Bölüm Müziği:
Mem ararat-Evin
KANER' DEN
Sabahın altısında Kusunlar aşiretinden Mahmut kapıya dayanmış, nefes nefese kalmış bir vaziyette avluyu inleterek Kaner ağa diye feryat eden bir sesle bağırıp tüm konağı avluya, başına topladı, ne olup bittiğini anlamadan sese uyandığımda yastığın altında olan silahımı alarak odadan çıktım, balkondan baktığımda ise aşağıda Kusunlar aşiretten Mahmut vardı aşağıya koşar adımlarla inmeye başlarken bir yandan avluda duran Mahmut' a bakarak yeri delercesine aşağıya indim, benimle birlikte evin
ahalisi' de avluya çıkmıştı.
''Ne oldu Mahmut! sabahın köründe dayanmışsın kapıya, bu hadsizliğin sebebi ne?''
''Kaner ağa ben demedim' mi bunlar bizim canımızdan can alacaklar onlara engel ol diye demedim' mi? her defasında ben konuştum dediniz, yapamazlar dediniz yaptılar,
Yusuf' umu bizden aldılar, haftaya düğünü vardı damatlık giyecekti oğlum, ama onlar kefen giydirdiler Yusuf' uma, bu zeval midir Kaner ağa sen söyle?'' Mahmut öfkeyle konuşurken aslında yıkılmıştı, üstünü başını yırtan Mahmut karşımda oğlu için ağıt yakarken başındaki takkeyi alarak yere çöküp kaderine razı gelerek başını yere eğmiş ağlıyordu
Duyduklarımdan öfkemden köpürürken babam adamlarına arabaları hazırlamasını emretmiş odasından silahını alması için bana son kez bakarak yanımdan geçip merdivenlere yönelmişti.
Haşir ağa yıllar sonra ilk defa koyduğu yerden silahını almak için yatağın ucundaki sandığı açtı, içi buruk olsa' da yıllardır elini sürmediği silahını bugün eline alacaktı artık.
Eskiden gerek yoktu her şeyi oğlu Kaner' e devretmiş çekilmişti, şimdiye kadar oğlu her şeyi halletmiş babasına ihtiyaç bırakmamıştı ama şimdi vardı çünkü Yusuf' u vuranlar Zevahir aşiretinden Yakup' tu, Aliz' in ağabeyi!.
Kaner ağa Mahmut' u arkasında bırakarak odaya çıkarken elini merdivene vura vura çıkıyordu, hızla üstünü giyinen herkes avluya koşarken adamlar' da kordine olmuş vaziyette bekliyorlardı, belki' de Kaner ağa elindeki silahı ilk defa bugün bu kadar zor almıştı eline, Kaner ağa gözüne düşen karanlıkla birlikte silahı beline koyup aşağıya indi.
Herkes arabalara bindikten sonra sırayla, bu işi bitirmek için yola çıkıldı. Belki' de bu konvoy bir can alarak geri dönecek belki' de bir sulh sağlanarak dönecekti ama bu gün diğer günlerden farklı ve kara bir gündü.
Zevahir Konağın' nın önüne gelindiğinde herkes araçlardan inip etrafa dağılırken şoförler' de Kaner ve Haşir ağanın kapılarını açıp el pençe olmuşlardı, diğer adamlar' da etrafta yerlerini almışlardı, Hamit ağa ve adamları ise her ihtimale karşı önlem almış vaziyette bekliyorlardı.
Konağa önden babam arkasından ben giriş yaptıktan sonra herkes olacakları az çok bildikleri için her iki tarafın adamları elleri belinde hazır vaziyette beklemeye başladılar.
Konaktan içeriye girerken belimdeki silahı çıkartıp Hamit ağanın' da göreceği şekilde mermiyi namluya sürüp Hamit ağa' nın karşısına geçerek konuştum
"Hamit ağa bu ne demek oluyor?, Hangi hakla benim lafımın üstüne laf söylüyorsunuz, söylemeyi bırak adam öldürüyorsunuz. Bunun bedeli olmayacağını' mı sanıyorsun?, bu işten nasıl kurtulacaksın Hamit ağa?"
Hamit ağa karşımda yaptığıyla gurur duyarcasına duruyordu sonunun ne olacağına umursamayan, sorumsuzca davranan bir ağa
"Ben namusumu temizledim Kaner ağa, Yusuf laf çıkarmış hiçbir şey yokmuş gibi susup otursamıydım? bende gerekeni yaptım"
"Bu mu gereken haaa! ben
demedim' mi hiçbir şey yapmayacaksınız, bir şey olursa bana geleceksiniz. Ben uğraşıyorum' ki yıllardır süren dava bitsin ama siz hala can alıyorsunuz.''
"Bir kez daha diyorum Kaner Ağa, kim laf ederse iki kere düşünsün yoksa-"
"Yoksa ne Hamit ağa?" Hamit ağanın gözleri önünde işaret parmağımı sallayarak "Sakın kelamının devamını getirme, yoksa bana geri dönüşü olmayan şeyler söyleteceksin"
"Gereken karşılık verilir Kaner ağa merak etmeyesin"
Hamit ağa' nın tehditkar sözlerinden sonra yakasına yapışıp kendime doğru çekmiştim.
İki tarafın adamları' da Hamit ağayı yakasına yapışmamdan dolayı bellerindeki silahları çekmişlerdi, Hamit ağa elini kaldırırken adamları silahlarını indirirken, Hamit
ağa' nın kulağına eğilerek kimsenin duymayacağı şekilde "Kana kan Hamit ağa!" demiştim özellikle üstüne bastıra bastıra sözümü söylemiştim olurda bir gaflete düşerse düşmesin diye.
"Gerisi bizi alakadar eder kana
kan' mı yoksa sulh' mu?"
Ne kadar laf' da söylesem dediklerimi işitmiyordu bile, karşımda alaylı tavırla duruyordu, babam Hamit ağanın sorumsuzluğuna dayanamayıp benden önce davranarak söze girdi.
"Oğul demek' ki bu iş güzellikle olmayacak, tüm aşiretlere haber sal toplantı olacak eğer hala herkes bildiğini yaparsa bizzat ben alakadar olurum bu işle böyle biline.
O zaman' da akacak kan damarda durmaz ve yitip giden canların
vebali' de sizin boynunuza"
Babam son sözünü söyleyip arkasını dönerek konaktan çıktı, Hamit ağanın yakasını bırakıp son bir kez Hamit ağaya ve yukarı camda bakan Aliz' e bakıp babamın arkasından konaktan çıktım.
Konağın önündeki araçlara babam ve adamları binip ayrılırken benim adamlardan bir kaçına işaret edip yanıma çağırmıştım
"Herkese haber salın"
"Emrin olur ağam" adamlar başıyla onay verip araçlara binip ayrılırken bende kendi aracıma binerek uzaklaşmıştım.
-
Bütün aşiretlere tek tek adam gönderilmişti, haftaya perşembe herkes toplanıp bir karar alınacaktı, yoksa körelmiş ateş yeniden harlanacak ve bunun önüne kimse geçemeyecekti, çok geçmeden bütün ağalardan olumlu geri dönüş yapıldı, bu toplantı olmaması ve bu kadar geri dönüşü olmayan bir yola girilmemesi için uğraşsam' da saymadılar buradan çıkan karar her neyse uygulanacaktı.
Sanki günler verilecek Karar' dan haberdar gibi bu bir hafta günler birbirini kovalamayı bıraktı adeta bitmemesi için direniyor, birbirleriyle savaşıyorlar ne akşam oluyor nede sabah.
En çokta bu toplantıdan ben korkuyordum çünkü Hamit ağa oğlunu kaybetmeyi bırak saçının teline zarar gelmesine hayatta izin vermezdi peki, nemi olacak hiç düşünmeden kızını töreye kurban edecekti, tıpkı hesap sormaya gittiğim gün dediği gibi sulh peşinden gidecekti, ne vardı' da sanki bu sulhun peşine Yusuf' u öldürmeden önce düşseydi?
Yıllardır uğraştığım bunca emek bir anda yok olup gidecekti ve hiçbir önemi kalmayacak, şimdiye kadar kimi durdurduysam herkes cesaretlenip birbirlerinden intikam almaya kalkacak, olay iki aile' de gibi gözükse' de aslında bir sürü aileyi, benim haysiyetimi ilgilendiriyor.
Belki' de bedel ödenmesi gerekiyor, belki' de birileri bu yaşananların cezasını çekmesi gerekiyordu ama bu cezayı biz değil onlar çekmesi gerekiyor ve bunun önüne ne pahasına olursa olsun geçmem gerekiyordu ve geçecektim.
Eğer olurda geçemezsem çok kişi üzülecek çok can gidecekti birçok aileyi bile durdurmuşluğum bile var saygıda kusur etmeyip baş eğenler şimdi baş kaldıracaklardı, toplantıya kadar kimseden ses seda çıkmıyordu resmen koskoca Midyat ölüm sessizliğine bürünmüştü, Aliz' le ise görüşmeme bile müsaade etmiyorlardı kaç kere arasam' da açmamıştı telefonu, en son aradığımda ise telefonu kapatılmıştı.
Bu bir hafta sorunsuz geçerken Mahmutlar' ın kapısına birkaç adam koymuştum eğer olurda yanlış işe kalkışırlarsa durdurabilmek için ne kadar Şerzat öfkeyle intikam için hamle yapsa' da engellemekten başka bir şey yapmıyordum, eğer olurda bir kez daha kan dökülürse neredeyse tüm Mardin birbirine girecek ve geri dönüşü olmayan sonuçlar doğuracaktı, kardeşinin acısını yaşadığı için ileriye gitmeyip sadece durdurmakla yetiniyordum, Şerzat birkaç kere çarşıda Hamit ağa ile karşılaşsalar' da bizim adamlar karşı karşıya gelmelerini engelleyip
Şerzat' ın yolunu değiştirmişlerdi, sürekli elim kolum iki tarafında üstündeydi ama bu işin sonu hiç hayrı alamet değildi.
Her geçen gün Şerzat daha fazla saldırganlaşmıştı, kardeş acısı her geçen gün büyürken etrafa zarar vermeye başlamıştı en sonuncu ise kardeşine veda' dan sonra kontrolden çıkmıştı, defin işleri bittikten sonra şirkete geçip biriken işlerle alakadar olmaya başladım, telefonumu sürekli birileri aradığı için toplantılar sık sık bölünüyor tekrar başlıyorduk şirketteki kişiler bu telefon trafiğine anlam veremeseler' de tedirgin olmaya başlamışlardı çünkü bütün telefon konuşmaları bir hayli hararetli geçiyordu, özellikle ben toplantıdayken telefonu açma taraftarı değilken bu düzeni bozan bendim hem' de hiç düşünmeden, kendi kurduğum otoriteyi kendim sallıyordum, masada herkes elindeki dosyalardan bir şeyler okuyorlardı, sunumlar yapıyorlardı herkese tek tek baktığımda yüzlerinde tedirginlik vardı.
"Arkadaşlar bir dikkatinizi verin bana"
Herkes elindeki işi bırakıp bana baktıklarında sözümü söylemeye devam ettim
"Bilirim' ki endişe duyarsınız, telefon konuşmaları hararetli geçiyor ama şunu bilin toplantı' da asla telefonla konuşulmayacak sadece ben kurala uymayabilirim, herkes işini layığıyla yapacak, kimse tek bir zafiyet göstermeyecek, anlaşıldı mı?"
Herkes onay vererek "Anlaşıldı Kaner bey" demişlerdi çünkü başka
şansları' da yoktu, şirketin sahibi bendim ve kimse kendini bir şey sanmasına hacet yoktu, derdim birken iki olamazdı.
1 HAFTA SONRA
Toplantının olacağı günün gecesinde gözüme tek uyku bile girmedi, yapamadım sanki hiçbir şey yokmuş gibi sırtımı dönüp uyuyamadım, daha fazla dört duvar arasında kalamadım, evin çatısında olan güvercin yuvasına gidip kuşların bakımlarıyla ilgilendim hele bir tane paçalı var bembeyaz, dimdik duruşuyla bütün kuşları kendine hayran bırakan cinsten boynunda sevdiğimin küpesi asılıydı, paçalıyı yuvadan alıp sedire geçerken kuş bile huzursuzlanmıştı, sürekli kanat çırpıp kaçmaya çalışıyordu sedire otururken kuşa baksam' da kuş bana bakmıyordu bu bile içimi yakmaya başarırken ya olmayacak işler olursa gerçekleşmemesi gerekenler gerçekleşirse o zaman ne olacaktı, bakışlarımı gökyüzüne çevirirken derin bir nefes alıp
ardın' da etrafa bakmıştım, ışıklar azda olsa ortalığı aydınlatsa' da her yer karanlıktı hem' de kasvetli ve zifiri karanlık.
-
Zorda olsa artık sabah olmuştu güneş yavaş yavaş kendini gösterirken ezanlar okunmaya başlamıştı içimdeki sönmek bilmeyen ateşle erken' den odaya gidip her zamanki gibi siyah takım elbisemi giyip hazırlanırken dışardan annemlerin sesi gelmeye başlamıştı, onlarda kalkmış kahvaltı hazırlığı yapmaya koyulmuşlardı bile, ayna karşısın' da kendime son bir kez bakarken saatimi taktıktan sonra Oda' dan ayrıldım, bizimkiler beni erken beklemedikleri her hallerinden belliydi bakışlarına aldırış etmeden avluya inerken annem arkam' dan endişeli gözlerle bakıyordu, daha ortada babam ve Fırat yoktular, Avlu' da volta atarken daha fazla duramadım, mutfakta kahvaltı hazırlıkların başında duran anneme çıktığımı haber edip konaktan ayrıldım.
Toplantıdan çıkacak karar nelere sebep olacak hayatın bize ne gibi sürprizleri var cevabını bilmediğim sorularla yoluma devam ederken şirkete gittim, çalışanlar yeni yeni gelmeye başlamışlardı toplantı saati gelene kadar bu hafta katılacağım şirket toplantılarına göz atmak için kendimi odaya kapatsam' da olmuyordu kendime zifiri bir kahve yapıp tekrar masa başına geçip oturmuştum kahveden daha acı şuan yaşadıklarım vardı ve ikisinin acısı yarışır haldeydi ama yüreğimdeki acı daha büyüktü.
İki saatin sonunda toplantı saati gelmişti şirketten çıkıp toplantı yerine gittiğimde herkes gelmeye başlamış babamla selamlaşıyorlardı, bende salonda yerimi alırken selam verip selam almıştım, en sonunda herkes toplandıktan sonra babam söze girdi
"Ağalar yıllardır süren davalar yeteri kadar can aldı, ne kadar bitirmeye çalışsak' da Hamit ağa ve oğlu bildiğini okudu, sizin önünüzde sorarım Şerzat' a sorarım' ki bir daha kimse bildiğini okumasın, okurlarsa eğer nelerin olacağını bilsinler, anlasınlar."
Babam sözünü bastıra bastıra söylemişti çünkü biz başkalarını durdururken başkaları ayaklanıyordu bir kere sulh bozulursa eğer, işte o zaman işler hiç iyi gitmeyecekti.
KALENDER AĞA = "Doğru dersin Haşir ağa daha yitip giden canlarımızın acısı geçmedi lakin yeni bir acı eklendi, Yusuf' u herkes severdi ben ve aşiretim yeni bir kan davasına karşıyız gereken neyse yapılsın."
FERHAT AĞA = "Bizde kan davasının başlamasına razı değiliz Haşir ağa, ben, babam ve aşiretimin adına buradayım eğer sulh sağlanmazsa bizim' de intikam alacağımız kişiler var, sırf sizin rızanız üzere dururuz."
HALİL AĞA = "Kime laf söylersin Ferhat ağa, sadece siz' mi susarsınız ha! ya bizim yitip giden canlarımız ne olacak."
Salonda çıkan kargaşadan sonra Haşir ağa tok sesiyle söze başladı.
HAŞİR AĞA = "Ağalar, durun hele, biz sönen alevi alevlendirmek için toplanmadık orta yolu bulalım diye toplandık, biz başta olmak üzere birçok aşiret liderleri' de istemez.
Şimdi sana sorarım Şezat ağabeyinin canı karşılığına ne istersin."
Şerzat' ın vereceği cevap çok önemli hem benim hem şimdiye kadar durdurduğum aileler için çünkü Şerzat' ile sekiz yıldır süren düşmanlığımız var ne o beni nede ben onu severim, beni zayıflatmak için elinden geleni yapar acısından ziyade bugünde beni yerle bir etmek için elinden ne gelirse ardına koymayacaktı, her zaman olduğu gibi Şerzat bakışlarını ilk önce babama daha sonra' da bana çevirirken gözlerimin içine bakarak konuştu
"Aliz' ile evlenmek istiyorum!."
Herkes Şerzat' ın kararından sonra birbirine bakmaya başladı, etraftan yükselen sesler salona hakim olmuş bir şekilde devam ederken herkes benim konuşmaya başlamamla yeniden sessizliğe büründü.
"Ne diyorsun lan sen, ne dediğini kulakların duyar' mı.?"
"Duyarım Kaner ağa, çok iyi duyarım hiç merak etme, hayrola kendin olunca sorun başkası olunca
olur' mu?"
"Seni yaşatmam Şerzat, seni yaşatmam!." Cümlemi öfke ile tekrarlar' ken tehditle işaret parmağımı Şerzat'a doğru işaret ettim
"Keyfin bilir Kaner ağa Yakup' tan kardeşini eş olarak isterim başka' da bir şey istemem, Aliz ben' de olduğu sürece onların ve dahası senin için her daim yanacak aynı benim anamın içindeki yangın hiçbir zaman dinmeyeceği gibi"
Şerzatın bu kadar ileriye gidebileceğini düşünemiyordum, dedikleri kulaklarımda çınlarken bunu asla müsaade edemezdim.
"Yakup Alize güvenerek almadı
Yusuf' un canını, bunun sonunda kendi canı olduğunu bilerek yaptı ve öyle' de olacak!"
HAMİT AĞA = "Biz kabul ederiz Kaner ağa."
Bakışlarımı Şerzat' tan ayırıp Hamit Ağa' ya baktığımda beklediğim olmuştu ama asla böyle bir şeyin gerçekleşmesi söz konusu bile olamazdı.
"Ne diyorsun lan sen, Yakup' u kurtarmak için Aliz' i yakmanıza izin vermem!"
HAMİT AĞA = "Düzgün konuş Kaner ağa, senin karşında kâhyan yok."
ERSAN AĞA = "Kaner ağa sen
demezmisin artık acılar son bulsun, ölüm olmasın diye, daha ne karşı çıkarsın karara, daha ne istersin?."
"Ne dersin Ersan sen, nasıl onaylarsın en iyi sen bilirsin bizim sevdamızı beraber büyüdük seninle."
ERSAN AĞA = "Kaner, eğer bu olay çözülmezse bizim aşiretlerde birbirine girer, barışı sağlamamız lazım. Başka türlü Şerzat durmaz bilmez' misin?"
Ersan bu sefer geçmişimize dayanarak sadece Kaner dese' de bana, sözlerinde sonuna kadar ciddi ve bıçaktan bile keskin' di sözleri.
HAMİT AĞA = "Kan' mı dökülsün Kaner ağa?"
************************************
İSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_
TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06
TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İstegramda ve tiktokta güzel videolar var kaçırmayın derin😉😇🤗)
SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💞❤♥😇

