Adliyeden çıkmış, Yozgat'ın tenha sokaklarından birinde yürüyerek eve gidiyordu. Bir gariplik olduğunu hissediyordu. Elindeki telefonu cebine attığı anda yakınlardan gelen çığlık sesi ile irkildi. Eli belindeki silaha giderek köşedeki bir ağacın arkasına gizlendi.
Dakikalar sonra ortalığın sakinleştiğini düşünerek eli telefonuna gitti. Aramalara girerek son aramalardan 'Serhat Komiser' yazısına tıkladı. Telefon çaldı... çaldı...
"Hadi, aç artık Serhat." Diye mırıldandı sessizce.
"Alo?"
"A-" derken kafasında bir ağrı hissetmesiyle şuuru yavaşça kapandı. Son gördüğü ise kemikli yüz hattının arasındaki ela gözleriydi...