İçeriğe geç

Hotel Esaka

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Hotel Esaka

Bölüm 1

Memleketten Ayrılış

ıTakvimler 1 Şaban 1337'yi göstriyordu. Beyruttaki son Osmanlı karakolu boşaltılıyrodu. Halkın hüznü gözlerinden okunuyordu.Aydınından cahiline,çocuğundan yaşlısına, Arabından Ermenisine, Türkünden İbranisine, Müslümanından Gayrimüslümüne tüm halk öğlen vakti işini gücunu bırakmış,çıkacak olan Türk komutanı Binbaşı Fahri Mesut'u selamalık için nizamiyenin önünde bekliyorlardı.Hiç şüphe yok ki,Osmanlı hiçbir zaman halkı ayırmamış,mezalime uğratmamıştı.Nizamiyenin önünde bekleynler sadece bunlardan ibaret değildi.Şık üniformalarıyla Fransız işgal alayı da büyük bir sabırla niazmşyenin önünde bekliyordu.O gün Beyrutu terk edecek sadece Türk karokol kafilesi değildi elbette.Tebaanın ileri gelenlerinden Tüccar Sami Efendi de o gün Beyrutu terk edecekler arasındaydı.Kendisi İstanbul Darülfünunda edebiyat ve ilahiyat okumuş,Avrupa görmüş aydın bir kişiydi.Aynı zamnanda da Beyrut Vilayeti'nin şüphesiz en iyi tüccarlındandı.İş bitiriciliği,azmi ve kıvrak zekası onu işi bilen ve zengin bir tüccar yapmıştı. Ne var ki Osmanlı devletine bağlığından ötürü Balkan Harbinden bu yana cereyan etmiş bütün harplere katıldığından haliyle zenginliğe erimişti.Cihan Harbi'nin bozgunla sonuçlanmaısndan sonra Beyrut önce İngilzler sonra Fransızlar tarafından işgal edilmişti.Sami Efendi önce işgallere karşı çıksa tek başına ve çevresiyle işgallere karşı gelemeyeceğini fark etmesi çok uzun sürmemişti.Bu yüzden İstanbul'a Halife Vahideddin'den yardım istemek ve Cihan Harbi süresinde emrinde çalıştığı komutanları örgütleyip Beyrut'a yardım göndermek gayesiyle gidiyordu.Halk hüzün ve sukunet içinde beklerken birden ayak ve trompet sesleri duyuldu.Gelen Türk karakol kafilesiydi.Binbaşı Fahri Mesut nizamiyeden çıktı. Atalarının kılıçla fethettiği ve yüzyıllarca adaletle hükmettiği bu güzide toprakları zalim Fransızlara bırakacaktı.Halk Binbaşı’nın çıkmasıyla genci yaşlısı çivi gibi oldu ve Binbaşı’yı esenlikle selamladı.Binbaşı mazlum bir ifadeyle halkın selamını karşıladı.Arşından kalan kafile geldi ve uzun boylu,pos bıyıklı bir onbaşı yüzyıllardır dalgalanmakta olan o al bayrağı özenle indirdi ve Binbaşı’ya verdi.Binbaşı karakolun anahtarını Fransız bölge valisi François Pierre-Alype’ye teslim etti ve kendisini selamladı.O sırada Sami Efendi karısından ceketini istedi,fesini giydi ve karısı ve çocuklarıyla vedalaştı.Gitme vakti gelmişti.Çocuklarına:”Hadi bakalım,kendinize iyi bakın.”dedi.Çocukları

hep bir ağızdan:Çok kalma,hemen gel.”diye cevap verdiler.Karısına hiçbir şey söyleyemedi,o da Sami Efendi’ye hiçbir şey söylemedi,dakika larva birbirlerine bön bön baktılar.

Tam gidecekken karısı kolundan tutup kendisini durdurdu.Çantasından bir kâğıt ve bir kalem çıkardı hemen

kağıda Arapça bir şeyler karaladı ve karısına verdi.Sami Efendi o kağıtta ne yazdığına bakamadı şayet mal varlığının çoğunu harfler sonunda kaybetmiş olsa da hala halkın gözünde nüfüzlü birisiydi ve ve karısının yazdığı nota bakıp,duygulanıp ağlarsa halkın gözünde karizması çizilecekti.Kağıdı özenle katlayıp cenine koydu ve merşandize doğru ilerledi.Merşandize bindi ve en ön sıradan bir yer buldu.O sırada kimse oturmuyordu.Sami Efendi karısının verdiği kağıdı açtı ve yazdığını okudu.Kağıtta sadece kendine dikkat et,bizi merak etme yazıyordu.Sami Efendi’nin gözü dolmuştu,kağıdı yeniden özenle katladı ve cebine koydu.O sırada merşandiz yola koyuldu.İşte Sami Efendi’nin vatan mücadelesi burada başlıyordu.Vatanını kurtarmak uğuruna ölmeyi bile alıp İstanbul’a,Halice Vahdeddin’in yardım istemeye,doğduğu,büyüdüğü toprakları zalim Fransızlar ‘dan kurtarmak için İstanbul’a gidiyordu.

Bölüm sonu

2 yorum