İçeriğe geç

Hiç Olmadı Say

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Hiç Olmadı Say

Bölüm 1

Aslında Her Şey Senindi, Bu Kalp Bile

19/12/2022

Karanlığı aydınlatan güneşin, keskin bir kılıcın sivriliğinden akan kanı andırması kadar doğaldı insanın acı çekerek, ölerek sevmesi. Olacaklardan haberiz akan sure gibi kurnaz ama bir o kadar masum olması. Bir hançerin kalbine yaptığı tampon nasıl hayata tutuyorsa seni, acıtsa da var ediyorsa, bu hayata olan inancın kaybolmamasına işaret. Her aydınlanmamış sabahta, sıcak yatağından çıkan öğrencinin hayallerinin umuduyla ayakta durması, güç bulması taze emeğin tozlu sayfalarını yeniliyordu.

Anlam aramak istiyorsak eğer bir sözden; kalbindekini, zihnindekini, hayalindekini anlamlandırması yeterli. Kapattığın zaman gözünü, hayatının film şeridi gibi gözünün önünden geçmesi, onca lafın, anının ardından tutup çıkartılması zor olan. Keşfedilmesi, anlamlandırması kadar zor ve sorun teşkil ediyor. Taarruz emriyle en yüce mertebeye koşmak için can atan duygularımızın emir başı olmakta, celladı olarak hayallerini yıkmakta bu kadar kolay işte. İki dudağının arasından çıkacak olan o şeyin gücüne bağlı.

Eskisi kadar kör olmayı kınayan zihnimizin cehaletiyle mücadele ederken yorgun düşüyorsak eğer orada bir sorun var demektir aslında. Emeklerinizi kendi ellerimizle çöpe atıyorsak, ne kadar aydınlığı arasak da zifiri karanlığa mahkum olmayı hak ediyoruz. Kendi katilimiz serbest bırakıp, ona teslim olmamıza, ölüm fermanımızı yazmaya yöneltiyorsak suç o katilde değil buna izin veren bizdedir.

Ardışık bir biçimde sıralanır anılarımız zihnimizde. Hayatımız bir matematik işlemini andırırken, önümüze çıkan bu benzerlik tam anlamıyla bir kelebek etkisi yaratır. Büyür, büyür, büyür... Bütün evreni içine almaya hazırlanan ufak da olsa güçlü çekim etkisi yaratan kara deliğe dönüşür. Bu döngüyle ya yaşamayı, onu kapalı bir kutuya hapsetmeyi; yada o deliğe bile isteğe atlamak ve yaşama son vermek ve daha nicelerini yönlendirmek te bizim elimizdedir.

Geceye mahkum kalmış yıldızlar kadar özgürdüm bu hayatta. Sabrımın son demlerini yaşarken; çaresizliğin, yalnızlığın, aydınlığın verdiği ufak bir ilhamla hayatıma son verme düşüncesiyle yanıp tutuşurken keşfetmiştim gönül manzaramı. Neredeyse bir yıldır her gece gelip, önüme serilmiş olan yıldızları teker teker yargılıyordum. En azından kendi içimde de olsa bir adalet bağı kurabilmiştim.

En son ne zaman güldüğümü sorguladım bir an. Babamı kaybetmeden önce? Yada herkes gibi terk edilmeden önce? Bu sorunun cevabını hatırlayamayacak kadar uzunmuş demekki

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.