Bu bölümün şarkısı. Manga: Dursun zaman
Hüzün. Adım neden Hüzün benim?
Tamam sadece hüzün değil belki ama hüzün işte.
Annem neden adımı hüzün koymuş hep sormak istedim.
Ama mümkün olmadı. Çünkü o benimle değil.
Bazen onu hatırlar duygulanırım sonra geçer. Belki de ben öyle sanıyorum.
Derin bir nefes çektim içime. Tara'nın evindeydim. Birden içeriyi bir ses doldurdu. Tara içerden koşarak geldi, elinde havlu vardı. Duş alacaktı sanırım.
Telefonu açtı merakla.
"Peri?" Dedi sorarcasına.
Sonra karşı tarafı diledi bana baktı.
"Ama bu akşam misafirim var?" Dedi..
Bana baktı merakla düşünceli düşünceli.
"Ama onu bırakamam." Merakla ona bakıyordum hala. O da telefonu onaylayarak kapatı. Ne demişti ki.
Hüzünle karşıma oturdu.
"Bi sorun mu var?" Meraklı soruma.
"Ya aslında." Dedi. Geveleyerek.
Kolunu sıvazlayarak göz kırpmamla.
"Bu sokağın aşağısındaki tabela var dı ya?" Şu ürkünç olansa hatırladım.
Kafamı onaylayarak sallayınca.
"O tabelanın karşısında bir eğlence mekanı var! Oraya bu gurup çıkıyor." Bunu söylerken gözleri ışıldadı.
"Onlar çıkıyor bu gün. Kulüp gibi bir yer gençler eyleniyor orada. Ben oraya arada garsonluk yapmaya gidiyorum." Dedi.Üzüldüm. Zaten çok çalışıyordu.
"Beni çağırıyorlar."
Yüzü düşünce ,kocaman gülümsedim.
"Saçmalama git tabi, de sen yorulmadın mı?"
Gülümsedi. Bu gülümseyişi pek inandırıcı değil gibiydi.
"Parası iyi. Bir de çıkan gurubu ben de çok seviyorum." Merakla ona bakıp.
"Hangi gurup bu?" Yüzü aydınlandı.
"Facia. Kimse pek bilmez . Genelde bu mekanda çıkıyorlar,ama bizim çevredeki gençler özlelikle kızlar bu guruba aşık." Merakım artı guruba.
Ama ismini daha önce duymamıştım.
Tara bile bu kadar hayran kaldıysa, merak ettim doğrusu.
Gülümsedi. Sonra aklına bir fikir gelmiş gibi.
"Sen de gel beraber gidelim."
Tedirginlik le.
"Sorun olmaz mı? Yani üstüm!" Üstümü göstererek konuştum. Çünkü kıyafetlerim oldukça resmiydi. Ve bu da fazla dikkat çekerdi. Eğlenmek için uygun değildi.
Tara sinsi bir bakış atıp odasına girdi birkaç dakika sonra elinde üzerime uygun kıyafetlerle döndü.
"Bunu tak, üstüne birkaç parça kıyafet bulduk mu Ceyla değil Hüzün olursun."
Benimde yüzümde sinsi bir gülüş belirdi.
Soy adım yüzünden doğru düzgün eylenemiyirduk bari bu gün akalım ya. Bana peruk getirmesi aslında biraz iyi olmuştu.
Ben şuan pek tanınmıyor ola bilirim ama yakında çok fazla adım duyulacaktır ve henüz görmediğim bir mekâna kendim olarak gidemezdim.
Gerçekten tanınan bir aileden olmak zor,her yerden sizi tanıyan insan çıka biliyor.
"Çok güzel buldun." Hızla elinde olanları alıp odaya koştum. Bazen benimde başıma buyruk davranmam sorun olmaz. Ayrıca kuraldan nefret ettiğim için bu çok güzel olacak.
"Çabuk ol!" Dedi arkamdan. O benden daha hevesli görünüyor.
Hevesle odaya girdim.
________
Ellerim terleyince kotuma sürüp gergince Tara'ya baktım.
"Kalbim atıyor." Kahkaha attı.
"Yaşıyorsun kızım normal." Ona öfkeyle baktım. Bana hiç yardımcı olmuyordu.
"Kes şunu!" Dediğimde.
Elini sustum der gibi yaptı. Personel yazan kapıyı itip içeri girdi. Bende beklemeden arkasından girdim.
İçeri girince birkaç kız ilişti gözüme. Beyaz gömlek siyah kısa şort vardı üzerlerinde. Gömlekler kısa koldu.
Ve hepsinde de göğüs kısmı oldukça açıktı. Bunun bilinçli yapıldığına emindim.
Onlara gülümsedik. Tara onlara bakıp.
"Misafirim. Yani arkadaşım. Tek kalmasın diye onu da bana eşlik etmesi için getirdim." Sarışın kız bana baktı elini uzattı.
Kız uzun kalın topuklu botları ile bana anca yaklaşıyordu. Boyu tahminimce 1.55 falan dı ama oldukça cüretkar gözüküyordu.
"Adım peri. Memnun oldum.. "
Bende sahte tebessüm ile karşılık verdim.
"Hüzün." Dedim sadece.
Aslında çok kibar biriydim ama bu kız pek kibar olunacak bir tip değildi.
Öbürleri de isimlerini söylemişti.
Biri Melis ti diğeri ise Neşe..
Aklımda tutamayacaktım zaten .
Peri Tara ya baktı.
"O da mı çalışacak?"
Onu satın alacak kadar param var . Hatta burayı alacak kadar var.
Tara güldü.
"Hayır o sadece izlemeye ortamı görmeye geldi."
Peri kafasını salladı ve kızlara baktı.
"Biz içeri geçiyoruz birazdan içerisi dolar hazırlan gel."
Tara başını salladı. Hepsi odadan çıktı.
"Çok garipler?" Dediğimde.
"Neden?" Ona tuhaf gelmiyordu tabi. Bilmem der gibi baktım.
Aynaya baktığımda kendimi inceledim.
Normalde ensemde olan saçlarımı saklamış uzun siyah perukla birleşen hafif kavruk tenim esmer gibi duruyordu.
Üzerimde siyah kot vardı üzerine siyah kalın askılı dantelli büstiyer giymiştim. Tam bu mekana gelen kızlar gibi olmuştum..
Tara da üstüne o kızların giydiği şeylerden giydi. Düğmesini sonuna kadar ilkledi. Bu hoşuma gitti doğrusu.
Burada çok fazla sapkın erkeklerin olduğunu tahmin etmek zor değildi.
Ördüğü saçlarını açtı. Saçları kıvırcık gibi duruyordu. Tam bozacaktır ki durdurdum onu.
"Bozma!" Dediğimde bana korkuyla baktı.
"Tamam sakin ol!" Dedi. Elleri havada.
Yanına gidip belime taktığım bandanayı saçlarına takınca o kadar sevimli oldu ki onu ısırmak istedim.
Benimle aynı yaşta olmasına rağmen benden küçük duruyordu. Uzun zamandır arkadaşım dı, ve yeri bende çok farklıdır.
Aynada baktı kendine. Kendini beğenmiş olacak ki.
"Güzel oldu." Bende güldüm.
Zaten güzel di. Tıpkı bir peri gibi.
_________
Bar tezgahı önünde oturmuş küçük kasede ki kuru yemişlerden yürütüyordum. Burası ne tür bir yer bilmiyorum ama tuhaftı. Kalabalıktı,ve oldukça ağır kokularla bezenmiş gibiydi.
Bar tezgahı arkasındaki barmen bana baktı.
" İçmek istemediğinden emin misin?" Ona güldüm. Alkol içmek pek tarzım değil di.
"Alkol tüketimiyorum. " Bana kaşlarını kaldırdı yaklaşıp öne doğru eğildi.
"Ama hiç masum görünmüyorsun!" Dedi. Çok aptalca. Acaba alkolikler gibi mi görünüyorum?
"İçmeyen insanlar masum mu oluyor? Ya da içenler. Bunun masumluk la ne alakası var!" Dedim merakla güldü. Elini saçıma atacaktı ki geri çekildim.
Kaşımı kaldırdım. Bu haraketleri oldukça cüretkar.
"Bu tarz yaklaşımlar hoşuma gitmiyor." Dedim kibir dolu sesimle. İğrenç muşmula.
"Ama sen baş döndürücü gözüküyorsun?" Bu sefer ben ona biraz yaklaşırken. Aldığım ağır koku benim için eziyet gibiydi.
"İçtiğiniz yoğun içki ve bir tutam uyuşturucu sizin başınızı döndürüyor ola bilir?" Gözleri büyüdü. Benden uzaklaştı işine baktı. Bende ondan kurtulduğum için önüme döndüm. Bana o kadar yaklaşmasaydı sorun olmayacak tı. Böyle garip tavırlı insanlar beni deli ediyor.
İlerde olan dört basamaklı yereden insanlar mekanı doldurmaya başladı.
Birkaç dakika sonra içerde boş hiç yer kalmadı.
Burası oldukça büyük ve geniş bir yerdi. Benim olduğum kısım kulüp gibi dizayn edilmiş ama ilerde tıpkı konser yerleri gibi basamaklı oturma yerleri vardı.
Bilet ile giriş yapılıyordu. Zaten öyle herkes giremezmiş ben torpille girdim.
Boş masa ve basamak kalmayınca içerde uğultu ve kokular yayıldı. Tara bar tezgahına yaklaşıp eline tepsi aldı. Üzerini renkli içeceklerle doldururken ban baktı.
"Sıkıldın mı?" Hayır der gibi baktım ona . Oldukça kalabalıktı ve bence eğlenceli bir ortamdı.
"Keyfim yerinde." Dediğimde öneme bir bardakta mavi içecek bıraktı.
"Sana özel yaban mersini ve limon var birazda şeker. Alkol yok içe bilirsin." Dedi. Ona kocaman gülümsedim.
Burda kurmuştum resmen, ve alkollü her şeyden nefret ettiğimi bildiği için bu jesti çok hoşuma gitti.
"Harikasın!" Dediğimde bana havadan öpücük atıp tepsiyle yanımdan gitti.
Gözüm barmene kaydı hızla başını çevirdi.
Omuz silktim, sanırım bi daha onunla konuşursam yavaş yavaş söylemem gerek içimdekileri. Ne var canım o da kullandığı o şeyleri bu kadar açık etmesin. Gözlerinin altı mosmor olmuş. Ayrıca dudakları ve yüzde oldukça soluk tu. Uyuşturucu kullandığı barizdi.
Bir anda içeriyi büyük bir uğultu kapıldı. Tara bile elindeki tepsiyle sahneye bakıyordu.
Sahne yerden birkaç metre yukarda herkesin görebileceği bir yükseklikteydi.
Tam kalkıp sahenye bakacaktım bir anda üzerime içeceğim döküldü.
Bir adamın kalın sesi içeriyi doldurdu.
"Facia gelmeden enerjiyi hissettirin. Keyifler yerinde mi?"
Dediğinde. "Evetttttt!"
Herkes hayvan gibi bağırdı.
Kulaklarımı kapatmak istedim. Yüzümü buruşturduğumda ayağa kalktım.
Bu gürültü bana fazlaydı.
Tuvalette doğru yürüdüm.İçerde kimse yoktu.
"Sanki bana dünya starı! Alt tarafı iki tıngırdatacak ne kıyamet koptu be!" Söylenerek üstümü temizledim ne işim vardı burada benim ya. Aynadan kendime baktım üstümü temizlediğime ikna olunca içeriye doğru yürüdüm.
Herkes içerde olduğu için tuvalet koridorları bile bomboştu. İnsanlar bir şarkıcı için kafayı yemiş olmalı.
İçeriye doğru yürüdüm hafif hafif gelen sesin sonunda koridor bitti ki.
Kulağıma dolan sesle kala kaldım.
Büyü, sihir ne bu! Kalbim boğazımda atmaya başladı. Ellerim terleyince sahenye bakmak için hızla yürüdüm. Boğazım kurudu. Yutkundum, yutkudum. İçeri tamamen girince sahnede olan adama baktım.
Simsiyah kıyafetler içinde sanki bir geceyi andırıyor du. Ne bu bir karanlık meleği mi?
Sesi ona verilen hazine olmalı. Siyah saçları eğik olan başıyla aşağıya doğru sallanıyordu. Gözlerini görmedim. Görmek için bekledim. Kaldırmadı başını sol kulağında küpe vadı. Parlıyordu. Sanki acı çekiyor gibi yüzü asık ve dertliydi.
Bana ne oluyor? Neden böyle garip hissediyorum? Sadece ben mi böyle hissediyorum yoksa kafamı bir yerlere mi çarptım?
Şaşkınlığı üstümden atmak istesem de adım atmıyor gibi mıhlandım.
Büyü bu bir büyü! Herkes büyülenmiş gibi sahneye bakıyordu. Neyse ki sadece ben böyle değilim.
Gülümsedim.
Elim kalbime gitti. Yıllar sonra ilk defa bu kadar hızlıydı.
Derin bir nefes aldım. Ve kendimi onun büyüsüne bıraktım. Yıllar sonra her ne kadar hissetmek istemesem de buna karşı koymak istiyorum! Şu an içimde olan her duyguyu saklamadan yaşamak istiyorum.
Benim kalbim yüzünü görmediğim bir insana bu kadar yoğun tepki vermemeli. Ama böylesi bir duyguyu hissetmek çok nedir olduğu için keyfini çıkardım.
Şarkıya kulak verdim. Ve bu melodik büyüye kendimi ardını düşünmek sizin bıraktım. Gerisini,geçmişini ardını sonrasını düşünmeden, sadece kalbimi bırakarak dinledim.
maNga
Her sabah doğan güneş
Bir sabah doğmaz oldu
Elleri ellerimden
Kayıp giden yıldız oldu
Gülünce ışık saçan
O gözler yaşla doldu
Ağlama duymaz artık
Bir varmış, bir yok oldu
Hala kafasını kaldırmadı . Onun gözlerini görmeyi arzuluyordum. Tam şu anda. Acaba hangi renk gözleri?
Giderken bıraktığı
Bütün renkler siyah oldu
Üzülme anla artık
Belki de huzur buldu
Neden bu kadar acıklı ve yakıcı ki sözleri. Sanki şarkı değildi de onun isyanıydı. Ona melül melül bakıyordum ve sanki birkaç dakikada ona hayran gibi.
Tam bu esnada kafasını kaldırdı.
Dursun zaman
Dursun diyorsun da
Oyun değil ki yaşamak
Sen inanmasan da.
Bir son var anla
Herkese inat
Gözleri etrafta gezdi bana bakması için yakaracaktım resmen. Gözleri simsiyahtı. Kalbim gümbür gümbür atıyordu.
Beni görmesi için elimi kaldıracaktım resmen . Bu ses ona resmen ödül . Bu güzellik ona bir hediye olmalı.
Ben ne dediğimi bile bilmiyorum?
Her sabah doğan güneş
Bir sabah doğmaz oldu
Elleri ellerimden
Kayıp giden yıldız oldu
Gülünce ışık saçan
O gözler yaşla doldu
Ağlama dönmez artık
Bir varmış, bir yok oldu
Giderken bıraktığı
Bütün renkler siyah oldu
Üzülme anla artık
Belki de huzur buldu
Dursun zaman
Dursun diyorsun da
Oyun değil ki yaşamak
Sen inanmasan da
Bir son var anla
Herkese inat
Dursun zaman
Dursun diyorsun da
Oyun değil ki yaşamak
Sen inanmasan da
Bir son var anla
Herkese inat
Duysun seni
Dönsün diyorsun da
Oyun değil ki yaşamak
Yok bir çaren anla
Sakın uyanma
Yıllara inat
Bitirip etrafına bakınca gözleri benim olduğum tarafa baktı. Yüzü mimiksiz di. Bana baktı, birkaç saniye baktı sonra çekti gözlerini . Bana hep baksın isterim.
Neden böyle hissediyorum. Ölmüş ve yeniden dirilmiş gibi . Ne oldu bana ne yaptı bu adam bana. Sanırım hiç bilmediğim bu şey bana pek iyi gelmedi. Umarım bu şey kötü değildir ve bana iyi gelir......
Bu küçük paragraf bana aittir ...
Hüzü'nün soğuk pençeleri her hücremi deşerek kavururken, öylesine sessizdi zihinim! Birçok kıyamet varken bile sessizdi işte. Aslında çıkmazlardayım, bilinmezlerde,çukurlarda, bataklıklarda belki de sadece bir girdaptayımdır. Ölümün şefkatli kolları cezbediyordu ölmeyi isteyen ruhumu! Biraz parça parça dökülüyor yağmalanıyorum,kırılıyorum parçalanıyorum, inciniyorum aslında. Yok oluyorum! Kimse fark etmiyor. Biraz bitiyorum sonra,yeniden başlıyorum tam başlıyorum sonra yeniden bitiyorum.
Öylesine! Öylesine bir yanlızlıktayım işte.