Bazen hayatını düzene sokarsın, sonra biri gelip hayatını mahveder."
"Nee? Stajyerliğimin bitti mi?" Kardeşim dediğim şeye oldukça şaşırmış olmalıydı. "Nuts. Daha kaç kere aynı şeyi tekrar edeceğim?" Bana koşarak sarılınca boğulmamak için onu ittirdim. "BENİM ABLAM BİR AVUKAT OLDUUUU!" diye bağırınca ağzını kapattım. "Napıyorsun deli? Komşular duyacak." dedim gülerek. O ise bağırarak dans ediyordu. "Abla yarın şirkete bende gelebilir miyimmm?" Kendini tatlı göstererek konuşunca onu kabul etmek zorunda kalıyordum. "Nuts'um, orası senin için iyi bir yer değil." dedim. "Yaa lütfeenn!" Artık onu kabul etmek zorundaydım. "Offf tamam." dedim. "Olleeyy. Yarın ne giyeceğini seçeyimm." diyerek odasına gitti. Ben ise arkasından kahkaha attım.
"Hani dün hazırlanmıştın?" bıkkınlıkla Nuts'u bekliyordum. "Bir dakikaa!" Of bu kız hep mi böyle olacak? Üzerimde dar bir siyah elbise, -belki biraz kısaydı ama şirkete güzel kıyafetler ile gitmek gerekiyordu- içinde bayaz bir gömlek ve siyah bir ceket giyinmiştim. Nuts evden çıktığında beni kendi görüşüyle şalvar olan bol pantolonlarım dışında farklı kıyafet giydiğimi görünce şaşırmıştı. Hemde çok. "Ablaaa! Sen şalvar dışında birşey mi giyiyordunn?" Sinirle gözlerimi devirince gülerek önüne döndü.
Şirkete gitmiştik. Nuts çok heyecanlıydı. Bende pek sakin değildim açıkçası. İçeriye doğru yürümeye başladık. Biraz koridorda odaları inceledim. Telefonda konuştuğum kadın 7 numaralı odaya gelmemizi istemişti. Biraz ilerleyince iki görevliyle karşılaştık. Siyah takımlı adam bizi konuşmaya fırsat bulamadan konuşmaya başladı; "Merhabalar. Stajyerliğini tamamlayan avukat siz misiniz?"
Heyecanım artıkça arttı. Bana avukat demişti. Artık bir avukattım. Gülümsedim. "Eve-" Cümlemi tamamlayamadan adam devam etti. "Nora
Saigers, değil mi?" Adam konuşmama hiç fırsat vermemişti. Yanındaki adam konuşmaya başladı. "Arkadışımın kusuruna bakmayın, işe yeni başladı. Heyecanını gizleyemiyor." Diğer adam başını eğdi. Konuşmaya başladım. " Sorun değil. Evet ben Nora'yım. Bana 7 numaralı odayı gösterebilir misiniz?"
Adam bize yolu gösterdi. Kapıyı tıklatarak içeri girdiğimde sandalyede oturan kısa bukleli sarı saçları olan, beyaz gömlekli kadın gülümsedi. Soğuk görünen ama sıcacık bir kalbe sahip gibiydi. Koltuklara oturduk.
"Yeni,genç pırıl pırıl bir avukat doğdu..." Mutluluktan konuşamadım bile. "Ah, teşekkür ederim." diyebildim sadece. "Çok tatlısın güzel kız. Peki yanındaki güzel kız da sana ne çok benziyor. Kardeşin mi?" dedi. Nuts utançla gülümsedi.
"Evet, Nuts." Nuts gülümsedi. "Sen ne olmak istiyorsun peki?" dedi Nuts'a bakarak. "Hakim..." dedi. "İnanılmaz... Siz ne kadar harika çocuklarınız böyle. Aileniz gurur duyuyor olmalı." dedi. Ağlamamak için direndim. "Trafik kazası..." diyebildim sadece. Kadın üzülerek konuştu, "Özür dilerim, size bunu hatırlatmak istemedim." Saate baktı ve devam etti. "Güzel kız, seni yeterince tanıdım. Zaten hep buradayım iyice tanışırız. Sana birkaç dava vereceğim. Seçmen için ise üç günün var. İyi şanslar. Şimdi gitmem gerek. Hoşçakalın!" diyerek odadan çıktı. Ne kadar neşeli bir kadın...
Davayı seçmek için henüz iki günüm vardı. Elimde üç dosya, bir defter ve yanımda ki kahveyle davaları tekrar tekrar okuyordum, konuşacaklarımı not ediyordum. Nuts yanıma geldi. Üzerinde kahverengi bir pantalon, açık kahverengi bir crop giymişti. "Abla arkaşlarımla kahve içmeye gidebilir miyim?" dedi. Saat henüz üçtü. İzin verdim. Biraz daha davaları incelerken zamanın ne ara geçtiğini anlayamamıştım bile. Saat sekizi geçerken Nuts'un eve hala gelmediğini fark edince telaşlanmaya başladım. Nuts'u aradım, açmadı. Artık gerçekten korkuyordum. Telaşla evin içinde aramaya devam ettim. Açmayınca dışarı çıkıp en yakın kafelere girip onu aradım. Hiç bir yerde yoktu. Her yerde Nuts diyerek bağırmaya başladım. Yoktu ses. Polisi aradım.
Ağlayarak eve ilerlerken ağzımı kapatıp beni ara sokağa çeken eller karşısında çığlık atmaya çalıştım. Ağzımı kapattığı için bağıramadım. Karanlık bir sokaktaydık. Beni dokunuşundan eski olduğu çok belli olan bir duvara yasladı. Üzerinde siyah bir maske, ve simsiyah kıyafetler vardı. Bana iyice yaklaştı. Burun buruna geldiğimizde korkuyla ona bakıyordum. Çığlık atmaya çalıştım fakat ağzımı çok iyi kapamıştı. İki elimle onu ittirmye çalışmıştım ama kılı kıpırdamamıştı. Kestane rengi saçları esen rüzgarla sallandı.
"Bağırmaya çalışma!" diye hırladı. Ne olduğunu anlamayan korku dolu gözlerle ona baktım. "Sen kimsin de senin emirlerine uyacağım?!" demek istedim ama konuşamıyordum. "Nora Saigers." dedi. Artık yüzümde korkudan çok sinir vardı. "Avukat değil misin sen?" dedi. SANANE.
"Eğer kardeşini istiyorsan benim dediğim her şeyi yapmak zorundasın!" Ağzımı açtı. "Ne! Sen ne lanet bir adamsın?" Adam dediğime utandım resmen. İğrenç, aşağılık pislik seni. Konuşmaya başladı. "Av
ukatım olacaksın."