Yazardan
Bu bölümümüz erkek ağzından yazılacağı için iyi olmayabilir iyi okumalar dilerim.
Omzumu birisinin dürtmesi ile uyandım gözlerimi hahifçe aralayıp beni uyandıran kişi olan sungur'a baktım sungur benim timimin askerinden birisiydi gerçek adı Sinan olan kişi lakap olarak kendisine sungur demişti nedenini kurcalamaştık Sinan esmer 187 boylarında her asker gibi kaslıydı aslen bursalı olan sungur sivasta büyümüştü Sinanın annesi ufakken Allah rahmetine kavuşmuştu ama kendiliğinden olan bir ölüm değildi annesini babası öldürmüştü sungur her zaman ondan nefret ederek büyümüştü en büyük zafı savunmasız kadınlardı ona annesini hatırlatıyordu.
"Komutanım iyimisin hiç eve gitmediniz burda uyuyup duruyorsunuz endişeleniyoruz sizin için"
Günlerdir vurulan askerim için bütün tim burdaydı uyarı için bomba patmıştık ama bunun dahası gelicekti askerim iyileşsin o örgütü kurutcaktık ismimiz kartaldı sonuçta akbaba sürüsü bizi yıldıramaz.
Ayağa kalkıp başımda endişeli gözlerle bana bakan askerimin omzuna destek olurmuşcasına vurdum
"İyim sungur iyim atlas için hepimiz burdayız başını dik tut asker biz Türk evladıyız en önemlisi bu cennet vatanın askerleriz" dedim kalın gür sesimle
"Emredersiniz komutanım" dedi sungur hemen ve ona maskemin ardından gülüp yanından geçtim
Yoğum bakımın yanından geçerken en iyi askerlerimden olan atlasa baktım asıl ismi deniz Alp kaya olan atlas üsteğemendi benden sondaki en kıdemli askerdi benden sonra timin başı üsteğmen atlas olucaktı ama o şuan bir hain kurşunu yüzünden orda yatıyordu
Yoğun bakım koridorunda ilerleyip asansöre bindim giriş kata bastım tam kapı kapanıyordu ki birisi durdurdu göz ucuyla baktığım zaman infaz korumalar ve hastane polisi vardı kalabalık olduklarına göre ağır bir suçlu olmalıydı hastane polisi beni gördüğü zaman asker selamı vermişti sağ olsunlar bunca zaman onlarda bizim timi yanlız bırakmamışlardı selamını kafamı sallayarak aldım
Onların gideceği kata geldiğimiz zaman hastane polisi yunus
"İyi günler kamutanım" dedi
"Sağol sizede hayırlı görevler" dedim
Asansörden incekleri zaman mâhkum bana kısa bir bakış attı sarışın kirli sakallı kolları dövmeli uzun yaklaşık 188 boyunda birisiydi indiler ve asansör kapandı tam o esnada dışarda bir harpade sesi geldi kapıyı hemen düğmeye basıp geri açtım gördüğüm manzara pekte keyifli bir manzara değildi
Mahkûm yunusların elinden kaçıp jandarmalara saldırıyordu boş duramayıp yanlarına vardığım sırada mahkûm yunusa bir yumruk salıcakken yumruğunu tuttum sonrasında kendim ona sağlam bir yumruk geçirdim adamda bana tekme atmak için hazırlandı ve attıda ama benim çenesine aynı andada karnına yediği tekme ile afalladı biraz daha dövüşüp adamı etkisiz bir halde jandarmalara teslim ettim
"Özür dileriz komutanım bizim hatamız sağolun komutanım" dedi jandarmalardan birisi
Burnumdan atan kan meskemi ıslatmıştı elimle biraz masknin kan olan yerini çekiştirdikten sonra
"Önemli değil dikkatli olun" dedim
"Emredersiniz komutanım" dediler hepsi
"Sağol asker" diyip merdivenlerden inip bahçeye kantine çıktım kantinden çay ve tost yaptırdım onlarıda alıp kantinin arka tarafındaki sık ağaçlı sadece bir bankın bulunduğu yere oturdum yemeğimi yedikten sonra bir sigara yakıp düşüncelere daldım
Ben Ateştim yakmaya hiç durmadan devam edicektim ateşim en çok bana zarar veriyordu
İlk yangınımı çocukken çıkarmıştım geçirdiğim bir atak sonrası miniğimin bana verdiği mavi çakmakla çıkarmıştım yangını...
Sonucunda annemi kaybetmiştim benim çıkardığım yangın annemi almıştı benden
Sonrasında kardeşimin acı dolu gözleri
Kaldı bana bir tek ve babamın bana olan
Nefreti benden hiç durmadan nefret etti
Herkes bana bir bir sırt çevirdi şuan tek
Bana kalan vatanım timin ve her zaman
cebimde taşıdığım bir fotoğraf cebimdeki
Fotoğrafı alıp uzunca baktım içimi yakan
Fotoğrafa...
Fotoğraf karesinde güzeller güzeli annem ve piskolojik ataklar geçirme nedenim olan minik beden vardı küçücük 10 yaşında minicik birşeydi onu kaybettiğimde onu bulmaya çok yakındım minikcik aşkım iki gün sonra 24 olucaktı bensiz 14 sene doğum günlerini kutluyordu bana fotoğraf karesinde annemle pastayı taşığı fotoğrafta zorla söz verdirtmişti
Yıllar önce: 2010
Evin mutfağından odama doğru koşuyordu alyam
"Ateş abi! Ateş abi of nerdesin ya" diye evin içinde bağrınıyordu tam odamın kapısının önünden geçip çalışma odasına gittiğini anladığımda odamdan çıkıp sesizce koridorda ilerleyen alyanın gözünü bağladım ardından kucağıma aldım K9 köpeği gibi burunlu miniğim
"Ateş abi sensin yupiyy" diye seviniyordu bu halleri benide güldürüyordu neşe kaynağımdı bazen ona kızıyordum yapışıyor üstüme diye ama bir gün yapışmazsa zorla portakallı kurabiye yedirmezse maholurdum
"Bizim kurttan daha iyi koku alıyorsun aferin yakında K9 olarak işe başlarsın"
Diye her zaman ki gibi dalga geçtim alyayla o ise kollarını bana dolayıp kucağımda annemin yanına gidiyordu anneme baktığım zaman başı ile onay verdi annemle bir olup ona doğum günü sürprizi yapmıştık gözlerini açtım ama halla boynuma kafasını gömüyordu bir dakika o benimi kokluyordu
Yavaşça kucağımda öne doğru çevirdim onu ve pastayı gördü şaşırmış olmalıydı direk bana dönüp sımsıkı sarıldı "teşekkür ederim ateş unutmadın hiç unutma olur mu ben seninle doğum günü kutlamayı çook seviyorum söz ver her doğum gününde kucağına al senin kucağında gireyim " dedi edepsiz kız diye içimden söylendim zehirin gelmesiyle hayel dünyamdan ayrıldım
"barut komutanım iyi misiniz"
Asteğmen Zehir gerçek adı Mert Demir aslen İzmirli ve İzmir'de büyümüştü ailesi Zengindi ailesinin izni olmadan asker olmuştu bu yüzden ailesi ona karşı temkinliydi kendisi 24 yaşında timin en genç ismiydi birazda şımarıktı ama en şımarıği karaydı oda teğmendi herkese bulaşır sinir ederdi timin şamarı olan ama aklı halla yerine gelmeyen ismiydi kara
"İyim iyim zehir düşünüyordum"
"Neyi komutanım" zehir oldukça soru sormayı seven bir tipti
"Olanları zehir olanları cengiz yüzbaşının defterinden başka haber varmıymış"
Bundan 3 ay önce çağrı yüzbaşının bir defterini bulmuştuk çoğu yerinde şifreli önemli bilgiler vardı kendisi istibahrata çalışıyordu aynı zamanda benim babamın en yakın arkadaşıydı o olsaydı sahip çıkardı bana diye içimden düşündüm aynı zamanda benim miniğimin babasıydı
Zehir kafasını önüne eğdi buda yok demek oluyordu
"Komutanım birşey sorabilirmiyim" zehirin sesi özel birşeyler sorucaği zaman incelirdi ve o zaman korkardı benden
"Fazla özelse kurcalama zehir saçma sapan birşeyse yorma kafanı"
"Hayır saçma olduğunu düşünmuyorum operasyon içinde önemli komutanım"
"Sor o zaman olum"
"Amaya telia denen kadını görünce yüzünüz değişti sinirlendiniz tanıyormusunuz örgütün kimyagerini"
Malefes diye içimden geçirdim amaya bizim yıllar önce güneş teyze olarak bildiğiniz kişiydi alyanın teyzesiydi onu Lunaparka diye götürmüştü ama birdaha hiç getirmemişti ben o günden sonra lunaparkından nefret etmiştim
"Malefes tanıyorum" zehir oldukça şaşırmıştı kadını tanımama değilde ses tonuma sesim öyle bir güçsüz çıkıyordu ki yanan dördüncü sigaramda bitmişti
"Neyse gel hadi içeri geçelim kardeşim" dedim ayağa kalkıp zehir hiç birşey söylemeden beni takip etti
Yoğun bakımın önümdeki banka oturduk birden izleniyor gibi bir hisse kapıldım umursamadım huş iyice artınca etrafıma baktım koridor duvarının arkasında yüzü kapalı bir kadın bize doğru bakıyordu kadın olduğunu fiziğinden ve gözlerinden anlayabilmiştim siyah bir tulum vardı üstünde biraz daha izledi törorist olduğunu düşünüp ayaklandım ve o tarafa doğru yürümeye başladım kadın birden koşmaya başladı bende koridor boyunca peşinde koştum ikili yol ayrımından sonra gözden kayboldu atlasın başındaki önlemleri artırmam gerekiyordu geri atlasın olduğu tarafa gittim hep yaptığım gibi askerimin ve en yakın arkadaşımın uyanmasını bekledim....
Yazardan; askeri bilgim çok yok kendimce birşeyler yazdım ilk defa erkek ağzından yazdığım için biraz sorunlar olmuş olabilir.
Ateşin ağzından bölüm gelmesini nasıl buldunuz??
O kadın sizce kimdi arkadaşlar
Atlas ve Boris uyanıkcak mı
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayın lütfennn 💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓💓






