İnsan büyüdüğünü hemen anlamıyor ama bazı anlar oluyor ki birkaç aya göre büyüdüğünü hissediyorsun. Tepkilerin davranışların hayata bakış açın son derece zıt yönlerde değişebiliyor. Bazen insan birkaç güne de büyüyebiliyor. Çok ilginç.
Kendimi şekil alan hamur gibi hissediyorum. Bazen darbelerle bazense kendim şekil vererek ne olduğuma ve ne olmak istediğime karar veriyorum. Sonuç olarak belli bir şekile bürünüyorum . Ama kalbim öyle bir alev alıyor ki o hamuru yumuşatıyor. Sonra başlasın yine kısır döngü. Değişim gerçekleşmeli mi gerçekleşmemeli mi?
Değişimlerin benim hamurumdan parçalar götürmesini istemiyorum. O zaman insan gerçekten de değişiyor. Hiç olmayacak şekillere bürünebiliyor. Ama farklı bir yönden bakarsan eğer hamurumu güzel şekillendirememişsem. Bunu değiştirmek benim elimde. Ama sanırım anladım. Değişimin doğanın kanunu olduğunu. Umarım değişim sadece benim bütün sevdiklerim için hamurumdan parça alınmasıyla değilde insanın kendisinin şekil vermesiyle değişir.
Kendimi değiştirilmeye mecbur bırakılmış, parçalarımı hayata kendi ellerimle vermiş hadi şimdi bana şekil ver dermişçesine baktığımı hissettiğim zamanda kendimin farkında bile değildim. Kendi kendime alevlenip şekil almadan sönüyordum. Tabi üzerime bazı şeyler yazılırdı bu durumlarda. Kazınmış yazılar... Yontulmadan gitmez. Gidemez. Ne kadar şekil versem de izi kalır. Sanırım yine hayat benden yine parçalar götürecek. Unutmam için. Kararlarımı tercihlerimi yeniden gözden geçirmeye karar verdim. Kendim olmaya. Kendim olurken başlarına hamurdan taş olmamaya karar verdim. Hep bi ılık hep bi nemli olmakta fayda var. Çünkü ateş ne zaman gelir bilemezsin. Hayat seni hazırlıksız yakalayıp taşken de darbe vurabilir. O zaman parçalara ayrılırsın toparlanmak oldukça güçsüzleşir. Çünkü hayatta her şey mümkün.