İçeriğe geç

İhanet 101

Bölüm 1 · 3 dk okuma

İhanet 101

Bölüm 1

YAĞMURUN VE YALANLARIN RİTMİ

Şehrin üzerine çöken o gece, gökyüzü adeta delinmişti. Camları döven her bir yağmur damlası, Elif’in ruhundaki huzursuzluğun, dış dünyadaki yankısı gibiydi. Yirmi beş yaşında, hayata karşı dik durmaya çalışan, zeki ve hırslı bir kadındı; lakin o an, o lüks dairenin içinde kendini dilsiz bir mahkûm gibi hissediyordu.

Oturma odasının loş ışığı, duvardaki gölgeleri devasa canavarlara dönüştürürken, koltuğun köşesinde sessizce duran Merve’ye baktı. Çocukluk arkadaşı, yıllarını birlikte devirdiği, sırlarını paylaştığı Merve… Ama son haftalarda bu kadında bir şeyler değişmişti. Bakışlarındaki o yabancı parıltı, Elif’in içindeki sezgi çanlarını amansızca çaldırıyordu.

Odanın ortasında duran Selim ise ortamdaki tüm oksijeni tüketiyormuş gibi rahattı. Üzerine giydiği siyah gömleğin kollarını dirseklerine kadar sıyırmış, parmakları arasında tuttuğu kahve fincanıyla adeta odadaki tüm dikkati üzerine çekiyordu. Karizmatik, tehlikeli bir çekiciliğe sahip olduğu kesindi; ama Elif onun gözlerinin arkasındaki o buz gibi hesapçılığı ilk andan beri sezmişti.

"Dışarısı inanılmaz," dedi Selim, sesindeki o kadife ton odayı doldururken. Gözlerini Elif’ten ayırmadan, hafif bir tebessümle masaya yaklaştı. "Bazen insan, fırtınanın kopmasını bekler; bazen de fırtınanın tam kalbinde olduğunu fark edemez."

Elif yutkundu. Boğazındaki o sert düğüm, nefes almasını zorlaştırıyordu. "Bazı fırtınalar dışarıdan gelmez Selim," dedi gözlerini dikerek. "İçeride başlar, önce en güvendiğin duvarları yıkar."

Merve, bu cümleyle birlikte yerinde huzursuzca kıpırdandı. Çay kaşığı tabağa çarptığında çıkan tıkırtı, odadaki gerilimi bıçak gibi kesti. "Elif, yine felsefe yapmaya başladın," dedi Merve, sesindeki yapmacık neşeyle. "Alt tarafı yağmurlu bir gece, kahve içiyoruz ve sohbet ediyoruz. Neden her şeyi bu kadar karmaşık hale getiriyorsun?"

Karmaşık mı? Elif içinden acıyla gülmsedi. Karmaşık olan şey, Merve’nin Selim’e baktığındaki o kadınsı bakışlardı. Her defasında bunu inkâr ediyorlardı ama gözler yalan söylemezdi. Selim’in her hamlesi, Merve’nin her nefes verişi Elif’in sinir uçlarına dokunuyordu. Merve, yıllardır bildiği, tanıdığı kadındı; peki ya Selim? Hayatlarına gireli henüz iki ay olmamıştı ama sanki yıllardır oradaymış gibi, aralarındaki her dengeyi altüst etmeyi başarmıştı.

O an, havada asılı kalan o gerilim dolu sessizliği bozan yine Selim oldu. Elif’e doğru bir adım daha yaklaştı. Aralarındaki mesafe tehlikeli bir şekilde kapanmıştı. Selim’in parfümünün o baharatlı, ağır kokusu Elif’in burnuna dolduğunda, genç kadın istemsizce geriye doğru bir adım atmak istedi ama bacakları sanki yere mıhlanmıştı.

"Belki de," diye fısıldadı Selim, doğrudan Elif’in gözlerinin içine bakarak, "Aradığın cevaplar çok uzağında değildir Elif. Belki de sadece yanlış yerlere bakıyorsundur."

Elif’in kalbi göğüs kafesini kıracakmış gibi atıyordu. Bu adamla göz göze gelmek, uçurumun kenarında durmak gibiydi. Korkuyordu; ama bu korkunun altında, bastıramadığı hastalıklı bir heyecan da vardı. Selim, Merve’yi mi istiyordu, yoksa onunla oynayarak ikisini de esir mi almaya çalışıyordu?

"Bana açık ol Selim," dedi Elif, sesi bu kez korkak değil, bıçak gibi keskin çıkmıştı. "Seninle Merve’nin arasında ne var? Sadece arkadaş mısınız, yoksa benden sakladığınız başka bir oyun mu oynuyorsunuz?"

Odanın sıcaklığı bir anda sıfırın altına düşmüş gibi hissettirdi. Merve’nin yüzündeki o renk tamamen uçtu. Dudakları aralandı ama kelimeler boğazına dizildi. Selim ise hiç istifini bozmadı; aksine, o yüzündeki bilmiş gülümseme daha da derinleşti.

"Bunu öğrenmek gerçekten bu kadar önemli mi senin için, Elif?" diye sordu Selim, tehlikeli bir yavaşlıkla. "Bazı sırlar açığa çıktığında, sadece ortalık dökülmez... İnsanlar da dökülür. Hazır mısın?"

O gece, o odada sadece yağmurun sesi yoktu. Orada üç insanın birbirine karşı ördüğü yalanlar, kıskançlıklar ve patlamaya hazır bir intikam ateşi vardı. Elif, o an hayatının en büyük dönüm noktasında olduğunu biliyordu. Ya bu oyuna boyun eğip kalbinin kırılmasına izin verecekti ya da bu tehlikeli üçgenin kurallarını kendi yazacaktı.

Ve o, ikinci yolu seçmeye çoktan karar vermişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.