Projenin sonuna geldiğimizde hepimizin yüzünde oluşan o mutluluk bütün günün yorgunluğunu alıp götürdü. Huzurlu bir şekilde evlerimize gidebilecektik. Parkın çıkışına doğru geldiğimizde Furkan "Kamera işi bizde. Videoları birleştirip kısa film yapacağız.. Size de rapor ve sunum kalıyor." dedi. Samet "Raporu ben hallederim" deyince ben de "Bana da sunum kaldı o halde." dedim. Projenin son işlemlerini de ayaküstü konuştuktan sonra ayrıldık. Samet'in arkasından yürümeye devam ettim. Hala aynı yerde oturduğumuza inanamıyordum. Fırsat bulmuşken incelemeye başladım. Elinden bırakmadığı telefonuna bakarken bir yandan da yolun hakimiyetini sağlamaya çalışıyordu. Aramızdaki boy farkı bir kez daha çarptı suratıma. Birkaç hızlandırılmış adımla beraber daha çok yaklaştım. Sırtı dokunabileceğim kadar yakındı. Böyleyken hayal kurmamak elde değildi.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Dünyanın bütün yükünü sırtlamışken sadece birkaç saniye yaslarsam başımı sırtına, sanki pamuk kadar hafifleyecektim. Geçmez dediğim sıkıntılarım ellerimi vücuduna sarınca geçecek gibiydi. Belki de sadece bir sözüyle aklıma nüfuz eden dikenleri güle çevirecekti. Sadece bir kelimesiyle bulutlara yükseltecekti ruhumu.. Sahi hayal ettiğinde bile huzur dolabilir mi insanın kalbi? Benim doluyordu.. Hem de buram buram..
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Sen beni mi takip ediyorsun?"
Sorduğu soruyla beraber duvara toslamışım gibi sersemledim. Onu incelediğimi farketmiş gibi kaşlarını kaldırmış cevap bekliyordu. Kendimi toparlayabildiğim kadarıyla "Yoo, eve gidiyorum sadece.." dedim. Ellerini göğsünde kavuşturup o uzun boyuyla yüzüme doğru eğildi.
"Aynı yerde olmamız aynı yolu kullanacağımız anlamına gelmez değil mi?"
Gözlerimi kaçırırken cevap verdim.
"Ne demek istiyorsun?"
Biraz daha eğdi başını. Nefesini daha çok hissediyordum yüzümde. Dudaklarının kokusunu alırken, gözleriyle gözlerimi okşadı. Sesini kısarak "Farklı bir yoldan gidebilirsin. Kendimi bu şekilde güvende hissetmiyorum." dedi ve sırıttı. Komik olduğunu düşünüyordu ama gıcık olduğunu unutuyordu. Etkisine alan ruhumu dürterek ona karşı gardımı aldım.
"Niye ben yolumu değiştiriyorum, sen git!" dediğimde "Burayı pek bilmiyorum o yüzden dedim sana." dedi. Bilmiyormuş. Yalancı!
Ters bakışlarımla birlikte karşı yola geçtim. Daha fazla uzatmanın bir anlamı yoktu. İkimizde yolun ayrı taraflarında aynı sona yürümeye başladık. Her zaman olduğu gibi... Hava karanlığın en koyu halini bastırırken hafif bir ürperti oldu bedenimde. Ara sıra Samet'i yoklamaya devam ettim. Arabaların ışıkları gözüme çarptıkça kamaştırırken, köpeklerin havlama sesleri korkutmaya başladı. Eğer karşıma çıkarsa çığlık atardım. Ellerimi sıkmaya başladım. Arkamı bir yandan kontrol ederken diğer yandan sağıma ve soluma odaklanıyordum. Her an bir şey çıkacak endişesiyle yavaş atıyordum adımlarımı. Kalbim biraz daha hızlı atarken nefes alışverişimde değişiyordu. Vücudumu sarmalayan soğuk hava ürkek bedenimi ele geçiyordu. Bu esnada koluma dokunmasıyla beraber geriye sıçradım. Çıkardığım çığlık sesi mahallede yankı yaparken kocaman açılmış gözlerimle titremeye başladım. Samet ellerini havaya kaldırmış şaşkınlıkla beni izliyordu. Kendimi hızlıca toparladım. Çantamın kulpunu düzeltir gibi yaptım ve "Karanlık olunca ürktüm biraz..." dedim.
"Farkettim onu. Uzaktan bile belli oluyor."
Sessizce önüme döndüm. Başım yerde yürümeye başladım. Arkamdan hızlı adımlarla geldi.
"Beraber yürüyelim istersen. Hani korktun ya o yüzden diyorum."
Elini ağzına götürerek boğazını temizledi. Bunu kibarca söylemesi hoşuma gitti. Heyecanıma yenik düşmüş bir halde ""Tamam. Yürüyelim beraber.." dedim.
İkimizde sessiz bir şekilde öylece yürüyorduk. Fırsat buldukça yüzüne bakmaya çalışıyordum. Yan yana durunca sanki boy farkımız çokta göze batmıyordu. Ellerimiz biraz daha yakınlaşsa birbirine değecekti neredeyse. Adımlarımızı izlemeye koyuldum. Aynı anda atılan adımlarımızı... Bir hayalin içinde yaşadığımı hissediyordum. Daldıkça daldım derinlere.. Ve bir köpeğin havlama sesiyle koluna yapıştım. Attığım çığlık boş sokaklarda tekrar yankılanırken köpeğin ısrarla bana doğru gelmesi büyük şansızlıktı. İkinci bir vaka yaşıyor olmam bu geceyi uzun süre unutamama sebep olacaktı belli. Neyse ki Samet yerden aldığı taşı korkutmak için atınca köpek koşmaya başladı. Titreyen bedenimle Samet'in kolunu sıkmaya devam ediyordum. Her an çıkacakmış gibi arkamı kontrol ediyordum. Samet sakin bir ses tonuyla "Gitti. Rahat ol biraz." dedi. Korkan ifademle "Hıh! Tamam. " diyerek kolundan yavaşca çektim ellerimi.. Montumun yakasını düzeltir gibi yapıp kaldığımız yerden yürümeye devam ettik. Ardı ardına yaptığım aptallıklar için bir konuşma yapmam gerekti.
"Köpeklerle ilgili pek iyi anım yoktur da.. İşte görünce böyle korkuyorum. "
"Köpek yüzünde mi, yoksa kolumu tutmak için miydi tüm bunlar?"
"Ya! Tabi ki köpek yüzünden. Senin kolunu niye tutmak isteyim."
"Bilmem etkilendiğin için olabilir mesela."
"Samet!"
Sesimin yüksek çıkmasıyla birlikte sustum. Biraz fazla tepki vermenin rahatsızlığıyla yüzümü yere eğip "Özür dilerim." dedim.
"Özür dileme.. Yani özür dilemene gerek yok. Ben öyle.."
Saçını kaşırken suçlu bir profil sergilemiş gibi görünüyordu. Hafifçe gülümsedim.
"Aslında, yedi yaşımdayken bir köpek üzerime atlayıp beni ısırmaya çalışmıştı. Şanslıydım ki o gün soğuk olduğundan annem sıkıca giydirmişti beni. Çığlıklarım hala kulağıma gelir. O günden beri ne zaman köpekle karşılaşsam yanımdaki kişiye böyle yapışırım. Bu yüzden tek başıma çıkmam genelde."
Suratıma uzun uzun baktı. Sanki bir şey söylemeye çalışacaktı ama tuttu kendini. Biraz daha böyle birbirimize bakakaldık.
"Hım anladım.. şey.. Sen..."
"Evet. Bir şey mi diyeceksin?"
"Yok bir şey. Şaçmalıyorum. Daha doğrusu hikayen tanıdık geldi."
"Çoğu kişi yaşamıştır bu durumu." diyerek güldüm.
"Haklısın. Neyse bundan sonra böyle bir şey olmayacak. Korktuğunda bugünki gibi eşlik ederim sana." ve kalbimi rahatlatan o bakışıyla devam etti. "Endişelenme.."
'Endişelenme' kelimesini ondan duymak güvende hissettirdi. Sanki tüm korkularım şuan itibariyle yok olmuş gibiydi. Hiçbir şey yapmasa bile sadece bu sözcüğü kullanarak bile gerçekten 'endişelenme'meyi yerleştirdi hayatıma.
Havanın karanlığı, yolun sessizliği ve yanımda olduğu gerçeğini en derin duygularımla harmanladım.
Hiç bitmesin istedim..
Uzadıkça uzasın yollar..
Zaman dursun..
Biz yürümeye devam edelim.
....
