🌅
Sabah olmuştu, Güneş tüm sıcaklığıyla yüzüme adetâ gülümsüyordu. Gördüğüm Kâbustan sonra tekrar uyuyakalmıştım. Bu sefer hiç rüya görmemiştim ama artık iyice dinlenmiştim. Enerjim çok yüksekti. Bahçeye çıktım. Kuş cıvıltılarını huzurlu ve keyifli bir şekilde dinliyordum. Yanımdan hızlı bir şekilde simsiyah birşey koşarak geçti. Ne olduğunu tam olarak göremiştim. Arka bahçeye doğru gittiğini görmüştüm. Ben de arka bahçeye gittim. Simsiyah olan şeyin kara bir kedi olduğunu fark ettim. Kendisi siyahtı ama gözleri sapsarıydı, gün ışığında altın gibi parlıyordu. Kedinin kovaladığı beyaz kelebekler adetâ dans ediyorlardı. Çok güzel görünüyorlardı. Kedinin yanına gittim. Ama benden kaçtı. Yine de ona tüm kalbimle teşekkür ediyordum. Kelebekleri bulmamı sağlamıştı çünkü. Kedinin benden neden korktuğunu hiç bilmiyordum. Bilmek istiyordum ama. Acaba neden korkmuştu benden? Ona zarar vermeyecektim ki. Sonra Kiky ve Lily'yi uyandırmak için eve doğru yöneldim. Eve girince mutfakta birisini gördüm. Tanımadığım birisiydi. Hemen mutfağa gittim. Yiyecek birşeyler hazırlıyordu. Ona:-Günaydın, siz kimsiniz? Dedim. O arkasını dönmeden bana:-Günaydın Ella. Beni tanımadın mı? Ben:-Hayır, ama sesiniz biraz tanıdık geliyor. Dedim. Bana doğru döndü ve şöyle dedi:-Şimdi tanıdın mı?dedi. Onu tanımıştım. O babaannemin arkadaşı Zeynep'ti! Ben:-Evet! Sizi tanıdım! Dedim. O da bana:-Ben kimim söyle o zaman! Dedi. Ben:-Siz babaannemin arkadaşı Zeynep'siniz! Değil mi? Dedim. Hiçbirşey demedi. Sadece önüne dönüp yemeği yapmaya devam etti. Ben de odaya girdim. Kiky ve Lily'yi uyandırmak için. Kiky, uyanmış saçını tarıyordu. Lily ise daha uyanmamıştı. Kiky, bana:-Günaydın! dedi. Ben Lily'yi uyandırdım. Lily:-Ne oldu? Neden beni uyandırdın Ella? Ben:-Bir kedi gördüm. Lily:-Ne gerçekten mi!? Dedi ve yatağından hızla kalktı. Kiky:-"Kedi" kelimesini duymadan önce Ella'nın seni neden uyandırdığını soruyordun Lily! Dedi. Hepimiz güldük. Sonra Lily, banyoya doğru gitti. 10-15 dakika sonra Lily geri döndü. Ben:-Bu kadar uzun sürede ne yaptın Lily? Dedim ve güldüm. Lily:-Sadece yüzümü yıkadım. Dedi. Kiky ve ben kahkahalara boğulduk. Sonra Lily de güldü. Gerçekten o kadar uzun sürede sadece yüzünü mü yıkadı? Düşünmesi bile hâlâ çok komik geliyor bana.😂 Sonra bahçeye çıktık. Kedi arka bahçedeki ağaçtaydı. Lily, yanında ekmek getirmişti. Ağacın altına bıraktı ve uzaklaştı. Lily:-Bu kelebekler ne kadar da güzel! Dedi. Kiky:-Şurada bir kutu var! Acaba içinde ne var? Dedi. Ben:-Bunu ilk geldiğimde de görmüştüm. Dedim. Lily:-Kedi ağaçtan iniyor! Hemen yanına gideceğim! Dedi. Koştu sonra onu tuttum. Lily:-Ne yapıyorsun Ella? Dedi. Ben:-Senden korkabilir. Dedim. Lily:-Haklısın Ella! Dedi. Sonra kutuya doğru gittim onu aldım. Kiky:-Acaba içinde ne var? Çok heyecanlandım! Dedi. Kutuyu açtım. İçinde bir not vardı. Notu elime aldım ve açtım. Bu bir bilmeceydi. Demek ki hazinenin yolunu gösterecekti. Kâğıtta şöyle yazıyordu:Dalgaların en büyük olduğu yer. Tuzlu su toprağı deler.
Lily ve Kiky, cevabı arıyordu. Aslında ben cevabı bulmuştum. Cevap Denizdi! Ben:-Cevabı hâlâ arıyor musunuz? Diye sordum. Lily:-Hâlâ bulamadık, sen buldun mu? Ben:-Buldum. Kiky:-Lily, ben de buldum. Kiky ve ben aynı anda:-Deniz! Dedik. Lily:-Ah benim salak kafam ah! Bu kadar basit şeyi neden bilemedim ki! Biz güldük sonra eşyalarımızı almaya odaya doğru gittik. Babaannemin arkadaşı Zeynep yanıma geldi ve:-Ne oldu? Bir yere mi gidiyorsunuz? Ben:- evet. O:-Nereye gidiyorsunuz? Ben:-Denize gidiyoruz dedim. O:-Yoksa düşündüğüm şey mi? Ben:-Hazine için. O:-Demek ki bilmeceyi çözmüşsünüz. Ben:-Siz bilmeceyi nereden biliyorsunuz? O:-Bilmeceyi Ayşe'yle beraber yazmıştık. Dedi ve mutfağa gidip yiyecek birşeyler getirdi. Sonra da:-bunları yolda yersiniz. Ben:-Teşekkür ederim Zeynep teyze. O:-Bana Zeynep nine demeni tercih ederim. Ben:-Neden? O:-Babaannenin öldüğünden çok geç haberim oldu. Almanya'daydım. Ben:-Tamam Zeynep nine! O:-Yolunuz bahtınız açık olsun çocuklar! Alice'e haber veririm ben sizin gittiğinizi. Ben:-Alice abla'yı nereden biliyorsunuz? Yoksa sizin kızınız mı? O:-Sen çok zekisin Ella! Evet, Alice benim kızım. Dedi Lily ve Kiky odadan çıktılar. Ben:-Kızlar biliyor musunuz? Alice abla Zeynep nine'nin kızıymış! John abi de Zeynep nine'nin damadıymış. Kiky:-Zaten Zeynep nine'yle Alice abla çok benziyorlardı. Ben:-Hadi yola çıkalım artık! Lily:-Ya niye bağırıyorsun Ella? Ben:-Hazine bu beklemeye gelmez. Değil mi Kiky? Kiky:-Aynen ama paradan daha önemli şey sevgidir. Ben:-Tamam ama belki de maddi değeri değil de manevi değeri olan birşeylerdir hazine. Kiky:-Haklısın Ella! Hadi Lily hadi! Uyuz uyuz yürüme! Lily:-Ay tamam! Siz de çok hızlısınız! Bu şekilde enerjinizi bitireceksiz daha yolun yarısında! Kiky:-Kırk yılın başında mantıklı bir cümle kurmayı başardın bravo Lily! Ben:-Enerjimiz biterse ne olacak ki? Kiky:-Yahu Ella! Sen de kırk yılın başında mantıksız bir cümle kurmayı başardın bravo Ella! Ben:- Öyle heves etme Kiky! Benim mantıksız cümlemi asla bulamazsın! Kiky:-Az önce kurduğun mantıksız cümle neydi o zaman? Ben:-Yemeklerimiz var. Kiky:-Yemekler mi? Ben:-Evet, Zeynep nine bize yiyecek birşeyler hazırlamış. Kiky:-Yani artık heves etmemeliyim. Ben:-Aynen Kiky! Dedim. Sonra da yola devam ettik. Yolda giderken bir tane ağaçta arı kovanı gördük. Lily, eline yerden bir sopa aldı ve arı kovanının içine sokmak için sopayı havaya kaldırdı. Ben:-Ne yapıyorsun sen Lily! Kiky:-Bal alacak işte ne olmuş yani? Ben:-Arı kovanının içinde arılar olabilir. Kiky:-Saçmalama Ella! Hiçbir yerde arı gözükmediğine göre içeride de arı yoktur! Bu sırada Lily, sopayı elinde havada tutarak hareketsiz bir şekilde dikkatle bizi dinliyordu. Ben:-Siz bilirsiniz! Kiky:-Biliriz Tabii! Ben:-Ya içeride arı varsa? Kiky:-Saçmalama Ella! Dedi. Lily sopayı arı kovanının içine soktuğu anda arılar dışarı çıktı ve bizi kovalamaya başladılar. Biz kaçarken şöyle dedim:-Ben sana demiştim Kiky! Kiky:-Of ya yine haksız olduğun yeri bulamadım! Ben:-Bulamazsın tabii! Dedim. Bir süre daha kaçtıktan sonra arılar kovalamayı kestiler. Biraz soluk aldık. Çok fazla koşmuştuk. Arkama döndüğümde Lily'yi ağlarken gördüm. Hemen yanına gidip ne olduğunu sordum:-İyi misin Lily? Ne oldu? Arı mı soktu? Lily:-Sen çok zekisin Ella! Hemen anladın ne olduğunu! Dedi. Lily'yi tam üç yerinden arı sokmuştu. Biri elinden, biri boynundan, biri de gözünün altından sokmuştu. Kiky, Lily'nin yanına geldi. Suratı asıktı. Şöyle dedi:-Benim yüzümden oldu, özür dilerim Lily. Lily:-Önemi yok, zaten bal arısı soktu. Fazla acımıyor. Kiky:-Yoksa elinde tuttuğun şey kovan mı? Lily:-Evet arılar gidinde aldım. Ella, şu yemekleri yiyelim mi? Nasıl olsa kahvaltı da yapmadık saat kim bilir kaç olmuştur. Ben:-O zaman balı da yeriz. Lily:-Balın tadını hatırlayamıyorum. Kiky:-Lily, senin birkaç gün önce yediğin şeyin tadını hemen unuttuğuna o kadar kızıyorum ki! Dedi. Çantadan bez çıkardım. Serdim. Yiyecekleri ve balı Lily aldı. Lily, az kalsın balı tabağa koymadan direkt olarak beze koyup bezi kirletecekti. Hemen aldım balı. Bir tabağa döktüm ve tabağı bezin üzerine bıraktım. Yemekleri ve balı yedik, biraz su içtik birkaç saat yürüdük akşam olmak üzereydi. Gün batımını izledik ve akşam oldu biz de hemen yattık. Çok yorgunduk çünkü. Hemen uyuduk.
