İçeriğe geç

Hina

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Hina

Bölüm 2

Eski bir şeyler hatırlıyorum

Bir anlık dengemi kaybettim ve tökezledim.

"Sen kimsin? Adımı nereden biliyorsun?"

Yalnızca sinsi bir sırıtış. Yavaş yavaş bana yaklaşmaya başladı.

"Hina, beni nasıl hatırlamazsın? Üstelik onca yılı birlikte devirmişken."

Elim ayağım birbirine dolanmıştı. Korkuyordum, ama bu korkunun sebebini asla anlayamıyordum.

"Sizi tanımıyorum lütfen benden uzak durun."

Bir anda olduğu yerde durdu.

"Hina, sen neden söz ediyorsun? Gerçekten beni hatırlayamadın mı?"

Korku dolu bakışlarımı fark etmesine rağmen, bakışlarını asla üzerimden çekmiyordu. Bir kaç saniye baktıktan sonra tekrar bana yaklaşmaya başladı.

"UZAK DUR BENDEN!"

O an ne oldu bilmiyorum ama, vücudumda bir enerjinin git gide büyüdüğünü ve artık içimde tutamadığımı hissettiğim gibi dışarı savrulmasıyla, genç kız arkasındaki lavabo kapılarından birine sert şekilde çarptı.

Ne olduğunu bilmiyorum. O an yalnızca benden uzak durmasını diledim.

Korku içinde ağlayarak lavabodan çıktım. Etrafımdaki insanların bir anda ayaklandığını fark ettim. Bağırarak dışarı koştuklarını gördüm.

"SANIRIM DEPREM OLUYOR!"

Rose bana doğru koştu ve sarıldı.

"Hina iyi misin? Neden ağlıyorsun?"

Kendimde olmadığıma inanmak istiyordum. Evet, yalnızca bir kabustu. Gerçek olmasına imkan yoktu. Bu kadarı fazlaydı, en azından benim için.

Sonrasında yalnızca gözlerimin karardığını hatırlıyorum.

***

Bilincimin yavaş yavaş kendine gelmesi ile hastane kokusunu almam bir oldu. Ne olmuştu bana?

"Tanrı'ya şükürler olsun! Hina iyi misin?"

Neler olduğunu çözmeye çalışıyordum. Rose başımda oturmuş saçlarımı okşuyor ve ağlıyordu. Bir kaç dakika sonra telaşlı ailem içeri girdi ve annem koşarak bana sarıldı.

"Hina ne oldu sana? Çok korkuttun beni!"

Hiçbir şey hatırlamıyordum. Doktor odaya girdi ve konuşmaya başladı.

"Bayan Hina. Hastaneye gelmeden önce bir kaza mı geçirdiniz?"

"Hayır. Yalnıca gözlerimin karardığını hatırlıyorum."

Doktor gözlüklerini düzeltti ve tekrar konuşmaya başladı.

"Bayan Hina, hastanemize geliş şeklinizi biliyoruz ancak beyin sarsıntısı geçirmeniz için bir kaza geçirmiş olmanız gerekirdi. Bir anda olabilecek bir rahatsızlık değil bu."

"Ne?"

Beyin sarsıntısı mı geçirmiştim? Nasıl böyle bir şey olabilirdi ki? Hiçbir şey yaşamadım. Yalnızca o tuhaf olay. Hala nasıl gerçekleştiğini bilmediğim, aklımı kurcalayan olay.

"Bir iki gün hastanemizde misafir olmanız gerekiyor."

***

-Bir ay sonra-

Normal hayatıma yavaş yavaş dönmeye başladım. O kızı uzun süredir görmedim. Rose ve Dan çıkmaya başladı. Bu aralar nedense içimde hep bir tedirginlik var. Neden olduğunu asla bilmiyorum ve açıkçası bu durum beni çok korkutuyor. Rose'un bana getirdiği kahve ile kafamın içindeki karmaşadan kurtuldum.

"İyi misin Hina? Son olaylardan sonra kendinde değil gibisin."

Ona anlatmam gerekir miydi? Sonuçta o yıllardır yanımda olan tek kişi idi. Ama bana inanmazdı ki? Bana kimse inanmazdı. Böyle bir şeyin olmasının imkanı yoktu. Ne yapacağımı bilmiyordum. Sanırım bu kendim ile aramda bir sır olarak kalmalıydı.

"Biz bir süredir Dan ile tatil planları yapıyoruz. Seni üç dört gün yalnız bırakmam sorun olur mu? Bak, eğer yalnız kalmak istemiyorsan gerçekten gitmeyebilirim."

Rose'a gülümsedim.

"Hayır tabii ki. Keyfine bak sen. Hem belki bende annemlerde kalırım sen gittiğinde. Nasıl fikir? Aklın kalmaz bende."

Rose dudak büzerek bana sarıldı.

"Sen bu dünyadaki en tatlı, en anlayışlı ve en iyi arkadaşsın Hina. Seni tanıdığım için kendimi çok şanslı hissediyorum!"

"Demek şanslı hissediyorsunuz Rose hanım." diyip onu yatağa çektim ve gıdıklamaya başladım. Birbirimiz ile bir süre uğraştık öylece. Yorgunluktan ikimiz de yatağa düştüğümüzde, sanki ikimizin arasında düşünce akışı varmış gibi suskunduk.

"Baksana Hina, sana bir şey söyleyeceğim ama bana kızma."

"Nedir söyleyeceğin şey?"

Bana döndü ve tatlı tatlı güldü.

"Dan'in bir arkadaşı var. O seni çok beğenmiş. Bir şans vermek istemez misin?"

"Lütfen bana aşk konusu açma Rose. Biliyorsun, Otis'ten sonra bir daha aşka bulaşmayacağıma yemin ettim."

Üzgün üzgün bana bakmaya başladı.

"Arkadaşın için bir buluşma dahi yapamaz mısın? Lütfen!"

"Bunu sen tatilden döndüğünde konuşalım mı? Zamana ihtiyacım var."

"Beni kırmayacağını biliyordum!" dedi ve üzerime atlayıp bana sarıldı. Böyle bir arkadaşa sahiptim ve bu umarım sonsuza dek sürer.

***

Valizim ile eski evimin kapısında tereddüt ile bekliyorum. İçeri gireceğim için hem çok heyecanlı hem de çok gergindim. Seneler olmuştu ve tarif edemeyeceğim duygular hissediyordum. Zile bastım ve bir kaç saniye sonra babam kapıyı açtı.

"Hina'm Güneşim benim."

Babama uzun uzun sarıldım ve yanağımdan öptüm.

"Seni özledim baba."

İçeri girdiğimde annem kollarını göğsünde birleştirmiş, bana tripli bir şekilde bakıyordu.

"Rose erkek arkadaşı ile tatile çıkmasa, evin yolunu bulacağınız yoktu küçük hanım."

Anneme koştum ve sarıldım. Sarılmama hemen karşılık verdi. Anne yüreği işte, kıyamıyor kızına.

Bir süre eskilerden ve yeni olaylardan sohbet ederken, bir an olaylardan bağımın koptuğunu hissettim. Kulaklarım sesleri boğuk boğuk duymaya başladı. Zihnimde tek bir ses vardı.

Loina... Loina ... Loina...

"Hina iyi misin?"

Loina... Loina... Loina...

Bana kulak ver sevgili Hina.

Ben Loina.

"Hina iyi misin?"

Babamın sesi ile kendime geldim.

"Neyin var Hina?"

İçimden bir ses, bu ismi babama sormam gerektiğini söylüyor gibiydi. Bir yanım çok fazla çekinirken, bir yanım sormam için çırpınıyordu içimde.

"Baba, Loina kim?"

Dediğim şey karşısında anne ve babamın yüzü bembeyaz oldu. Aşırı tedirginlerdi. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Babam kafasını eğip bir kaç saniye kendine gelmeye çalıştı. Annem hareketsizdi. Sadece gözlerinin korku içinde titrediğini görüyordum. Babam konuşmaya başladı.

"Bu ismi nereden duydun Hina?"

Onlara söylesem çıldırdığımı düşüneceklerdi. Bu yüzden söyleyip söylememek arasında kaldığımı hissettim yeniden.

"Sana seslendi değil mi?"

Annemin söylediği karşısında gözlerim fal taşı gibi açıldı.

"Neden söz ediyorsunuz siz? Kim seslendi bana?"

Babam gergin bir şekilde ensesini ovdu ve bana döndü.

"Hina. Bu günden sonra çok dikkatli olmanı istiyorum. Eğer etrafında genç bir kız görürsen, onunla asla konuşma."

"Bir şey daha var baba."

Anlatmam gerektiğini biliyordum. Başımdan geçen her şeyi anlattım. Kafeden yaşadığım o patlamayı, onu ilk görüşümü, her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlattım. Ebeveynlerim duydukları karşısında dilleri tutulmuş gibi yalnızca bana baktılar.

"Bunla

rı yaşamamam gerekiyordu değil mi?"

Annem babamın elini tuttu. Kafasını onay verir biçimde salladı. Az sonra öğreneceğim şeyler hiç hoşuma gitmeyecekti anlaşılan.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.