İçeriğe geç

HIDIRELLEZ

Bölüm 2 · 3 dk okuma

HIDIRELLEZ

Bölüm 2

RUH EŞİ

20 yaşıma geldim, hâlâ geç kalıyorum.

Üstelik kendi evimde olan bir davete...

Sadece çok önemli birilerinin geleceğini biliyordum. Pardon, geldiğini. Çoktan gelmişlerdi. Ama ben hâlâ hazır değildim.

Alt kattaki salondalardı. Annem birazdan kapıya dayanır. Hemen giyinmeliyim.

Yarı açık kapımdan birinin geldiğini görebiliyordum. Gölgesi yaklaşıyordu. Büyük ihtimalle annemdi.

Yaklaştıkça fark ettim. Bu gölge annemin değildi. Kafamı kapı aralığına çevirdim. Tanımadığım biri gittikçe bana yaklaşıyordu.

“Bu kattaki lavaboya gelmiştir canım, benimle ne alakası var?” dedim içimden. Daha fazla geç kalmadan hazırlanıp aşağıya inmeliydim.

Hızlıca kıyafetlerimi çıkartıp sağa sola fırlattım. Annemin “Sana çok yakıştı” diye zorla aldırdığı o elbiseyi giyecektim. Ne de olsa özel misafir, güzel olmam gerek değil mi?

Elbiseyi elime aldım, üstüme geçirecektim ki kapımın önünden biri geçti.

Aslında tam anlamıyla geçmedi. Yarım adım attı, beni görünce durdu. Şimdi öylece çıplak bedenime bakıyordu...

Beni süzüp gözlerime bakmaya başladı. Sadece gözlerime...Koşup kapıyı kapatmak istedim, ama olmadı. Bacaklarımı kıpırdatamıyordum. Sadece bacaklarımı değil... gözlerimi de.

Sanki onun koyu kahverengi gözlerine hapsolmuştum. Düz, koyu saç. Esmer ten. Ve Koyu kahve, hafif çekik gözler...

Bu kişi çok korkunç ve yabancıydı.Ama aynı zamanda çok tanıdık ve huzur vericiydi.

Ne kadar bakıştık bilmiyorum. Ama kapıyı kapatmak için hareket ettiğimde, o da hiçbir şey olmamış gibi yürümeye devam etti.

Kapıyı örttüm ve kilitledim.

O ise hemen odanın yanındaki annemlerin yatak odasının önündeydi. Çıkmamı bekliyordu. Beni bekliyordu.

Gitmesini bekledim. Ama yerinden kıpırdamadı. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Ama benim için günler geçmişti. Sonra sıkılmış olacak ki gitmeye karar verdi.

Artık özgürdüm. Hemen üstüme bir şeyler geçirip kapıya yöneldim.Tam çıkacakken dolabımın içinden sesler gelmeye başladı. Gitgide yükselen sesler...

Aklımdan sadece şu geçti:

“Bulmuş kızım... KAÇ.”

Henüz adım bile atamadan dolabın kapağı açıldı. Kendimi korumak için etrafa bakındım, elime alacak bir şey aradım.

Ama dolabın içinden 2-3 yaşlarında, sarışın, çok tatlı bir erkek çocuk çıkmıştı.

Annemlerle benim odamı birleştiren o gizli geçidi bulmuştu. Ama kendisi gelmek yerine bu çocuğu mu göndermişti?

Çocuk çok korkmuş görünüyordu. Onu kucağıma aldım ve bağırdım:

“Bana acımıyorsan bari bu çocuğa acı! Git buradan!”

Kapının önünde olduğunu hissediyordum. Çocuğu yere indirdim ve arkama aldım.

Birkaç saniye sonra annemin sesi geldi:

“Hazal! Gel çabuk!”

Koşup kilidi açtım. Tam anneme olanları anlatacaktım ki... Arkamı döndüğümde çocuk yoktu.

Şaşkınlıkla arkama bakarken annem sinirle:

“Misafirler gidiyor, bari uğurla!” Şok olmuş bir şekilde hala arkama bakarken annem beni dürttü ve gergin bir şekilde "hemen gel" dedi. Artık inmeye mecburdum.

Aşağıda kapının önünde babam ve yaşlı sayılabilecek, hepimizin hassas davrandığı, bizim için çok değerli misafirimiz vardı.

Yanında daha önce gelmeyip tam gideceğinde geldiğim için biraz utanmıştım. Ama şuan bunu düşünemezdim. Anneme hemen anlatmak istiyordum ama hepimiz kapının önünde dikilmiş, babamgilin ayaküstü son sohbetlerinin bitmesini bekliyorduk.

Saniyeler içinde içimi çok garip bir his kapladı. İçgüdüsel bir şekilde arkama döndüm. Yukarda beni sıkıştıran çocuk gizlice ve ses çıkarmamaya çalışarak merdivenden iniyordu.

Sanki daha yeni saatlerce kapının önünde beni beklememiş gibi yüzüme bile bakmadan babamgilin yanına gitti.

Annem daha yeniki kabusumla samimi bir şekilde vedalaştı

“Keremcim kendine iyi bak tamam mı”

Misafirler gitti. Kapı kapandı.

Anneme dönüp anlatmaya başladım

Annemse o klasik ses tonuyla umursamaz bir ifadeyle

“kızım saçmalama o çocuk akıllı uslu sen yanlış anlamışsındır”

Ben annneme anlatmaya çalıştıkça annem inkar ediyor, bir yabancıyı koruyordu. Kendimi kaybetmis bağırarak annemi ikna etmeye çalışırken

Uyandım

Uyanır uyanmaz rüya aklımdaydı. Her ayrıntısına kadar.

“anansını satıyım o neydi ya”

derken alarmım çaldı.

Okula hazırlanmam gerekiyordu. İlk defa bu kadar hevesli okula hazırlanıyordum.

Bir hurafe olduğunu düşünüp hiç inanmadan koymuştum başımı yastığa.

Ama şimdi gerçekte var olup olmadığını bile bilmediğim o çocuk için karnımda, hatta tüm vücudumda kelebekler uçuşuyordu.

"Bu rüyayı hemen Gizemle Aysuya anlatmam lazım"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.