İçeriğe geç

HER ŞEY BİR KÂBUS

Bölüm 34 · 3 dk okuma

HER ŞEY BİR KÂBUS

Bölüm 34

34. BÖLÜM - GELECEĞİN KANLI İTİRAFI

Ellie’nin kesik kesik, hırıltılı nefesleri odanın sessizliğini bıçak gibi yırtarken, Joel’ın o yıllarca bilenmiş hayatta kalma içgüdüsü anında devreye girdi. Gözlerini açtığı salisede yatağa doğru hamle yaptı. Tüfeğini yana fırlatıp Ellie’nin tir tir titreyen yanaklarını ellerinin arasına aldı.

"Ellie! Ellie, buradayım! Bak bana, ufaklık, benim, Joel!" Adamın sesindeki o alışılmadık panik, odanın beton duvarlarında yankılanıyordu. "Kabus görüyorsun, geçti... Her şey bitti, güvendesin."

Ama Ellie onu duymuyordu. Gözleri camın arkasındaki o sarı örgü saçlı siluete kilitlenmişken, zihni zaman ve mekan sınırlarını tamamen aşmıştı. Şu an bu yatakta değil, Jackson’daki o dondurucu sığınaktaydı. Kulaklarında o lanet golf sopasının rüzgarı yaran sesi, etine ve kemiğine batan soğukluk vardı. Yalvarmıştı... İlk hayatında o adamlara durmaları için, canını almaları ama Joel’ı bırakmaları için deliler gibi haykırmıştı. Ama durmamışlardı. Joel’a vurmaya devam etmişlerdi. O her darbede Joel’ın ağzından sızan kanları, konuşmaya çalışıp da konuşamayışını saniye saniye yeniden yaşıyordu. Ve o sopayı tutan eller... Camın arkasında duran o kıza, Abby’ye aitti.

"Hayır... Hayır, Joel, hayır, hayır!" Ellie’nin gözlerinden boşalan yaşlar Joel’ın nasırlı ellerine akıyordu. Kafasını çılgınca iki yana sallayarak Joel’ın gömleğinin yakalarına yapıştı. Onu o kadar sıkı tutuyordu ki parmak eklemleri bembeyaz kesilmişti. "Seni bir daha kaybedemem... Bir daha ölmene izin veremem!"

Joel, kızın neyden bahsettiğini anlamayarak dehşet içinde kaldı. "Ellie, ne ölmesi? Ben buradayım, sapasağlamım ufaklık, bak—"

"Hayır, anlamıyorsun!" Ellie artık içindeki o devasa, ezici sırrı daha fazla taşıyamazdı. Bu zehirli geleceği tek başına saklamak on dört yaşındaki bu bedeni de ruhu da öldürüyordu. Şimdi söylemezse, o döngü bir kez daha başlayacak ve her şey yine kanla bitecekti.

"O seni ileride öldürecek Joel!" diye haykırdı hıçkırıklar arasından. Sesi odanın içinde çaresiz bir feryat gibi patladı.

Joel donakaldı. Elleri Ellie’nin yanaklarında öylece kaldı.

Ellie’nin gözünün önünden Joel’ın kanlı, tanınmaz haldeki yüzü bir an bile gitmiyordu. Hıçkırıklarının arasında, boğazı düğümlenerek, tüm zaman çizgisini paramparça edecek o itirafı döktü dudaklarından:

"Çünkü... Çünkü sen beni kurtarmak için içerideki o doktoru öldüreceksin! O sarı saçlı kız... o dondurucu odada senin kafanı parçalayan kız... o doktorun kızı! İntikam alacak Joel! Sen onu öldürdüğün için gelip seni benden alacak!"

Odaya bir anda ölümcül bir sessizlik çöktü. Sadece Ellie’nin göğsünü sarsan o hıçkırıklar ve ağlama sesleri duyuluyordu. Ellie başını Joel’ın göğsüne vurarak, sanki tüm bu anıları oraya gömmek istercesine ağlamaya devam etti.

"Hayır, hayır, hayır... Buna izin veremem Joel. Bir kez daha o odada çaresizce izleyemem seni... Lütfen... Lütfen gitmeyelim, lütfen o adamı öldürme..."

Joel, göğsüne sığınmış deliler gibi ağlayan kıza bakarken hayatında ilk kez ne düşüneceğini, ne yapacağını bilemedi. Ellie’nin söyledikleri bir delinin sayıklamaları olamayacak kadar net, dehşet verici ve spesifikti. Boston’dan beri kızın gösterdiği o askeri deha, David’i daha adını duymadan bilmesi, su tünellerinin haritasını ezbere çizmesi... Her şey bir anda Joel’ın zihninde korkunç bir mantık çerçevesine oturdu. Karşısındaki küçük kız, bu anları sanki gerçekten yaşamış gibi anlatıyordu.

Joel, kollarını Ellie’nin etrafına doladı ve onu dünyadaki tüm kötülüklerden saklamak istercesine sıkıca sarptı. Gözleri yavaşça camın arkasındaki o beyaz önlüklü doktora ve yanındaki kıza kaydı. Bakışlarındaki o korumacı şefkat, bir anda yerini derin, karanlık ve ürkütücü bir kavrayışa bıraktı. Kendi ölümü umurunda bile değildi; ama bu küçük kızın bu acıyla kavrulduğunu görmek, Joel’ın içindeki tüm dünyayı yakıp yıkmaya yetmişti.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

35. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

1 yorum