İçeriğe geç

Hazbin Hotel'deki Tilki

Bölüm 8 · 3 dk okuma

Hazbin Hotel'deki Tilki

Bölüm 8

Kırık Yansıma

Alastor: Kintsugi için malzeme hazır, teknik hazır, zeka hazır. Geriye sadece sabır kaldı. Çünkü kırığı altınla birleştirmek... zamanı doğru kullanmayı gerektirir. Üçüncü iyilik borç hanene yazılmadı. Zekana saygı duydum. Cehennem’de zeki tilkiler az bulunur. Tilki de az bulunur gerçi...

Bastonunu kaldırıp selam verir gibi hafifçe eğiliyor.

Yere çöktüm. Pençelerimle en büyük cam parçasını alıyorsun. Keskin, ama tuhaf şekilde elim acımıyor.

Dışarıdan hafif bir mırıldanma geliyor.

Charlie: Taehyun? İyi misin? Bir şangırtı duydum da... Her şey yolunda mı? Kapıyı açmamı ister misin?

Taehyun: Ben iyiyim~

Diye Charlie'ye seslendim. Hala cam parçalarına bakıyorum.

Charlie: Oh, çok şükür! Tamam... rahatsız etmiyorum o zaman. İhtiyacın olursa bağırman yeterli. Vaggie lobide, ben de mutfaktayım.

Ayak sesleri merdivenlerden uzaklaşıyor. Yine sessizlik. Sadece yerdeki cam parçalarının ışığı ve masadaki altın boyanın kokusu kaldı.

Alastor: Statik... Çalışkan tilkileri severim~ Acele etme. Altının kuruması zaman alır. Tıpkı güven gibi.

Önce parçalanan parçaların hepsini düzenli bir şekilde birleştirdim. Sonra hepsinin arasına Japon yapıştırıcısı sürdüm. Biraz kuruduktan sonra altın ve turuncu boyayı karıştırıp tüm boşluklara sürüyorum. Kalan boyayla da çerçeveyi boyuyorum. Yerine yerleştirip bitiriyorum.

Ama yansımam Dünya’daki gibi değil. Tek gözüm parlıyor, tilki kulaklarım dik, kuyruğum kabarmış. Daha vahşi ve bütün görünüyorum.

Kendimi Cehennem'de ilk kez gerçekten görüyordum. Elimle aynaya dokundum. Ve o an, aynanın en ortasındaki en büyük altın çatlakta bir şey kıpırdıyor.

Yansımada ağzımda bir şey var. Parlak, kanlı... avcıya ait bir şey mi? Bunun ne olduğunu anlamadım tam olarak. Ama ağzımda gözüken kan, benim kanım değildi...

Görüntü bir saniye sürüyor, sonra kayboluyor. Kalbim deli gibi atıyor. Kulaklarım arkaya yatıyor, kuyruğum bacaklarımın arasına giriyor. Bunu bilerek yapmadım.

Alastor, arkamdan aynaya yaklaşıyor ama dokunmuyor. Yansımasına bakıyor. Geyik boynuzlu gölgesi aynada normalden daha uzun duruyor.

Alastor: Güzel iş, küçük tilki. Kırığı sanata çevirdin. Çoğu günahkar sadece saklamaya çalışır. Sen sergiledin. Kintsugi... kırığı saklamamak, onurlandırmak. Cehennem’de çok az ruh bunu yapar, Taehyun~ Çoğu bandı yapıştırır, üstüne boya atar. Sen altını seçtin.

Yansımama bakıyor. O bir saniyelik kanlı görüntüden sonra yüzünde sırıtış var ama gözleri dikkatli.

Alastor: Gördün, değil mi? Ayna bazen hatırladığını sandığın şeyi değil, unuttuğun şeyi gösterir.

Bir adım geri çekiliyor ve bana alan bırakıyor.

Alastor: Oda artık sana benziyor, küçük tilki. Boşluk gitti, inin oldu. Sıcak, tehlikeli, altın çatlaklı. Tam bir tilki ini.

Kapıya yöneliyor ama duruyor.

Alastor: Charlie toplantıdan çıkınca seni görmek isteyecek. Vaggie de dikişlerini kontrol edecek. “İyiyim” demen yetmez, o kadın mezura gibi ruh ölçer. Bir tavsiye... bedava değil, tecrübe: Cehennem’de gördüğün her yansımayı sorgula. Özellikle de kendi yüzün değilse.

Yansımadaki o kanlı görüntü içimi ürpertmişti. Parmaklarım istemsizce aynanın altın çatlağına değiyor. Soğuk. Ama bir anlığına sıcak gibi hissettirmişti. Avcılar kalmış bir parça mıydı o?

Alastor kapıdan çıkarken duruyor. Bastonunu yere vurunca odadaki bütün cam kırıkları hafifçe titriyor.

Alastor: Aynalar, küçük tilki... Cehennem’in en dürüst yalancılarıdır. Gördüğün şey geçmiş mi, gelecek mi, yoksa şu an içinde gevelediğin günah mı... kimse bilemez.

Başını yana eğiyor. Tek gözüme bakıyor, sonra yansımamdaki tilki kulaklarına. Bir şey söyleyecek gibi oluyor ama susuyor. Kapı kolunu tutuyor ama açmıyor. Sesi alçalıyor, radyo paraziti karışıyor ve son bir şey söylüyor.

Alastor: Bence o avcıdan bir parça taşıdığını unutma. Cehennem sana tilki formu verdi diye değil. Belki de avcı senden önce yem olmuştur, Taehyun. Hatırlamadığın şeyler en tehlikelisidir.

Kapıyı kapatıp gidiyor. Adımları merdivenlerde yankılanmıyor. Gölgesi bile sessiz. Oda tekrar sessizleşiyor. Dikişlerim sızlıyor ama dayanılabilir. Aynadaki yansımam bana bakıyor. Tek göz, sivri kulaklar, kabarık kuyruk.

Kapının altından bir not kayıyor. Bu sefer Charlie’nin yazısı değil. Daha sert, köşeli:

Taehyun.

Dikiş kontrolü. 10 dakika.

Kaçarsan, Angel’ı yollarım.

-Vaggie

Alt kattan diğerlerinin sesleri geliyor.

Angel Dust: Hey Vag! Yeni tilki çocuğa posta mı atıyosun? Kıskandım bak~

Vaggie: Kapa çeneni Angel. İlk yardım bu.

Husk: Bahse girerim çocuk aynayı bile kırmıştır. Yeni gelenler hep dramayı sever.

Kendi kendime fısıldıyorum

Taehyun: Avını yemiş olmak... nasıl yani? Ne yapmış olabilirim ki en fazla?

Ormanda hiçbir şey hatırlamıyorum. Tek hatırladığım pompalı tüfek sesi ve "Tilkiyi buldum!" bağırışı. Ama ya öncesinde?

Kuyruğum huzursuzca sallanıyor. Daha fazla düşünmek istemiyorum. Yatağıma uzandım ve bir süre sonra uyuyakalmışım.

Bölüm sonu

2 yorum