Yazarın anlatımıyla;
Asena ve Naz havaalanındaki olayın ardından bir otele yerleşmişti. Otel, sıradan gibi görünsede Asena birilerinin onları izlediğini hisseder. Odasına geldiğinde yatağının ucunda bir not bulur:
"Reddettiğin her teklifin bir bedeli bulunur."
Naz, her ne kadar o adamdan etkilense de Asena buna izin vermeyecektir.
Asena, okuduğu notun ardından otelin lobisinde kısa bir yürüyüşe çıkar. Onu takip eden biri olduğunu fark eder. Sokağa çıkınca peşindekini köşeye kıstırır ama o kişi... havaalanında gördüğü adam değil, adliye çıkışında bayıltıldığı belkide öldürüldüğü bilinen o kadındır.
Yüzündeki yaralar belli olurmuşcasına, "Patron seni yeniden yemeğe bekliyor. Bu kez bir davet değil."Asena gözlerini kısarak cevap verdi: "Beni getiren kişiyle ilgili tek şey hatırlıyorum... gözleri. Ve gözlerinde insani hiçbir duygu yoktu. Git ona söyle, benimle oyun oynayacak kişi... iyi saklansın."Kadın başını hafifçe eğdi, sonra ceketinin içinden sertçe telefonunu çıkardı. Ekranı açtı. Club çıkışı Naz'ı biri taşırkenki görüntülerdi. Bir kolu düşmüş, ağızı yarı açık, şuuru yerinde değildi. Boğazı düğümlenmişti. "Yanlışların bedelini başkasına ödetmek daha kolaydır. Patron, nazik biridir... bir kere daha düşünmenizi önerir."Kadın arkasına bakmadan giderken Asena olduğu yerde bir süre kaldı ve düşünceler içinde otele yürümeye başladı.
Asena otele döndüğünde Naz pencerenin önünde oturmuş, dışarıdaki yoğun trafiği izliyordu. Gözlerinde hafif bir ışık, yüzünde silinmiş bir gülümseme vardı. "O adam... neydi bilmiyorum ama... yüzü çok etkileyici değil miydi?" Asena gözlerini kapatarak derin bir nefes aldı. Sanki duyamamış gibi yaptı. Ama kafasında çoktan bir karar almıştı. Naz'a dönüp: "Biz bu ülkeye tatil yapmaya gelmedik, Naz. Bunu unutma. Ve lütfen... lütfen bu adamdan uzak dur. Ne olursa olsun." Naz suratını buruşturdu. "Kızım dram mı çekiyoruz, ne bu ciddiyet?" Asena'nın sesi hiç olmadığı kadar netti: "Çünkü birileri bizimle oyun oynuyor. Ve ben oyunun piyonlarından biri olmayacağım. "Serhat Komiser'i arayıp "iyiyim" dediği anı düşündü. Belki de ilk kez gerçekten doğru bir karar almalıydı. Yanındaki not defterine bir şeyler karalamayı bırakıp elinde notu hiddetle yırttı ve fısıldarcasına: "Eğer bu adam bizimle oynamak istiyorsa... kuralları ben koyarım."