İçeriğe geç

HİNDİBA

Bölüm 12 · 5 dk okuma

HİNDİBA

Bölüm 12

10. Bölüm "ENKAZ"

Kocaman sınıfın içinde onca kalabalığın arasından bir araya gelen beş kişilik kız grubuyduk. Birbirimizi tanıma sürecimiz baya zaman aldı. Hepimiz farklı huyları, farklı yaşam tarzları vardı. Ama biz bu durumu olumluya çevirip 'tahammül' kelimesini oturttuk hayatımıza. Cemre ve Nur ara sıra ufak çaplı tartışmaları olsada sağ salim atlattık. Dersin başlamasına az kala kalabalıklaşan sınıfta sohbetlerimiz seslere karıştı. Muhabbete o kadar çok dalmıştım ki Hilal' in dürtmesiyle önüme döndüm. Döndüğüm andan itibaren mideme saplanan sancıyla onu izledim. Açık kumral saçlarını eliyle arkaya doğru tarayıp hızlı adımlarla basamakları çıkıyordu. Yüz ifadesi her zaman ki gibi soğuktu. Yanlış anlamıyorsam eğer oturduğum sıraya doğru geliyordu. Benimle ne işi olabilirdi? Arka sıraları göz ucuyla süzüp tekrar başımı ona çevirirken artık bana bakmasıyla emin oldum. Siyah tişörtünün üzerine giydiği yünlü krem hırkası ve siyah gri kareli bilek pantolonuyla merdivenleri çıkarken o kadar havalı görünüyordu ki ne yapacağımı şaşırmış durumdaydım. Selam mı vermeliydim ya da söyleyeceği şeyi mi beklemeliydim? Tabi ki düşüncelere daha fazla dalmama izin vermedi.

"Melike, ders çıkışı 29 nolu sınıfa gel."

Emir verir gibiydi.. Açık kalan ağzımı kapatarak kafamı olumlu şekilde salladım. Şımarık gülüşüyle beraber gözlerini yüzümde gezdirdi. Bir şey söylememi bekliyor gibiydi. Onun karşısında neden bu kadar sessiz kalıyorum anlamıyordum doğrusu. Sadece gülümseyerek kurtulmak istedim. Hafif bir tebessümün ardından, memnun olmamış gibi arkasını dönüp hızlıca çıktı. Bir dakika! Neden beni o sınıfa çağırdı? Ne söylecekti? Resmen dünden hevesli gibi hemen kabul ettim hem de ne olduğunu bilmeden. Rezilliğimin sonu yoktu. Neyse! Onunla yaşadığım tüm anılara göz geçirdim. En başından itibaren hemde. Her şey normal ilerlerken haftasonu olanlar yeniden dürttü beni. İddia! Ne diye tuzağına düşmüştüm bu gıcık çocuğun. Bir şekilde atlatmam gerekti. Ne yapacağıma dair herhangi bir şey gelmezken, üzerimdeki bakışlara kayıtsız kalamadım. Kızlara döndüğümde atarcanımız Sena ilk tepkisini verdi bile.

"O neydi şimdi!"

Nur -namıdeğer derskolik- elini çenesine koymuş romantizmi yaşatıyordu.

"Bence çok havalıydı. Baksana herkes sana bakıyor."

Sahiden sınıfa şöyle bir baktığımda tüm gözler üzerimdeydi. Bu övünülecek bir şey değil. Kendine gel.. Sena'nın masaya vurmasıyla kendime geldim bile.

"Yemişim havasını! Artist resmen ya!"

Trip kraliçemiz duyguyu neredeyse Nur ile aynı düzeyde yaşayanlardandı.

"Saçmalayın benim kalbim bile gümledi. Melike' yi düşünemiyorum."

Başını bana çevirdiğinde yüzümün kızarması ve titreyen ellerim bu durumu doğruluyordu. Ellerimi sakinleşmesi için hafifçe sıktım. Daha şoku atlatamamışken sınıftan içeri iki kişi girdi. Gözleriyle etrafı süzerken kıvırcık saçlı olan " Melike! " diye bağırdı. Furkan olmalıydı bu. Yanında ki soğuk ifadesinden dolayı Ali diye düşündüm. İnşallah yanılmam bu sefer. Gülümseyerek el salladım ve Furkan beni gördüğünde çocuk gibi sevinerek yanıma geldi.

"Melike ne haber?" dediğinde ismini söyleyecek cesaret bulamadığım için yanılırım korkusuyla "İyi senden?" dedim.

"Bende iyiyim. Şey diyecektik. Ders çıkışı 29 numaralı sınıfa gel." baş parmağını kaldırarak "Okey mi?" dedi.

Samet'in bahsettiği şey bu muydu yani? İddia değil de ders içindi. Derin bir oh çektim. Çaktırmadan.. Ali arkasından yeni gelirken "Samet söyledi." dedim. Yapmış olduğu hareketi tekrarlayarak bende baş parmağımı kaldırıp " Okey. Görüşürüz." diye ekledim. Ali Furkan'ın kulağına doğru yaklaşarak "Samet neden geldi ki?" diye sordu.

"Ne bileyim oğlum. Melike görüşürüz." diyerek iki elini birden havada sallayıp çıktılar sınıftan.

Bu ikili gerçekten muhteşemdi. Arkalarından gülümserken Ayça iki sıra önden "Daha gelecek olan var mı?" diyerek kahkaha attı. Bu kızın yüzünü hatırlamamak harika bir şey olacaktı. Ama dört sene boyunca göre göre artık salaklaşmış ses tonundan ve tuhaf hallerinden kim olduğunu kolay ayırt ediyordum. Gözlerimden fışkıran öfkeme hakim olarak "Hoşuna gitmedi sanırım." dedim. Nur sinirlendiğimi anlamış olacak ki "Furkanı hatırladım. Diğer gruptan o çocuk. Geçen dönem aynı seçmeli dersi almıştık. Orada da böyle hareketliydi." diyerek konuyu değiştirmeye çalıştı. Ayça'yla bakışlarımız karşılıklı olurken gözlerimi çektim. Nur için susmalıydım. Neyse ki konu dağıldı ve o an ki durumun zevkine tekrar dönebildim. Dersin bitmesini beklerken geçen dakikaların arasında kaybolmaya başladım. Ve aniden duraksadım. Bir dakika.. Kendime bir söz vermiştim! Beni umursamayan insanları görmezden gelecektim. Sonunu gördüğüm yoldan yüzümü çevirecektim. Mutlu olan kişi ben olmalıydım ve bana sıkıntı veren herşeyden uzaklaşmalıydım. Tüm bu düşüncelerin ardından aldığım kararın ruh haline büründüm. Yüzümdeki sert duruşla 29 numaralı sınıfın kapısını açtım. Etrafa göz atarken elindeki telefondan gözünü ayırmadan, pencere kenarında ayakta duruyordu. İçeri girdim. Başı önüne eğik şekilde "Daha çocuklar gelmedi." dedi. "Beklerim, sorun değil." diyerek hemen öndeki amfiye oturdum. Ceketimi çıkarmadım. Her an kaçacak gibi duruyordum. Kasıldığımın farkına varmaması adına bir şeylerle ilgilenmem gerekti. Telefonum! Umursamıyormuş gibi davranmanın en iyi yolu buydu. Cebimden çıkarmamla 'tak' sesiyle yere yapışması bir oldu. Cool olacağım derken rezil oldum. Utanarak dudağımı ısırdım. Hafifçe eğilerek telefonumu aldım. Çizik var mı diye kontrol bile edemedim. Hemen instagrama girdim ve çocukların gelmesini bekledim. Ne kadar zamandır böyleydim bilmiyorum ama ağrıyan boynum sinyal veriyordu. Kafamı dinlendirmek için kaldırdım ve hafif hareketlerle çevirirken, elini çenesi koyup dışarıyı seyretmeye dalan bu adama bakakaldım. Yüzü parlıyordu sanki. Buna kayıtsız kalamazdım. Elim boynumda izlemeye devam ettim.

Dalgalı saçları önüne düşerken bundan rahatsız olmadı. Yüz hatları belirgin ve hafif sakallıydı. Düzgün bir burnu vardı. Ya da biraz kavisli. Gözlerinin çekimserliği gülünce kaybolmasına neden olabilecek gibiydi. Dudaklarına doğru inerken bakışlarım, onun içten gülümsediğini görmediğimi farkettim. Ve öyle hayal etmek istedim.. Gülümserken hayal ettim. O güldükçe benim de dudaklarım kayıtsız kalamadı. Parladıkça parladı yüzü. O ışıktan alamadım kendimi.

Öyle dalmışım ki gözümün önündeki karartıyla silkindim.

"Hop nereye daldın!"

Samet ile göz göze gelmek hesapladığım bir şey değildi. Onu izlediğimi anlamamasını ümit ederken, gülümseyerek bize doğru geldi. Furkan'a döndüm.

"Hiç dışarıyı izliyordum. Yorgunumda biraz.."

Ali "Sunuma başlasak mı artık? " dedi. Bu çocuk neden bu kadar resmi ve soğuk anlamış değildim. Neredeyse bir ay olacaktı hiç gülümsediği görmedim. Sanki hisselerinin arka tarafından eşlik ediyordu bize. Umarım bir gün maskenin ardındaki kişiyi görmeme fırsat verir.

On beş dakikalık bir provayla sunuma hazırdık. Çocuklar bilgisayarı kapatırken ben önden çıktım. O kadar acıkmıştım ki bir an önce evde olmak istiyordum. Adımlarımı sıklaştırırken arkamdan biri seslendi.

"Hey! Bekle."

Olduğum yerde döndüm. Samet nefes nefese peşimden geliyordu. Meraklı bakışlarımla ne diyeceğini beklerken rüzgar şalımı uçuşturmaya devam ediyordu. Elimle tutmaya çalıştım. Samet yanıma geldiğinde ellerini dizlerine koyarak nefes aldı. Neydi bu kadar önemli olan şey? Zar zor aldığı nefesle konuştu.

"Köle. İddiayı unuttum sanma."

Doğrulturken vücudunu boş bakışlarımla bakakaldım. Ve dudağını hafifçe kaldırdı.

"Perşembe kölem olarak hazır ol. Beklemekten hoşlanmam. Bu yüzden telefonunu sürekli kontrol edersen iyi olur."

"Ya şaka mısın sen?"

Yüksek çıkan sesimin ardından elmi şalımdan çektim ve tam o an da rüzgarın esintisiyle şal yüzüme yapıştı. Bu durum daha da sinirlenirlerimi bozdu. Yüzümün neredeyse tamamını kapatan şalı almak için yeltendiğimde o elini yüzüme doğru getirdi. Suratıma yapışan şalın ucundan tutarak çekti ve omuza doğru yerleştirdi. Yüzüme eğilerek karizmatik sesiyle "Perşembe gününü sabırsızlıkla bekliyorum." dedi. Beni nasıl susturacağını gerçekten iyi biliyordu. Bu kadar kolay etkilendiğim için kendime kızarken o arkasında bıraktığı enkaza aldırış etmeden gitti.

Bölüm sonu

2 yorum