İçeriğe geç

I.O.K.O.

Bölüm 3 · 11 dk okuma

I.O.K.O.

Bölüm 3

Geçmiş ve üç yara

Bir, hafta sonra ✳️

Sonbahar, gelmişti. Salıncakta bir aşağı, bir yukarı sallanıyordum. Gökyüzüne çok yakındım tutsam yakalayacaktım. Sanki o beyaz bulutcukları. Çok güzel bir manzaraydı. Bulutların arasında süzülüyordum. Gökyüzünün rengi Maviğiliğinde.Yanımdaki salıncağa Nehir oturmuştu. "Tam da Saraf Dede 'nin oğlu aramızda derken asistanı önemli birşey diyip aldılar Işıltılı Ormani ekiplerini sence de bu çok garip değil mi Asel "dedi Nehir. Birşeyler dönüyordu. Ama neler dönüyordu bizde bilmiyorduk.Sanki birşey saklıyorlar . "Garip, gerçekten de Saraf Dede 'nin oğlu kim ve niye bu kadar gizemli konuşuyorlar ?" Dedim kendime soru sorar gibi. "Neyse artık bu konuyu kapatalım Şimdi bize söylemelerini bekleyelim. Olmadı zaten ortağa çıkar." Dedi Nehir. Oğlu aramızdaymış ama kim ? , Kim olabilir ? Aklımda binlerce sorular vardı. "Olmadı biz buluruz aramızdaymış zaten."dedim. Bize eğer söylemezlerse elbet buluruz onları. "Aynen öyle yapalım Canım". Dedi Nehir. "Eh hadi o zaman kahvaltı saati yaklaşıyordur gidelim.Dedim kolumdaki saate bakarken 10.10 geçiyordu saat.Nehirle birlikte ikimiz de salıncaktan kalkıp "Geç , kalmadan gidelim yoksa buralarda aç kalıcaz !" Dedi Nehir. Koluma girerken dediğine ikimizde kahkaha attık .

Kahvaltıdan sonra, Işıltılı Ormaniler bizleri toplamışlardı. Herkes bahçede merakla neler olacağını bekliyordu, aynı şekilde bizde bekliyorduk. Hepside, biz neden buradayız ? diye bakışlar atıyordu.Siyah saçlı esmer kız bana dik dik bakarken bende ona dik dik bakmaya başladım. Ardından hayırdır hı ? Bakışı attım.O nasıl bakış oluyorsa Esmerli dik dik bakmaya devam etti. Biz böyle birbirimize bakmaya devam ederken ,bakışlarımı Konuşan kızıl saçlı Esilya'ya çevirdim.

Kızıl saçlı Esilya konuşmaya başladı. "Evet genç Ormaniler, ve yeni üyeleri". Bize bakarak bunu söylemişti kızıl saçlı Esilya. " Sizleri bugün burada toplanmanız için çağırdık. Artık Köreltili Ormanalılar hepinizin peşinde ve size zarar vermeye başlayacak." Kısa saçlı esilya konuşmasına devam ederken telefonuma mesaj geldi.Çantamdan telefonu çıkarıp açtım.

Bilinmeyen numara : Hepiniz ,benim elimdesiniz artık. tek bir kurtuluşunuz yok. Ve sen Asel Aydın benimsin. Bundan sonra bir daha benden kaçamayacaksın.

Çabucak görüşmek dileğiyle sevgilim. Okuduğum, mesajla kaskatı kesilirken ellerim, ayaklarım titriyordu Ela gözlü Araf bana sesleniyordu. ama hiçbirini duymuyordum. Beni bulmuştu buradaydı. Burada olmamalıydı .Herkese zarar verecekti .Buradaydı artık. Herkesi öldürecekti.

Aniden yere büyük hiddetle ,bir şey düştüğünde herkes bomba! Diye bağırmaya başladı tam bomda patlarken Savaş Nehiri kenara çekip yere düşerken Ela gözlü Araf beni çekip yere düştüğümde bomba saniyeler içerisinde patlamıştı her yer Duman içinde kaldığında tek duyduğum ses ona aitti.

Yirmi yıl öncesi

🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼

"ANNE,BABA BENİ BUYADA BIRAKMAYIN! , SÖZ ÇOK ŞEKEY YEMEYECEĞİM ! " Diye uykusunda sayıklayıp bağıran küçük Asel.Kuzenin sesini duyan Demir hemen Mutfaktan çıkıp.Koşarak odasında ki yatakta uyuyan ve kabus gören küçük Asel' in yanına gelip çömeldi." Asel bak ben buradayım.Uyan hadi kâbus görüyorsun!. Diye küçük Asel'i kollarından tutup sarstı canını acımayacak bir şekilde, ve uyansın diye. Küçük Asel sıçrayarak uyandı.Çığlık atarak kuzeni olan Demire sarıldı.Demir anında karşılık verirken ağlayan küçük Aselin saçını okşadı." Hşşt , bak ben buradayım korkma. Kâbustu. Geçti Tamam mı geçti." Dedi Demir kuzenini sakinleştirmeye çalışırken.

"Demiy ben Annemle, Babamı çok özledim.Beni neden bıraktılar ? " Dedi küçük Asel hıçkırarak.Annesi ve babası küçük Asel'lerini bırakıp İzmir'in en uzak olan ilçeye gitmişlerdi Kirazlı'ya. Küçük Asel'lerini burada bırakmışlardı.Hangi Anne ve baba altı yaşındaki bir çocuğunu başka bir yerde tek başına bırakıldı ki ? "Annen ve Baban seni bırakıp gitti.Bazı sebeplerden dolayı ama sen daha çok küçüksün Asel büyü sen,ben sana anlatılırım."Dedi Demir karşısında ki ağlayarak ona bakan küçük Asel'e. Halbuki aralarında sadece dört yaş vardı Asel altı yaşındayken, Demir ise on yaşında olan bir çocuktu. Küçük Asel Kuzeni Demir'in büyük Ağabey'ler gibi davranması konuşması küçük Asel'in ona hayran gibi bakmasına neden oluyordu.Her zaman ki gibi içinden .' Ben de böyle Abla olucam. Güçlü olucam , Aynı Demiy gibi iyi , bir Abla olucam' dedi küçük Asel içinden.

"Peki ben ne zaman büyüceğim Demiy ." Dedi Asel .Daha çok küçük olduğu için tam olarak bazı harfleri dilinde döndüremiyordu küçük Asel. Demire Demiy diyordu . Demir onun dediğine tebessüm etti. "Ooo senin büyümene daha çooook var . Ben o zaman sana herşeyi anlatırım. Sen şimdi bu konularla kendini yorma daha çok küçüksün Asel. Anlaştık mı ? . Dedi Demir Asel'e büyük Ağabey gibi davranarak. "Of böyle gideyse sen bana hep küçük kalıcaksın deysin ." Dedi küçük Asel. Demir gülerek küçük Asel'e baktı."Evet böyle giderse öyle derim bak. Hem , ben o kadar sana kahvaltı hazırlayayım. Sen burada ağlıyorsun. Gel bakalım." Diyen Demir küçük Kıza elini uzattı.Küçük Asel ağlamayı kesip hemen Demirin elini tutup ayağa kalktı." Hep böyle benim yanımda olucaksın değil mi Demiy? " Diye sordu Küçük Asel. "Sonsuza kadar hep böyle yanında olucam. Düştüğünde ben seni hep kaldırıcam Asel." Dedi Demir ona bakan küçük Asel'e . "Sonsuza kaday mı ?" Dedi küçük Asel. "Sonsuza kadar." Dedi Demir. " Benden , ya sıkılıp gideysen ?" Diye yeniden sordu Küçük Asel. " Sıkılmam hem senden kim sıkılabilir ki ? Şu , bakışlara bak aynı pamuk şeker gibi bakıyorsun ." Dedi Demir . Küçük Asel kıkırdayıp ." Ben Pamuk şekey gibi mi ? Bakıyoyum Demiy ? hem , sen söz vey sıkılıp gitmeyeğine" Dedi küçük Asel."Evet , pamuk şeker gibi bakıyorsun. Böyle tatlı ,tatlı bana bakarsan ,pamuk şekey gibi bakıyor oluyorsun . ve söz veriyorum senden sıkılıp gitmeyeğime. Peki sen Asel ? " Dedi Demir . Küçük Asel'in bir gün gitmesinden korkuyordu . Daha ikisi de çok küçüklerdi. " hmm iyi o zaman ben sana hep tatlı ,tatlı pamuk şekey bakışlayımdan atayım.Söz veyiyorum Demiy ben hep senin yanında olucam. " Dedi küçük Asel. Demir' e sarılıp, Demir küçük Asel'in sarışına karşılık verirken. İki küçük kuzenler birbirlerine bakıp güldüler.Her şeyden habersiz olan iki küçük kuzenler .

Şimdi ki zaman

🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼

Gözlerimi kırpırdatıp , açtığımda beyaz tavanla karşılaştım.Yüzümde Oksijen maske vardı. Tam maskeyi çıkaracağımda. Aniden şiddetli öksürük başladı. Öksürmeye devam ederken.Yüzümdeki oksijenli maskeyi çıkarıldığında tavandan gözlerimi çekip maskeyi çıkaran kişiye baktım.ve Demirle karşılaştım. Bana masada duran sürahiden su doldurup uzattığında bardağı tutarken. Demir de bana suyu içmem de destek oluyordu.Bardakta ki suyu bitirdiğimde Demir de bardağı komidine koymuştu. Hala şaşkındım. Demir mi ? Ben Demir mi demiştim! .

" Hiç boşuna yorma kendini dinlen şimdi pamuk şeker." Dedi Demir tebessüm ederek. Pamuk şeker varsa Demir vardı. Demir varsa iki kuzen vardı. Yüzünü inceldiğimde saçı ve sakalı uzamıştı. Oda benim solgun yüzümü izliyordu. "Ne zaman geldin buraya." Dedim kısık bir sesle. Zar zor konuşmayı başardım sonunda yahu .Boğazım çok ağrıyordu. "Dün akşam geldim." Dedi Demir. Dün gelmişti demek ki Demir . Neler olduğu aklıma bir bir gelirken . İçim ürpermeye başladı. Nasıl olmuştu bu olay ! . Arkadaşlarım neredeydi ? Kuzenim Savaş neredeydi ? , Bunların hepsi nasıl olmuştu ! Bilmiyorum ama o gelmişti. O mesajı bana atan oydu.Odanın içi, fon müziği kaplarken gözlerim ağırlaştığından gözlerimi kapattım. Yavaş yavaş uyku Alemine girmiştim.

🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼

Araf'tan

Asel çantasından telefonunu çıkardığında telefonunu açtı.Aniden Asel'in kaskatı kesilirken elleri ve ayakları titremeye başladı. " Asel noldu ? " Diye sordum cevap vermedi.İkimizi duyan Savaş ve Nehir de Asel'e seslenmeye başladılar ama bizi duyamıyordu Asel donup kalmıştı.Tam kolunu dokunucakken yere büyük bir gürültülü ve hiddetle bir şey düştüğünde Asel bakışlarını oraya çevirdiğinde baktığı yere Bakışlarımı oraya çevirdim. Çok kalabalık olduğu için göremiyorduk. Herkes bir anda "Bomba bu ! " Diye bağırdıklarında herkes bir yere kaçıştılar.Savaş Nehir'i bir kenara çekerken hızlı bir şekilde Asel'in elini tutup onu çektim . Hızlı bir şekilde çektiğim için ben yere düşerken Asel'de benim üstüme düşmüştü.Asel bana üsten bakarken ben ona Altan bakıyordum. Bomba büyük bir gürültülüyle patlamıştı.Çoğu kişi yerdeydi , çoğu kişi çığlık çığlığılardı.Yoğun ağır dumandan Asel'in gözleri kapandı ve bayıldı başı omzuma düşüp. "Asel." Diye seslendim ama dumandan etkilenmişti. Herkes bayılırken benim bilincim de beni terkediyordu .Terk etmeden önce en son gördüğüm şey ise Siyah bir karaltı insan silüetiydi. İçimden,bir ses Bombayı siyah karaltılının patlattığıydı. Gerisi zaten karanlıktı.

🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼

Savaş' tan

Gözlerimi açtığımda karanlık bir yer karşıladı beni .Ağzımı açmaya çalıştım ağzımda bir bez vardı. Kollarımı ve ayaklarımı hareket ettirmeye çalıştım ama Etki bile etmedi o kadar çok sıkı bağlamışlardıki Kan toplayacaktı vücudum. Tek kelimeyle Kaçırılmıştık. Harika ! Bir bu eksikti zaten ! Ağzımdaki bezle tuhaf tuhaf sesler çıktığında birisinin buraya doğru gelip ilerlediğini hissettim. Geldi , geldi ve tam şuan önümdeydi hissediyordum. Biriside arkamdaydı.Gözümdeki bandajı çıkardığında gözüm beyaz bir ışığa maruz kaldı. Gözlerimi kısarak etrafımdaki Siyahlarla kuşanmış piç heriflere bakıyordum. Nehir neredeydi ve Asel, Araf da yoktu. Önümüzdeki heriflerin lideri konuştu.

"Arkadaşlarım nerede diye sorman gerekiyordu şimdiden öyle değil mi Savaş Kanlı !". Arkamdan piç herif Silahın tersiyle enseme vurduğunda son gördüğüm şey ise Önümüzdeki piç liderin gülmesiydi.

🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼

Bilinmeyenden

Önümdeki , adamlarımı alınlarından tek tek silahla ateş etmeye başladım. "Bir halta yaramayan beyinsizler ben size demedim mi Asel'i kelebeği almadan buraya gelmeyceksiniz diye demedim lan ! " Diye kükredi . Kelebekçi Devim.

"Efendim , öyle dediniz evet ama ambulansa Asel kelebeğinizi ve yanında bir adamla beraber aynı ambulansa koydular. Ondan Asel'i kelebeği alamadık bizi bilmiyor musunuz ? Efendim böyle bir şeyle ilk defa karşılaşıyoruz bizi Mazur görün Efendim." Dedi Kelebekçi Devim'in yardımcısı Maui.

"Demek yanında, Bir adam vardı hee onu derhal bulup buraya getirin Siuv'a söyle onu araştırsın çabuk Maui !" Dedi Kelebekçi Devim.

Kelebekçi Devim telefonunu çıkarıp Sizk'i aradı. "Sizk nerdesin sen ! Çabuk eve geliyorsun! Sana anlatacaklarım var. Karşıdaki ne dediyse Kelebekçi Devim Öfkeyle bağırdı. "O Aptaldan bana bahsetme Sizk çabuk buraya gel !" Diyerek telefonu kapattı Kelebekçi Devim.

Sizk' in gelmesini bekleyen Kelebekçi Devim , koltuğuna oturdu. Camdaki manzaraya baktı. " Ah ! Asel Kelebeği beni neden bıraktın ? Seni bulamayacağımı mı ? zannetin ." Kendi kendine konuşan Kelebekçi Devim Öfkelendi . "ÇOK AZ KALDI ! KELEBEK ASELLİ ! SENİ BURADAN ALICAM ! BENİ BIRAKIP GİTMENİN 'DE BEDELİNİ ÖDEYECEKSİN. KELEBEK ASEL ! " Dedi Cama yumruğunu atıp elini kanlar içinde bırakan Kelebekçi Devim.

🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼

Asel 'den

5 gün sonra

Hastaneden çıkmam beş gün olmuştu ama iyileşmiştim sonunda. Ne kadar uzun sürsede . Işıltılı Ormaniler'de hangi kararımızı vereceğimiz gün Kızıl saçlı Esilya bizi bahçede toplamıştı. Orada bana Kelebekçi Devim yazdığı gün bomba patlattı. Psikopat şizofren.Her şeyi hakediyordu ,bu kelimelerimi de Savaşla ve Nehir kaçırılmıştı . Kesin bunu da O kendini Kelebekçi zanneden Devim'in altında çıkacaktır. Tanıyorum maalesef Devimi. Kaybetmemek için elinden fazlasını yapan bir Psikotap. Gerekirse ; kazanmak için birisini öldürür. Ya da onun canını alır neden mi amacı kaybetmemek güya beni kaybetti. Şimdiden beni kazanmak için elinden geleni ardına koymacak. Aynadan kendime bakıp öpücük attım. Elbet bu da biticekti belki tükenicektim. Belki de ucunda ölüm vardı ama biticekti.Üstümde mavi V yakalı bluz, mavi bir kot pantolon, siyah ayakkabılar topuklu ayakkabı ne zaman giysem ayağımın topuğu şiştiği için sevmiyorum topuklu ayakkabıyı ve siyah deri ceketimle bence çok güzel olmuştum. ( Medyada kıyafetler var bakabilirsiniz.) Evet kendimi övme seansları başlamadan makyajımı ve saçımı yapayım ben en iyisi. Saçımı hızlı bir şekilde örüp. balık örgülü atkuyruğu şeklinde yapıp Eyeliner ve rimel sürüp pembe rujumu sürdüm. Çikolatalı parfümümü sıkıp mavi çantamı ,ve telefonumu elime alıp odadan çıktım.

Telefonumu açılmasını beklerken bir yandan da koridor' da ilerliyordum. Telefonu açtığımda bir mesaj vardı. Mesajı tam açarken kafamı sanırım koridorun sonundaki duvara çarpıştım. "Ah! kafam ya ! ,Bu duvarın burada ne işi var ya.! " Derken kafamı acıyan yere dokunurken birisi kafama dokundu "Aha ! Duvar canlandı. Tamam duvar kardeş önümdesin ama bende burada önemli birşey yapıyorum yani ne diye kafama vuruyorsun ki daha yeni iyileştim." Dedim duvara . Kahkaha attı Duvar bu sefer de kahkaha attı. Elimi yukarı kaldırıp. " Ya sen beni mi sınıyorsun ! Duvarsın nasıl kahkaha atabilirsin ki ! Eğer ki birisi oradaysa eşek şakası yapıyorsa gerçekten Çok kötü olucak bak. Nerdesin sen he , nerdes.." gördüğüm yüzle elim havada kaldı. "Şuan Duvar olsaydım. Herhalde önünde olduğum için bana kızardın değil mi ? " Dedi Ela gözlü Araf .Üstünde , mavi bir gömlek ve mavi bir pantolon vardı .kahkaha atarak ben anında kızarırken kendimi hemen toplayıp konuştum. "Ama sen de önümde durmuşsun pardon ama duvar gibi kalıplı kaslısın yani şuradan birisi geçse aynı benim gibi seni duvar zanneder ." Dedim Ela gözlü Araf bana tuhaf tuhaf bakarken . "Hiih ben sana kalıplı kaslı mı dedim ?" Bu sefer toprağı üstüme atmayın. Dilek beni gömün bir günde iki kez kızarmak ve Ela gözlü Araf' a iki kez rezil olmak. Beni direk gömün ya ! " Hem kalıplı , hem kaslı dedin Asel ." Dedi Ela gözlü Araf bana göz kırpıp . Domates'ten pancar rengine dönüyordum yavaş yavaş.Acilen konuyu kapatmam lazımdı. "Sen napıyorsun nereye böyle ?" diye sordum. Ela gözlü Araf bana şöyle bir bakıp başını iki yana sallayıp güldü. Yalnız güzel gülüyordu . Kahkahası da öyleydi. " Ben seninle önemli birşey konuşucaktım .Yanına geliyordum." Dedi konuyu kapatmaya çalıştığımı anlayan Ela gözlü Araf. "Ne konuşucaksın ki Ela hmm yani şey Araf diyecektim."Dedim. Saçmalayarak. Ela gözlü Araf dediğime tebessüm ederken konuştu . "Aslında Işıltılı Ormanilerin kurucusunun Oğlu aslında b......." Ela gözlü Araf'ın sesi kesilmişti bir silah sesi yüzünden. Ela gözlü Araf yere düşerken tam kalbinden vurulduğunu yeni anlamıştım. Kaskatı kesilirken ellerim titriyordu. " ARAF ! " Diye bağırdım sesim kısılına kadar .ve Kelebekçi Devim elindeki silahla bana bakıyordu. Gözlerimden sicim sicim gözyaşlarım akarken yere hızla oturup deri ceketimi çıkarıp Ela gözlü Araf'ın kan olan kalbine tampon yapmaya başladım . Gözlerimden yaşlar bir bir akarken . Boğazım yırtılırcasına sonuna kadar bağırdım. "SAKIN ÖLME ! ARAF YAŞA BIRAKMA BENİ ! NOLUR YAŞA ! ......

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.