Nefes al-ver , al-ver işte böyle, sakin ol . İyiyim ya da hayır hayır iyiyim. Bekle yine aynı şey bir, bir ses geliyor orada, o evin hayır o ağacın içinden. Evet içinden. Bir insan var. Vücudu simsiyah ve sarı saçlı, çok karanlık, göremiyorum.
Arkama bakmadan koşuyorum, etrafımda hiçbir şey olmamasına rağmen koşuyorum. Anılar beni rahat bırakmıyor. Beynim sanki bir film gibi tekrar tekrar oynatıyor o anı, tekrar tekrar yaşatıyor. Yürüyorum hatta koşuyorum arkama bakmadan yerdeki su birikintilerine yansıyan kırmızı-mavi ışığa, beynimin derinliklerine işleyen o sese aldırış etmeden koşuyorum. Koşuyorum, evrenin hiçliğine.
-Günaydın çocuklar!
-(Nicole) Günaydın anne.
Yine çalan alarm sesine değil de annemin ve ablamın bağırışlarına uyandım aman ne güzel! Hey bekle bu da ne!?
- Axel napıyorsun sen!
- Ne var Julia?
- İstediğin zaman gelip çantamı karıştırabileceğini falan mı sanıyorsun?
- Aman yemedik çantanı kalem alacaktım.
- Sabahın köründe ne kaleminden bahsediyorsun?
- Okula gidicez ya üstün zekalı.
- Kendi kalemine ne yaptın?
- Kaybettim, bekle bir saniye alt tarafı çantanın fermuarını açtım ne bu sinir?
- Ne, hayır, sinirlenmedim sadece özel eşyalarımın kurcalanmasından hoşlanmadığımı biliyorsun. Neyse hadi aşağıya inelim.
Yemin ediyorum yakında Axel'i öldüreceğim.
Kahvaltı sofrasına oturdum ve biri gelip (acaba kim!) kafama vurdu. Benjamin ve onun sabahları uyandırma biçimi, aah canım abim!
Benjamin:
- Hey Beatrix nerede?
- Nerede bıraktıysan oradadır.
- HAHA sen ne kadar da komik olmaya başlamışsın Julia!
- Geldim geldim, yüzümü yıkıyordum.
- Sonunda Beatrix. Dedi annem ve hepberaber kahvaltı yapmaya başladık.
- Haydi herkes arabaya!
Gerçekten bir arabaya 5 kişi sığmak çok zor! Hele hele Nicole Üniversiteye gittiği için kendini bizden üstün görüp her seferinde öne binince daha da zor. Axel ve ben ikiziz tabii kendisi benden büyük olduğunu savunduğu için arabada yine tartışmak zor oluyor. Benjamin Nicole'den sadece bir yaş küçük olsa da yine de onun sözünü dinliyor ve ben bunu gercekten anlamıyorum! Beatrix ise her zaman olaya mantıklı yaklaşan taraf ve tabii ki Axel ve beni ayıran.
- Tamamdır. Bakın çocuklar yeni okulunuzun ilk günü-
- (Benjamin kısık bir sesle) Tabi tabi.
- Senin için aynı şeyleri söyleyeceğim Benjamin. Neyse okulun ilk günü ve burnunuzu bir şeye sokmamanızı rica ediyorum. (Bana dönerek) Hele hele sen Julia.
- Peki anne.
- Axel sen Julia' ya göz kulak olursun değil mi?
- (Axel) Hahahah (Beatrix'in dürtüşüyle) öhöm emm tabi anne!
- (Beatrix) Anne aslında ben de göz kulak olabilirdim.
Yalvaran gözlerle anneme baktım ama tabii ki cevap çoktan belliydi.
- Axel halleder. Tamamdır görüşüz çocuklar!
Sadece şaka! Deseydi ne hoş olurdu değil mi? Demedi tabii. Anlaşılan bugün ayvayı yedik.
- (Axel) Ee nab-
- Bana bak Axel böyle bir şey olmayacak bunu bil ve sınıfına git!
Hızlı adımlarla sınıfa doğru yol aldım.
Arkamdan bir ses "Sen öyle san Julia!" diye bağırdı, umursamadan devam ettim. Sonunda sınıfı buldum C-10 evet burası. Sınıfın kapısını tıklattım ve bekle bir saniye, ahh kafam çok ama çok acıyor. Yine aynı şey anılar, beynim beni rahat bırakmıyor. Nefes al-ver , al-ver işte böyle, sakin ol. En sonunda kapıyı açabildim ve içeri girdim.
- Hey merhaba! Sen yeni öğrenci olmalısın. Bize biraz kendinden bahset hadi.
- Merhaba ben Julia, Julia Black. Oturabilir miyim?
- Tabii Julia bekle, seni evet buldum, seni Joe'nun yanına alalım değil mi Joe!?
- Hıh ne emm neyi kaçırdım yine?
- Nasıldı Joe?
- Ney?
- Rüyandan bahsediyoruz, nasıldı?
- Heh yok ben şey...
- Tamam her neyse geçebilirsin Julia.
Gittim ve şu uyuyan çocuk Joe'nun yanına oturdum.
- Hey merhaba ben Julia ta-
Ne şaka yapıyor olmalısın uyudun mu!?
- Yok canım daha neler öyle iki saniyede nasıl uyuyayım sadece kafa dinliyorum. Merhaba ben de Joe yani Joseph.
- Ben de Julia.
- Sana da Jul diyelim olur mu?
- Bunu beğendim. Tamam neyse derse bakalım.
Kurduğum cümle o kadar benlik değil ki aslında. Ders dinlerken beynim hep aynısını yapıyor,gidiyor ve benim olmayan anılarımda bir geziye çıkıyor.
- Şimdi sizinle bir oyun oynayacağız çocuklar oyunun adı Anılar.
Bekle, ne!? Bu adam aklımı mı okuyor? Tamam sakin bir şey belli etmemeliyim.
Bir kız parmak kaldırdı ve
- Ne yani içimizi mi dikeceğiz?
- Hayır Lily anılar, kendimize anılar yaratacağız ve o anıları kontrol etmeyi öğreneceğiz.
Herkese bir kart verdi kartların üstünde ise herhangi anlamı olmayan saçma cümleler yazıyordu yani yazıyormuş Joseph öyle dedi. Sıra bana geldi ve Profesör yanıma yaklaşıp kısık sesle konuşmaya başladı:
- Bu oyunda iyi olacağına eminim. Unutma anılar sadece beynimizi acıtan bizi öldürmeye çalışan şeyler değildir kontrol edilebilirse yapabileceğin şeyleri tahmin bile edemezsin!
Masasının önüne geri gitti ve:
- Sizden istediğim bu kağıtları açıp, kağıtlardaki bilmeceye göre kendi anınızı yaratmanız tabii şu an değil vakti geldiğinde. Bu ödevler sözlü notunuza eklenecektir.
- Joseph sen-
- Evet açtım amaan ne olacak alt tarafı bir kağıt.
Kağıdı açmak için öğle arasını bekledim yalnız kalıp düşünebileceğim tek anı.
En son matematik dersi de bitti ve sonunda öğle arası oldu. Kafeteryaya indim ve burnuma gelen kokular , işte anılarımı kafamda canlandıran diğer şey kokular. Hiç beklemeden oradan çıktım.
- Hey Julia.
- Axel nasıl geçti dersler?
- Neden hiçbir teneffüste çıkmadın seni göremedim?
- Sadece biraz sınıfta beklemek istedim.
- Neyse tamam ben kafetaryaya gidiyorum gelicek misin?
- Birileri bana seçim şansı veriyor, gözelerim yaşardı. Sana emanet değil miydim ben?
- Bütün gün seninle mi uğraşacağım. Neyse ben gidiyorum görüşürüz.
- Görüşürüz!
Kâğıdı açmak için sabırsızlanıyorum. Hemen bahçeye indim yanımda bir defter ve kalem vardı kendi anımı yaratmak için. Bir ağaç buldum kocaman altına oturdum hemen ve heyecanla kağıdı açtım.
Kağıtta yazanları okumaya başladım. Bir dakika NE!??