Mesela kimin söylediğini bilmiyorum genel olarak alıntı veya referans yapabiliyorum zaten referans yapacak olursam hepinize açıklayacağımdır emek hırsızlığına girmem ayrıca yorumlarda da belirtebilirsiniz.. Burada herkesin ergence de bulacağı olgunlukla da karşılayacağı her şey olacak genel olarak anlayışla karşılamanızı beklerim her bölümümü bir filozofa adamayı planlıyorum yada büyük edebiyatçı veya düşünüre..
Arthur Schopenhauer (22 Şubat 1788, Danzig - 21 Eylül 1860, Frankfurt), Alman filozof, yazar ve eğitmendir. Schopenhauer, Alman felsefe dünyasındaki ilklerdendir. Dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkat çekmiştir. Ayrıca Nietzsche'nin ilk akıl hocasıdır.
Ben kalabalıklar için yazmadım... çalışmalarımı, zamanın seyrinde nadir rastlanan istisnalar olarak ortaya çıkacak düşünen bireylere miras bırakıyorum. Onlar da benim gibi ya da gemisi batıp ıssız bir adaya çıkan ve kendisinden önce aynı sıkıntıları yaşayan birinin izlerinin, ağaçlardaki bütün papağanlardan ve maymunlardan daha fazla teselli sunduğu bir denizci gibi hissedeceklerdir.
Bana yapılan haksızlık bana hiçbir şekilde ona haksızlık yapma hakkını vermez
acı çekenler ile acı çektirenler aynıdır
Beraberinde getirdikleri umutlar ve korkularla akın akın gelen arzulara teslim olduğumuz sürece... Kalıcı mutluluğa ya da huzura hiçbir zaman kavuşamayız.
Beyin olanca gücüyle ilerlerken, cinsel sistemlerin korkunç etkinliği daha uykuda olduğu için çocukluk, hayatımız boyunca özlemle geri dönüp baktığımız masumiyet ve mutluluk dönemi, hayatın cennetidir, kayıp cennet
Bir dahi kendi çağında gezegenlerin yolunu aydınlatan bir kuyruklu yıldız gibi parlar... Kültürünün normal seyriyle el ele gitmez: tam tersine çalışmalarını önündeki yolun çok ilerisine savurur
Bir insanın kötü bir karakter özelliğini unutmak, güçlük ile kazanılmış parayı sokağa atmak gibidir.
Birbirlerini en çok büyüleyenler, birbirlerini en çok tamamlayanlardır.
Birey için şüphe, parlamento için muhalefet odur. O gerekli olduğu kadar, yararlıdır da.
Birisi hayatı boyunca büyük bir çocuk gibi kalmayıp ciddi, makul ve mantıklı bir adam olursa, dünyanın çok işe yarar ve adamakıllı bir vatandaşı olabilir ama dahi olamaz artık.
Bizim hayatımızı, yokluğun sessizlik ve sakinliğini karıştıracak bir sıkıntı, bir şamata saymak da mümkündür.
Boş eller, işleyen kafaları yaratır.
Büyük acılar daha önemsizlerinin hissedilmesini engeller ve tersine, büyük acıların yokluğunda en küçük dertler ve sıkıntılar bile bize büyük acı verir.
Can sıkıntısı, hayatın boşluğu hissinden başka bir şey değildir.
Çiçek yanıt verdi: Seni aptal! Görülmek için mi açtığımı sanıyorsun? Kendi zevkim için açılıyorum, başkaları için değil çünkü hoşuma gidiyor. Aldığım zevk var olmaktan ve açmaktan ibaret. (bu sözüne çok üzülmüştüm şahsen)
Darkafalıları, olmayan bir gerçeklikle son derece de ciddi bir biçimde uğraşan kişiler olarak tanımlardım.
Deha, kendisinin hiç kimseden öğrenmediği şeyi, insanlığın ondan öğrendiği insandır.
Delilik acı çekmeyi hatırlamamak için bir yoldur.
Dikensiz gül yoktur ama gülsüz pek çok diken vardır
insan türünü ikiye bölerken çizgiyi ortadan çekmemiştir.
Doğa, kendisininkiyle karşılaştırıldığında hiç önemi olmayan, kısa bir süre için bireylerin kalmasına izin verir, sonra da yeni yer açmak için buruşturur, atar onları.
Doğuştan gelen tek bir yanılgı vardır. O da mutlu olmak için burada olduğumuzu sandığımızdır.
Dünyanın özü kötüdür. Yapılması gereken en iyi şey yaşam istencini reddetmektir.
Değişim, değişmeyen tek şeydir.
Dünyaya onu gerçekten ve önemli konularda aydınlatmak için gelmiş olan kişi eğer bundan yara almadan kurtulursa kendini şanslı sayabilir.
Düşünebilen pek az sayıda insan vardır yine de herkes bir düşüncesi olmasını ister. Ancak diğerleri tarafından hazırlanmış olanları aldığında kişinin onları kendisine uyarlamasından başka elinde kalan şey nedir?
En tesadüfü bile uzak bir yoldan gelen gerekli olandır.
Gece ve gündüz, siyah ile beyaz gibidir. Gün bize griyi verir. Bazıları içinse pembedir. Hayatın sırrına ermiş biri içinse, tüm günler renksizdir.
Gelişimimiz için bir aynaya ihtiyacımız vardır.
Gençliğimizde yaşamımız için önem taşıyan ve büyük sonuçlar doğuracak olayların ve kişilerin karşımıza davul zurnayla çıkacaklarını sanırız: ama yaşlılığımızda geri dönüp baktığımızda, bunların hepsinin de sessizce, arka kapıdan ve adeta dikkati çekmeden içeri süzülmüş olduklarını görürüz.
Gençliğin bakış açısından bakıldığında hayat sonsuz derecede uzun bir yolculuktur: yaşlılıktan bakınca çok kısa bir geçmişe benzer. Gemiyle uzaklaştığınızda kıyıdaki nesneler daha küçük, tanınması ve ayırt edilmesi daha zor hale gelirler, aynı şekilde olaylar ve etkinliklerle dolu geçmiş yıllarınızı da tanıyamazsınız.
Gençliğin güzelliği olmasa bile çekicidir; ihtiyar güzellik çekici değildir.
Gençliğimizdeki neşelilik ve karamsarlığa kapılmama hali, kısmen hayat tepesine tırmanıyor ve tepenin öteki tarafındaki ölümü görmüyor olduğumuz gerçeğine dayanır
Fakat iç ısısı yeterince fazla olanlar sıkıntı ve kızgınlık yaratmamak veya hissetmemek için toplumdan kaçacaktır.
Faydalı insanları, deha sahibi insanlarla mukayese etmek, tuğlaları elmaslarla mukayese etmek gibidir.
Hakikat, onu arzu etmeyenin boğazına sarılan bir fahişe değildir. Hatta o kadar çekingen bir güzeldir ki, onun için her şeyini feda etmiş olan bile onun lütufundan emin olamaz.
Haksızlık ve adaletsizlik insan tabiatında derinden derine kök salmıştır.
Hayat bir parça nakış işlemesine benzetilebilir. Hayatının ilk yarısındaki herkes işlemenin ön tarafını görür, ikinci yarısında ise tersini. ikincisi o kadar güzel değildir, ama daha öğreticidir, çünkü iplerin birbirine nasıl bağlandığını görmemizi sağlar.
Hayatın ilk elli yılı metin, geri kalanı yorumdur.
Hayatının son dönemindeki hiçbir insan, samimiyse ve bütün melekeleri yerindeyse, her şeyi yeniden yaşamak istemez. Bunu yapmaktansa tamamen yok olmayı tercih eder.
Hayvanların hakları olmadığı ve onlara davranışımızın ahlaken önemsiz olduğu iddiası Batı barbarlığının ve ilkelliğinin mükemmel bir örneğidir. yegane garantisi merhamettir.
İç dünyası zengin olan bir kişi yazgıdan çok şey beklemez.
İhtiyaç, alt sınıfların sürekli belası, üst sınıfların can sıkıntısıdır.
İki ayaklı sıradan sohbetleri kadar kısır ve sıkıcı bir sohbeti sürdürmektense hiç konuşmamak daha iyi
İyi olanın, ellerinden sadece berbat şeyler gelenlerce tanınıp takdir edilinceye kadar beklemek zorunda kalması, zihni üstünlük için bir talihsizliktir.
iyimserlik olduğu gibi de yerini almış temel bir yanılgıdır.
Kalbin gerçek, derin barışı ve tüm huzurun ruhun sadece bulunur
Kim ne derse desin, mutlu insanın en mutlu anı, uykuya daldığı andır ve mutsuz bir insanın en mutsuz anı, uykudan uyandığı andır. İnsan hayatı, bir tür hata olmalı.
Mantıkla beslenmeyen şey mantıkla yönetilemez.
Mutlu bir hayat olanaksızdır; insanın başarabileceği en iyi şey kahramanca bir hayattır.
Münferit hiçbir şeyin ebedi olması tasarlanmamıştır; önünde sonunda ölüm tarafından yutulur.
Mutluluk diye bir şey yoktur. Mutluluk ya geçmişte ya da gelecektedir. Ama ben şimdiyi yaşıyorum.
Zekam bana değil dünyaya aittir.
Zeki bir insan yalnızlıkta, düşünceleri ve hayal gücüyle mükemmel bir eğlenceye sahiptir.
Yalnızlık bütün olağanüstü kafaların yazgısıdır, onlar bu yalnızlıktan zaman zaman yakınsalar da ehveni şer olarak hep onu seçeceklerdir.
Yanlış bir görüşü geri almak onu savunmaktan daha çok kişilik gerektirir
Ben Schopenhauer'in, onun ilk sayfasını okuduktan sonra bütün sayfalarını okuyacaklarından ve dediği her kelimeyi dinleyeceklerinden emin olan okurlarındanım. — Fredirch Nieztsche, Alman filozof