Dünya Sağlık Birliği'nin kayıtlarına göre insan türü 17 Eylül 2089 tarihinde resmen değişti. Tarihçiler bu olaya daha sonra "İkinci Evrim" adını verecekti. Bazıları bunu insanlığın kurtuluşu olarak gördü. Bazıları ise sonu. Benim içinse sadece kaçınılmaz bir sonuçtu. Çünkü her şey benim laboratuvarımda başlamıştı. Benim adım Victor Kane. Ve insanlık tarihinin en büyük günahını işleyen kişi olduğumu söylüyorlar.
Mahkeme salonu sessizdi. Binlerce insan beni izliyordu. Gazeteciler, politikacılar, askerler, bilim insanları... Hepsi aynı şeyi bekliyordu. Bir itiraf. Karşımda duran yargıç dosyasını kapattı. "Dr. Kane." Sesi bütün salonda yankılandı. "İnsan genomunu değiştirerek yeni bir insan türünün ortaya çıkmasına sebep olduğunuzu kabul ediyor musunuz?"
Yüzlerce kamera bana çevrildi. Seksen yaşındaydım. Saçlarım tamamen beyazlamıştı. Yıllardır uyumamış gibi hissediyordum. Ama yine de gülümsedim. Çünkü bu sorunun cevabını yıllardır bekliyordum.
"Evet."
Salondaki insanlar mırıldanmaya başladı.
Yargıç devam etti.
"Pişman mısınız?"
Bu kez cevap vermeden önce biraz düşündüm. Aklıma eski laboratuvarım geldi. Paslı mikroskoplar. Bozuk santrifüjler. Gece yarılarına kadar süren deneyler. Ve genç bir araştırmacının kurduğu imkânsız hayaller. Pişman mıydım? Hayır. Eğer zaman geri alınsaydı yine aynısını yapardım. Çünkü insanlık ölüyordu. Ve kimse bunu görmek istemiyordu.
"Hayır." dedim.
Salondaki uğultu büyüdü. Yargıç masaya vurdu.
"Düzeni koruyun!"
Ben ise artık onları dinlemiyordum. Çünkü zihnim çok uzaklara gitmişti. Yetmiş yıl öncesine. Her şeyin başladığı güne. Bir çocuğun ilk kez ölümle karşılaştığı güne.
Türkiye
2030 Victor Kane on yaşındaydı. Ve ellerinde ölü bir serçe tutuyordu. Kuşun küçük bedeni hareketsizdi. Bir saat önce bahçede uçuyordu. Şimdi ise hiçbir şey yapmıyordu. Victor kuşa baktı. Sonra babasına döndü.
"Neden öldü?"
Babası omuz silkti.
"Hayat böyle oğlum."
"Neden geri gelmiyor?"
Bu soru karşısında adam sustu. Victor cevap bekledi. Ama cevap gelmedi. Dakikalar geçti. Sonunda babası sadece şunu söyleyebildi:
"Ölenler geri dönmez."
Victor tekrar serçeye baktı. O an içinde garip bir his oluştu. İnsanların kabul ettiği şeyleri kabul etmek istemiyordu. Neden geri dönmesin? Bir şey çalışmayı bırakıyorsa yeniden çalıştırılamaz mıydı? Bir makine bozulduğunda tamir ediliyordu. Kalp neden edilmiyordu? Beyin neden edilmiyordu? Yaşam neden yeniden üretilemiyordu? Kimse bu sorulara cevap vermiyordu.
Bu yüzden Victor kendi cevabını bulmaya karar verdi.O gün küçük bir çocuk, dünyanın en tehlikeli kararlarından birini verdi. Ölümü yenmeye çalışacaktı. Ve yıllar sonra bütün insanlık bunun bedelini ödeyecekti.