Yazardan
Barut komutan silah arkadaşının kapısının önünden dün birisinin izlediğini fark ettiğinden beri hiç ayrılmamıştı zaten az uyuyan ateş artık hiç uyumaz olmuştu sanki uyursa giderse o ölücek gibi geliyordu ona sungur barut komutanına çok ısrar etmiş ama hiç bir sonuç alamamıştı yüzbaşının bu halleri onu korkutmaya başlamış birşey denemeyi tercih etmişti
Bugün komadaki atlasın başına her gün aynı saatte gün içinde iki kere gelen doktor gelmemişti bu durum ateş komutanı iyice geriyordu ayağa kalkıp döne döne gezmeye başlamış ama hiç bir şekilde kendini sakinleştirememişti
Adrielden
Bugün yine dünkü hastaneye doğru yola çıktım bugünkü planım o hastanede çok farklı bir şeydi bu yüzden kılık değiştirmeme gerek olmadan hastaneye gelir gelmez ilk önce yaralı askerin olduğu yoğum bakım odasına doğru yavaş adımlarla yürüdüm dünkü asker yine oradaydı niyeyse kendime çeki düzen vermek istedim ve yan tarafımdaki bayanlar lavobasuna girdim
Aynanın önüne geçip kendimi incelemeye başladım mavi saçlarım hahif dalgalı düzenli duruyordu dudağımdaki bordo ruj biraz dağılmıştı ayağımda her zamanki gibi topuklu ayakkabılarım vardı topuklu ayakkabı ve şıklık en büyük bağımlıdığımdı bugün siyah topuklarımı giyip üstünede açık krem rengi kumaş pantolon ve siyah crop giymeyi tercih etmiştim şık ve bir oldukça sade görünüyordum saç rengim ve bordo rujum hariç abartılı birşey yoktu rujumu tazeleyip lavobadan çıktım
Yaralı askerin odasının önümde kendimi belli edecek şekilde durdum o ise halla dönerek dolanıyordu onun gibi maske takan ondan daha az kaslı birisi yanıma gelip
"Birşey mi sorucaktınız hanfendi"
dedi sorgulayıcı bir şekilde ona bakmadan halla dünkü adamı izlemeyi sürdürüp
"hayır"
Dedim sertçe oda bana yaklaşıp kolumu tuttu
"O zaman burda olamazsınız buraya giriş çıkış kapalı"
deyip beni sürükledi eğer izin vermeden bana dokunamazdı bile ama dikkatini çekmek istediğim birisi vardı
" Ah napıyorsun ya beyefendi kolumu bırakırmısınız"
"Allah'ım hanfendi burası kapalı kos koca emniyet şeridini zevkine koymadık buraya"
diye bağırmaya başladı ve evet bingo sonunda onun dikkatini çekebilmiştik bize doğru dönüp
"Noluyor Sungur" dedi demekki bu askerin adı sungurdu veya kod adı
"Komutanım bu hanfendiye burasının yasaklı olduğunu söylüyorum ama amaçsızca burda dikelmek için ısrar ediyor"
Sungurun dedikleri ile kaşlarını çatıp koyu kahve harelerini bana çevirdi bakışlarını üstümden ayırmadan
"Tamam sungur ben hallederim"
diyip üstüme doğru gelmeye başladı içimi dünkü gibi bir hecan dalgası boğmaya başladı dünkü seferden daha fazla hecanlanmıştım çünkü bu sefer direk gözlerimin içine bakarak üstüme doğru geliyordu
"Evet derdin ne" bu kadar kaba olmasını beklemiyordum daha doğrusu evet tamda bunu bekliyordum
umursamaz rolümü üstlenerek "hiç birşey" dedim
Onun ise delimi bu kadın der gibi bana bakmaya başladığını gördüm
"Saçmalamayı kes ve uzaklaş burdan" sesli oldukça tehdit dolu ve sert çıkmıştı
Gülüp "niye naparsınız ki bana kim oluyorsunuzda bana emir veriyorsunuz" dedim
Bu seferde belli olmuyormu gibi kendine sonrada bana baktı
"Sen yüzü maskeli hastanede dolanan kaç tane adam gördün" dedi
"Şuan görüyorum"
"Uzatma bacım hadi işine delimisin sen" kaba adam
Arkadan "Adriel hanım" diye sorgulayıcı bir ses duyduk işte aradığım o kişi gelmişti ikimizde durup adama döndük hastane başhekimi bize gülümseyerek bakıyordu
"Ben sizi ilk odama gelirsiniz diye düşünmüştüm"
Dedi karşımdaki komutan ise anlam verememiş çatık kaşlarla bize bakıyordu sungur ise olan sesizliği bozup
"Ne ayak lan noluyor" diye şok içinde bağırdı
Ateşin ve adrielin karşılaşmasını nasıl buldunuz uzun yolda olduğum için pek yazamadım 🤍🤍


