BÖLÜM ŞARKISI-ÖLSEM YERİDİR
Mertin söylediği şeyle daha fazla dayanamadım ve sonunda o soruyu sordum "Mert acaba sen benden hoşlanıyor olabilir misin?" Evet bu soruyu sordum. Sorduğum soruyla dudakları hafifçe kıvrıldı "Sana seni sevdiğimi kanıtlamamı ister miydin?" Yavaş adımlarla yanıma doğru iyice yaklaştı
"Neden böyle bir şey isteyeyim" dedim. O söylediğim şeyle daha fazla bana doğru yaklaştı ve iki eliyle beni duvarda kıstırdı. Bu sefer konuşma sırası ondaydı "istemeyeceğini zannetmiyorum. Şimdiden nefes alıp vermen hızlandı"
Kahretsin! Yakalandım "Mert ben istemediğim sürece bana yaklaşman tacize girmiyor mu?" Haklıydım tamam istemediğim söylenemez belkide ama. Sonuçta istemiyorum! "Haklısın. Sen istediğin zaman yapmalıyız belki de" yok azizim bu adam ya çok fesat ya da ben çok fesatım "Neyi yapıcakmışız pardon" iki elimle onu göğsünden ittirdim yaptığım şeyle zoraki bir kaç adım geriye gitmişti "ne istersen yapalım" dedi gülümseyerek
ardından tekrar konuştu "mesela ödev yapabiliriz. Ders çalışa biliriz. Yemek yiyebiliriz" sinsi sinsi gülümseyerek bunları söyledi ve tekrar konuştu "sen fesat Felen olabilir misin? Niye yanakların kızardı senin altı üstü ödev yapacaktık" sanki az önce ne ima ettiğini anlamadık!
tam konuşacaktım ki telefonumun melodisi ikimizde susturdu telefonu elime alıp baktığımda arayan kişinin annem olduğunu gördüm. Fazla bekletmeden telefonu açtım.
"Efendim anne" mert kısık sesle "selam söyle" dediğinde susması için kaşlarımı çattım. Gerçi burası yeterince gürültülü o konuşsa ne olur konuşmasa ne olur. "Kızım ablan Sude geldi seni çok özlemiş gelsene eve"
uzun zamandır ablamı görmemiştim büyük bir neşeyle "Tamam! Hemen geliyorum, bide anne o salağa söyle çikolatalarımı yemesin" dediğimde annem gülerek telefonu kapattı. Mert merakla bana bakıyordu
"Niye bu kadar sevindin sen şimdi" yok mağara adamı desem değil İstanbul beyefendisi desem hiç değil "Sanane. Bir da sana hesap mı vereceğim" dediğimde elini hayır anlamında salladı "Hesabını değil ama, numaranı versen harika olur" ben ne diyorum bu geri zekalı ne anlıyor
"Numaramı vereceğimi nerden biliyorsun" dediğimde güldü "Başka bir şey de verebilirsin. Mesela tesbih verebilirisin Kuran-ı Kerim verebilirsin" Yok artık ben bu kadar fesatlık yapıp sonradan imana dönen insan görmedim "Mert biraz daha konuşursan. Artık konuşmak için bir çenen kalmaz!"
🩹
Eve gelmiştim koşa koşa kapıdan içeri girdim ve karşımda sudeyi gördüm. Ne kadarda güzelleşmişti "hoş geldin çiyan sude" sudeyle bir çok iyi konuşurduk bir çok kötü "hoş buldum sarı yelloz" dediğinde kaşlarımı çattım "yalnız ben sarı değilim yılan. Ben açık kahve rengiyim" dediğimde güldü "He he inandık" geldiğine çok sevinmiştim ama Sude bende yara açıyordu babamın annemi aldatıp ilişkilerden büyüttüğü bir meyveydi Sude.
İnsan ablasını görmekten korkarmıydı? ben korkardım. Babam beni hiç sevmedi bana hiç değer vermedi fakat mutluyum... Çünkü Sudeye çok değer verdi bana vermese bile... Sudeyi çok sevdi ben hep 'keşke Sude olsam' diye düşledim babam koklaya koklaya öperdi onun saçlarını. Ama benim saçlarımı hep keserdi. Baba sevgisinden aciz büyüdüm ben. Ben bilmemki baba ne demek ben bilmemki baba sevgisi ne demek ben bilmem baba nasıl sevilir. Babam her ay bana para göndererek hayatından uzak tutmaya çalışıyordu. haylada yapıyor
koşa koşa Sudeye sarıldım "Baban. Baban ne yapıyor" gür çıkartmaya çalıştığım sesim kısık ve çaresiz çıkmıştı "Babam birşey yapmıyor ya şirkete gidiyor felen geçen gün amerikaya gitmiş bana baya makyaj malzemesi almış gel göstereyim neler aldığını. Beğenirsen sanada verebilirimmm"
İşte şuan canım o kadar yandı ki. Öldüm sandım madem sevebiliyordun? bizi neden sevmedin baba
Sude babasının benim babam olduğunu biliyordu aldatmadan doğan bir ilişkiden doğduğunuda çok iyi biliyordu fakat sanki farklı aileler gibi davranıyorduk ben onun babasına baba demiyordum oda benim anneme kötü davranmıyordu "Yok ben biraz yorgunum şimdi bakamam" dediğimde arkada bizi dinleyen annemi gördüm onu gördüğümü görünce hızla mutfağa ilerledi
"Kevin ben. Ben özür dilerim" dedi Sude "Ne için özür diliyorsun baban seni sevdiği için özür diliyorsan sakın dileme! Ne güzel sana değer veriyor en azından seni seviyor sende onu sev ve sakın benim duygularımı düşünme benim artık bu konuda canım yanmıyor merak etme babam benim için öldü fakat senin için yaşıyor"
burukça bir tebessüm ettim "Peki..." diyerek el salladı ve annemin yanına gitti bende odama girdim kapıyı kilitledim karanlık odanın bir köşesinde ağlamaya başladım ben hep gizlerdim göz yaşımı ağlamak acizliktir çünkü . Ağladım saatlerce ağladım ölen duygularım için ağladım babam için ağladım annem için ağladım ben hep birileri yerine ağlardım kimse gelip
"iyi misin?" diye sormazdı ben hep iyi gibi davranmak zorunda kalırdım çünkü. Işığı açtım aynanın karşısına geçip şişen göz altlarıma baktım berbat görünüyordum gülmeye ihtiyacım vardı ve birisi beni güldürebiliyordu. Mert beni güldüre biliyordu ama ben hep gülmemeye çalışıyordum Mertle konuşmak istiyordum.
Onu ararım diye zorla küçük bir kağıda numarasını yazıp telefon kılıfımın arkasına koymuştu. Telefon kılıfımı açtım ve içindeki kağıdı aldım yazan numarayı teker teker girdim ve arama düğmesine bastım. Telefonu açmıştı
"Buyrun ben Mert" dediğinde mutlu oldum "Bende Kevin" dediğimde güldü "Kevin hanım hayrola beni mi özlediniz?" dediğinde güldüm "sanırım özledim attığım kafeye gelirmisiniz" dediğimde şaşırdı "Daha klüpte yeni konuştuk ama... İstiyorsan geleyim bekle" dediğinde onaylayan mırıltılar çıkartım ve telefonu kapattım
numarasınıda kaydettim
ilk ağladığımı gizlemek için bir makyaj yaptım fakat kızarıklıklar hayla durduğu için makyajı sildim. Altıma paraşüt pantolan giydim üstüme beyaz bir crop giydim ve üzerime lacivert bir mont aldım son olarakda siyah bir kulaklık alıp evden çıktım. Herkes çoktan uyumuştu motoru çalıştırsam duyarlardı şansıma hemen yanımdan bir taksi geçinde durdum ve bindim
38 DAKİKA SONRA
Gelmiştim ve Merte gelmişti taksiden inip koşa koşa yanıma gittim beni görünce kaşları aniden çatıldı "Sen ağladın mı?" dedi merak ve sinirle başımı hayır anlamında salladım fakat ağladığımı anlamıştı yüzümü ellerinin arasına alıp baktı "İyi misin?"
İlk defa birisi bana iyi misin? diye sormuştu
Parmak uçlarıma basıp dudaklarını öpmeye çalıştım fakat boyu oldukça uzun olduğundan dolayı pek mümkün değildi... Onu öpmek istediğimi anlamış olmalı ki başını yavaş yavaş eğip beni kollarının arasına aldığında kuş misali çırpındı kalbim dudakları dudaklarıma değmişti bu sefer bende kışkırtıcı öpücüklerini karşılık veriyordum alt dudağımı büyük bir açlıkla öpmeye başladığında güldüm bende onu öptüm durmadım dudaklarını büyük bir açlıkla bende öptüm
Mert bana iyi geliyordu. Umarım hep iyi gelirdi
HELLLOOOĞĞ NAPIYORSUNUZ ŞIKI ŞIKI ŞIKI EVET BÖLÜM BİRAZ GEÇ GELDİ AMA BU DİĞERLERİNE GÖRE BAYA UZUNDU UMARIM TELAFİ OLUR ŞU ARALAR BİRAZ KAN KATİLİM ESERİMLE İLGİLENİYORUM İHANET ESERİMİ OKUYAN KİŞİLERİN KAN KATİLİM ESERİMİDE OKUMASINI İSTERİM ÇÜNKÜ İLERDE PARALEL EVREN YAPIP HİKAYELERİ BİRLEŞTİRE BİLİRİM KONUSUNDAN BİRAZ BAHSEDEYİM BİR KATİL VE BİR HABER SPİKERİ ORTAK OLUYOR VE ORTAKLIKLARI DOLAYINDAN ANLAŞMALI EVLİLİK YAPMAK ZORUNDA KALIYORLAR EĞER ANLAŞMALI EVLİLİK SEVİYORSANIZ SİZİ KAN KATİLİM ESERİMDEKİ EVRENE BEKLERİİĞĞĞM
BÖLÜMÜ BEĞENMEYİ UNUTMAYALIM💅💋


