İçeriğe geç

his despair

Bölüm 1 · 3 dk okuma

his despair

Bölüm 1

his despair

“Sevgili Günlük;

Bugün mafyaya girdiğim zamandan aylar geçti. Akutagawa-senpai’ye olan hislerim konusunda şüphelere düşmeye başladım. O bana hep böyle soğuk ve kötü davrandığından, onun az çok bana karşı olan hisleri belliydi. Ona göre beceriksiz ve işe yaramazdım. Hiç bir şekilde onu ikna edemiyorum. Ne yapacağımı şaşırdım artık. Bir kez olsun o gözleri sinirle bakmak dışında başka bir duyguyla bakmamıştı bana. Ben bilemiyorum... Hislerim yüzünden her şeyi terk etmekten korkuyorum, beni hep engelleyen bir his... Gitsem sanki onun başına bir şey gelecek gibi.

-

Sevgili günlük;

Bugün, mafyadan ayrılmayı düşünüyordum evde. Patron’da beni önceki hafta yanına çağırdı, mafyaya uygun olmadığımı söyledi... Orada inkar ettim ama şu an sorsaydı inkar edebileceğimi sanmıyorum. Bu akşam bu düşüncelerle uyurken, telefon geldi bana. Akutagawa-senpai bir dövüş sonrası yaralanmıştı onu biliyordum, önceki gün olmuştu bu olay. Kendisi komadaydı... O akşam, bir çetenin ona saldırdığına dair bir arama aldım. O an kalbim teklemişti, zamanım yoktu, hemen gitmeliydim sadece aklımda bu vardı! O akşam mafyanın deposuna gittim, yanımda Hirotsu-san, Gin ve Tachihara vardı. Hepsi bu durum karşısında umutsuzca duruyordu. Tachihara ‘Higuchi, onlara saldırsan bile sağ çıkamazsın! Dişine kadar zırhla kuşanmış bu şerefsizler!’ dediğinde ona ‘Ama böyle boş oturamam!’ dedim ve ‘dişine kadar zırhla kuşanmış’ adamlara saldırmaya gittim. Tek başıma çatışmaya girdiğimde durum umutsuzdu, bacağımdan ve omzumdan vurulmuştum. Ta ki, Hirotsu-san ve diğerleri gelene kadar. O adamları onlar indirdikten sonra onlara bir çırpıda teşekkür ettim ve Akutagawa-senpai’nin yanına koştum... Yüzünde küçük bir yara vardı, kanıyordu, mendilimi çıkarıp yüzünü temizlemeye kalktığımda elimi tuttu ve teşekkür etti. O an sadece ama sadece aklımdan geçen tek şey, mafyayı terk etme fikrinin ne kadar saçma ve ukala bir fikir olduğuydu. Ve iyi ki de gitmemiştim mafyadan. Onun bana teşekkür etmesi bile, beni o kadar mutlu etmişti ki, tarif edilemezdi bu! Şu an bu cümleleri yazarken bile ellerim titriyor, göz yaşlarım akıyor, kalbim tekliyor. İlk defa bana teşekkür etti, ilk defa! Hayatımda hiç bu kadar mutlu olduğumu hatırlamıyorum!

-

Sevgili Günlük;

Bugün, yarın olacak önemli bir çatışmanın hazırlığıyla çok meşguldüm. Çatışma diğer mafyalarla olacaktı ve bunun sonucunda kazanırsak, çok iyi miktarda para ve adam yanımıza geçebilirdi. Yokohama’yı koruyabilmek için mükemmel bir fırsat, aynı zamanda Akutagawa-senpai’nin güvenliği konusunda daha az endişelerim olacak. Tabi... şu Kaplan çocuk olmasa mükemmel olurdu da, artık bununla da idare edelim! Patron, bu çatışma sonucu aramızdan bir kaçımızın ölebileceğini söyledi, eğer dikkat edersem Akutagawa-senpai’nin yara almasını bile engelleyebilirim. Sadece, fırsatları kaçırmasam iyi olacak. Yarın için umutluyum! Eğer yarın bu çatışmadan sağ salim kurtulursak, Akutagawa-senpai’nin doğum gününü kutlamakla beraber ona sevdiğimi söyleyeceğim! Çok gergin ve heyecanlıyım çünkü, bu itiraf benim için hiç kolay olmayacak. Büyük ihtimalle Akutagawa-senpai yok sayacak ya da tokat atacak ama en azından... bilmesi bile benim için çok büyük bir şey. Umarım yarın sağ salim kurtulurum ve Akutagawa-senpai’de kurtulur!”

Akutagawa elindeki günlüğü kapattı, yanında oturduğu mezar taşına bakamadı. Akutagawa iç çekti, günlüğe bakarken kaşlarını çattı. Derin bir nefes aldı, içinden lanetler okuyordu. Kendine kızdı, çok kızdı. Toprağı yumrukladı birden. Dişlerini sıkarken diğer elindeki günlüğü göğsüne bastırarak tutuyordu. Utançla mezar taşına baktı ve toprağı yumrukladığı elini kaldırıp, mezar taşının üstündeki kiri temizledi. Sonra da mezar taşının üstündeki ‘Higuchi Ichiyo’ yazısını. Akutagawa, belirsiz duygularla dolu gözleriyle mezar taşına baktı bir süre. Ne kadar süre geçti bilinmez ama, Akutagawa için zaman çok yavaş geçiyordu. Mafyada neşe yaratan Higuchi’nin yokluğunu kimsenin dolduramayacağını, en kötüsü de, o yerin sahibinin asla dolduramayacağını biliyordu.

“Neden o merminin önüne atladın o gün?”

Akutagawa bunu sorduktan sonra hafif rüzgar esti. Gin ağaçların arasından çıkıp geldiğinde, Akutagawa ona baktı. Gin “Abi, 2 ay oldu artık... Hadi gidelim, o da rahat uyusun...” dediğinde Akutagawa “O kadar oldu mu?... Sanki dün gibi... Acısı dün gibi” dediğinde zorla gözünden tuttuğu damla yaş aktı, çenesinin altına usulca kayıp toprağa damladı. Toprağın üstünde yeşermiş minik yaprağın üstüne.

Bölüm sonu

2 yorum