İçeriğe geç

Hera palas'ta bir dizi cinayet

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Hera palas'ta bir dizi cinayet

Bölüm 1

Bölüm 1 / İlk Gece

Yağmur saatlerdir hiç durmadan yağıyordu. Gökyüzünü kaplayan siyah bulutlar, yıllardır terk edilmiş gibi görünen Hera Palas'ın üzerine çökmüştü. Eski taş duvarlardan süzülen yağmur damlaları, otelin önündeki boş avluda yankılanıyordu. Bir zamanlar şehrin en görkemli otellerinden biri olan Hera Palas, yıllar süren restorasyonun ardından yeniden açılıyordu.

Ancak bu otelin geçmişi hiç de temiz değildi.

Yirmi iki yıl önce burada yaşanan ve faili bulunamayan gizemli bir ölüm, otelin kapanmasına neden olmuştu. O olaydan sonra otel hakkında sayısız söylenti çıkmıştı. Kimileri geceleri koridorlardan ayak sesleri geldiğini, kimileri ise boş odalarda ışıkların kendiliğinden yandığını anlatıyordu.

Bütün bu söylentilere rağmen açılış gecesine davet edilen seçkin konuklar, akşam saatlerinde tek tek otele gelmeye başladı.

İlk gelen kişi, başarılı suç romanları yazarı Jessica Carter oldu. Jessica, yeni kitabı için ilham arıyordu ve otelin karanlık geçmişi ilgisini çekmişti.

Ardından eski cinayet masası dedektifi Tom Harris geldi. Polisliği bırakalı üç yıl olmuştu. Sessiz bir tatil geçirmek istiyordu fakat Hera Palas'ın ününü duyunca daveti kabul etmişti.

Genç gazeteci Emily Stone, açılış gecesini haber yapmak için oradaydı. Fotoğraf makinesini boynuna asmış, otelin her köşesini dikkatle inceliyordu.

Otelin sahibi Daniel Brooks, misafirleri tek tek karşılıyor, yıllar süren çalışmaların sonunda oteli yeniden ayağa kaldırmanın gururunu yaşıyordu.

Her şey kusursuz görünüyordu.

Saat tam sekizde büyük balo salonunda açılış yemeği başladı. Kristal avizeler ışıl ışıldı. Piyanodan yükselen yumuşak melodiler salona huzurlu bir hava katıyordu.

Fakat Jessica'nın dikkatini garip bir ayrıntı çekti.

Balo salonunun en arkasında siyah takım elbiseli yaşlı bir adam durmuş, kimseyle konuşmadan misafirleri izliyordu. Jessica gözünü bir anlığına başka tarafa çevirdiğinde adam ortadan kaybolmuştu.

"Belki de gözüm yanıldı." diye düşündü.

Yemek boyunca Daniel, Hera Palas'ın geçmişini anlatmamaya özen gösterdi. Ne zaman biri eski olaylardan bahsetse gülümseyerek konuyu değiştiriyordu.

Gece saat ona yaklaşırken gökyüzünde şiddetli bir gök gürültüsü duyuldu.

Bir anda bütün ışıklar söndü.

Salon tamamen karanlığa gömüldü.

İnsanlar şaşkınlık içinde birbirlerine seslenmeye başladı.

Tam o sırada üst katlardan gelen korkunç bir çığlık bütün otelde yankılandı.

Elektrikler birkaç saniye sonra yeniden geldi.

Herkes sesin geldiği üçüncü kata doğru koşmaya başladı.

Koridorun sonunda bulunan 307 numaralı odanın kapısı aralıktı.

İçeri girenler dehşet içinde kaldı.

Daniel Brooks yerde hareketsiz yatıyordu.

Beyaz halının üzerine koyu kırmızı bir kan gölü yayılmıştı.

Odada hiçbir boğuşma izi yoktu.

Pencereler içeriden kilitliydi.

Balkon kapısı kapalıydı.

Kapının zorlandığına dair en küçük bir iz bile bulunmuyordu.

Emily titreyen elleriyle polisi aramaya çalıştı.

Telefon çekmiyordu.

Resepsiyondan gelen görevli, fırtına yüzünden telefon hatlarının ve internet bağlantısının tamamen kesildiğini söyledi.

Otelden çıkmayı deneyen birkaç kişi ise kötü haberle geri döndü.

Dağ yolunda heyelan olmuştu.

Hiç kimse dışarı çıkamıyordu.

Herkes Hera Palas'ın içinde mahsur kalmıştı.

Tom Harris diz çökerek cesedi incelemeye başladı.

Polis rozetini yıllar önce bırakmıştı ama alışkanlıkları hâlâ devam ediyordu.

O sırada Jessica çalışma masasının üzerinde duran küçük bir zarf fark etti.

Zarfın içinde tek bir kart vardı.

Kartın üzerinde yalnızca şu cümle yazıyordu:

"Geçmiş asla unutmaz."

Jessica'nın yüzü aniden soldu.

Bu cümleyi daha önce görmüştü.

Yıllar önce çözülemeyen eski bir cinayet dosyasında...

Tam o sırada otelin bütün hoparlörleri kendiliğinden çalışmaya başladı.

Boğuk ve tanınmayan bir erkek sesi yavaşça konuştu:

"Aranızdan biri yirmi iki yıl önce işlenen cinayetin gerçek sorumlusu... Bu gece hiçbiriniz buradan canlı çıkamayabilirsiniz."

Ses kesildi.

Koridor yeniden sessizliğe gömüldü.

Konuklar korku içinde birbirlerine bakıyordu.

Kimse kimseye güvenmiyordu.

Ve Hera Palas'taki kâbus, daha ilk gecesinde yeni başlamıştı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.