Ellerimdeki kana baktım artık alışmıştım
2022 PAZAR SAAT:21.10
“Sıradaki hedef kim?” Ege karşımda, loş ışık altındaki deri koltuğuna yayılmış bir şekilde oturuyordu. Belli belirsiz bir memnuniyetle gülümsüyordu. Bir haftada gerçekleşen üç sözleşmeli infazdan sonra, Ege’nin bu sakinliği benim de içimi rahatlatıyordu. O, planlayıcıydı, sözleşmeleri ayarlayan zihindi; ben ise uygulayıcı. Gözlerimi masanın üzerindeki belgelere çevirdim. Üç kurbanın da yüzü, üzerleri kırmızı kalemle daire içine alınmış şekilde bize bakıyordu. Onlar, belirli bedeller karşılığında ortadan kaldırılmasını isteyen müşterilerimizin listesindeydi. Şimdi bu ‘hizmet’ serisine devam etme sırası bizdeydi. “Ege” dedim, sesim kararlıydı ama yorgunluğu gizleyemiyordum. Üç gecedir uyku hapı almıyordum. “Hızımız iyi ama risk tavan yaptı. Polis, artık bu işlerin bir 'seri katil' işi değil, çok profesyonel bir 'temizlik' olduğunu biliyor. Hedefler arasında görünürde bir bağlantı yok, ama bu dördüncü iş, deseni açığa çıkaracak.” Ege, elindeki kristal viski bardağını hafifçe salladı. Buzların sesi, odadaki sakinliği onaylar gibiydi. “Risk, planın bir parçasıdır, Esin. Biz, piyasanın talep ettiği ‘hizmet sağlayıcılarız’. O kurbanlar, sadece ödenmiş sözleşmelerdi, hak eden ya da etmeyen değil. Ve bu ‘senaryo’nun akışını bilen, her zaman bir adım öndedir. Bizim işimiz, kusursuzluktur.” Odanın havası, sigara dumanı ve eski kütüphane kağıtlarının kokusuyla ağırdı. Burası, şehrin üzerinde, kimsenin bilmediği, bizim için güvenli bir sığınaktı Dışarıdaki yağmurun ritmik sesi, içimdeki gürültüye eşlik ediyordu. Ege, bardağını sehpaya bıraktı ve öne doğru eğildi. Gözlerinde saf bir hesapçılık parlamıştı. Bu anları severdi; yeni bir sözleşmenin detaylarını netleştirdiği anları... “Sıradaki hedef... Elif Akyaz. Otuz altı yaşında. Finans dünyasının önemli bir ismi, büyük projelerin denetçisi. Müşterimizin talebi, sadece infaz değil. Elif’in elindeki, müşterimiz için çok kritik bir flash bellek veya dosyayı istiyor.” . “O zaman öncelik konuşturmak,” diye mırıldandım. “Sırtını dayadığı o dosya ne kadar önemliyse, direnişi de o kadar sert olacaktır. Polis devredeyken işimiz daha zor.” “Zor değil, kısıtlı,” diye düzeltti Ege, başını sallayarak. “Bu dörtlü, pisliğin merkeziydi ama kimin pisliği olduğu bizi ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren tek şey, Elif’in elindeki anahtar ve işimizi temiz bitirmek. O yüzden kimin için çalıştığımızı unutma, Esin. Biz, kusursuz iş çıkarmak zorunda olan profesyonelleriz. Piyasada adımız, başarımızın garantisi.” Ege’nin bu soğuk, profesyonel duruşu, benim duygusal bağlar kurmamı engelliyordu. Benim tek bağım, aldığım paraybir O günden sonra, resmi rozetimi bir kenara atmış, kanun dışı bu düzende ayakta kalmayı öğrenmiştim. Telefonumdaki şehrin haritasını açtım. “Onu ne zaman ve nerede katlediyoruz?” diye sordum, planı kesinleştirmek için. Ege, yüzündeki ifadeyi bozmadan konuştu: “Elif Akyaz, bu gece saat 22:00’de, şehrin en eski ve en korunaklı kütüphanesinde, nadir bir el yazması müzayedesine katılacak. Üstelik bu sefer yalnız hareket etmeyecek. Bir koruması olacak.” “Kütüphane mi? Koruma mı?” Gözlerimi kıstım. “Kalabalık, güvenlik önlemleri... Çok riskli.” “Riskli, evet,” Ege gülümsedi. “Ama unutma, Elif de bir sanatçı. O, dikkat dağıtmayı sever. Kendini bir bilgi mabedinin ortasına, sanat eserleri arasına saklayacak. Bu yüzden, onu konuşturman ve dosyayı alman için kısıtlı bir zamanın olacak.” Ege elini, masadaki kütüphane planlarına uzattı. Parmakları, binanın altındaki kalın siyah çizgilerde durdu. “O kütüphanenin tarihi bir tünel sistemi var. Eski Osmanlı döneminden kalma, unutulmuş dehlizler. Bu akşam saat 21:45’te, Elif o müzayede alanından sıyrılıp, gizli bir kapıdan bu tünellere girecek. Bir şeyler saklayacak veya birisiyle buluşacak. Koruması, tünelin girişini tutarken, o içeride yalnız kalacak. İşte senin anın o Esin.” Ayağa fırladım. Saatime baktım; 21:20. Kütüphane, buradan arabayla yirmi dakikalık mesafedeydi, trafik izin verirse. “Bu bilgiyi nasıl edindin?” diye sordum, son bir kez teyit ihtiyacı hissederek. Ege gözlerini kapattı, derin bir nefes aldı ve sigara dumanını yavaşça dışarı üfledi. “Müşterimiz, yalnızca öldürme emri vermedi, aynı zamanda hedefin tüm hareket desenini de bize sağladı. Güvenliğimiz, onların dosyasının güvencesidir. Ceketimin iç cebindeki susturuculu tabancanın soğuk metalini kontrol ettim. Kapıya doğru yürüdüm. “Bu iş bittiğinde,” dedim. “Sözleşmede belirtilen ödemenin tamamı masada olacak.” Ege gözlerini açtı ve gülümsedi. Bu kez gülümsemesi, tamamen iş odaklıydı. “Eksiksiz. Şimdi git. O anahtarı bul, o dosyayı al ve işi tamamla. İyi avlar, Esin.” Kapıyı arkamdan kapattım. Merdivenlerden inerken, üzerimdeki görev bilinci, yorgunluğumun yerini almıştı. Kütüphanenin karanlık tünelleri beni bekliyordu. Tek amaç: Elif Akyaz'ı bulmak, istenen bilgiyi almak ve sözleşmeyi yerine getirmek. Saatim 21:21’i gösteriyordu. Harekete geçme zamanıydı.