”Ben çıkıyorum anne!” Diyerek evin kapısını açıp ayakkabılarımı giymeye yeltendiğim sırada annemin “Bir kere de suyunu şu suyunu unutmasan şaşarım zaten.” Diye gülerek geldiğini gördüm suyumu alarak yanağına küçük bir öpücük kondurdum ve binadan çıkmak için asansöre bindim. Binadan çıktığım sırada sene sonu yaklaştığı için kulübümün kız ve erkek genç takımları arasında yapılacak eğlence maçındaydı, benimde ilk altısında olacağım takım tabii ki çok iyiydi ama erkek genç takım yeni gelmişti bu yüzden nasıl oynadıklarını bilmiyorduk. Koşarak duraktaki otobüse yetiştiğimde kartımı okuttuktan sonra tahminen benim yaşlarımdaki bir çocuğun yanına oturdum, bir tek onun yanı boştu çünkü.
Çantamdan çıkarttığım kulaklıklarımı telefonumla eşledikten sonra hep dinlediğim müziklerden birini açtım, içinde bulunduğum genç takımla beraber deplasman için İstanbul’a gidecek olmam aklımdan hiç çıkmıyordu. Ha bu arada size Mira’dan bahsetmeyi unuttum sanırım, Mira benim en yakın arkadaşım ilkokulda tanıştık sonrasında ortaokulu beraber okuduk ve şimdide Bursa’nın nitelikli anadolu liselerinden birine geçtiğimiz günlerde beraber kaydımızı yaptırdık. Birbirimizi çok uzun zamandır tanıyoruz, bazen beni benden daha iyi tanıdığını düşünüyorum.
O da benimle aynı takımda oynuyor tabii orta oyuncu olarak, takımın benden sonra en yetkili 3. Kişisi diyebilirim tabii ki ilki takım antrenörümüz Orhan hoca sonrasında kaptan yani ben ve 2. Kaptan Mira, Ben sakatlandığımda veya herhangi bir nedenden dolayı oyunda olmadığımda kaptanlığı o üstleniyor. Her şeyimi bildiği için genelde hep yanımda olur.
Otobüsten indiğimde yanımda oturan çocuğunda benimle birlikte indiğini gördüm, bugün yapacağımız antrenman mevki antrenmanıydı bu yüzden Orhan hoca diğer kategorilerden smaçör oyuncuları da çağırmış olabilirdi, bu yanımda yürüyen çocukta yeni gelen genç takımın smaçörlerinden biri olabilirdi. Salona ondan önce geldiğim için hazırlık odasına doğru yürüdüm ve içeri girdiğimde diğer kızları gördüm “Selam!” Dedim kendime çantaların arasında bir boşluk ararken, onlarda aynı şekilde karşılık verdiği sırada aralarından biri “Sen yeni gelen yıldız takımın kaptanıyla tanıştın mı?” Dedi hayır dercesine başımı salladığımda ayakkabılarımı bağlıyordum “Oda smaçörmüş, biz sen tanışmışsındır diye düşündük” dedi başımı ona çevirdim ve “otobüste tanımadığım biriyle geldik, mevki antrenmanı smaçör olduğuna göre o olabilir. Tanışmadıysak da içeride hep beraber tanışırız.” Dedim suyumu elime alarak saç tokamı bileğime geçirdim ve “ben sahaya çıkıyorum.” Dedim ve odadan çıktım. Koridorda otobüste gördüğüm çocukla göz göze geldik ve bana “Ece diye biri varmış, genç kızların kaptanı oymuş galiba gördün mü?” Diyerek soru sorduğunda cevabımı beklemeden devamını getirdi “Orhan Hoca tanışmamı istedi ama bulamadım.” Dedi, elimi uzatarak “Merhaba, Ece ben.” Dediğimde bunu beklemeyen çocuk şaşırmıştı elimi nazikçe sıktığı sırada “Memnun oldum bende Alp, yeni genç takımın kaptanıyım.” Dedi “Sahada görüşürüz.” Diyerek elini bıraktım ve saçımı klasik dağılmayacak kadar bir topuz yaparak sahaya girdim, Orhan hocaya selam vererek diğer kızların yanına geçip ısınmamı yapmaya başladım, kızlara Alp’i işaret ederek kaş göz yaptım ve “Yeni genç takımın kaptanıymış.” Dedim. Kızlar birbirlerine bakarak tamam der gibi başlarını salladılar, Alp’in hemen yanındaki çocuk bizi farketmiş olacak ki Alp’in yanına giderek bir şeyler söyledikten sonra Alp bana baktı. Onu çok umursamadan ısınmamı yapmaya devam ettim sonrasında herkes kendi pozisyonlarını aldı ve kendi mevkilerimizden atak yapmaya başladık, gördüğüm kadarıyla Alp fazlasıyla kuvvetliydi ve aynı zamanda soğukkanlı neden kaptan olduğu aşikâr değil mi erik suratın?
Smaçlardan sonra ikili çalıştık zaten mevki antrenmanları çok uzun sürmezdi bu yüzden son olarak servise manşet yapıyorduk, Alp’in attığı servisler dikkatimi çekti hep aynı yere atıyordu sol köşe iyi ama hep aynı yere atmayı nasıl başarıyordu? Bu servislere çalışılmış olduğu çok belliydi ve istese sahanın her yerine yönlendirebileceğinden emindim. Diğer çocuklar bu kadar iyi değillerdi bu yüzden hep Alp’in üzerine oynadıkları belliydi yada en iyi smaçörleri o olduğu içindir? Her neyse kafamı toparlayarak antrenmana devam ettim, antrenmandan çıktığımda hazırlık odasına doğru yürüdüm ve üzerimi değişip salondan çıktım Alp önümde yürüyordu telefonuma saatine baktığımda otobüsün sadece üç dakikası kaldığını gördüm ve önümde yürüyen çocuğun yanına geldim hızlı bir tempoyla gittim “otobüsün sadece üç dakikası var eğer koşmazsan on beş dakika daha beklersin” diyerek koşmaya başladım. Onunda koşmaya başladığını gülme ve ayak seslerinden duyabiliyordum, durağa geldiğimizde kıl payı yetişmiştik ve ikimizde soluk soluğaydık. Otobüse bindiğimizde yanımda ayakta durdu, çünkü oturacak yer yoktu.
“Teşekkür ederim.” Diye mırıldandı ağzının içinde “Rica ederim.” Dedim.
Otobüsten aynı durakta indik, o öndeydi ben arkasında açıkçası bizim binanın önünde durup bana kapıyı açınca bende şaşırmadım değil. Asansörü çağırdığımda ikimizde on ikinci katın tuşuna uzanmıştık birbirimize baktığımız sırada onunda karşı komşu olduğumuzu tahmin ettiğini fark etmiştim bile çünkü benimde suratım onunki gibi sirke satıyordu nasıl yani bu çocuk benim karşı komşum muydu