İçeriğe geç

İhanet askeri

Bölüm 25 · 3 dk okuma

İhanet askeri

Bölüm 25

Bölüm 16

Saklanmak için yüzüne maske bile takmayan kişiye çatık kaşlarla bakıyordum maske takmasının nedeni Türkleri ciddiye almamasıydı

Saklındığı duvarın ardında bana sırıtarak bakıyordu içimden küfür edip yanımdaki karaya birşey belli etmeden yürümeye devam ettim

Görüş açımıza sonunda yoğum bakım odası girdi

Sungur odanın önündeki oturma yerine oturmuş uyukluyordu

"O uyumuş yine bizim nöbetçi" diye gülerek konuştu kara sonra bana dönüp

"Doktor bak şimdi" dedi ve uyuyan sungura doğru ilerledi ardından beklemediğim bir şekilde sungur'a yumruk attı daha doğrusu çalıştı uyuyan sungur karanın bileğini tutup

"Oğlum ne yapıyorsan sesiz yap bari gerizekalı" diyip gözlerini araladı uyurken bile etrafında nolduğunu görmesi hoşuma gitmişti

"İlginç sungur" dedim şaşkın gibi tutmaya çalıştığım sesimle sungur gözlerini kapatıp hiç oralı olmadı beni istemediği belliydi

Kara bana dönüp "boşver sen sungur'u barut komtanım dahada iyi uyurken yaptıklarını görmelisin" dedi maskenin ardından sırıtarak

"Yine ne diyon oğlum" diye birisi karaya güzelce ensesine vurdu bu kişiyi daha önce görmemiştim

197 boylarında yine kaslı birisiydi gelen kişi

Kara ensesine eline atıp "yavaş zehir" dedi zehir karayı kendine çekip

"abartma birşeyin yok barut komutanımla atlas komutanım iyi alıştırdı seni dayağa" dedi neşeli sesiyle ancak sonradan birşey oldu ve yüzü düştü bir hüzün sardı hepsini

Kara ortamdaki hüznü dağıtmak ister gibi konuşmaya başladı

"sanki sen farklısın senide çok güzel dövüyor canım komutanlarım göreve gitsekte yine barut komutanım bir güzel dövse seni"

diyip zehirin ensesine güzelce vurdu zehir küfür edip karaya doğru yöneldi ancak kara geri geri gitmeye başladı bununla birlikte zehir hızlandı kara bu sefer koşmaya başladı en sonunda kara yoldan geçen hemşireye ve hemşirenin taşığı yemeklere çarptı ve onun sesi duyuldu

"ikinizide koğuştaki sopalarla dövceğim a*mına" dedi ve gözleri beni bulunca sustu

Kara ve zehir birlikte sanki 2 yaşında çocukmuş gibi benim arkam'a saklandı kara kısık sesle "doktor koru bizi barut komutanımdan" dedi bu haline gülüp karşıma geçen barut'a baktım ve

"Senin timindekiler mi" dedim kafasını sallamakla yetindi

"Bu kadar az olmalarını beklemiyordum" dedim bu seferde ama sesim kırılgan çıkmıştı

"Bu kadar değil zaten" diyerek kara arkamdan çekildi onunla birlikte zehirde çekildi

"Komutanım bizi en son kovmuştunuz birşey mi oldu" dedi kara

Zehir ise yine karaya vurup

"yo beni kovmadı daha geçen gün burdaydım ben"

dedi kara küçük bir çocuk gibi baruta dönüp

"komutanım haksızlık bu"

Barut'a döndüğüm zaman sabır dilercesine kafasını havaya kaldırdı ve sungur'a döndü

"Diğerleri ne zaman burda olur" dedi

"Komutanım kanca bugün görevde diğerleri yarbayımla geliyor" dedi sungur gür sesiyle

"Eyvallah sungur" dedi bu seferde barut sungursa gülümsemekle yetindi

Barut'un yanına gidip ona bakmaya çalıştım boyu benden baya bir uzundu dev gibi bir adam vardı karşımda

"Ne o boy farkımızımı ölçüyorsun mavi" dedi

gülen sesiyle ve üzerime doğru eğildi üzerime eğilmesi ile yine içimi bir hecan kapladı adam nefes alsa hecanlanıyordum

Yüzüme bakıp geriye çekildi ve arkasını döndü buda neydi gördüğü birşeyden memnun olmamış gibi geriye çekilmidi ve onun saklandığı duvara doğru gitti

İşte bu sefer vücudumu adrelenin saldı zaten bunca zaman fark etmemeleri bir mucizeydi barutun peşinden gidip kolunu tutum

"Noldu komutan" dedim hahif cilveli sesimle

Oysa beni yok sayıp duvara doğru gitti duvara iyice yaklaştığı sırada o duvarın arkasından çıktı ellerini havaya kaldırarak ve her zamanki gibi alaycı gülümsemesi yüzündeydi

Barut adamı ensesinden yakalayıp

"Napıyorsun lan sen" diye adamın yüzüne bir yumruk çaktı

Ve darian ayaklarımın önüne kapaklandı sabahtan beri bizi o duvarın ardından izleyen kişi dirandı

İçimden bir ses şindi n'olacak diyordu diğer bir ses bırak karışma diyordu kararsızlık en kötü şeydi bu hayatta....

Bölüm sonu

5 yorum