İçeriğe geç

Herseyin suçlusu ben miyim?

Bölüm 2 · 11 dk okuma

Herseyin suçlusu ben miyim?

Bölüm 2

Kalbi yaralayan o söz

BÖLÜM 1 — KALBİ YARALAYAN O SÖZ

Yağmur gözlerini yavaşça açtı.

İlk hissettiği şey soğuktu.

Kocaman şatonun içinde ona küçücük bir oda vermişlerdi.

Oda neredeyse hiç ışık almıyordu. Duvarlar soğuktu. Pencereden içeri çok az ışık giriyordu. Yatak bile yoktu. Yağmur geceyi yerdeki bir kartonun üzerinde geçirmek zorunda kalmıştı.

Bir anda kapı açıldı.

Aras içeri girdi.

— Kalk lan, sümsük.

Yağmur irkilerek doğruldu.

Dün yaşananları hatırladı.

Yüzü düşük olduğu için başlayan tartışmayı... Ardından gördüğü kötü muameleyi... Sonra da bu koca şatonun içindeki küçücük, soğuk ve karanlık odaya atılışını...

Yağmur sessizce ayağa kalktı.

Aras ona sertçe baktı.

— Kalk, kahvaltıyı hazırla.

Yağmur başını eğdi.

İçinde korku vardı.

Ama yine de sormadan edemedi.

— Okula gidecek miyim?

Sesi titriyordu.

Aras'ın yüzü bir anda değişti.

— Sen hâlâ soru mu soruyorsun?

Yağmur korkuyla geri çekildi.

Aras ona vurdu.

Yağmur yere düştü.

Canı çok yanmıştı ama sesini çıkarmadı.

Yıllardır yaşadığı acılar bir anda aklına geldi.

“Keşke her şey bitse...” diye geçirdi içinden.

Tam o sırada Aras'ın sesi duyuldu.

— Ben sana kalk demedim mi?

Yağmur kendini toparlamaya çalıştı.

Aras odadan çıktı.

Yağmur birkaç saniye yerde kaldıktan sonra yavaşça ayağa kalktı.

Kocaman şatonun içinde, küçücük odasından çıktı.

Ve her zamanki gibi hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalıştı.

---

Yağmur merdivenlerden aşağı inmeye başladı.

Fakat kendisini oldukça kötü hissediyordu.

Gözleri kararmaya başladı.

Bir süre sonra yere yığıldı.

Aşağıdan Özlem'in sesi duyuldu.

— Umut, sen mi düştün?

Sonra Yağmur'u görünce bağırdı:

— Aaa! Burak! Bu sakar kız yine başımıza masraf çıkaracak!

Burak öfkeyle yanlarına geldi.

— Masraf çıkarırsa çalışıp kazanacak.

Yağmur'un gözleri yavaş yavaş kapandı.

Sesler gittikçe uzaklaşıyordu.

---

ÖZKAN AİLESİ

Özlem arabayı hazırlarken Umut'a seslendi.

— Arabaya çarşaf serdin mi? Sonra araba kan olmasın.

Umut isteksizce cevap verdi.

— Serdim. Şu sümsük için değmez ama neyse.

Kısa süre sonra hastaneye vardılar.

Doktor Yağmur'u muayene ettikten sonra ciddi bir ifadeyle konuştu.

— Daha dikkatli olmamız gerekiyor. Bir daha böyle bir durum yaşanırsa sorun daha ciddi olabilir.

Ardından elindeki dosyaya baktı.

— Bir de Yağmur Hanım için daha önce alınan kan örneğinin sonuçları çıktı.

Özlem dikkat kesildi.

— Sonuç ne?

Doktor sakin bir şekilde konuştu.

— Aranızda kan bağı görünmüyor.

Özlem'in dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

Çünkü bu sonucu bekliyordu.

Yıllar önce yaptığı şeyi kimse bilmiyordu.

İçinden geçirdi:

“Eskiden fakirdik. Kızıma güzel bir hayat veremezdim. Ama şimdi zenginiz. Ona istediğimiz hayatı verebiliriz.”

Yağmur ise hastane yatağında bütün bunlardan habersiz yatıyordu.

---

Bir süre sonra Yağmur gözlerini açtı.

Odaya baktı.

Özlem, Burak, Aras ve Umut'un bakışlarında garip bir şey vardı.

“Bir şey öğrendiler...” diye düşündü.

“Yoksa ben yine yanlış bir şey mi yaptım?”

Umut ona yaklaştı.

— Senden kurtulacağız lan. Biliyor musun? Seni artık dövemeyeceğim diye çok üzüldüm.

Yağmur cevap vermedi.

Gözlerini Umut'tan çekip duvara çevirdi.

Tam o sırada Burak'ın elindeki odun parçasını fark etti.

Korkuya kapıldı.

Kapıya doğru koştu.

— Yakalayın şu kızı!

Yağmur kapıyı açıp dışarı çıktı.

Arkasından gelen sesleri duyuyordu.

Ama durmadı.

Koştu.

Sokak sokak ilerledi.

Nereye gittiğini bilmiyordu.

Zaten dışarı çıkması yasaktı. Bu yüzden çevreyi hiç tanımıyordu.

Hava kararmaya başlamıştı.

Hava da gittikçe soğuyordu.

---

Özkan ailesi Yağmur'u ararken telefon çaldı.

Arayan doktordu.

— Büyük ihtimalle çocuğunuz başka bir aileyle karıştırılmış olabilir. Gelip bazı testleri tamamlamanız gerekiyor.

Özlem şaşkınlığını gizlemeye çalıştı.

— Ne demek istiyorsunuz?

— Gelin, burada konuşalım.

Özkan ailesi Yağmur'u aramaya devam etti.

Yaklaşık iki saat sonra Yağmur'u bir parkta buldular.

Burak ona öfkeyle baktı.

— Seni şu anda öldürürdüm ama dua et, doktor acil gelmemizi bekliyor.

Yağmur hiçbir şey söylemedi.

Arabaya bindiler.

Yaklaşık on beş dakika sonra hastanenin önüne geldiler.

---

Hastane oldukça kalabalıktı.

Yağmur arabadan inerken karşı tarafta altı kişilik bir grup gördü.

Yanlarında bir kız, bir kadın ve bir adam vardı.

Yağmur birkaç saniye onlara baktı.

Altı erkek...

Hepsinin yüzünde farklı bir ifade vardı.

İçlerinden biri diğerlerinden daha büyüktü.

Birinin yüzünde hafif bir neşe vardı.

Kadının yüzünde ise mutluluk vardı.

Yağmur onları tanımıyordu.

Onlar da Yağmur'u tanımıyordu.

Henüz...

Doktor iki aileyi bir odaya aldı.

Gerekli testler yapıldı.

Yağmur sessizce bekledi.

Saatler sonra doktor dosyaları kapattı.

— Sonuçları yarın söyleyeceğiz.

Yağmur başını eğdi.

İçinde anlamlandıramadığı bir his vardı.

Sanki hayatında bir şey değişmek üzereydi.

---

Eve döndüklerinde Yağmur daha kapıdan girer girmez Aras'ın sesini duydu.

— Seni son kez dövmek istiyorum.

Yağmur ona baktı.

Aras'ın yüzünde öfke vardı.

— Çünkü yıllar önce benim kardeşimi sen öldürdün.

Yağmur'un gözleri doldu.

— Ben öldürmedim. Sen yaptın.

Aras birkaç saniye sustu.

Sonra söylediği söz Yağmur'un kalbinin tam ortasına saplandı.

— Keşke onun yerine sen ölseydin.

Yağmur'un içi paramparça oldu.

O cümle, duyduğu bütün kötü sözlerden farklıydı.

Bir süre hiçbir şey söyleyemedi.

Sonra Aras'ın kendisine doğru geldiğini görünce kapıya yöneldi.

Yine kaçtı.

---

Yağmur artık kaçmaya alışmıştı.

Sokaklarda koştu.

Fakat bir süre sonra gücü tükendi.

Gözleri karardı ve yere yığıldı.

Yaklaşık on beş dakika sonra yoldan geçen bir çocuk onu fark etti.

Önce durup baktı.

Sonra geri döndü.

— Bu kız kim? Yolun ortasında baygın...

Kendi kendine söylendi.

— Başına bir şey gelebilir. Alayım bari.

Yağmur'u arabasına aldı.

---

Bir süre sonra Yağmur gözlerini açtı.

Tavana baktı.

“Neredeyim ben? Burası neresi?”

Tam o sırada bir çocuk yanına geldi.

— Uyandın mı? Aç mısın?

Yağmur kaşlarını çattı.

— Sen kimsin?

Çocuk hafifçe güldü.

— Uyanır uyanmaz aklına gelen ilk şey bu mu? Neyse... Ben Sarp.

Sonra Yağmur'a baktı.

— Yarın sabah olunca evine gidersin. Bir de yüzün sirke satıyor. Ne oldu?

Yağmur gözlerini kaçırdı.

— Boş ver.

Sarp omuzlarını kaldırdı.

— Zaten en fazla ne olabilir? Bir şeyini kaybetmişsindir.

Yağmur cevap vermedi.

O sırada kendisini yeniden kötü hissetti.

Elini ağrıyan bölgeye götürdü.

Elinde sıcak bir şey hissetti.

Aşağı baktığında kan gördü.

Yağmur'un yüzü bembeyaz oldu.

— Ahh!

Sarp hemen yanına geldi.

— Ne oldu?

Sonra Yağmur'un baktığı yere baktı.

Yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu.

— Ne oldu sana? Söylüyorum, doktoru arıyorum.

Yağmur güçlükle konuştu.

— Beni hastaneye götürür müsün?

— Tamam.

Sarp hiç beklemeden onu hastaneye götürdü.

---

Doktor Yağmur'u muayene etti.

— Neyse ki ciddi bir doku hasarı görünmüyor. Biraz dinlenmesi gerekiyor. Kendini yormasın. En önemlisi de stresten uzak dursun.

Sarp başını salladı.

— Tamam doktor.

Doktor odadan çıktı.

Sarp Yağmur'a baktı.

— Ben gidiyorum. Sen de uyu.

Yağmur teşekkür eder gibi başını sBÖLÜM 1 — KALBİ YARALAYAN O SÖZ

Yağmur gözlerini yavaşça açtı.

İlk hissettiği şey soğuktu.

Kocaman şatonun içinde ona küçücük bir oda vermişlerdi.

Oda neredeyse hiç ışık almıyordu. Duvarlar soğuktu. Pencereden içeri çok az ışık giriyordu. Yatak bile yoktu. Yağmur geceyi yerdeki bir kartonun üzerinde geçirmek zorunda kalmıştı.

Bir anda kapı açıldı.

Aras içeri girdi.

— Kalk lan, sümsük.

Yağmur irkilerek doğruldu.

Dün yaşananları hatırladı.

Yüzü düşük olduğu için başlayan tartışmayı... Ardından gördüğü kötü muameleyi... Sonra da bu koca şatonun içindeki küçücük, soğuk ve karanlık odaya atılışını...

Yağmur sessizce ayağa kalktı.

Aras ona sertçe baktı.

— Kalk, kahvaltıyı hazırla.

Yağmur başını eğdi.

İçinde korku vardı.

Ama yine de sormadan edemedi.

— Okula gidecek miyim?

Sesi titriyordu.

Aras'ın yüzü bir anda değişti.

— Sen hâlâ soru mu soruyorsun?

Yağmur korkuyla geri çekildi.

Aras ona vurdu.

Yağmur yere düştü.

Canı çok yanmıştı ama sesini çıkarmadı.

Yıllardır yaşadığı acılar bir anda aklına geldi.

“Keşke her şey bitse...” diye geçirdi içinden.

Tam o sırada Aras'ın sesi duyuldu.

— Ben sana kalk demedim mi?

Yağmur kendini toparlamaya çalıştı.

Aras odadan çıktı.

Yağmur birkaç saniye yerde kaldıktan sonra yavaşça ayağa kalktı.

Kocaman şatonun içinde, küçücük odasından çıktı.

Ve her zamanki gibi hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalıştı.

---

Yağmur merdivenlerden aşağı inmeye başladı.

Fakat kendisini oldukça kötü hissediyordu.

Gözleri kararmaya başladı.

Bir süre sonra yere yığıldı.

Aşağıdan Özlem'in sesi duyuldu.

— Umut, sen mi düştün?

Sonra Yağmur'u görünce bağırdı:

— Aaa! Burak! Bu sakar kız yine başımıza masraf çıkaracak!

Burak öfkeyle yanlarına geldi.

— Masraf çıkarırsa çalışıp kazanacak.

Yağmur'un gözleri yavaş yavaş kapandı.

Sesler gittikçe uzaklaşıyordu.

---

ÖZKAN AİLESİ

Özlem arabayı hazırlarken Umut'a seslendi.

— Arabaya çarşaf serdin mi? Sonra araba kan olmasın.

Umut isteksizce cevap verdi.

— Serdim. Şu sümsük için değmez ama neyse.

Kısa süre sonra hastaneye vardılar.

Doktor Yağmur'u muayene ettikten sonra ciddi bir ifadeyle konuştu.

— Daha dikkatli olmamız gerekiyor. Bir daha böyle bir durum yaşanırsa sorun daha ciddi olabilir.

Ardından elindeki dosyaya baktı.

— Bir de Yağmur Hanım için daha önce alınan kan örneğinin sonuçları çıktı.

Özlem dikkat kesildi.

— Sonuç ne?

Doktor sakin bir şekilde konuştu.

— Aranızda kan bağı görünmüyor.

Özlem'in dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

Çünkü bu sonucu bekliyordu.

Yıllar önce yaptığı şeyi kimse bilmiyordu.

İçinden geçirdi:

“Eskiden fakirdik. Kızıma güzel bir hayat veremezdim. Ama şimdi zenginiz. Ona istediğimiz hayatı verebiliriz.”

Yağmur ise hastane yatağında bütün bunlardan habersiz yatıyordu.

---

Bir süre sonra Yağmur gözlerini açtı.

Odaya baktı.

Özlem, Burak, Aras ve Umut'un bakışlarında garip bir şey vardı.

“Bir şey öğrendiler...” diye düşündü.

“Yoksa ben yine yanlış bir şey mi yaptım?”

Umut ona yaklaştı.

— Senden kurtulacağız lan. Biliyor musun? Seni artık dövemeyeceğim diye çok üzüldüm.

Yağmur cevap vermedi.

Gözlerini Umut'tan çekip duvara çevirdi.

Tam o sırada Burak'ın elindeki odun parçasını fark etti.

Korkuya kapıldı.

Kapıya doğru koştu.

— Yakalayın şu kızı!

Yağmur kapıyı açıp dışarı çıktı.

Arkasından gelen sesleri duyuyordu.

Ama durmadı.

Koştu.

Sokak sokak ilerledi.

Nereye gittiğini bilmiyordu.

Zaten dışarı çıkması yasaktı. Bu yüzden çevreyi hiç tanımıyordu.

Hava kararmaya başlamıştı.

Hava da gittikçe soğuyordu.

---

Özkan ailesi Yağmur'u ararken telefon çaldı.

Arayan doktordu.

— Büyük ihtimalle çocuğunuz başka bir aileyle karıştırılmış olabilir. Gelip bazı testleri tamamlamanız gerekiyor.

Özlem şaşkınlığını gizlemeye çalıştı.

— Ne demek istiyorsunuz?

— Gelin, burada konuşalım.

Özkan ailesi Yağmur'u aramaya devam etti.

Yaklaşık iki saat sonra Yağmur'u bir parkta buldular.

Burak ona öfkeyle baktı.

— Seni şu anda öldürürdüm ama dua et, doktor acil gelmemizi bekliyor.

Yağmur hiçbir şey söylemedi.

Arabaya bindiler.

Yaklaşık on beş dakika sonra hastanenin önüne geldiler.

---

Hastane oldukça kalabalıktı.

Yağmur arabadan inerken karşı tarafta altı kişilik bir grup gördü.

Yanlarında bir kız, bir kadın ve bir adam vardı.

Yağmur birkaç saniye onlara baktı.

Altı erkek...

Hepsinin yüzünde farklı bir ifade vardı.

İçlerinden biri diğerlerinden daha büyüktü.

Birinin yüzünde hafif bir neşe vardı.

Kadının yüzünde ise mutluluk vardı.

Yağmur onları tanımıyordu.

Onlar da Yağmur'u tanımıyordu.

Henüz...

Doktor iki aileyi bir odaya aldı.

Gerekli testler yapıldı.

Yağmur sessizce bekledi.

Saatler sonra doktor dosyaları kapattı.

— Sonuçları yarın söyleyeceğiz.

Yağmur başını eğdi.

İçinde anlamlandıramadığı bir his vardı.

Sanki hayatında bir şey değişmek üzereydi.

---

Eve döndüklerinde Yağmur daha kapıdan girer girmez Aras'ın sesini duydu.

— Seni son kez dövmek istiyorum.

Yağmur ona baktı.

Aras'ın yüzünde öfke vardı.

— Çünkü yıllar önce benim kardeşimi sen öldürdün.

Yağmur'un gözleri doldu.

— Ben öldürmedim. Sen yaptın.

Aras birkaç saniye sustu.

Sonra söylediği söz Yağmur'un kalbinin tam ortasına saplandı.

— Keşke onun yerine sen ölseydin.

Yağmur'un içi paramparça oldu.

O cümle, duyduğu bütün kötü sözlerden farklıydı.

Bir süre hiçbir şey söyleyemedi.

Sonra Aras'ın kendisine doğru geldiğini görünce kapıya yöneldi.

Yine kaçtı.

---

Yağmur artık kaçmaya alışmıştı.

Sokaklarda koştu.

Fakat bir süre sonra gücü tükendi.

Gözleri karardı ve yere yığıldı.

Yaklaşık on beş dakika sonra yoldan geçen bir çocuk onu fark etti.

Önce durup baktı.

Sonra geri döndü.

— Bu kız kim? Yolun ortasında baygın...

Kendi kendine söylendi.

— Başına bir şey gelebilir. Alayım bari.

Yağmur'u arabasına aldı.

---

Bir süre sonra Yağmur gözlerini açtı.

Tavana baktı.

“Neredeyim ben? Burası neresi?”

Tam o sırada bir çocuk yanına geldi.

— Uyandın mı? Aç mısın?

Yağmur kaşlarını çattı.

— Sen kimsin?

Çocuk hafifçe güldü.

— Uyanır uyanmaz aklına gelen ilk şey bu mu? Neyse... Ben Sarp.

Sonra Yağmur'a baktı.

— Yarın sabah olunca evine gidersin. Bir de yüzün sirke satıyor. Ne oldu?

Yağmur gözlerini kaçırdı.

— Boş ver.

Sarp omuzlarını kaldırdı.

— Zaten en fazla ne olabilir? Bir şeyini kaybetmişsindir.

Yağmur cevap vermedi.

O sırada kendisini yeniden kötü hissetti.

Elini ağrıyan bölgeye götürdü.

Elinde sıcak bir şey hissetti.

Aşağı baktığında kan gördü.

Yağmur'un yüzü bembeyaz oldu.

— Ahh!

Sarp hemen yanına geldi.

— Ne oldu?

Sonra Yağmur'un baktığı yere baktı.

Yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu.

— Ne oldu sana? Söylüyorum, doktoru arıyorum.

Yağmur güçlükle konuştu.

— Beni hastaneye götürür müsün?

— Tamam.

Sarp hiç beklemeden onu hastaneye götürdü.

---

Doktor Yağmur'u muayene etti.

— Neyse ki ciddi bir doku hasarı görünmüyor. Biraz dinlenmesi gerekiyor. Kendini yormasın. En önemlisi de stresten uzak dursun.

Sarp başını salladı.

— Tamam doktor.

Doktor odadan çıktı.

Sarp Yağmur'a baktı.

— Ben gidiyorum. Sen de uyu.

Yağmur teşekkür eder gibi başını salladı.

Gözlerini kapattı.

---

Sabah olduğunda Yağmur yanında duyduğu sesle uyandı.

— Uyan lan, sümsük.

Umut.

Yağmur korkuyla gözlerini açtı.

Aras da yanındaydı.

— Ne bakıyorsun lan?

Aras Yağmur'u itti.

Yağmur yataktan düşmedi.

Tam o sırada Burak içeri girdi.

— Sen bizi rezil mi edeceksin?

Burak elini kaldırdı.

Yağmur korkuyla geri çekildi.

Ve tam o anda...

Kapı açıldı.alladı.

Gözlerini kapattı.

---

Sabah olduğunda Yağmur yanında duyduğu sesle uyandı.

— Uyan lan, sümsük.

Umut.

Yağmur korkuyla gözlerini açtı.

Aras da yanındaydı.

— Ne bakıyorsun lan?

Aras Yağmur'u itti.

Yağmur yataktan düşmedi.

Tam o sırada Burak içeri girdi.

— Sen bizi rezil mi edeceksin?

Burak elini kaldırdı.

Yağmur korkuyla geri çekildi.

Ve tam o anda...

Kapı açıldı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.