İçeriğe geç

İçimdeki Melodi

Bölüm 1 · 4 dk okuma

İçimdeki Melodi

Bölüm 1

1

Kapımın tıklatılması ile uyandım. Gelen babamdı. Uyku sersemi "Gir" dedim. Babam içeri girdi hala uyuklayan bana baktı ve "Hadi Berfin okula geç kalıyorsun, kahvaltı hazır hemen üstünü giy aşağıda bekliyoruz seni" dedi.

Bir an anlamasam da "Biz derken?" diye soruverdim.

"Bora da geldi uzun zamandır beraber kahvaltı yapmıyorduk" dedi.

Erken kalkmaktan nefret ediyordum ama okula da geç kalmak istemedim zaten lisenin son senesiydi.

"Tamam baba 15 dakikaya gelirim" dedim. Babam odamdan çıkıp aşağı inmeye başlayınca yataktan kalktım ve banyoya yöneldim.

Aynada kendime baktım hemen yüzüme su çarpıp dişlerimi fırçaladım. Saçlarımı tarayıp hafif bir makyaj yaparak odama geçtim.

Okul formam masamın üzerinde idi. Vakit kaybetmeden formamı da giyerek aynada son kez kendime baktım. Küçük sırt çantamı elime aldım içine elime ilk gelen kalem ve defteri koyarak kapattım.

Son olarak yatağımı düzenleyerek odamdan çıktım. Aşağı inince çok sevdiğim kuzenim Bora'yı gördüm. Beraber büyümüştük kardeş gibiydik. Aynı okullarda aynı sınıflarda okuduk. Her zaman birbirimize destek olduk , sahip çıktık.

Bora'yı görünce üzerine koşup sarıldım. "Hoşgeldin Bora" diyerek gülümsedim. O da ellerini belime sararak sarıldı. "Hoşbuldum cimcime" deyince kıkırdadım. Hemen ardından babamın tok öksürük sesiyle Bora'dan ayrılarak masadaki yerime geçtim. Bora da mesajı almış olacak ki o da yerine geçti.

Yarım saatten fazla karnımızı doyurup sohbet ettiğimiz için okula geç kalmak üzereydik. Bora "Çıkalım artık geç kalıyoruz cimcime" deyince hemen kalktım babamın yanağına bir öpücük kondurup dış kapıyı ilerledim. Bora da babama teşekkür edip bana yetişti. Ayakkabılarımızı giyip Bora'nın arabasına ilerledim.

15 dakika geçtikten sonra okulun otoparkına varmıştık. Bora arabayı park edince hemen indim arabadan. Zil çalmak üzereydi bu yüzden sınıfa koşarak gittim. Çünkü Damla'yı , Giray'ı , Kuzey'i çok özledim. Onları bütün bir yaz görmemiştim.

Hepsi kendi ailesiyle tatile gitmişti.

Sınıfa varınca bizimkilerle göz göze geldim. Hemen Damla'ya sarıldım. Ardından Kuzey ve Giray' a da. Damla hemen lafa girdi. "Yavaş ol Berfin tamam özledin bizi anladık".

Trip atar gibi cevap verdim. "Tamam ya sevmiyorum hiçbirinizi özledim" deyince Giray cevap verdi. "Sevme demiyoruz sadece sakin ol demek istiyoruz".

"Aynen öyle" diyen kişi Kuzey idi.

Arkadan gelen ses gülümsememe neden oldu.

"Kıskanın cimcime en çok beni seviyor".

Hepsi Bora'ya göz devirdi. Bunu görünce kahkaha attım. Hoca'nın sınıfa geldiğini gördük ve yerlerimizde oturduk.

Ben ve Damla duvar kenarı en önde oturuyorduk çünkü ikimizde inek öğrenciyiz. Bora ise hemen

arkamda tek oturuyordu. Biraz rahatına düşkündür. Bora'nın arkasında ise Kuzey ve Giray oturuyordu. Ders bitene kadar Kuzey ve Giray hiç susmadı. Sürekli onları azarlayan Bora bıktı artık.

Zil çalınca bahçeye çıkalım dedik. Bahçeye indik ve boş olan bir banka oturduk. Kuzey'in lafıyla baktığı yöne baktık. "Bu sene yeni gelenlere bakın kesin bu yıl hayatımın aşkını bulacağım eminim".

Bunu duyan Damla ikizine sert bir cevap verdi.

"Önceki 3 yıl içinde aynısını dedin kardeşim".

Giray ise "Bu işler yerine kariyerine odaklan biraz"

dedi. Bora "Evet Giray haklı önce meslek sonra aşk" dedi.

Okul çıkışı evlere gitmek yerine dışarıda gezelim dedik. Bora gelmek istemedi şirkete gitmesi gerekiyormuş. Ailesi geçen sene vefat edince işlerin başına o geçti ve babama yardım ediyordu.

Fazla uzatmadan onu rahat bıraktık.

Kuzey girdiğimiz mağaza da yine çapkın bakışlarıyla kızları süzüyordu. Fakat kızlar kendisinden çok küçük duruyorlardı. Aniden Damla'nın sesiyle irkildim. "Bu nasıl sence Berfin?" derken elinde pembe çiçekli bir elbise tutuyordu. "Güzelmiş zaten sen ne giysen sana yakışır" dedim. Gülümsedi ve "Sen de bir kaç bişey al hadi" deyince mecbur kıyafetlere baktım bundan kaçışım yoktu.

Bir kaç saat sonra herkes evlere dağıldı. Bora beni eve bırakmak için gelmiş ve beni eve bırakıp gitmişti. Günün yorgunluğunu atmak için duş almak istiyordum. Yorgun adımlarla evin bahçesinden geçip kapıyı çalacaktım ki kapı açıktı. Önce çok korktum hırsız olabilir diye düşündüm ama babamın sinirli sesini duyunca eve girdim salondan bağırışlar geliyordu. Geldiğimi anlarlarsa belki konuşmayı keserler diye merdivene yöneldim ve dinlemeye başladım.

"Senin ve kızın yüzünden öldü benim annem"

"Saçmalama Eylül ne benim ne de kızımın suçu yok"

"Neden öldü o zaman , üzdünüz onu annem üzüntüden öldü , hiç bir hastalığı yoktu sapasağlamdı"

"Bak anlıyorum ama kızımın da benim de suçum yok"

"Görürsünüz siz sizi mahvedicem"

Konuşmanın ardından ayak seslerini duyunca duvara iyice yaşlandım ve muhtemelen benim yaşlarımda olan kız kapıdan çıktı gitti. Hemen babamın yanına koştum. "Baba neler oluyor? Neden kapı açıktı? O kız kimdi? Neden annesini bizim öldürdüğümüzü sanıyor?" sorularını tek nefeste sorunca babam şaşırdı. "Sen ne kadarını duydun? Ne zamandır buradasın kızım?" dedi.

"Sadece annemi siz öldürdünüz dediğini duydum"

dedim. Babam hiçbir şey demeden odasına gitti.

Ama bu işin peşini bırakmayacaktım. O kız her kimse gerçeği ona kanıtlamalıydım. Bir insanın annesini kaybetmesinin ne demek olduğunu iyi biliyordum. 2 sene önce annemi kaybedince ne yapacağımı bilememiştim. Çok görüşmesek de onu seviyordum. Babamla ben 1 yaşındayken boşanmışlar ve babam annemle anlaşıp onunla kalmamı sağlamış. Annem de dünden razıymış çünkü başkasıyla evlenecekmiş.

Yeni ailesini hiç görmedim adlarını dahi bana söylemediler. O kızı çok iyi anlıyordum. Ama gerçekleri de ona göstermeliydim. Ne babam ne de ben karıncayı dahi incitmeztik çünkü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.