı bakışlarla bakıyordu
sesizliği bozan kişi Zehir oldu
"beyza" dedi
şaşkınca beyzada birşey demek istedi ancak yuttu hepimiz şaşkın gözlerle onlara bakıyorduk
"noluyor lan" dedi kara...
Bunuda Birdal kestik
biraz yavaş ilerliyorum farkındayım ama olay akışlarını yazmak çok zor iyi okumalar dilerimm
Yorumlarda nasıl buldugunuğunuzu yazarsanız sevinirim😺 sizce beyza ve zehir nerden tanışıyor?
Nasıl bir ilişkileri olabilir zehirle beyzanın sevgili okurlarımm






