Gecenin, karanlığında ki yıldızlar bir bir eksiliyordu .Sanki kaybolmuş gibiydiler hepsi yavaş yavaş burayı terk ediyordu.Çok uzaktalardı yıldızlar ama parlak parıltılıydı yıldızlar.
Üzerine bindiğim salıncak birden hızlanırken kalbim hızlı atmaya başladı. kaşlarım çatılırken hemen arkamı döndüm.
"Korkuttum mu seni ?"dedi Savaş endişelenirken. Salıncaktan hızla kalkıp "Korkuttun tabi ki."derken Savaşa sarıldım.Anında sarılışıma karşılık verirken gülümsedim."Birileri, beni çoook özlemiş sanırım."dedi Savaş. dediğine gülerken "Evet özledim. Sen beni özlemedin mi ?" Dedim "Özlemez olur muyum tabi ki özledim."dedi savaş dediğine gülüp kollarımı savaştan ayırdığımda salıncağa oturdum.yavaş yavaş sallanırken "ee naptın yokluğumda ufaklık."dedi Savaş yanağımdan bir makas alırken. Anında sinirlenip elini itip kaşlarımı çatıp kollarımı göğüsümde kavuşturup "sensin ufaklık!" dedim.
"Çocuk gibisin hala."dedi Savaş. Geçen hafta savaş "oraya gelip seninle önemli bir şey konuşucam."dediği aklıma gelirken."Anlatacak mısın Savaş?" Dedim sıkıntılı bir nefes alırken. Kötü birşey mi olmuştu acaba içim içimi kemiriyordu."Asel sana her şeyi anlatıcam ama gel içeri geçelim bir kahve çay içelim hem ben acıktım ben ne yemek var ?" Savaş ,anlatmadan ben ona soramazdım. Ancak yanında olduğumu hissetirebilirim. Biz böyle anlaşmıştık. Birisi, kendi anlatana kadar ,ne onu sıkardık. Ne ,de sürekli sorup onu üzerdik. Bu konuyu bir süreliğine rafa kaldırdım.
"Bak, Savaş sana şimdi söylüyorum.Saçma sapan şeyler yapma. Biraz sonra arkadaşım gelicek uslu dur yerinde."dedim.Sanki karşımda küçük çocuk varmış gibi ona uslu durmasını söylüyordum.Kendi dediğime kıkırkadım. Savaş kahkaha atıp ."Kız ben uslu durmayı denerim belki de. kim geliyor?" Heyecanlı bir şekilde sorarken Savaş. Salıncaktan kalkıp "Ne bu heyecan hayırdır?" Tek kaşımı kaldırıp sorarken."Hiç öylesine sordum.Neyse benim ocakta yemeğim vardı." Diyip kaçarcasına giderken arkasından "Nehir gelecek." Dedim.Anında bana dönerken hafif kızarmıştı.Başımı iki yana sallayıp gülerken peşinden içeri girdim.
Arkadaşım Nehir geleceği için üzerime siyah Kazak, şeftali tonlarında tulum, siyah uzun çizme, saçımın iki tutamı örgülü, makyajım da limer ve eyeliner, şeftali tonlarında ruj.
Masaya salata koyarken aynadan saçını tarayan kuzenim Savaşa baktım.Arkadaşım Nehiri sekiz aydır seviyordu. Ama açılamıyordu Savaş.İlk başta anlamıştım sevdiğini hatta 'ben bir Nehire sorayım çaktırmadan' dediğimde istememişti.Kendi yapmak istiyordu ama bir yandan korkuyor onu reddetmesinden Savaş. Temiz iyi kalpli hassas kırılgan bir tarafı var Savaşın. kuzenim sevdiği onu reddetmesi onu üzebilir. Savaş bu sebepten mi ? Bilmiyorum ama Üniversitesine Savcılık bölümü . İzmir'de okumayı seçti.İçimden bir ses Nehir yüzünden gittiğini söylüyordu. Ama bu sefer aralarını bir şekilde yapıcam.Kuzenim üzüldükçe bende üzülüyordum. Bu meseleyi bir şekilde çözüp halletmem lazımdı. Nehirden bi öğrensem Savaşa karşı bir şey hissediyor mu ? Bunu bugün öğrenicektim.Eğer Nehir bir şey hissetmiyorsa kuzenim Savaşın yanında olduğumu hissetirebilirim.İyi olması için uğraşırım. Bir yandan da Nehir okuldan arkadaşım neredeyse üç yıl oluyor. Üç yıl Nehirle arkadaşız.Nehir de bir şey hissediyorsa ikisi zaten birbirine yakışıyordu.Savaş bu seferde üzülmeden. Bunu da halletsem iyi olurdu.
"Oo bu ne güzellik kızım fıstık gibi olmuşun"dedi Savaş "Teşekkür ederim canım dedim". Savaş yanına gidip "Oy oy kuzum çok mu yakışıklı olmuş benim kuzenim." Bir çocuk gibi Savaşın yanaklarını sıkarken.Savaş ellerimi itip kollarımı tutup."Asel bak canım bende seni seviyorum ama karizmamı bozuyorsun güzelim.Hem, ben sana o kadar iltifat edeyim sen bana oy oy kuzum de"dedi Savaş bozularak dediğine kahkaha atıp benim ona yaptığım gibi iki elini yanağıma koyup sıkarken bu sefer ben kollarını tutup "Sadece, ben yanak sıkabilirim. Sen değil canım." Bu dediğime Savaş kahkaha atarken ben ona ciddi ciddi bakıyordum .Tabi ki de ben sıkabilirim. yanak. O sıkamaz yanaklarımı.! Sonunda gülmesini bitirip. Savaş "Öylemi küçük hanım savaş tekrar yanaklarımı sıkacakken zil sesi evde yankılandı.
Savaş "Kapıyı ben açıcam .derken hızlı adımlarla kapıya doğru giderken arkasından bağırdım"Dur ben açarım."dedim gülerken karşımdakileri görünce adımlarım durdu.Yüzümdeki gülümseme yavaş yavaş silindi. Savaş kaskatı kesilirken Nehirin yanında bir çocuk çocukla göz göze geldik. Kahverengi saçlıydı. ela gözleri, kaşları hafif çatık, biçimli bir dudağı vardı. Üstünde siyah gömlek belirgin bir şekilde kaslarını belli ediyordu. Siyah kot pantolon bacaklarını sarıyordu .Nehir de benim kıyafetimin farklı bir mavi bir tulum beyaz botlarını giymişti. Nehirin belinde kolu vardı ela gözlü çocuğun.Ela gözlü çocuk baya yakışıklıydı maşallah mübarek taş iç sesim bu dediğime gülerken iç sesimi susturup . Nehirin ise Ela gözlü çocuğun kaslı kolunu tutmuştu.Nehir ve Çocuk bize bakarken Nehir "Tanıştırayım Abim.Araf" Derken Savaş derin bir nefes alıp. Kısık sesle konuştuğunu zannederken "Oh be rahatladım".dedi dediğine kısık bir şekilde kıkırdarken Ela gözlü çocuk adı Araf olan çocuk bana baktı göz göze gelince bakışlarımı Nehire çevirdiğimde Savaşa baktım gülümseyerek Nehire bakıyordu.Nehir tebessüm edip Ela gözlü Araf farkedebilirdi.İkisini Boğazımı temizleyip "Hoşgeldiniz" dedim . Nehirle Ela gözlü Arafa bakıp.Nehir bana bakıp gülümseyip "Hoşbulduk canım "deyip sarıldı.Anında karşılık verirken kuzenime bakıp. Savaşlada Ela gözlü Araf selamlaşıyorlardı Biz ayrıldığımızda Nehir "Abi bahsettiğim Asel" derken Ela gözlü Araf bana bakarken Nehir bana dönüp "Asel sana bahsedememiştim. Zaten seninle arkadaş olduğumuz zamandan beri Abim yurt dışındaydı kusura bakma sana tanıştırmayı çok istedim ama fırsatım olmadı Asel abim Araf." Ela gözlü Araf bana elini uzattı elini tutarken bakışyorduk "Memnun oldum Asel." "Bende memnun oldum. Ela gözlü çocuk ay pardon yani Araf diyecektim." İyice saçmalarken dediğime kahkaha attı o nasıl bir gülüş Allah aşkına kim böyle güzel gülebilir ki ? Hayran olası iç sesim konuşurken saçmalama sus dedim iç sesime. Sen sus derken Ela gözlü Araf sessiz bir şekilde mırıldandı ."hmm Ela gözlü Araf sevdim bunu." Dedi ben kaskatı kesilirken Savaş Nehir çoktan selamlaşıp sohbet ediyorlardı bile.
Hepimiz içeri, geçip koltuklar da yerimizi aldık Nehir yanımda otururken Nehirin karşısında Savaş, Ela gözlü Araf Savaşın yanında oturuyordu karşısında ise bilin bakalım kim vardı ? Ben tabi ki "Asel ,nasılsın bu aralar hiç görüşemedik senle ya özledim seni ." dedi Nehir "İyiyim sen nasılsın evet hiç görüşmedik bir ara plan yapıp bir yerde buluşuruz" dedim "Aynen canım öyle yapalım derken." Ben Nehire tam bir şey soracakken . Ela gözlü Araf " Nehir senin çantanda şarjım olucaktı verir misin şarjım bitmişde." Derken Nehir çantasından Şarjı ararken bulamayınca Ela gözlü Arafa döndü. "Abi ben şarjinı almayı unutmuşum ya Asel sen de var mı şarj aleti? "dedi Nehir "Bende şarj var ." Dedim Ela gözlü Araf Bana bakarken "Şarj nerede ben telefonu takayım"dedi Ela gözlü Araf "Yok sen zahmet etme "dedim ayağa kalkarken "telefonu ver takarım ben."derken Ela gözlü Arafın yanına gitmiştim bile telefonu bana uzattıp. "Tamam teşekkür ederim". Dedi gülümseyerek."Rica ederim"dedim bende gülümseyip . Merdivenden çıkarken odama girip Şarj aletini ararken arkamdan ses gelince arkamı döndüm.Ela gözlü Araf bana bakarken Şaşkın bir şekilde ona bakmaya devam ettim evin zil sesi yankılandığında bakışlarımızı çekmedik. Aşağıdan tam sesler gelene kadar...
Aşağıdan sesler gelirken. Arafla birbirimize baktık.ben bakışlarımı indirirken. Yüzünde anlandıramadığım bir ifade vardı . Araf aşağı inerken bende peşinden indim. Salona girdiğimizde beş kişi vardı. İki kız,üç erkekten oluşuyordu. İçeride üstlerinde , özel bir ekibe benzeyen tasarımlı kıyafetler vardı.Dikkatli bir şekilde baktığımda Kızıl saçlı kızın sağ , omzunda 'Işıltılı Ormani ' yazılı değişik bir sembollü , amblemi vardı.Ama en çok renkli çeşit çeşit yapraklar vardı . Yaprağın üstünde siyah üç şekilli bir şekil vardı. İçlerinden sarışın mavi gözlü olan çocuk konuştu. "Çocuklar sizler ,seçilmiş kişisiniz . 'Işıltılı Ormanilersiniz.' size kısaca anlatayım.
Yani burası , otuz yıl önce insanlara yardım eden her bir şekilde. özel ' Işık Ormaniydi .' ikiye böldüler. Ormaniyi neden mi ? Bu I.O. (Işık Ormani Kısaltımı.) Otuz yıl önce çok iyi çok güzel bir yerdi her yerde duyuluyorduk." Aklıma bir şey takılırken."Burayı , kuran kim ki ?" Diye sordum. Sarışın mavi gözlünün, sözünü keserken. Sarışın mavi gözlü bana baktı. Sinirli bir şekilde .Ne var , be soru sorduk .Alt tarafı dedim. İçimden.O sırada , Yine gelen iç sesim. He , hemde ne bi soru sarışın mavi gözlünün sözünü kestin!. İç sesimi dinlemeyip. Sarışın mavi gözlünün dediğine odaklandım.
"Çocuklar , soracağınız soruları arabaya binince sorun.size anlatmalıyım. bunları. Fazla zamanımız yok . Hepimizden onay beklerken. Hepimiz merak ettiğimiz için hem de, ne olucak diye birbirimize bakışlar atıp .Hepimiz yavru kediler gibi başımızı salladık."Burayı Saraf Dede kurdu. O ölünce de oğlu geçti. Babadan oğula giden bir devirdi. Her şekilde yardımlarımızı yapıyorduk insanlara. Her yerde konuşuluyorduk. Yardımlarımızı yaparken , ta ki I.O. Saraf dede temsili kurucusunun, Oğlunun bir de üvey erkek kardeşi vardı. O geldiğinde her yeri ve burayı, da bozdu. Herkesin ,hayatını mahvetti. Kendine ise Köreltili Ormana kurdu. Sırf Abisine rakip olmak için. Yani çocuklar , şimdiden söylüyorum size ; Tehlikedesiniz. Hemde çok K.O. (Köreltili Ormana Kısaltımı.) Sizi bulmadan gitmemiz lazım. Dışarıdaki arabaya binin çocuklar.Şimdi bile gelmişlerdir bile." Sarışın mavi gözlü çocuk sözünü bitirdiğinde
Hepimiz duyduklarımızla kaskatı kesilmişti.Hepimiz şaşkındık. Bizi ne bekliyordu ?Işıltılı Ormana'da neresiydi ? Sarışın Mavi gözlü ne anlatıyordu ? ve biz tehlikede miydik . neden ? biz birşey yapmamıştık ki. Aklımı kurcalayan binlerce sorular vardı. Bu sorulara kim cevap vericekti ?. Hepsi bana bakarken yarı şaşkın yarı gülerek bir şekilde bakıyorlardı. Araf ve Nehir gülerken Savaş bu halime alışık olduğu için kafasını iki yana sallayıp tebessüm etti Sarışın mavi gözlü "Nefes almayı da unuttum deme sakın bana ." Dedi Mavi gözlü .Neden böyle bir şey söylemişti ki .Ben ona yarı kızarık yarı öfkeyle bakarken . Gülüyordu Mavi gözlü . Ekibi de hepside maşallah bana gülüyorlardı. Sanki birşey dedik Canım ! Herkes bu defa kahkaha tufanı atıyorlardı. "Evet böylece nefes almayı unutmuşun." Dedi Mavi gözlü. Ah hayır fena halde rezil olmuştum. Hep o iç sesim yüzünden.
Yolumuz iki saattir gidiyordu. Ve bitmek bilmiyordu yol. Benim o konuşmamdan sonra bizimkilerde soru sormaya başlamıştı.Ama Işıltılı Ormaniler soruları cevaplamamıştı. Neymiş efendim.Yardımcılar cevaplayacak bütün soruları.İyi de ben merak ediyorum yani. Sorularımıda arabadayken on kere sormuşumdur ama cevap vermiyorlar.Bi dahakine sorumu sormaya korkuyorum. Neden mi ? Mavi gözlü bi defa soru sormaya kalkarsan seni arabandan atarım dedi harbi ciddi ciddi .Nehir de bence sussan iyi olur seni atarsa bulmayız dedi Savaş da Bence de kuzen susman bizim için iyi olucak dedi benim kuzenim bunu gerçekten söyledi. Ben başka birşey kaldımı diye hepsine teker teker bakarken Ela gözlü Araf da orada sor sorularını dedi hepsi yarım saat önce bana bunları demişti.Onlarla konuşmayıp camdan yolu izliyordum Gidiyor da , gidiyor sanki bitmek bilmiyormuş gibi de uzuyor yol.
Araba durduğunda hepimiz teker teker arabadan indiğinde. Bakışlarım etrafı inceliyordu. Vay canına ! çok güzel bir yerdi. Manzarasıda öyleydi."Vay ! Anasını ,böyle muhteşem birşey beklemiyordum."dedi Nehir koluma girerken "Bende baksana şuraya çok güzel." Arkamı dönüp.Savaş Nehirin arkasında yürürken benim arkamda da Ela gözlü Araf yürüyordu. Ela gözlü Arafla göz göze gelirken Nehir onu dinlemediğimi anlayıp arkasını döndü. Nehir Savaşla bakışırken Ela gözlü Araf bana gülümserken ben tam gülümserken Nehir beni çekiştirdi. Ona döndüğümde "Buradaki sorunları halletikten sonra seninle önemli bir şey konuşucam Asel "dedi Nehir. Ne konuşucaktı önemli dediyse tam konuşucakken "Vay! ,vay! demek buradasınız." dedi hepimiz arkamızı döndüğümüzde. Bir ordu dolusu kadar insanlar vardı.Sırayla dizilmişlerdi. Ellerinde silahlar,sopalar ,kesici aletler ve dahası vardı.Kalbim korkuyla hızlanırken Nehir elimi sımsıkı tutuyordu bende onun elini sımsıkı tutarken diğer elimden Ela gözlü Araf tuttu.Benim sadece duyabileceğim şekilde Güven vericesine bir sesle. "Ben buradayım sakin ol "dedi sessiz bir şekilde fısıldadı."Korkuyorum"dedim.Ela gözlü Araf elimi hafifçe sıkıp "Ben buradayım korkma ."dedi güven vericisi bir şekilde gülümseyerek .Bende ona gülümseyip içimdeki nefesi verip sakin bir şekilde yeniden alıyordum nefes . Nehirin diğer tarafına baktığımda Savaş Nehirin elini tutup sakinleştirmeye çalışıyordu.Yanımızlarda ise Işıltılı Ormaniler vardı.Tanışmaya fırsatımız olmadığı için onlara içimden böyle sesleniyordum. Üstlerinde Köreltili Ormana yazan kıyafetleri vardı. Dikkatli bir şekilde kıyafetlerine baktığımda Şimdi anlamıştım bunlar Köreltili Ormanaydı.İçlerinden kahverengi saçlı siyah gözlü olan bir öne çıkıp konuştu. "Sen Ateş Akın benim Köreltili Ormana olucakları benden çaldın !" Dedi kahverengi saçlı siyah gözlü çocuk ürkütücü bir sesle bağırarak.Kulağım bu çocuk yüzünden sağır olucaktı ya bağıranlara kulağım çok hassastı bu konuya.Elimle kulağımı tutarken "Kulağın acıdı demi bu herif bağırdığı için" dedi Ela gözlü Araf. "Bağıranlara kulağım çok hassasta. "dedim Ela gözlü Arafa. "O zaman iki elinle kulağını tut bunu yapmak zorundayım şimdiden özür dilerim." Dedi Ela gözlü Araf ben napıcağını beklerken iki elini de kulağıma koyarken "Seni piç bir daha bağırırsan seni yere gömerim.Senin sorunun yüzünden kızın kulağını sağır yapıcaksın !!" Dedi Ela gözlü Araf bir o kadar çok öfkeli, korkutucu ve ürkütücü bir sesle ama bağırmamaya dikkat ederken dediklerini çok kısık bir şekilde gelmişti kulağıma. Ela gözlü Araf iki elini çektiğinde bende ellerimi indirdim. Kahverengi saçlı Köreltili Ormanalı bir şey diyecekken silah sesi geldi hepimiz birbirimize bakarken bir silah sesi daha gelmişti ...