Beni yanına çekmesi ile "napıyorsun yüzbaşı" dedim
yüzündeki gülümseme maskesinin altından bile görünüyordu "karımı kendime çekiyorum" ne! Ne dedi o karım mı dedi
"ne!" Diye bağırdım Sungur misali
bu sefer kahkaha atıp" dün kocamın üzerine çıkıyorum diyip arsızlaşan mavişe noldu bebeğim" dedi
ah birde o vardı değil mi normelde sarhoş olmayan ben nasıl oluyorsa bir viskiyle sarhoş olmuştum acaba viskinin sarhoşluğu değilde yüzbaşı barut'un mu sarhoşu olmuştum.
Cidden iyice arsızlaşıyordum birden barut ayakta duran bedenimi kucağına çekti ellerini belimde gezdirdi ancak o benim kadar narin değildi hatta tam tersi büyük bir baskıyla gezdiriyordu ellerini ellerini gezdirirken kucağındaki beni iyice kendine çekiyordu
"barut" diye inledim sadece
erkeksi gülüşü ile "noldu dün üzerimde çok eğleniyordun karıcığım" diyip bu sefer elini kalçamın yakınlarına götürmeye başladı
normelde olsa ona karşı koyabilirdim ama koymak istemiyordum temastan nefret eden ben onun bu denli yakın temasından hiç rahatsız olmamıştım
Görev için çıktığımız yolda yaptığımız oyunlara bak bu kadar dikkatsiz bir asker nasıl yüzbaşı olmuştu?
Görevi mana edip bu teması kesebilirdim
"Yüzbaşı göreve geç kalmıyormuyuz?" Diye sordum uyarı dolu sesimle
Biraz düşündü ardından "o zaman sonra hesaplaşırız rus kızı" diyip göz kırptı
rus kızıymış ben sana Türk askeri diyormuydum
"Yüzbaşı ben yarı Türküm bana devamlı rus kızı demeyi kesermisiniz?" Diye sordum ancak soru sormak veya rica etmek gibi bir niyetim yoktu sesimdeki uyarıyıda anlamış olucak ki başını salladı
Ardından bakışlarını tam gözlerimin içine kaldırıp. "yola çıkıyoruz" dedi...
Uzun bir yolculuğun ardından izmire varmıştık barut'tan kısaca bilgi istemiştim tek söylediği iş adamı kılığındaki teröristin yaptığı işleri ifşalamak gibi birşey olduğunu söylemişti
"Elindeki zarftaki şeyleri çantana yerleştir" diyen barut'u kafamla onaylayıp zarfın içindekileri kucağıma döktüm ve çantama yerleştirdim
mesarati çığlık atarak durdu barut'a kızgın bakışlarımı çevirip
"yavaş olsana" dedim
"Tam tersi başka konularda hızlı olabilirim" diyip arabadan indi
gördüğüm kadarıyla oldukça büyük ve lüks bir otel tam karşımızdaydı
demek ki görev için böyle yerlere bile giriyorlar vay be diye geçirdim içimden
ve hemen ardından bende indim ve beyaz çantamdaki lüks gözlüğümü taktım buraya en kolay ayak uydurmak kişi tabiki bendim.
Bütün tim hemen hemen buradaydı her birimiz farklı rollerle otele giriş yapıcaktık
Vale barut'tan arabanın anahtarını aldı ve bizde otelin içine girdik dışı gibi içimide bir o kadar büyük ve lükstü hatta bazı yerler altın rengi ile süslenmişti
Resapsiyon'a vardığımızda barut "alya Atay, baran Atay" demekki kod adı barandı...


