Merhabaa!!
Yeni kurgumla karşınızdayım.
Bölüme başlamadan önce, hatalarım olmuş olabilir, bazı sahneler size cringe gelebilir, ama ilk bölümler olduğu için ön yargıda bulunmayın.
Kitabın klişe bir konusu olabilir, beğenen okur, beğenmeyen okumaz. Herkesin zevki farklı.
Not : Küfür içerir!!!
O zaman başlama tarihinizi buraya yazabilirsiniz 👉
Beğenmeniz dileğiyle...
İyi okumalar...
***
" Defne! "
Kulağıma dolan sesle anında gözlerimi açtım. Baş ucumda duran teyzem, gayet sinirli bir şekilde bana bakıyordu.
" Arkadaşların aşağıda seni bekliyor. Kalk çabuk! "
Bugün de asker gibi uyandığımıza göre bir aksilik yok gibiydi. Gözlerimi devirip tuvalete giderken, " Sabah sabah ne işleri var bunların? " Dedim. Ama böyle dediğime bakmayın. Seviyordum şapşalları... Sonuçta bu hayattaki yaşama amaçlarım onlardı...
Yani açıklamak gerekirse, Baran, Damla ve Cihan. Küçükken beraber büyüdüğüm, güldüğüm, ağladığım, her zorluğa beraber göğüs gerdiğim arkadaşlarımdı. Baran, kumral dağınık saçlara sahipti. Ve kahverengi gözleri vardı. Gülünce öyle güzel olurdu ki gözleri... Küçükken en neşelimizdi. Şimdiyse hem ciddi, hem de öfkeli birine dönüşmüştü. Tabii bana karşı öyle değildi ama onu çok iyi anlıyordum... O daha yedi yaşındayken, babası, annesini gözlerinin önünde öldürmüştü. O günden beri de böyleydi işte...
Cihan, siyah kısa saçları vardı. Ve yine siyah gözlere sahipti . Onun da vücudu Baran kadar olmasa da yapılıydı. Ortamı yumuşatan bir tipti. Küçükken de ne zaman aramız bozulsa, hemen bizi güldürmeye çalışırdı. O da ailesini trafik kazasında kaybetmişti. Dıştan ne kadar eğlenceli görünse de içinde neler olduğunu bir biz biliyorduk...
Damla, omzuna kadar gelen kızıl saçları vardı. Gözleri yeşildi. Fiziği de güzeldi. Mahallenin en güzel kızlarındandı. hep pozitif biriydi. Yerine göre sinirlenir, yerine göre gülerdi. Bir olay olduğunda sessizleşip, düşünürdü. Onun da annesi, o daha küçükken onu babasıyla tek bırakıp gitmişti. O yüzden Damla babasına çok düşkündü.
Bana gelirsek... Ben de Defneydim işte...
Ela gözlerim, koyu kahverengi, dalgalı saçlarım vardı. Fiziğim de iyiydi işte. Sadece kısa olmam beni sinir ediyordu.
Teyzemle yaşıyordum. Çünkü annem, beni doğururken ölmüştü. Babam da beni bırakıp gitmişti işte... O günden beri teyzemle yaşıyordum.
Tuvaletten çıktıktan sonra aşağı indim. Bizimkiler koltuğa kurulmuş, benim gelişimi izliyordu. Baran, utangaç çocuğum, başını başka tarafa çevirmişti.
Çünkü üstümde beyaz kısa tişörtüm vardı, altımda da şort.
" Sabah sabah ne işiniz var lan! Ben daha uyuyacaktım! " Diye isyan ederek karşılarına oturdum. Cihan hiç istifini bozmadan,
" Prenses Defnenin ayağına geliyoruz, ona da sinirleniyor! " Damla gülerken,Baran sabır diliyordu. Cihan konuşmaya devam etti,
" Sınavı kazanmışız! "
Sınav mı? Ne sınavı? Ahiret sınavı canım!
Ne sınavı olacak, Geçen gün girdiğin sınav!
Cidden bazen kendimden şüpheleniyordum... Sakince gülümseyerek sordum,
" Hangi okulu kazanmışız? "
Bunun cevabı Barandan geldi,
" Güçlüler Kolejini kazandık. "
Evet, sağır olmadım demi? O kolej mi dedi? Hayırlı olsun, boku yedik arkadaşlar...
Bu ne sınavı derseniz, okulumuz yıkılma kararı almıştı. Bu yüzden de öğrenciler sınava girerek, başka okula gidecekti. Ama bize kolej çıkması hiç aklımızda yoktu... En azından ben hiç düşünmemiştim!
" Lan zaten son senemiz, bence okuldan çıkalım! " Cihanın fikriyle Baran ters bir bakış attı. Aslında mantıklıydı... Ama teyzem asla izin vermezdi.
Damla kaşlarını çatıp, nefesini verdi,
" Ben asla kolejde okumam! O zengin sürtüklerle uğraşmak istemiyorum! "
" Ben de big boylarla uğraşamam! Her gün birini döverim kesin! "
" Niye acaba? Onları kıskanıyorsun değil mi? Çünkü kasları var! " Damlanın cevabıyla Cihan ayağa kalktı.
" Ne alakası var lan! Benim de kasım var, sen hiç görmedin sanki? " Deyip tişörtünü çıkarmaya başladı. Damla gülerken, ben koşarak Cihanın yanına geldim. Teyzemin de bulunduğu bir ortamda yaptığı çok sakıncalı bir durumdu!
" İndir şunu! Hepinizi kovmama çok az kaldı! " Diyip Cihanı yerine oturttum.
Cihan dudağını büzüp yerine otururken, Damla ona el hareketi çekmişti. Bense yerime geçtim. Gözlerim, düşünceli bir şekilde oturan Barana kaydı.
" Sen ne düşünüyorsun? " Dedim sakince.
Kahverengi gözleri sadece gözlerime bakıyordu,
" Yapacak bir şey yok... Biz berabersek bir sorun yok. " Dedi. Ama istemediği çok belliydi. Dudağımı yalayıp hâla kavga eden ikiliye baktım.
" Senin gibi bir kıza hiç yakışmıyor Damla hanım! " Diyordu Cihan.
" Senin gibi bir ayıya yakışıyor ama, yapmaya devam et paşam! "
" İkiniz de susun! O elinizi münasip bir yerinize sokacağım az kaldı! " Diyerek sessizliği sağlamıştım. Bu sinirimi aç olmama borçluyum. Ha bir de erken uyanmama...
" Evet, Defne acıkmış sanırım... " Dedi Cihan ayaklanıp. " E o zaman bir lahmacuncuya gideriz? " Dedi Barana bakıp. Baran ise bana bakıyordu. Lahmacuna hayır diyemezdim.
" Olur valla! Yoksa bu sesi daha çok çekersiniz ! " Deyip kapıya doğru yürüdüm.
" Böyle mi gideceksin? " Diyen Baranın sesini duyana kadar!
Anında arkamı döndüm,
" Beş dakikaya geliyorum, bekleyin! " Deyip odama kaçtım. Nedensizce kıpkırmızı olmuştum...
***
" O sonuncuyu yemeyecektim ya! "
Cihan karnını tutup, arkasına yaslanmış,
sanırım mide fesadı geçiriyordu!
Damla ve ben gülerken, Baran,
" Şunu da ye lütfen, bir an önce senden kurtulalım! " Dedi alayla. Biz daha da gülerken, Cihan yaslandığı yerden doğrulup Barana baktı,
" İnsan sevdiğine böyle der mi lan? Bu nasıl bir aşk? Bu nasıl yaz? " Damla gülmekten pancara dönerken, Baran,
" Siktir! " Diye bir küfür savurdu. Cihan ise dramatik bir şekilde tekrar arkasına yaslandı. Ben de Cihan gibi mide fesadı geçirmeden önce elimdeki lahmacunu bıraktım. Tam konuşacaktım ki dışardan gelen sesle susmak zorunda kaldım.
" Yardım edin! " Diye bir ses geliyordu. Tabii ardından da motor sesi. Baran hemen ayağa kalkıp dışarı çıktı. Damla endişeyle bakarken, " Siz burada kalın, biz geliyoruz! " Deyip ben de Baranın ardından gittim.
Motorlular önümüzden hızla geçerken, Baran arkalarından koşuyordu. Tüm esnaflar dışarıdaydı. Baran öyle hızlı koşuyordu ki, ben ardında nefes nefese kalmıştım. Dizimi tutup, nefesimi düzene sokmaya çalışırken, Baranın bir motora bindiğini gördüm. Bu işin peşini bırakmayacak gibiydi...
Kaç dakikadır yürüyordum bilmiyorum... İzlerini kaybetmiştim. Ve meraktan ölüyordum! Baranın başına kolay kolay bir şey gelmezdi, ama yine de endişeleniyordum...
Tam pes etmiştim ki ara sokaktan gelen sesle kafamı oraya çevirdim. Yavaşça duvarın arkasına saklandım. Baran oradaydı! Yanında da bir çocuk vardı. Ve karşısında da o motorlu çocuklar vardı.
" Ne istiyorsunuz lan? " Dedi Baran. Sesi yankılanıyordu. Baranın önündeki çocuk elini göğsünde birleştirmiş, küstahça ona bakıyordu.
" Bu seni ilgilendirmez! O ve benim aramda."
İçimden bir ses oraya git diyordu ama... Baran buna çok sinirlenirdi...
" Çocuk benim mahallemden! Ne yaptı da bu kadar götünüz kalktı, merak ediyorum? " Baranın bu sözleri, motorcu çocuğu baya sinirlendirmiş olacak ki, Baranın üstüne yürüdü.
" Ne diyorsun lan piç! "
" Düzgün konuş lan! " Evet bu ses benden gelmişti! Bir anda gelen cesaretle ortaya çıkmıştım. Baran şaşkınlıkla bana bakarken, motorcu çocuk sırıtarak bana baktı. Evet ilgisini çekmiştim! Baran şu an kaçmalıydı!
" Vaayy! " Dedi çocuk Barana bakarak,
" Hayranların da mı var? Yoksa sevgilin mi? "Dedi. Baran öyle öfkeyle bakıyordu ki... Her an çocuğu orada öldürebilirdi...
" Saçmalamayı kes ve defol!" Dedim, ve Barana gözlerimle gitmesi gerektiğini anlatmaya çalışıyordum. Ama onun bakışları çocuktaydı. Bir anda beni arkasına aldı. Motorcu çocuk bir anda gülmeye başlamıştı. Arkadaşları da gülünce, bunların psikopat olduğunu anlamıştım.
" Az önce olanlar neydi? Film falan çekmiyoruz burada? Kahramanlık göstermene gerek yok ! "
Baran bence fazlasıyla sabretmiş olacak ki, " Kes lan sesini ! " Deyip, çocuğun suratına bir yumruk savurdu. Çocuk burnunu tutup bir küfürler sayarken, Baran elimi tutup, " Koş Defne! " Dedi. Yanımızdaki çocuk da başka yöne doğru koşup, gözden kayboldu.
Şu an yaşadıklarımız tam bir film sahnesi gibiydi! Arkamızdan motorla gelen bir grup, ve biz. Kalbim ağzımda atarken, artık durmak istiyordum. Ama arkamızdakilere bakılırsa, bu mümkün değildi!
Nereye gidiyorduk bilmiyordum. Sadece Baranı takip ediyordum. Aklıma gelen fikirle, Baranın duyacağı şekilde bağırdım,
" Motorların geçemeyeceği bir yerden gidelim! Oradan da Hayriye teyzenin evine! "
Baran hızlıca arkasına bakıp,
" Tamam ! " Dedi.
Koştuğumuz sokaklar git gide daralırken, motor sesleri de azalmıştı. Son sokaktan geçip, Hayriye teyzenin evinin önünde durduk. Şimdilik izimizi kaybetmişlerdi.
Dizlerimi tutup nefesimi düzene sokmaya çalıştım. Dilim damağım kurumuştu. Kuruyan dudağımı ıslatıp,
Barana baktım. O da benden farksızdı.
Baran nefes nefese, " İyi misin? " Dedi.
Bu ön aşama. İki dakika sonra ağzıma sıçacak!
" İyiyim..." Dedim.
Baran sokağın girişine doğru yürüyüp, etrafı inceledi.
" Sanırım kurtulduk..." Dedi.
Sakinliğini fırsat bilip yanına gittim.
" Özür dilerim... " Bir anda başını bana çevirdi. " Ama seni çok merak ettim! Sonuçta onlar çoktu, sen bir kişiydin. Başına bir şey- " diyordum ki belimden tutup beni kendine çekti. Bana sarılmasını hiç beklemiyordum!
" Şu an sinirim geçti işte..." Dedi. Ben de gülümseyerek karşılık verdim. Her zaman sarıldığı gibiydi...
" Ya sus! Ne saçmalıyorsun? " Bu ses bir yerden tanıdık geliyordu. Başımı kaldırıp arkama baktığımda, Cihan ve Damlanın şaşkın bakışları ile karşılaşmıştım. Baran hızla benden uzaklaşırken, Cihan ve Damla yanımıza geldi.
" Neler oldu? Kaç saattir sizi arıyoruz! " Dedi Damla elini beline koyarken. Cihan ise Barana tuhaf bakışlar atıp,
" Biz sizi arayalım, siz burada..." Dedi. Konuyu başka yerlere çektiğini anladığımdan, " Öyle şeyler oldu ki! " Dedim heyecanla, " Gelin anlatayım!"
Baran da eliyle saçlarını karıştırırken,
" Siz gidin, ben de şunlara bir bakayım."
Dedi. Ben de derin bir nefes alıp bizimkilerin arkasından gittim.
***
" Bir gün de erken kalksan, tüm mahalleye aşure dağıtacağım ! "
Teyzemin söylenmeleriyle bir güne daha gözlerimi açtım.
Yataktan kalkıp, " Malzemeleri hazırla teyzoş, yarın bu kız erken kalkacak! " Deyip tuvalete girdim.
İşlerimi hallettikten sonra odama girip dolabımı karıştırdım. Sade bir tişört ve pantolonumu alıp dolabı kapattım. Saçlarımı da açık bıraktım. Hafif de makyaj yapmıştım. Çantamı alıp odadan çıktım. Teyzem mutfaktan seslendi,
" İlk günden olay çıkarmayın! "
Biz ve olay çıkarmak? Özellikle benim gibi tatlı bir kız?
" Tamam! " Deyip evden çıktım.
Mahallenin girişinde bizimkileri beklemeye başladım. Bir kaç dakika sonra iki tane motor önümde durdu. Cihan arkasına Damlayı almıştı. Ben de Baranın arkasına bindim.
On dakika sonunda okula giriş yapmıştık. Bir an Baranın kasıldığını hissetmiştim. Cihan ve Baran motorları park ederken, Damla ve ben kocaman "Güçlüler Koleji " yazılı tabelaya bakıyorduk. Kalabalık bizi fark etmiş olacak ki, alaycı bakışları buradan görünüyordu.
Baran ve Cihan da yanımıza
gelince, okulun içine doğru yürümeye başladık.
Ta ki arkamızdan gelen sese kadar...
" Böyle elinizi kolunuzu sallayıp nereye gidiyorsunuz? "
****
Veee bölüm sonu!
Yıldıza basma zamanı!
Teşekkürler;)
