Hüzün karanlık yolda yürürken önüne bir siyah bir şey belirdi gölge desen gölge değil bir yaratık değil ve ne olduğunu çok merak etti ve biraz daha yaklaştı ve patladı sonra yoluna devam etti öğlen oluyordu karnı acıkıyordu ve önüne siya şey yine belirdi ve yine korktu ama biraz daha yaklaştı yaklaştı yaklaştı yaklaştı ve palamıyordu kırmızı iki göz ona bakıyordu.

Daha çok korkmaya başlamıştı ve siyah cisim konuşmaya başladı.
-ben belalı hüsnü
Hüzün dediki.
-bende hüzün memnun oldum
Ve günüde derki
-biliyorum ben herkesi biliyorum
Ve bunun üzerine sinirlenip derki
-nesin sen cinmi ha yoksa büyücümü tabi ya ben delirdim değilmi
Ve hüsnü de sinirlenip
-ben ne büyücü nede Çin ve hayelde değil ben gerçeğim ama beni sen görürsün beni özel kişiler görebilir ben bu ormana girmemelisin ben senin kılavuzum.
Ve hüzün sakinleşip bunu dedi.
-sabahtan beri açım bari birşeyler yiyeyim der ve
Hüsnü
-hayır burda her Çin, cüce, büyücü, scp,vb gibi varlıklar var o yüzden çık burdan.
Ve hüzün ne kadar istemesede çıkmak için çabalar ve saat 17:30 olmuştu güneş tam batarken karanlık orman'dan çıkar. Ama vahşi ormana girer ama güneş batığı için karanlık ormandan daha tehlikeli olan vahşi ormandadır ve hüsnü derki beni takip et. Ve koşa koşa bir kaptanı içine girer mağara ileri gider ve üste bir mini delik hüzün hayretler içinde çünkü her yerde parlayan taşlar var ve içerisi dumanla kaplı derki.
-hüsnü bu duman ne
Hüsnü cevaplar
-bu tütsü dumanı bunlarda özel güç taşı
Hüzün birisine ekleyecek ken hüsnü derki
-durur sakın elleme bunlar özel taş ne gibi şeyler yapacak bilemeyiz be taşlar patlar!!!!!!!!
Ve hüzün bir ellemeyin bir kenarda uyur biraz soğuktur ve biraz saman bulur ve üstüne örter uyur.