İçeriğe geç

İdolüm tehlikede

Bölüm 2 · 6 dk okuma

İdolüm tehlikede

Bölüm 2

Giriş

Bu benim ilk yayınladığım kitabımın giriş bölümü. Bu tarzında kitab okumayı çok istiyordum fakat bulamadığımdan ben yazayım dedim. İdol&fan kdrama tarzında bir kitabdır. Umarım hoşunuza gider.

Okuduğunuz günü ve saati yazmayı unutmayın 🫶

Hatalarım varsa lütfen yorumlarda yazın ki farkına varıp bir daha aynı hayata girmeyim.

İyi okumalar 💞🫶

____________

Kulağımdakı beyaz kulaklıktan durmadan şarkı dinler, derslerimle ilgilenmeye çalışırdım. Hiç bilmediğim şarkılar Spotifyda çalarken tek umursadığım yan odadan gelen kavga sesini kısmasıydı. Ara sıra hüzünlü şarkı geldiği gibi daha 5 saniye dinlemeden geçerdim. Zaten o kavgayı dinlerken söylenen cümleler kalbimi kırar ağlamağımı sağlardı. Odğaım yayılır derslerimi yaşamazdım. Bu yüzden de neşeli müzikleri tercih ederdim. Tek derdimse o sesleri duymamaktı.

Ödev yaparken bir yandan da gürültülü müzik dinlemek, aşırı zor bir şeydi fakat imkansız değildi. O sesleri kıstırmayı başarmıştı. Ödev yaparken sürekli şarkı dinlerdim. Buna o kadar alışmıştım ki şarkı dinlemeden ödev yapamaz hale gelirdim.

Sınavlarda da gizlince telefonumda şarkı açar, gürültülü müzik dinleyerek testleri çözerdim. Tabi bir kaç kez hocalara yakalansamda telefonu elimden hiç biri almamış aksine dinlememe izn vermişlerdi. Çünkü hepsi aile durumumu biliyorlardı. O dönemden beri bunu saklamaya çalışmamıştım. Zaten bir kaç kez anlık olarak kulağımdan kulaklığı çıkartıp dinlediğim şarkıyı dinlerdiler. Kopya çekip çekmediğimi anlamak için. Genellikle yanılırdılar. Bu durumu alıştıktan sonra benim dinlediğim şarkıyı kontrol etmek yerine bazen hangi şarkıyı dinlediğimi sorarlardı. Bende telefonumu açıp ismine bakardım.

Bir gün yeni hocamız beni yakaladıktan sonra üzerime " üniversitesi sınavına giderken ne yapacaksın? Oraya telefon sokmak yasak, nasıl testleri çözeceksin?" bağırıp telefonumu aldıktan sonra bunun gerçekden de büyük sorun olduğunu anlamaya başladım. Yavaş yavaş müzikten uzaklaşmaya testleri o kavgada söylenen sözleri duya duya çözmeye çalıştım. Ama beynimden daha çok kalbim tetiklenirdi.

O gün test çözmeyi pekde becerememiştim. Sınıf ortamı aşırı sessizdi herkes kendi testini çözüyordu. Ben buna alışık değildim. Elimin titrediğini, bu olayıp psixolojik olarak beni etkilediğini biliyordum. Normalin dışına çıktığımda da normal olmayan tepkileri bedenim verirdi.

O gün çok zor olmuştu. Elim titremiş, kafam dönmüş, aklıma ailemin kavga sırasında söylediği cümleler aklıma gelmişti. Ama yinede o gün öğretmene karşı gelip telefonumu istememiştim. Çünki haklıydı sınavlar başladığında bundan kurtulmam lazımdı.

Üniversite sınavının bir an önce vermeyi ve bir üniversiteye girip bu aileden kurturmayı çok isterdim. Zaten benim hayatımla pekte ilgilenmezlerdi. Sürekli bana "keşke doğmasaydın." gibi cümleler söylerlerdi. Benimde buna göz yaşımla cevab vermekten başka yapacak bir şeyim yoktu.

Herzaman ki gibi yine ödevleri yaparken bu sefer bir azda olsun o sesleri duymamak adına telefonumu açmış ve bilmediğim şarkıların çalınmasına izn vermiştim. Fakat bu sefer kulaktan dinlemiyordum. Yavaş yavaş kulaklıktan kurtulmayı, sonraysa şarkısız test çözmeyi hedeflemiştim.

Buna göre hatta doktora gitmiştim. Oysa bana bunun bir alışkanlık olduğunu, alışkanlıklarsa anlık olarak bırakıldığında bedeni tetiklediğini söylemişti. Yavaş yavaş uzaklaşsam. Kendime belli sürelerde şarkı dinleyerek bu süreyi azaltsam bu tepki tamamen geçeceğini söylemişti. Bu yüzden de kulaklıkla değilde telefonumunun normal sesiyle bir az uzaklıkta koymuştum.

O zaman hayat bana sanırım acıdı ve daha önce hiç duymadığım bir şarkıyı dinlememi sağladı. Daha ilk dakikalarda şarkı kafama yatdı ve sanki yıllardır dinliyormuşum gibi bazı sözleri aklımda kalmıştı. Bazı kelimeleri İngilizce olduğundan anlıyor ve sanki beni anlatıyormuş gibi içimde hiss oluşuyordu. Yeni şarkıya geçtiğinde bu sefer izn vermeyip ayağa kalktım. Telefonumu alıp tekrardan o şarkının çalınmasını sağladım.

Böylece farkında olmadan o şarkıyla benim aramda bağ oluşmuştu. O zamankı ben farkında değildi ama sadece bir şarkı benim hayatımı değiştirecekti. 1 saat durmadan aralıksız aynı şarkıyı dinledikten sonra sonunda ödevlerimi bitirmiştim. Hemen elime telefonumu alıp o şarkıyı YouTube aratdım. İlk çıkan videoya basıp klipini izlemeye başladım. Başka bir dilde olduğundan dolayı ikinci işim çevirisine bakmak olmuştu.

Klipde 5 erkek üye sırayla şarkılar söyleyip dans ediyorlardı. Bazen hüzünlü bazense enerjik kısımlardan iberet olan bir şarkıydı. Klipide şarkının müziğine uymuş bazen neşeli anılara bazense üzgün olduğu anıları gösteriyordu. Ara sıra şarkının dansını yapıyorlardı. Ama en önemlisi bu şarkıyı beni bu kadar kendine çekmesinin sebebi sözleriydi. Bilmem kaçıncı kez tekrardan sözlerini okuyordum.

Güneşle ay yer değiştirse de

Dünya kötü hale gelse de

Arkadaşlarım benden nefret etse de

Bütün dünya bana karşı gelse de

Ben çalışmağa devam edeceğim!

Gözleri kapat ve beni dikkatlice dinle

Hayal et , istediğin bütün şeyleri.

Aç yeni bir sayfa

Yaz oraya bütün hedefleri

Planını kur

Ve söyle ki

Başara bilirim!

Dipnot: Kendi kafamdan uydurdum. Şarkının çevirisi buna benzer gibi düşünün

Şarkının hem vocali güçlüydü, hemde rap kısımları çok iyiydi. Ama en önemlisi sanki benim için yazılmış gibiydi. Genellikle bu zamana kadar ilk dinlediğim hiç bir şarkıyı söyleyen şarkıcılarına bakmamıştım. Fakat bu dikkatimi çekmiş ve ödevlerden sonra araştırmaya başlamamı sağlamıştı.

Dinlediğim şarkısı "l can do it " hakkında ilk önce araştırma yapmaya koyuldum. Öğrendiğime göre bu şarkı grup içinde büyük anlam taşıyormuş. Her biri farkedilmeyi ve durumlarının kötü olmasına rağmen, yaşları küçük olsa bile durmadan çalışıp 4 yıl boyunca emek verdikten sonra böyle bir grup kurup çıkış yapmayı becerdikleri anlatan bir şarkıydı. Şarkıda genellikle her biri şarkıcı olma hayaliyle yanıp tutuşan 5 farklı hayata sahip erkek gruptu.

En sonunda kötü hayat sürdürmelerine rağmen bu hayalin üzerine doğru gidip gerçekleştiren 5 ayrı erkekdi de. 5 farklı hayat, 5 farklı erkek bir araya toplanmış aynı hayale ulaşmak için çabalamışlardı. Ve sonunda grup ismi '4ever' sahip olmuşlardı.

İlk başta grupun ismini qaripsesemde sonradan anlamlı bir grup ismi olduğu kanaatine geldim. 4 rakamı İngilizcede 'four' diye yazılıp sesli söyledikte 'u' harfi bazen duyulmadığından 'forever' olarak duyuluyordu. Bununda anlamı sonsuzadek'di.

Şarkı hakkında olan videoları izledikten sonra en sonunda üyelerin verdiği reportajları izlemeye koyuldum. Tabi bilmediğim bir dilde konuştuklarından altyazısı olmayan reportajları izleyemedim. Kaç saat geçti farkında değildim ama ben araştırmalara devam ediyordum. Bunun gibi gruplara Kpop dendiğini, idol diye bir kavram olduğunu, konuştukları dil Asya'da yerleşen Kore dili olduğunu öğrendim. Bunun gibi bir çok bilgi daha edinmiştim. Lightstick, fancam, ace ve bir çok yeni kelime öğrenmiştim.

İdol olan herkes bir sürü oynadığı eğlence programların olduğunu öğrenir öğrenmez 4ever'in oynadığı bütün programları sırayla izlemeye koyulmuştum. İlk kez o sesleri duymama rağmen gülümsemeyi bırak kahkahalarla güldüğüm değerli anlardan biriydi.

O günden sonra da pek de çok şey değişmediğini düşünmüştüm. Aslında bir çok şey değişmişti. Bir hayran hesabı açmış onları takip ederek eski şarkılarını dinlemiş , farkında olmadan Koreceyi öğrenmeye başlamıştım. İdollerime kötü yorum yapıldığında severek kavgalara girmiştim.

O zaman ki ben farkında değildi ama altı üstü bir şarkıcı grup beni ve bütün hayallerimi değiştirmeyi başarmış, ailem olmuşlardı benim için. Ve işte bu olayların filizlenmesi işte buradan başlıyordu.

Başvurduğum bütün universitetlerden red yemiştim ama Kore'de bir üniversite kabul olduğumu görmek beni aşırı mutlu etmişti. Yavaş yavaş eşyalarımı toplamış bir an önce yaz tatilin bitmesini ve derslerin açılmasını beklemiştim.

Aileme gelecek olursak bir yere kabul olduğum için sevinmiş, başka bir ülke olduğunu duyunca senden kurtuluyoruz diye alkışlamışlardı. Bir kaç saniye sonra o alkış dinmiş babamsa "baştan ayağa masrafsın." Üniversite paramı düşünmeye başlamıştı. Üniversite dışında hiç bir şeyin parasını ödemeyeceğini söylenip odadan çıkmıştı. Zaten 60% burslu olarak kazanmıştım.

İyikide anneannem ve babaannem vardı . Onlar olmasaydı ben ne yapardım hiç bilmezdim. Diger bütün masrafları onlar karşılayacağını, benim sadece okumamı istemişlerdi. Tabi bu masraflara sevdiğim grupun konserine gitmek, lightstick, albüm'de almak dahildi.

_________

Karşılıklı okuma, yorum ve geri takip yapıyorum. İsteyen varsa yazsın.

Bu arada benim Instagram hesabım: yinasaa

Arkadaş olmak isteyen yaza bilir. Bir birimize destek ola biliriz.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.