Evet artık topluca bir uyanış sürecinden geçiyoruz. Enerjilerin yükseldiği ve kontrol etmekte zorlandığımız bazı durumlar yaşıyoruz. Her şeyi de anlamlandırmak zorunda değiliz. Anlamlandıramadığımız durumlar da oluyor. Sadece hizalanmayı ve sevginin gücünü tekrar kullanabilmeyi uygulayabilmek gerekiyor. Sadece hatırlamak da yeterli olmuyor artık. Çünkü zaman kavramı eskisi gibi çalışmıyor. Sadece bilmenin değil, uygulayabilmenin bir dönemini yaşıyoruz ve uygulayamadıkça da korku enerjisine kapılıyoruz. Korku enerjisi de bizi sıkıştırıyor, sadece küçültüyor. Yani bir daireyi enerji olarak düşünürsek, dış çemberden içe doğru küçültür vaziyette baskılayan bir alan oluşturuyor. Sevgiyi hatırlayabilmek, tercih edebilmek ve yaşayabilmek de, tamamen merkezinden, kendine ait olanın genişlediği ve büyüdüğü bir biçime dönüşüyor. Yani korkuda olduğumuzda dışsal olan bir enerji, dışarıdan gelen gerçeklikler bizi baskılıyor ve bizi küçültüyor. O yüzden bu dönem küçük hissediyor olabiliriz veya güveni tekrar bulmakta zorlanıyor olabiliriz. Bizim tekrar kendi merkezimizden olan ve yükselmeye çalışan kendi enerjimizi, ortaya çıkmaya çalışan kendi gerçekliğimizi, sevgiyle tercih edip onu dışarıya doğru genişletip yaşanabilir hale getirmemiz gerekiyor. Ancak bu bizi büyük hissettiriyor ve kendi enerjimize sahip çıkmış olabiliyoruz.
Bu yazı derlemesi, bizlerin ve dünyanın, görünmez biz şekilde en temelde yaşıyor olduğu gerçekleri daha anlaşılır olması ve bu temel olanla karşılaştığımızda, kriz gibi hissettiğimiz ve yaşadığımız, bizlere anlatılmayan, öğretilmeyen ve kendimizle baş başa kaldığımız korku dolu süreçlerin, zihnimizin inandırmaya çalıştığı şekilde çözümsüz bir son veya bilimsel olarak tanı koyularak sabitlenen bir rahatsızlık olmadığını, evrensel olan yasalarla, kendi gerçekliğimize dönüştürebilmemiz ve bu manipülatif, kısıtlayıcı döngüden çıkabilmek için, manevi olan bağlantılarla edinilmiş, süreçteki aşamaları anlatan ve bölüm aralarında okuyabileceğimiz destekleyici rehberlik bilgileri içerir. Yazılanlar belli bir niyet ve enerji alanına sahip olduğu için, okuyarak gelişen anlayışın dışında da, kitapla geçirilen süre ve kurulan bağ boyunca, titreşimsel olarak gereken yerlere ulaşır. Anlaşmayan yerler bile olsa okunması yeterlidir. Anlayışın ve enerjinin daha uyumlu etkileşim oluşturabilmesi ve yerlerine oturabilmesi için, günde maksimum 1 bölüm okunması tavsiyedir.